#ödüllü filmler

öne çıkanlar | diğer yorumlar

kış ışığı, ingmar bergman'ın oda üçlemesinin ikinci filmi. hayat, tanrı, din gibi konular üzerinde yuvalanan filmde, sınıf öğretmeni martha'nın uzun bir mektup okuma sahnesi var ki karanlıklaşan gözleri söylediklerinden daha çok şey anlatır durumda.


film süresince tanrı'nın sessizliği gösteriyor kendini. bazı sorunların içinden çıkamayan rahip, balıkçıyı ikna etmek durumunda olmasına rağmen bu güçten yoksun. neden intihar etmemesi gerektiğine bir açıklama getirmek isterken rahip kimliğinden sıyrılıp kendi fikirlerini açık ediyor. rahip, martha'yı ölen eşine benzemeye çalışmakla suçlarken martha'nın o kadını tanımadığını bile öğrenince okların yönü değişiveriyor.

ilk kayıtsızlığı, eylem ve fikir uyuşmazlığını nerede gördüm tereddütlüyüm. piyanoyu çalan görevlide mi, inanmadığı bir dinin törenine ısrarla katılan martha'da mı? martha bütün inançsızlığına rağmen duanın ardından kutsamaya koşan ilk kişi. bir sebepten rahibin yanında olması gerektiğine inanıyor ve rahibin yaşayacağı acıları önceden sezdiği fikrini oluşturuyor.

martha'yı hayatından çıkarma girişiminde rahibin sayıp döktüğü nedenlerin hemen ardından bunları bir hamlede süpürüp yerine gerçekleri koyuyor. ona böyle öğrettikleri için söyleyemedikleri ondan beklentileri nedeniyle olduğu rahip kimliği gibi.

son sahnede kilise görevlisi ile konuşmasında terlemiş şakaklarıyla görülen rahibin kendini isa yerine koyup koymadığını bilmek güç. yine de bilinen bir şey varsa, o da tanrı'nın suskunluğu.


devamını gör...
hassas kalplerin, içlerindeki boşluğu kapatabilmeleri kolay değildir. danaos'un kızları misali o dipsiz yüreğe ne kadar sevgi boca edersen et, muhakkak bir taraflardan sızdırır. ötekilerin sana yarenlik gark etmeleri bir anlam ifade etmez, sen sana inanamadıkça; tininle barışamadıkça.

işte böylesi durumlarda tanrının sessizliği insanı daha da çıldırtır. inanmasan bile konuşursun, tapınabilmek için blöften isyan edersin. fakat en sert sözlerin bile karşılığı tanrının sessizliğidir. insan en muhtaç olduğu anda bu yalınlık çıldırtır. tecrit edilmiş hisseder ve yeniden gönlünü içtenlikle doldurabilmek adına yakarır lakin nafile. en nihayetinde yaşamaktan başka bir şey yapamaz. mecburiyet, aciziyeti ve göğsündeki hiçliği ile intiharını erteler. fakat jonas persson bunu sürdüremedi.

bergman ölümü, inancı, insanı o kadar derinlikli işlemiş ki hayran olmamak elde değil. bu denli sıradanlaşmış hususları, öylesine etkileyici anlatmış ki , ''kış ışığı'' muazzamdı. binlerce yıllık inançsal problemleri diyaloglarına müthiş bir özenle sıkıştırmış. tomas ericsson'un (gunnar björnstrand) her cümlesi sanki bir zamanlar benim de ağzımdan çıkmıştı. adeta film değil bütünüyle bir dejavuydu. onun tutsaklığı da, özgürlüğü de sürecimdi.

bu tür filmler yalnız olmadığımı anımsatıyor. bu duygu da beni biraz daha insanileştiriyor. çevrem tarafından anlaşılamasam da bergman ve karakterleri tarafından anlaşıldığımı hissediyorum. yolculuğumda bedenen olmasalar da kafamın içinde benimle birlikteler. sanat da bunun için yok mu zaten ?

izlemenizi tavsiye ederim.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim