migros'ta raftaki deodorantlardan birisi bir fıs sıkılır.
iki saniye beklenir, koklanır.
ve insanın içinde açıklanması güç bir sadeleşme isteği uyanır.

o an gelen o yapay, kimyasal ama nedense inanılmaz "arınmış" ferahlık hissiyle bir anda hayattaki tüm yüklerin anlamsızlaşması...

"ben neden evde sekiz farklı renkte oversized sweatshirt tutuyorum ki?" sorusu zihne çakılır. hayatı sadece üç parça bej kıyafet, bir tane seramik kupa ve tek bir nemlendiriciyle sürdürebileceğime olan inanç tavan yapar. kapitalizmin ve hızlı tüketimin o omuzlara bindirdiği ağır yük, rexona’nın powder dry esintisiyle bir anda buharlaşır.

migrostan dışarı çıkılan an o radikal sadelik isteği yerini "acaba eve dönerken waffle mı söylesem?" düşüncesine bırakır.

bir daha bir fıs kimyasal ferahlıkla aydınlanıp bütün hayatı minimalist felsefeye göre yeniden tasarlamaya kalkılmaz; deodorantın etkisi geçince gardıroptaki renkli kıyafetlere sarılarak ağlanır.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"migrosta deodorant sıktıktan sonra minimalizmi keşfetmek" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim