yaratıcısı, yönetmeni ve tek oyuncusu james david gore olan bu 2014 çıkışlı, birleşik krallık yapımı 8 dakikalık kısa filmde, bacaklarında fonksiyon kaybı olduğundan kısmen engelli bir adamın hayatına odaklanılmaktadır. yapımda bu karakterin mücadelesi ve limitleriyle baş edebilme çabaları seyircilere motivasyon verici bir mahiyette aktarılmaktadır. yardımcı yönetmeni ve gore'un yarattığı konuyu senaryo haline getiren kişisi liam crook olan filmin sinematografisinin ve montajının arkasındaki isim ise michael mowbray'dir ve müziklerinden rory bell sorumlu olmuştur.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 20.04.2026 14:50 tarihinde açılmıştır.
1.
senaryosu james david gore tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen 8 dakikalık kısa film; 2014 yapımlı olduğu bilgisi verilmiştir.

bacakları tutmayan ve tekerlekli sandalyeye mâhkum genç bir adamın tekrar yürüyebilmek adına verdiği olağanüstü çabayı, filmin adının da vaat ettiği gibi, asla vazgeçmemesini, hayata yeniden doğma mücadelesini konu ediniyor.
genç adamın uyanmasıyla filmimiz başlıyor.
yeni bir gün, pırıl pırıl güneş, hayat her gün yeniden başlıyor olsa da fiziksel durumu ona acı veriyor, kendini tutmak istese de ağlıyor, yürümek, koşmak, çocuklarının peşinden koşmak istiyor, giydiği ayakkabı eskisin istiyor, ayakkabılarının hiç eskimemesi ne acı olmalı, yürüyemiyorsun demektir çünkü bu...
daha sonra onun fizik tedavileri, yürüyebilmek için verdiği mücadeleyi yansıtıyor filmimiz, çocuklarıyla bahçede olduğunda yürüyemediği için ne kadar acı çektiğini görüyoruz, hem kendisi için, hem de çocukları için, geleceği için, hayatı için elinden geleni yapması gerekiyor, tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak istemiyor, asla vazgeçmiyor...
duygusal bulduğum bir kısa film oldu,
motivasyon vermeyi amaçlayan bir film olduğu görülmekte iken, insanın yegâne kurtuluşunun yine kendisinde saklı olduğu mesajı da veriliyor.
eğer dün kendinden vazgeçseydin bugünü göremezdin, eğer bugün kendinden vazgeçersen yarını asla göremezsin, adam eğer iyileşemiyorum deyip kendinden vazgeçseydi gelecekte iyileşmiş olduğunu asla bilemeyecekti ama asla vazgeçmedi.
sen de vazgeçme.
never give up...

bacakları tutmayan ve tekerlekli sandalyeye mâhkum genç bir adamın tekrar yürüyebilmek adına verdiği olağanüstü çabayı, filmin adının da vaat ettiği gibi, asla vazgeçmemesini, hayata yeniden doğma mücadelesini konu ediniyor.
genç adamın uyanmasıyla filmimiz başlıyor.
yeni bir gün, pırıl pırıl güneş, hayat her gün yeniden başlıyor olsa da fiziksel durumu ona acı veriyor, kendini tutmak istese de ağlıyor, yürümek, koşmak, çocuklarının peşinden koşmak istiyor, giydiği ayakkabı eskisin istiyor, ayakkabılarının hiç eskimemesi ne acı olmalı, yürüyemiyorsun demektir çünkü bu...
daha sonra onun fizik tedavileri, yürüyebilmek için verdiği mücadeleyi yansıtıyor filmimiz, çocuklarıyla bahçede olduğunda yürüyemediği için ne kadar acı çektiğini görüyoruz, hem kendisi için, hem de çocukları için, geleceği için, hayatı için elinden geleni yapması gerekiyor, tekerlekli sandalyeye mahkûm olmak istemiyor, asla vazgeçmiyor...
duygusal bulduğum bir kısa film oldu,
motivasyon vermeyi amaçlayan bir film olduğu görülmekte iken, insanın yegâne kurtuluşunun yine kendisinde saklı olduğu mesajı da veriliyor.
eğer dün kendinden vazgeçseydin bugünü göremezdin, eğer bugün kendinden vazgeçersen yarını asla göremezsin, adam eğer iyileşemiyorum deyip kendinden vazgeçseydi gelecekte iyileşmiş olduğunu asla bilemeyecekti ama asla vazgeçmedi.
sen de vazgeçme.
never give up...
devamını gör...
