1.
shooter
2007 yapımı aksiyon/gerilim türündeki filmin yönetmenliğini antoine fuqua yapmıştır.
dün açıp izledim. bugünün gündemine bağlı olarak izleyince amerika'nın aslında her daim aynı işleri yaptığını daha iyi anlayabiliyorsun. filmde bahsedilen şeyler bugünde var dünde vardı böyle giderse yarında olacak.
bir nişancının kendisine verilen görev doğrultusunda bulunduğu yerde ekibi tarafından geride bırakılmasının ardından yanında bulunan arkadaşı ile birlikte çatışmanın ortasında kalır. arkadaşı helikopterden açılan ateş sonucu ölür ama nişancı oradan çıkar ve bir şekilde kurtulur. daha sonra aradan uzun bir zaman geçer ve dağlarda basit ve gizemli bir hayat yaşarken kendisine bir görev verilmek istenir. adam her ne kadar görevi kabul etmese de ülkesinin başkanına olacak olan saldırıyı önlemek için öne atılır. bu öne atılmasının sonrasında tabii ki kaybeden kendi olacaktır çünkü kendisine tuzak kurulmuştur. başkana olacak olan saldırıyı nasıl yapardın diye adama başkanın gideceği yerleri söyleyip olası bir saldırıyı önleyeceğiz diyerek kurulan bu tuzaktan adam bir şekilde kaçıp kurtulur. tabii bu kurtuluş o kadar kolay değildir biraz şans birazda aldığı eğitimin etkisi ile kaçar. arkadaşının sevgilisine gider ve ona yaralarını dikmesini söyler. kadın başta kabul etmese de sonrasında kabul eder ve adamı iyileştirir. buradan sonra adam kadınla birlikte kendisini araştıran bir ajana ulaşır ve o ajanı yem olarak kullanıp peşinde olanları yakalamak için hamle yapar. ajanı kaçıran adamları öldürür ve sonra ajan ile birlikte hareket eder, zaten ajanda bu işte bir tuhaflık olduğunu anlar. bir de başkana saldırı düzenlenecek diye adamı kandırmışlardır ama öyle bir şey yoktur, ülkesinde katliam yaptıkları ülkenin bir din adamını öldürürler suçu da nişancıya yüklemek istemişler ama başarılı olamamışlardır. adam sonrasında bu adamların asıl planını ortaya çıkarmak için çok uğraşır hatta büyük adamları yakalatır ancak polis büyük adamlar yerine adamı yakalar. davası için buluştukları oda da olay yerinde silahını bulduklarını söyleyip adamın silahını getirdiklerinde adam silaha bakar ve silahın kendisinin olduğunu söyler. tabii kendisine yardım eden ajanla bir plan yapmıştır. ajan ona silahına uygun bir mermi verir gizlice, sonra adam silahın olaydan sonra kurcalanıp kurcalanmadığını sorup sonra hayır olduğu gibi duruyor cevabını alınca içine mermiyi koyup asıl suçlunun üzerine silahını doğrultur. ateşler ama silah patlamaz, adam silahlarını evden çıkmadan önce her ihtimale karşı etkisiz hale getirdiğini söyler. kaç kere denerse denesin silahın ateşlemeyeceğini söyleyince davadan yırtar. ancak asıl suçluda yırtar çünkü kendisine yönelik suçlamaların amerika'da değil başka bir ülkede yaşandığını söylerler ve ikisi de oradan ayrılır. filmin son sahnesinde ise adamımız büyük adamlar yeni katliamlar için plan yaparken bir dağ evinde onları avlar sonra da dağ evini ateşe verip oradan ayrılır.
aksiyonu bol güzel bir film, aradan geçen 19 yıla rağmen yeni bir filmden pek farkı yok çünkü işlenen konu baki bir konu. iyi seyirler.
dün açıp izledim. bugünün gündemine bağlı olarak izleyince amerika'nın aslında her daim aynı işleri yaptığını daha iyi anlayabiliyorsun. filmde bahsedilen şeyler bugünde var dünde vardı böyle giderse yarında olacak.
bir nişancının kendisine verilen görev doğrultusunda bulunduğu yerde ekibi tarafından geride bırakılmasının ardından yanında bulunan arkadaşı ile birlikte çatışmanın ortasında kalır. arkadaşı helikopterden açılan ateş sonucu ölür ama nişancı oradan çıkar ve bir şekilde kurtulur. daha sonra aradan uzun bir zaman geçer ve dağlarda basit ve gizemli bir hayat yaşarken kendisine bir görev verilmek istenir. adam her ne kadar görevi kabul etmese de ülkesinin başkanına olacak olan saldırıyı önlemek için öne atılır. bu öne atılmasının sonrasında tabii ki kaybeden kendi olacaktır çünkü kendisine tuzak kurulmuştur. başkana olacak olan saldırıyı nasıl yapardın diye adama başkanın gideceği yerleri söyleyip olası bir saldırıyı önleyeceğiz diyerek kurulan bu tuzaktan adam bir şekilde kaçıp kurtulur. tabii bu kurtuluş o kadar kolay değildir biraz şans birazda aldığı eğitimin etkisi ile kaçar. arkadaşının sevgilisine gider ve ona yaralarını dikmesini söyler. kadın başta kabul etmese de sonrasında kabul eder ve adamı iyileştirir. buradan sonra adam kadınla birlikte kendisini araştıran bir ajana ulaşır ve o ajanı yem olarak kullanıp peşinde olanları yakalamak için hamle yapar. ajanı kaçıran adamları öldürür ve sonra ajan ile birlikte hareket eder, zaten ajanda bu işte bir tuhaflık olduğunu anlar. bir de başkana saldırı düzenlenecek diye adamı kandırmışlardır ama öyle bir şey yoktur, ülkesinde katliam yaptıkları ülkenin bir din adamını öldürürler suçu da nişancıya yüklemek istemişler ama başarılı olamamışlardır. adam sonrasında bu adamların asıl planını ortaya çıkarmak için çok uğraşır hatta büyük adamları yakalatır ancak polis büyük adamlar yerine adamı yakalar. davası için buluştukları oda da olay yerinde silahını bulduklarını söyleyip adamın silahını getirdiklerinde adam silaha bakar ve silahın kendisinin olduğunu söyler. tabii kendisine yardım eden ajanla bir plan yapmıştır. ajan ona silahına uygun bir mermi verir gizlice, sonra adam silahın olaydan sonra kurcalanıp kurcalanmadığını sorup sonra hayır olduğu gibi duruyor cevabını alınca içine mermiyi koyup asıl suçlunun üzerine silahını doğrultur. ateşler ama silah patlamaz, adam silahlarını evden çıkmadan önce her ihtimale karşı etkisiz hale getirdiğini söyler. kaç kere denerse denesin silahın ateşlemeyeceğini söyleyince davadan yırtar. ancak asıl suçluda yırtar çünkü kendisine yönelik suçlamaların amerika'da değil başka bir ülkede yaşandığını söylerler ve ikisi de oradan ayrılır. filmin son sahnesinde ise adamımız büyük adamlar yeni katliamlar için plan yaparken bir dağ evinde onları avlar sonra da dağ evini ateşe verip oradan ayrılır.
devamını gör...