2015 yapımı kısa film, yıllardır kullandığı masa lambasıyla duygusal bağ kuran bir adamın bu takıntısının hayatını nasıl etkilediğini anlatıyor. lambanın bozulmasıyla başlayan süreç, onun psikolojik bir yüzleşmeye ve vazgeçmenin kaçınılmazlığına doğru ilerlemesini gözler önüne seriyor.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 18.02.2026 02:30 tarihinde açılmıştır.
1.
murat kiziroğlu tarafından çekilen 12 dakikalık kısa film; yönetmenin kendisi de filmde rol almış iken selman çelik, merve şeyda akpunar gibi isimler de rol almış ve film 2015 yılında yayınlanmıştır.

5 yıldır kullandığı masa lambasıyla gereğinden fazla duygusal bağ kuran ve bu lambayı artık bir takıntı haline getiren bir adamın başından geçenleri konu ediniyor.
konusunun çok basit gibi durduğunun farkındayım ama filmi dümdüz anlatmak yerine filmden çıkarılabilecek anlamlar üzerinde duracağım.
otuzlu yaşlarının sonlarında gibi duran bir adamın 5 yıldır kullandığı kırmızı renkli masa lambası bir gün ansızın bozulur, tamir ettirmek ister ancak tamirci dahi halledemez.
bir gün lambasının ona cevap vereceğini sanarak onunla konuşma girişiminde bulunur, psikoloğa görünmesi gerektiğini fark eder ve psikoloğa görünür, herhangi bir nesneyi bu kadar takıntı haline getirmemesi gerektiği söylenir, yeni bir masa lambası almakta fayda vardır ama duygusal bağ kurduğu bir şeyin yerini tutabilecek midir?
yeni aldığı masa lambası onu hiç mutlu etmez çünkü onunla geçirdiği yıllar yoktur, ona anlam verilmemiş ve değer biçilmemiştir.
sonrasında ise lambayı çöpe atması ile olaylar gelişir, bir adam lambayı çöpten almış ve geri vermeye de niyetli değildir, vazgeçtiğin şey artık senin değildir, düşüncesindedir.
benim için bazı açılardan etkileyici bir kısa filmdi.
o lamba bir insan da olabilirdi, sana artık ışık vermeyi bırakan, artık seni aydınlatmaktan, sevmekten, yanında olmaktan vazgeçen biri olarak da düşünülebilirdi, onunla ne kadar zaman geçirmiş olursan ol, o bir gün gidecekti, vakti gelince herkesin gittiği ve her şeyin bittiği gibi...
en sevdiğin insan artık sana ışık vermeyi bıraktığında bir daha sana onun gibi kim ışık saçacaktı, kim seni onun kadar mutlu edebilecekti, ondan sonra hayatına giren insan, insanlar, senin ruhunu onun gibi görebilecek miydi?
filmin alt metninde yer alan sorulardandı benim için.
lamba metaforu bence iyiydi.
bir gün ansızın sana ışık saçmayı bırakan insanın yokluğu üzerine düşündüren bir kısa filmdi.

5 yıldır kullandığı masa lambasıyla gereğinden fazla duygusal bağ kuran ve bu lambayı artık bir takıntı haline getiren bir adamın başından geçenleri konu ediniyor.
konusunun çok basit gibi durduğunun farkındayım ama filmi dümdüz anlatmak yerine filmden çıkarılabilecek anlamlar üzerinde duracağım.
otuzlu yaşlarının sonlarında gibi duran bir adamın 5 yıldır kullandığı kırmızı renkli masa lambası bir gün ansızın bozulur, tamir ettirmek ister ancak tamirci dahi halledemez.
bir gün lambasının ona cevap vereceğini sanarak onunla konuşma girişiminde bulunur, psikoloğa görünmesi gerektiğini fark eder ve psikoloğa görünür, herhangi bir nesneyi bu kadar takıntı haline getirmemesi gerektiği söylenir, yeni bir masa lambası almakta fayda vardır ama duygusal bağ kurduğu bir şeyin yerini tutabilecek midir?
yeni aldığı masa lambası onu hiç mutlu etmez çünkü onunla geçirdiği yıllar yoktur, ona anlam verilmemiş ve değer biçilmemiştir.
sonrasında ise lambayı çöpe atması ile olaylar gelişir, bir adam lambayı çöpten almış ve geri vermeye de niyetli değildir, vazgeçtiğin şey artık senin değildir, düşüncesindedir.
benim için bazı açılardan etkileyici bir kısa filmdi.
o lamba bir insan da olabilirdi, sana artık ışık vermeyi bırakan, artık seni aydınlatmaktan, sevmekten, yanında olmaktan vazgeçen biri olarak da düşünülebilirdi, onunla ne kadar zaman geçirmiş olursan ol, o bir gün gidecekti, vakti gelince herkesin gittiği ve her şeyin bittiği gibi...
en sevdiğin insan artık sana ışık vermeyi bıraktığında bir daha sana onun gibi kim ışık saçacaktı, kim seni onun kadar mutlu edebilecekti, ondan sonra hayatına giren insan, insanlar, senin ruhunu onun gibi görebilecek miydi?
filmin alt metninde yer alan sorulardandı benim için.
lamba metaforu bence iyiydi.
bir gün ansızın sana ışık saçmayı bırakan insanın yokluğu üzerine düşündüren bir kısa filmdi.
devamını gör...
