osman f. seden'in yönettiği, ahmet üstel'in yazdığı 1976 yılında gösterilmiş olan film.
film; köyden ilk defa istanbul'a gelen 2 köylünün, boğaza bakarken fotoğraflarının çekilmesi ile bir anda meşhur olmalarını ve sonrasında gelişen olayları anlatıyor.
film; köyden ilk defa istanbul'a gelen 2 köylünün, boğaza bakarken fotoğraflarının çekilmesi ile bir anda meşhur olmalarını ve sonrasında gelişen olayları anlatıyor.
yönetmen:
osman f. seden
oyuncular:
zeki alasya
metin akpınar
süleyman turan
meral zeren
osman alyanak
ali sururi
osman f. seden
oyuncular:
zeki alasya
metin akpınar
süleyman turan
meral zeren
osman alyanak
ali sururi
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "teufel" tarafından 12.02.2021 02:10 tarihinde açılmıştır.
1.
trafik polisinin(bilge zobu)hastanede metin'e başhekimin odasını sorduğu sahne gülmekten komaya sokar.
devamını gör...
2.
eğin'lileri sevmiyorlar burada repliğini iyileri sevmiyorlar sanıyordum yıllarca sonra eğin'in erzincana bağlı kemaliye ilçesinin eski ismi olduğunu öğrenmem ile ufkumu açmış filmdir.
filmi gerçekten yaran sahnelere sahiptir.
- tuveletçi ahmet kostarika ile zeki alasya ve metin akpınar arasında olan diyologlar
- komiser bilge zobu performansı ile
- sürekli ölmek üzeri olan turgut boralı sahneleri....
filmi gerçekten yaran sahnelere sahiptir.
- tuveletçi ahmet kostarika ile zeki alasya ve metin akpınar arasında olan diyologlar
- komiser bilge zobu performansı ile
- sürekli ölmek üzeri olan turgut boralı sahneleri....
devamını gör...
3.
bir osman f. seden filmidir.

filmin senaryosunu ahmet üstel yazmıştır. filmde ikili olarak çok uzun süre devam eden ama nadiren iyi filmler çekmiş olan zeki alasya ve metin akpınar oynamıştır. bu filmde ikiliye turgut boralı, kenan pars, ali sururi, süleyman turan, meral zeren ve bilge zobu eşlik etmiştir.
köylerinden çıkıp metin'in beşik kertmesi ile görüşmek için ilk kez istanbul'a gelen zeki ve metin aval aval istanbul'u izlerken bir muhabir bu ikilinin fotoğrafını çeker.
ikili öldüğünü zannettikleri bir adamla karşılaşır ve cinayetle suçlanacaklarına inanıp kaçmaya, saklanmaya başlar.
bu esnada fotoğraflarını çeken muhabir bir reklam kampanyası başlatır. nereye bakıyor bu adamlar diye soran fotoğraflar her yere asılır. bunları gören metin ve zeki ise iyice telaşa kapılır. onlar kaçmaya, onları reklam yıldızı yapmaya niyetli olan muhabir onları aramaya devam eder.
zeki alasya ve metin akpınar'ın ikili olarak çektikleri en iyi filmdir bence. diğer filmlerdeki gereksiz sululuk bu filmde yoktur. çok iyi bir senaryodur. defalarca izlemekten keyif aldığım bir filmdir.

filmin senaryosunu ahmet üstel yazmıştır. filmde ikili olarak çok uzun süre devam eden ama nadiren iyi filmler çekmiş olan zeki alasya ve metin akpınar oynamıştır. bu filmde ikiliye turgut boralı, kenan pars, ali sururi, süleyman turan, meral zeren ve bilge zobu eşlik etmiştir.
köylerinden çıkıp metin'in beşik kertmesi ile görüşmek için ilk kez istanbul'a gelen zeki ve metin aval aval istanbul'u izlerken bir muhabir bu ikilinin fotoğrafını çeker.
ikili öldüğünü zannettikleri bir adamla karşılaşır ve cinayetle suçlanacaklarına inanıp kaçmaya, saklanmaya başlar.
bu esnada fotoğraflarını çeken muhabir bir reklam kampanyası başlatır. nereye bakıyor bu adamlar diye soran fotoğraflar her yere asılır. bunları gören metin ve zeki ise iyice telaşa kapılır. onlar kaçmaya, onları reklam yıldızı yapmaya niyetli olan muhabir onları aramaya devam eder.
zeki alasya ve metin akpınar'ın ikili olarak çektikleri en iyi filmdir bence. diğer filmlerdeki gereksiz sululuk bu filmde yoktur. çok iyi bir senaryodur. defalarca izlemekten keyif aldığım bir filmdir.
devamını gör...
4.
zeki alaya ve metin akpınar ile 1976 yapımı komedi türündeki filmin yönetmenliğini ise osman f. seden yapmıştır.
çekilen bir fotoğraf üzerinden bir reklam kampanyası başlatılır ve saf ikilimiz ise ne olduğunu anlamadıkları için köşe bucak saklanır durur. bugünün sokak fotoğrafçılarına taş çıkartan film diyebilirim. başlarken istanbul'a yeni gelen kahramanlarımızın köy ile şehri birbirine benzetmesini anlıyorum. tabii bu saf ikiliyi bulan sokak fotoğrafçısı onların bir çok resmini çekip reklam şirketine götürdüğünde patron başta çıldırsa da adamın sorulan soruya verdiği güzel cevap sakinleştiğinde aklına gelir ve o fikri kullanmaya karar verir. kahramanlarımız ise istanbul'da yaşamanın zorlukları ile birlikte bulmaya geldiklerini zorda olsa bulurlar ve evden dışarı çıktıklarının ilk gününde yerde yatan bir adamı hastaneye götürdükleri için bir sürü iş gelir başlarına. hastaneye götürdükleri adam ölünce idam edileceklerine dair bir şey onlara söylenir onlarda bunun üzerine hastaneden ilk fırsatta kaçarlar. reklam işi başlar başlamaz da kendi resimlerini duvarlarda gören ikili kendilerinin arandığını düşünmeye başlar. nereye kaçsalar resimlerini gördükleri için ortaya çıkmaya korkar hale gelirler halbuki reklamı yapan adam ise onları arıyordur reklamı başlatmak için. adamları bulmaları ise bir tesadüf eseridir, bulunduktan sonra ise reklam anlaşmasını da yaparlar ve reklam hayatı başlar. burada reklamlarda oynayıp para kazandırmaya başladıktan sonra istanbul'a gelme sebeplerini de unutmazlar tabii. ne kadar bilmez olsalar da kahramanlarımızdan birinin sevdiği kızın çalıştığı iş yerinin kapatılacağını duyduklarında patronlarından yardım isterler ve o bu işi hallederim deyip aslından kapatılacak olan fabrikanın kendi fabrikası olduğunu anladığında ise bir oyun oynamak ister fakat planı tutmaz çünkü iyi kahramanlarımızın iyi niyetleri sayesinde ilk başta hayatını kurtardıkları adam patronun planını duyar ve onlara söylemeye gider. o giderken araba çarpıp yine yol kenarına düştüğünde ise kahramanlarımız yine onu görüp hastaneye götürür. o hastanede uyanıp onlara planı anlattıktan sonra ise kahramanlarımız işi çözer. tabii kendi işleri ile bu işin iç içe olduğunu anladıkları için işleri daha kolay olur.
film geçen izlediğim filmleri ile benzerlik taşıyor ama bu film daha önce çekilmiş ve bu filmi diğer filme nazaran daha çok görmüştüm. yani kısacası izlenir bir film tabii eski filmler ile haşir neşir olanlar mutlaka izlemiştir ben söyleyene kadar. neyse iyi seyirler.
çekilen bir fotoğraf üzerinden bir reklam kampanyası başlatılır ve saf ikilimiz ise ne olduğunu anlamadıkları için köşe bucak saklanır durur. bugünün sokak fotoğrafçılarına taş çıkartan film diyebilirim. başlarken istanbul'a yeni gelen kahramanlarımızın köy ile şehri birbirine benzetmesini anlıyorum. tabii bu saf ikiliyi bulan sokak fotoğrafçısı onların bir çok resmini çekip reklam şirketine götürdüğünde patron başta çıldırsa da adamın sorulan soruya verdiği güzel cevap sakinleştiğinde aklına gelir ve o fikri kullanmaya karar verir. kahramanlarımız ise istanbul'da yaşamanın zorlukları ile birlikte bulmaya geldiklerini zorda olsa bulurlar ve evden dışarı çıktıklarının ilk gününde yerde yatan bir adamı hastaneye götürdükleri için bir sürü iş gelir başlarına. hastaneye götürdükleri adam ölünce idam edileceklerine dair bir şey onlara söylenir onlarda bunun üzerine hastaneden ilk fırsatta kaçarlar. reklam işi başlar başlamaz da kendi resimlerini duvarlarda gören ikili kendilerinin arandığını düşünmeye başlar. nereye kaçsalar resimlerini gördükleri için ortaya çıkmaya korkar hale gelirler halbuki reklamı yapan adam ise onları arıyordur reklamı başlatmak için. adamları bulmaları ise bir tesadüf eseridir, bulunduktan sonra ise reklam anlaşmasını da yaparlar ve reklam hayatı başlar. burada reklamlarda oynayıp para kazandırmaya başladıktan sonra istanbul'a gelme sebeplerini de unutmazlar tabii. ne kadar bilmez olsalar da kahramanlarımızdan birinin sevdiği kızın çalıştığı iş yerinin kapatılacağını duyduklarında patronlarından yardım isterler ve o bu işi hallederim deyip aslından kapatılacak olan fabrikanın kendi fabrikası olduğunu anladığında ise bir oyun oynamak ister fakat planı tutmaz çünkü iyi kahramanlarımızın iyi niyetleri sayesinde ilk başta hayatını kurtardıkları adam patronun planını duyar ve onlara söylemeye gider. o giderken araba çarpıp yine yol kenarına düştüğünde ise kahramanlarımız yine onu görüp hastaneye götürür. o hastanede uyanıp onlara planı anlattıktan sonra ise kahramanlarımız işi çözer. tabii kendi işleri ile bu işin iç içe olduğunu anladıkları için işleri daha kolay olur.
devamını gör...
