1.
metin altıok’un “kimliksiz ölüler” şiirinin hikayesi, bingöl’de öğretmenlik yaptığı yıllarda yaşadığı sarsıcı bir olaya dayanıyor. altıok şöyle anlatır: bir gün bingöl’e iki ceset getirilir ve bu durum bütün kasabayı derinden etkiler. erkek cesedin üzerinde kıyafetler vardır ama çocuk yaşta olan kızın bedeni çırılçıplaktır. erkek cesedin yüzü tanınmayacak haldedir; parmakları mürekkeplidir, baldırından et koparılmıştır.
bu manzara metin altıok’u derinden yaralar. içinde bir yere sığmaz bu acı ve sonra “kimliksiz ölüler” şiiri dökülür kaleminden.
“açacak yine baharda / dağlarda, koyaklarda / adı yok bir çiçektir / zulmün kara toprağında…”
bu dizeleri kardeş türküler zazaca’ya çevirip seslendirmiş... acının tonunu, kelimelerin yetmediği yerden müziğe taşımış. şiiri de, şarkıyı da buraya bırakıyorum.
benim kalbime sığmadı… gece gece. kadının adı yok...
kimliksiz ölüler
öyle ak, öyle ak ki teni;
ipekten biçilmiş sanki.
duyulmamış bu yüzden
üstünü örtmek gereği.
çırılçıplak, incecik
sedyede bir kız cesedi.
on parmağı boyalı;
bulaşmış ıstampa mürekkebi.
bir kızım sağsa eğer;
bir kızım morgda şimdi.
göğsü kana belenmiş,
gözlerinde meneviş.
genç yüzünde bıyıkları,
daha yeni terlemiş.
sabıka kayıtlarına adı
yaşarken hiç geçmemiş.
iyi hal kağıdı bile
alırmış isteseymiş.
akıl alır da dostum;
yürek almaz bir tuhaf iş.
çoktan soğumuş gövdesi;
ama elleri hala diri
sağ avucundan geçmiş
mermilerden biri
gören bir göz olmuş
sanki o mermi deliği
bakıyor avucundan
kısacık yaşam emeği.
sevmeyi deneseydiniz;
bu yolu seçmezdi belki!
açacak yine baharda
dağlarda, koyaklarda
adı yok bir çiçektir
zulmün kara toprağında.
onun da bir sözü vardı.
bu gök kubbe altında.
işte o öldü artık;
bir yas bıraktı arkasında.
ve çağ dışı bir korku
hısma, akrabaya.
yanında dağılmış kağıtlar
ve tütün tabakası var.
bir bez parçasıyla
ağzını tıkamışlar.
cesedi sırtüstü
boyunca uzatmışlar.
bir deniz kabuğunda
dalgaları duyanlar;
boş bir mermi kovanı
sizce nasıl uğuldar!
kardeş türküler - kimliksiz ölüler & merde bekamiye
bu manzara metin altıok’u derinden yaralar. içinde bir yere sığmaz bu acı ve sonra “kimliksiz ölüler” şiiri dökülür kaleminden.
“açacak yine baharda / dağlarda, koyaklarda / adı yok bir çiçektir / zulmün kara toprağında…”
bu dizeleri kardeş türküler zazaca’ya çevirip seslendirmiş... acının tonunu, kelimelerin yetmediği yerden müziğe taşımış. şiiri de, şarkıyı da buraya bırakıyorum.
benim kalbime sığmadı… gece gece. kadının adı yok...
kimliksiz ölüler
öyle ak, öyle ak ki teni;
ipekten biçilmiş sanki.
duyulmamış bu yüzden
üstünü örtmek gereği.
çırılçıplak, incecik
sedyede bir kız cesedi.
on parmağı boyalı;
bulaşmış ıstampa mürekkebi.
bir kızım sağsa eğer;
bir kızım morgda şimdi.
göğsü kana belenmiş,
gözlerinde meneviş.
genç yüzünde bıyıkları,
daha yeni terlemiş.
sabıka kayıtlarına adı
yaşarken hiç geçmemiş.
iyi hal kağıdı bile
alırmış isteseymiş.
akıl alır da dostum;
yürek almaz bir tuhaf iş.
çoktan soğumuş gövdesi;
ama elleri hala diri
sağ avucundan geçmiş
mermilerden biri
gören bir göz olmuş
sanki o mermi deliği
bakıyor avucundan
kısacık yaşam emeği.
sevmeyi deneseydiniz;
bu yolu seçmezdi belki!
açacak yine baharda
dağlarda, koyaklarda
adı yok bir çiçektir
zulmün kara toprağında.
onun da bir sözü vardı.
bu gök kubbe altında.
işte o öldü artık;
bir yas bıraktı arkasında.
ve çağ dışı bir korku
hısma, akrabaya.
yanında dağılmış kağıtlar
ve tütün tabakası var.
bir bez parçasıyla
ağzını tıkamışlar.
cesedi sırtüstü
boyunca uzatmışlar.
bir deniz kabuğunda
dalgaları duyanlar;
boş bir mermi kovanı
sizce nasıl uğuldar!
kardeş türküler - kimliksiz ölüler & merde bekamiye
devamını gör...