orijinal adı : kōfu
yazar: natsume soseki
yıl : 1908
tokyo'da doğmuş ve iyi bir ailenin çocuğu olan isimsiz kahramanımızın ormanda yürürken kendisine seslenip iş teklifi yapan adamı takip edip bakır madenine inişi ile başlayan bir öykünün anlatıldığı eserdir.
yazar: natsume soseki
yıl : 1908
tokyo'da doğmuş ve iyi bir ailenin çocuğu olan isimsiz kahramanımızın ormanda yürürken kendisine seslenip iş teklifi yapan adamı takip edip bakır madenine inişi ile başlayan bir öykünün anlatıldığı eserdir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "insan olun biraz" tarafından 10.06.2021 10:17 tarihinde açılmıştır.
1.
japon edebiyatını her ne kadar çok sevsem de ataerkilliğin yoğun olduğu kitapları sevmiyorum. zaten dünyada edebiyat uzun süre erkek yazarların tekelinde olduğu ve erkek bakış açısıyla yazıldığı için okuduklarımdan da çok şikayet etmemem gerek diye düşünerek kitap hakkında yorumlarıma geçeceğim.
öncelikle yazarın çok eserini okumadığım için kalemini çok iyi bilmiyorum. kitabı okumadan önce belli seviyede japon tarihi ve japon kültürü bilmeniz gerekmekte. dönemine göre muhteşem bir kitap olduğunu söyleyebilirim. o zamanki gelişmişlikten çıkıp şimdinin gözüyle yorumlayacağım için öznel bir yorum yacağımı belirtmeliyim.
eserinde japonyada mandecilik yapmak zorunda kalan bir gencin gözünden yaşananları anlatıyor. adı mandenci olsa da anlatmak istediği konu kesinlike bu değil. toplumsal, siyasal, bireysel mesajlar vermek kaygısıyla yazılmış kitap eski bir döneme ait olduğu için inanılmaz seviyede aristokrasiyi övmekte ve avama alttan altta yerini bil mesajı da vermekte bence. bu kitabı belli seviyede rahatsız edici buluyorum. japonyada siyasi değişim rüzgarlarının olduğu dönemde had bildirmek için yazılmış gibi. imparatorluk, shogunluk, daimyoluk gibi diktatör sınıfarı övmektedir.
kitap boyunca kadını insan olarak bile görmeyen, yüzyıllar boyunca "şey" diye adlandırılmış japon kadınını aşağılanmasını okuyorsunuz. kitabı okuduğum süre boyunca bu kadar zeki kadınların böyle bir muameleye kalmış olması beni çileden çıkardı.
kitapta benim için en ilgi çekici olan kısma gelirsem madencilik hakkında öğrendiklerim oldu. pek aşina olmadığım bir meslek hakkında oldukça güzel bilgiler edindim.
bu arada kitapta asıl anlatılmak istenenin madencilik olmadığını da belirtmeden geçmeyeyim. okuyalı beş yıl olmuş kitabı görünce hala rahatsızlık hissi yaşarım.
öncelikle yazarın çok eserini okumadığım için kalemini çok iyi bilmiyorum. kitabı okumadan önce belli seviyede japon tarihi ve japon kültürü bilmeniz gerekmekte. dönemine göre muhteşem bir kitap olduğunu söyleyebilirim. o zamanki gelişmişlikten çıkıp şimdinin gözüyle yorumlayacağım için öznel bir yorum yacağımı belirtmeliyim.
eserinde japonyada mandecilik yapmak zorunda kalan bir gencin gözünden yaşananları anlatıyor. adı mandenci olsa da anlatmak istediği konu kesinlike bu değil. toplumsal, siyasal, bireysel mesajlar vermek kaygısıyla yazılmış kitap eski bir döneme ait olduğu için inanılmaz seviyede aristokrasiyi övmekte ve avama alttan altta yerini bil mesajı da vermekte bence. bu kitabı belli seviyede rahatsız edici buluyorum. japonyada siyasi değişim rüzgarlarının olduğu dönemde had bildirmek için yazılmış gibi. imparatorluk, shogunluk, daimyoluk gibi diktatör sınıfarı övmektedir.
kitap boyunca kadını insan olarak bile görmeyen, yüzyıllar boyunca "şey" diye adlandırılmış japon kadınını aşağılanmasını okuyorsunuz. kitabı okuduğum süre boyunca bu kadar zeki kadınların böyle bir muameleye kalmış olması beni çileden çıkardı.
kitapta benim için en ilgi çekici olan kısma gelirsem madencilik hakkında öğrendiklerim oldu. pek aşina olmadığım bir meslek hakkında oldukça güzel bilgiler edindim.
bu arada kitapta asıl anlatılmak istenenin madencilik olmadığını da belirtmeden geçmeyeyim. okuyalı beş yıl olmuş kitabı görünce hala rahatsızlık hissi yaşarım.
devamını gör...
