1.
çok üstünkörü tanımlaması bir azınlığın -her türlü azınlık, dinsel, sosyolojik*, etnik vb.- kendi dilinde değil ama içinde bulunduğu toplumun baskın anadilinde yazmak zorunda kalmasıyla ortaya çıkan yazım türü.
bu yazım deleuze*-guattari*'ye göre yersiz-yurtsuz bir edebiyatı ortaya çıkar, şöyle ifade ederler: "yazmamak olanaksızdır, çünkü ulusal bilinç, ister belirsiz olsun ister baskı altında, zorunlu olarak edebiyattan geçer".
çek asıllı bir yahudi olan ve ne yidiş, ne çekçe yazamayıp almanca yazmak durumunun sancılarını çeken kafka da bu yazım türü böyle tanımlanmadan çok önce kendi açmazını "yazmama olanaksızlığı, almanca yazma olanaksızlığı, başka türlü yazma olanaksızlığı" olarak zaten dile getirmiştir.
ayrıca (bkz: sevim burak).
ileri okuma: deleuze-guattari'nin (bkz: kafka: minör bir edebiyat için).
bu yazım deleuze*-guattari*'ye göre yersiz-yurtsuz bir edebiyatı ortaya çıkar, şöyle ifade ederler: "yazmamak olanaksızdır, çünkü ulusal bilinç, ister belirsiz olsun ister baskı altında, zorunlu olarak edebiyattan geçer".
çek asıllı bir yahudi olan ve ne yidiş, ne çekçe yazamayıp almanca yazmak durumunun sancılarını çeken kafka da bu yazım türü böyle tanımlanmadan çok önce kendi açmazını "yazmama olanaksızlığı, almanca yazma olanaksızlığı, başka türlü yazma olanaksızlığı" olarak zaten dile getirmiştir.
ayrıca (bkz: sevim burak).
ileri okuma: deleuze-guattari'nin (bkz: kafka: minör bir edebiyat için).
devamını gör...
2.
minör edebiyat, minör bir dilin edebiyatı değil, daha ziyade, bir azınlığın majör bir dilde yaptığı edebiyattır, der gilles deleuze ve félix guattari.
buna verilecek en büyük örnek de elbette franz kafka’dır. bir kitabevine girip kafka kitapları aradığınızda yazar çek asıllı olmasına ve bir yahudi olmasına rağmen eserlerini majör bir dilde yazılmış olan alman edebiyatına raflarında bulursunuz.
kafka yersizyurtsuzlaşma kavramının en önemli ismidir. almanca yazarak ve almanca konuşarak kendine bir özgürlük alanı yaratmaya çabalamıştır ve biz gilles deleuze ve félix guattari‘den öğreniyoruz ki minör edebiyat siyasi bir tavırdır.
minör edebiyat örneklerine türkçe’de de rastlarız. majör dil olan türkçenin içinde kendi dilini yaratıp majör dili bozarak yeni bir dil yaratan yazarlar vardır türk edebiyatında. aslında bu yazarlar durağan bir seyir izleyen dile özgürlük alanı ve esneklik kazandırırlar.
metin kaçan bunu ağır romanda yapmıştır mesela. bir semtte kullanılan dili temel alarak yazar metin kaçan romanını. kaybedenlerin, kenarda kalmışların dilidir bu. aynı şeyi latife tekin bence muhteşem bir roman olan berci kristin çöp masallarında yapar. gecekondu mahallesi sakinlerinin kullandığı dili mükemmel bir örneğinin büyülü gerçekçilik içinde sergiler yazar.
minör edebiyat dilin özgürleşmesi için ortaya konan politik bir tavırdır.
buna verilecek en büyük örnek de elbette franz kafka’dır. bir kitabevine girip kafka kitapları aradığınızda yazar çek asıllı olmasına ve bir yahudi olmasına rağmen eserlerini majör bir dilde yazılmış olan alman edebiyatına raflarında bulursunuz.
kafka yersizyurtsuzlaşma kavramının en önemli ismidir. almanca yazarak ve almanca konuşarak kendine bir özgürlük alanı yaratmaya çabalamıştır ve biz gilles deleuze ve félix guattari‘den öğreniyoruz ki minör edebiyat siyasi bir tavırdır.
minör edebiyat örneklerine türkçe’de de rastlarız. majör dil olan türkçenin içinde kendi dilini yaratıp majör dili bozarak yeni bir dil yaratan yazarlar vardır türk edebiyatında. aslında bu yazarlar durağan bir seyir izleyen dile özgürlük alanı ve esneklik kazandırırlar.
metin kaçan bunu ağır romanda yapmıştır mesela. bir semtte kullanılan dili temel alarak yazar metin kaçan romanını. kaybedenlerin, kenarda kalmışların dilidir bu. aynı şeyi latife tekin bence muhteşem bir roman olan berci kristin çöp masallarında yapar. gecekondu mahallesi sakinlerinin kullandığı dili mükemmel bir örneğinin büyülü gerçekçilik içinde sergiler yazar.
minör edebiyat dilin özgürleşmesi için ortaya konan politik bir tavırdır.
devamını gör...