1.
kanımı donduran asıl mesele şu; aleviler ne zamandan beri müslüman değil? bu soru bile başlı başına meselenin vahametini gösteriyor. kullanılan dil ya derin bir cehaletin ürünü ya da bilinçli biçimde seçilmiş, ayrımcılığı ve mezhepçi nefreti tetikleyen bir söylem. hangisi olursa olsun, bir milletvekilinin ağzından çıkması kabul edilemez.
“suriye’de müslümanlar ölürken sesiniz çıkmıyordu, aleviler ölünce ayağa kalkıyorsunuz” gibi bir cümle; alevileri müslümanlığın dışında konumlandıran, acıları mezhebe göre tartan, ölümü kimlik üzerinden sınıflandıran son derece sorunlu, dışlayıcı ve tehlikeli bir dildir... insan hayatı mezhebe göre mi değer kazanır?
bir ölüm daha az, diğeri daha mı fazla konuşulmayı hak eder? bu, ne vicdanla ne de siyaset sorumluluğuyla bağdaşır...
tbmm’ye halkı temsil etmesi için gönderilmiş birinin görevi, toplumu ayrıştırmak değil; zaten fazlasıyla yaralı ve kutuplaşmış bir ülkede birleştirici, onarıcı bir dil kurmaktır. oysa bu söylem, var olan sorunları daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor.
ortaya konan şey siyaset değil; “laf konuştu ” dedirten, cahilce karanlığı besleyen bir zihniyetin yansıması. toplumu sakinleştirmek, acıyı ortaklaştırmak yerine; mezhep üzerinden yeni öfkeler üretmek, bu ülkeyi ileri değil, daha da karanlığa sürüklemekten başka bir anlama gelmiyor.
youtube.com/shorts/8_DjO1Z_...
“suriye’de müslümanlar ölürken sesiniz çıkmıyordu, aleviler ölünce ayağa kalkıyorsunuz” gibi bir cümle; alevileri müslümanlığın dışında konumlandıran, acıları mezhebe göre tartan, ölümü kimlik üzerinden sınıflandıran son derece sorunlu, dışlayıcı ve tehlikeli bir dildir... insan hayatı mezhebe göre mi değer kazanır?
bir ölüm daha az, diğeri daha mı fazla konuşulmayı hak eder? bu, ne vicdanla ne de siyaset sorumluluğuyla bağdaşır...
tbmm’ye halkı temsil etmesi için gönderilmiş birinin görevi, toplumu ayrıştırmak değil; zaten fazlasıyla yaralı ve kutuplaşmış bir ülkede birleştirici, onarıcı bir dil kurmaktır. oysa bu söylem, var olan sorunları daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor.
ortaya konan şey siyaset değil; “laf konuştu ” dedirten, cahilce karanlığı besleyen bir zihniyetin yansıması. toplumu sakinleştirmek, acıyı ortaklaştırmak yerine; mezhep üzerinden yeni öfkeler üretmek, bu ülkeyi ileri değil, daha da karanlığa sürüklemekten başka bir anlama gelmiyor.
youtube.com/shorts/8_DjO1Z_...
devamını gör...
2.
hatşepsut yoldaş, iktidar milletvekilinin boşboğazlıkla sesli düşünüp resmi bilinçaltını dillendirmesi evet belki bir ilkellik. ama zaten gerçek bu. şaşırmamak gerekir.
sorun şu ki, alevilik sanıldığı kadar homojen bir kitlesel inanış biçimi de değil. gerçekte alevilik bir kültür. dinleri etkileyen, kendisi de dinlerden etkilenen, etki alanı islamla sınırlı da olmayan bir inanış sistematiği. prestij kaybeden sünni, selefi veya şii islama karşı, aleviliği gerçek islam gibi sunma ve algılatma aslında aleviliğe kurulmuş bir tuzak. aleviler neden müslüman sayılma ve olma iddiasında olsunlar ki. bu bin yıllardır gerçekleşmedi.
alevilerin, mezhepçi selefi/sünnilerce müslüman sayılmaması, evet katledilmeleri için bir gerekçe değil. ama onları illa da müslüman saydırmaya çalışmakta, alevi inanış kültürüyle bağdaşır bir yaklaşım değil.
aleviliği, illa islam eksenli değerlendiriliyorsa ancak kabullenilebilir, hoşgörülebilir saymakta sanmakta yanlış.
yapılması gereken şey, bu önyargılardan kurtularak, alevilik anlayış ve yaşam biçiminin gerçekte ne/nasıl olduğuna, alevilerin kendilerinin özgürce karar verebilmeleri için akademik bilimsel araştırmalara olanak ve ortam sağlanmasıdır.
çünkü alevilik, dinlerden çok daha kapsamlı bir düşünme ve sorgulamayı ve yeniden yorumlamayı içselleştirmiş bir yaşam felsefesi. onu illada din ve mezhepler arasında seçime, yönlendirmeye kalkılmamalı..
sorun şu ki, alevilik sanıldığı kadar homojen bir kitlesel inanış biçimi de değil. gerçekte alevilik bir kültür. dinleri etkileyen, kendisi de dinlerden etkilenen, etki alanı islamla sınırlı da olmayan bir inanış sistematiği. prestij kaybeden sünni, selefi veya şii islama karşı, aleviliği gerçek islam gibi sunma ve algılatma aslında aleviliğe kurulmuş bir tuzak. aleviler neden müslüman sayılma ve olma iddiasında olsunlar ki. bu bin yıllardır gerçekleşmedi.
alevilerin, mezhepçi selefi/sünnilerce müslüman sayılmaması, evet katledilmeleri için bir gerekçe değil. ama onları illa da müslüman saydırmaya çalışmakta, alevi inanış kültürüyle bağdaşır bir yaklaşım değil.
aleviliği, illa islam eksenli değerlendiriliyorsa ancak kabullenilebilir, hoşgörülebilir saymakta sanmakta yanlış.
yapılması gereken şey, bu önyargılardan kurtularak, alevilik anlayış ve yaşam biçiminin gerçekte ne/nasıl olduğuna, alevilerin kendilerinin özgürce karar verebilmeleri için akademik bilimsel araştırmalara olanak ve ortam sağlanmasıdır.
çünkü alevilik, dinlerden çok daha kapsamlı bir düşünme ve sorgulamayı ve yeniden yorumlamayı içselleştirmiş bir yaşam felsefesi. onu illada din ve mezhepler arasında seçime, yönlendirmeye kalkılmamalı..
devamını gör...