bazı şeylerin gerçekleşmesi için yalnızca istemek yetmez. bazı ihtimaller vardır; kapının önüne kadar gelir, fakat içeri girip girmeyeceğine bir türlü karar veremez. insan da tam o sırada, olmuş olanlarla olabileceklerin arasında bir yerde bekler. mümkünlerin kıyısı tabiri de bence tam olarak böyledir.

kıyı, karayla denizin birbirine değdiği yerdir. ne tamamen karadır ne de bütünüyle deniz. bir ayağın bastığı yer bellidir ama gözün hep karşıya, suyun ötesine gider. "gerçekleşmemiş ama gerçekleşme ihtimalini henüz kaybetmemiş şeylerin durduğu yer."

orada söylenmemiş cümleler vardır.
gidilmemiş şehirler, çalınmamış kapılar, verilmemiş kararlar..
ve belki de en çok, başka türlü yaşanabilecek hayatlarımız vardır.

insan bazen kendi hayatını düşünürken yalnızca yaşadıklarını hatırlıyor oysa geçmiş sadece yaptıklarından oluşmuyor. insanın yapmadıkları/yapamadıkları da geçmişinin bir parçası.
söylemediği bir söz, gitmediği bir yer, aramadığı bir insan, vazgeçtiği bir ihtimal…
hepsi bir yerlerde insanın içinde yaşamaya devam ediyor.

ve bence büyümek biraz, mümkünlerin kıyısında kalanları kabullenmek demek.

çünkü hayat bize bütün ihtimalleri yaşama şansı vermiyor. bir seçim yaptığımız anda başka seçeneklerden vazgeçiyoruz. bir yola girdiğimizde diğer yollar arkamızda kalıyor. bir insanı seçtiğimizde, başka biriyle yaşanabilecek ihtimal sessizce hayatımızdan çıkıyor. yine de hiçbir şey tamamen yok olmuyor. bazen yıllar sonra, hiç beklemediğimiz bir anda aklımıza geliyor:
“acaba?”

işte o “acaba”, mümkünlerin kıyısında duran en küçük ama en güçlü kelime olabilir.

çünkü “acaba”nın içinde hem umut hem pişmanlık vardır. hem merak hem kayıp. yaşanmamış bir şeyin yasını tutmak mümkün müdür, bilmiyorum*. ama insanın hiç yaşamadığı bir hayatı özleyebildiğini biliyorum.

hayatın en acı taraflarından biri de bu galiba; hangi ihtimalin bizim için daha iyi olduğunu, onu yaşamadan bilemiyoruz.

bu yüzden mümkünlerin kıyısı yalnızca umutlu bir yer değil, biraz da hüzünlü çünkü orada gerçekleşebilecek her şeyin yanında gerçekleşmeyecek olanlar da var.
bazı ihtimaller zamanla eskir, bazılarının zamanı geçer. bazıları ise insanın içinde yıllarca aynı yaşta kalır.

bir şarkı duyarsın, yıllar önceki bir ihtimal yeniden belirir. bir koku gelir, hiç yaşanmamış bir günün özlemini duyarsın. bir sokaktan geçersin ve bir anlığına başka bir hayatın eşiğindeymişsin gibi hissedersin.

o hayat gerçekten var mıydı?
hayır.
ama bir zamanlar mümkündü.

yine de yıllar sonra dönüp baktığımızda şunu fark ediyoruz, her ihtimali yaşayamazdık. her yolu seçemezdik. her insanla aynı hikâyeyi kuramazdık.
insan olmak, biraz da yaşayamadığı ihtimallerle barışmayı öğrenmek demek değil midir ya?

mümkünlerin kıyısında uzun süre beklemek güzel olabilir ama sonsuza kadar orada kalmak mümkün değil çünkü hayat, kıyıda durup denizi seyretmekten ibaret değil.

bir yerden sonra insanın seçmesi gerekiyor.
gitmek ya da kalmak.
söylemek ya da susmak.
sevmek ya da vazgeçmek.

ve belki de bütün meseleye karşı duruşumuz deniz tekin'in neyse isimli şarkısındaki gibi olmalıdır,
"mümkünlerin kıyısında mateme razı olmam."
devamını gör...
“mümkünlerin kıyısı” deyince insanın aklına gerçekleşmesi mümkün olduğu halde bir türlü cesaret edemediği şeyler geliyor. bazen bir adım atsan hayatının tamamen değişebileceğini biliyorsun ama o kıyıda durup ihtimalleri düşünmek daha kolay geliyor. gerçekleşmemiş ihtimallerin, “acaba”ların ve henüz yaşanmamış hayatların bir sınırı gibi aslında. belki de insanın en çok merak ettiği yer tam olarak orası.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"mümkünlerin kıyısı" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim