1.
bira tanrıların içeceği olsa da vakti zamanında az tanrıyı küfelik etmemiş. misal enki ile ninhursag içip içip birbirlerine girmişler. enki ninhursag'ı bir temiz dövmüş. hatta ağzını burnunu dağıtmış diyorlar ama o işin magazinsel boyutu tabi. kanımca tanrılara da çok içirmemek lazım zira onlar da içince harbi harbi sapıtıyorlar anlaşılan. bu mevzudan binlerce sene sonra da şu anda olduğu gibi insanoğlunun diline düşüveriyorlar. ''ağzınla iç şu mereti enki efeeendi!'' lakin şunun altını çizmek lazım; sümerliler cidden aklıselim bir millet. yani tanrılar/insanlar içip içip birbirine girdi diye bu işin müsebbibi biradır dememişler, ihaleyi içkiye bırakmamışlar. içip sapıtıyorsanız bu içicinin kusuru olarak görülüyor ve bu kusurda karakter zayıflığına yoruluyor. netice olarak koskoca tanrıçanın yaptığı içecek kusurlu olacak değil ya! birde ninkasi bu biraları günlük yapıyormuş. yani millet biralarını bu sayede taze taze içiyormuş. bence çok düşünceli bir tanrıça. birde biranın ilahisi var tabi bu ilahi sadece kutsiyet arz etmiyor aynı zamanda iyi bira nasıl yapılır onu da tarif ediyor.
miguel civil tarafından sümerce'den çevrilmiş ilahi de şöyle bir şey;
borne of the flowing water,
tenderly cared for by the ninhursag,
borne of the flowing water,
tenderly cared for by the ninhursag,
having founded your town by the sacred lake,
she finished its great walls for you,
ninkasi, having founded your town by the sacred lake,
she finished its walls for you,
your father is enki, lord nidimmud,
your mother is ninti, the queen of the sacred lake.
ninkasi, your father is enki, lord nidimmud,
your mother is ninti, the queen of the sacred lake.
you are the one who handles the dough [and] with a big shovel,
mixing in a pit, the bappir with sweet aromatics,
ninkasi, you are the one who handles the dough [and] with a big shovel,
mixing in a pit, the bappir with [date] - honey,
you are the one who bakes the bappir in the big oven,
puts in order the piles of hulled grains,
ninkasi, you are the one who bakes the bappir in the big oven,
puts in order the piles of hulled grains,
you are the one who waters the malt set on the ground,
the noble dogs keep away even the potentates,
ninkasi, you are the one who waters the malt set on the ground,
the noble dogs keep away even the potentates,
you are the one who soaks the malt in a jar,
the waves rise, the waves fall.
ninkasi, you are the one who soaks the malt in a jar,
the waves rise, the waves fall.
you are the one who spreads the cooked mash on large reed mats,
coolness overcomes,
ninkasi, you are the one who spreads the cooked mash on large reed mats,
coolness overcomes,
you are the one who holds with both hands the great sweet wort,
brewing [it] with honey [and] wine
(you the sweet wort to the vessel)
ninkasi, (...)(you the sweet wort to the vessel)
the filtering vat, which makes a pleasant sound,
you place appropriately on a large collector vat.
ninkasi, the filtering vat, which makes a pleasant sound,
you place appropriately on a large collector vat.
when you pour out the filtered beer of the collector vat,
ıt is [like] the onrush of tigris and euphrates.
ninkasi, you are the one who pours out the filtered beer of the collector vat,
ıt is [like] the onrush of tigris and euphrates.
akan sudan
doğmuş, ninhursag şefkatle bakmış,
akan sudan
doğmuş, ninhursag şefkatle bakmış,
şehrini kutsal gölün yanında kurduktan sonra, senin
için büyük duvarlarını bitirdi,
ninkasi, kentini kutsal gölün yanında kurduktan
sonra, duvarlarını senin için bitirdi,
baban enki, lord nidimmud,
annen ninti, kutsal gölün kraliçesi.
ninkasi, senin baban enki, lord nidimmud,
annen kutsal gölün kraliçesi ninti.
hamuru [ve] büyük bir kürekle
işleyen, çukurda karıştıran, tatlı aromalı bappir,
ninkasi, hamuru [ve] büyük bir kürekle işleyen, çukurda
karıştıran, [tarih] ile bappir – tatlım,
bapiri büyük fırında pişiren sensin, kabuklu
hububat yığınlarını sıralayan,
ninkasi, büyük fırında bappiri pişiren sensin, kabuklu
hububat yığınlarını sıralayan,
yerdeki maltı sulayan sensin,
soylu köpekler hükümdarları bile uzak tutar,
ninkasi, yerdeki maltı sulayan sensin,
soylu köpekler hükümdarları bile uzak tutar,
maltı kavanoza batıran sensin,
dalgalar yükselir, dalgalar düşer.
ninkasi, maltı kavanozda ıslatan sensin,
dalgalar yükselir, dalgalar düşer.
pişmiş püreyi büyük kamış hasırlara
serensensin ,
serinlik galip gelir, ninkasi, büyük kamış hasırların üzerine pişen püreyi yayan sensin,
serinlik galip gelir,
büyük tatlı şırayı iki eliyle tutan sensin,
bal [ve] şarapla [onu]
demleyen (sen tatlı şıradan kaba)
ninkasi, (…)(sen kaba tatlı şıra)
hoş bir ses çıkaran filtreleme kazanını,
büyük bir kollektör kazanının üzerine uygun şekilde yerleştirirsiniz.
hoş bir ses çıkaran filtreleme kazanı ninkasi,
geniş bir kollektör kazanının üzerine uygun şekilde yerleştirirsiniz.
toplayıcı fıçının süzülmüş birasını döktüğünüzde,
dicle ve fırat’ın hücumu [gibidir].
ninkasi, toplama fıçısının süzülmüş birasını döken sensin,
dicle ve fırat’ın hücumu [gibidir].
anlatımdaki güzelliğe, benzetmelerdeki yaratıcılığa bakar mısınız? hele ilahi biterken yapılan dicle ve fıratın hücumu gibidir diyor ya, muazzam! netice de adamlar şifa niyetine içmişler. babilliler de birayı pek severler lakin hammurabi'nin birayı karneye bağlaması sonucu garipler sınırlı şekilde demlenebilmişler. ama buradaki enteresan durumda şu; en yüksek istihkak rahiplere verilmiş iyi mi? adamlar günde 5 litre bira tüketme hakkına sahipmiş. vallahi bu zevat her dönem işin kaymağını yiyiyor. helal olsun cidden (!)
bazı bilgilerin derlendiği kaynak: the hymn to ninkasi, goddess of beer/joshua j. mark
miguel civil tarafından sümerce'den çevrilmiş ilahi de şöyle bir şey;
borne of the flowing water,
tenderly cared for by the ninhursag,
borne of the flowing water,
tenderly cared for by the ninhursag,
having founded your town by the sacred lake,
she finished its great walls for you,
ninkasi, having founded your town by the sacred lake,
she finished its walls for you,
your father is enki, lord nidimmud,
your mother is ninti, the queen of the sacred lake.
ninkasi, your father is enki, lord nidimmud,
your mother is ninti, the queen of the sacred lake.
you are the one who handles the dough [and] with a big shovel,
mixing in a pit, the bappir with sweet aromatics,
ninkasi, you are the one who handles the dough [and] with a big shovel,
mixing in a pit, the bappir with [date] - honey,
you are the one who bakes the bappir in the big oven,
puts in order the piles of hulled grains,
ninkasi, you are the one who bakes the bappir in the big oven,
puts in order the piles of hulled grains,
you are the one who waters the malt set on the ground,
the noble dogs keep away even the potentates,
ninkasi, you are the one who waters the malt set on the ground,
the noble dogs keep away even the potentates,
you are the one who soaks the malt in a jar,
the waves rise, the waves fall.
ninkasi, you are the one who soaks the malt in a jar,
the waves rise, the waves fall.
you are the one who spreads the cooked mash on large reed mats,
coolness overcomes,
ninkasi, you are the one who spreads the cooked mash on large reed mats,
coolness overcomes,
you are the one who holds with both hands the great sweet wort,
brewing [it] with honey [and] wine
(you the sweet wort to the vessel)
ninkasi, (...)(you the sweet wort to the vessel)
the filtering vat, which makes a pleasant sound,
you place appropriately on a large collector vat.
ninkasi, the filtering vat, which makes a pleasant sound,
you place appropriately on a large collector vat.
when you pour out the filtered beer of the collector vat,
ıt is [like] the onrush of tigris and euphrates.
ninkasi, you are the one who pours out the filtered beer of the collector vat,
ıt is [like] the onrush of tigris and euphrates.
akan sudan
doğmuş, ninhursag şefkatle bakmış,
akan sudan
doğmuş, ninhursag şefkatle bakmış,
şehrini kutsal gölün yanında kurduktan sonra, senin
için büyük duvarlarını bitirdi,
ninkasi, kentini kutsal gölün yanında kurduktan
sonra, duvarlarını senin için bitirdi,
baban enki, lord nidimmud,
annen ninti, kutsal gölün kraliçesi.
ninkasi, senin baban enki, lord nidimmud,
annen kutsal gölün kraliçesi ninti.
hamuru [ve] büyük bir kürekle
işleyen, çukurda karıştıran, tatlı aromalı bappir,
ninkasi, hamuru [ve] büyük bir kürekle işleyen, çukurda
karıştıran, [tarih] ile bappir – tatlım,
bapiri büyük fırında pişiren sensin, kabuklu
hububat yığınlarını sıralayan,
ninkasi, büyük fırında bappiri pişiren sensin, kabuklu
hububat yığınlarını sıralayan,
yerdeki maltı sulayan sensin,
soylu köpekler hükümdarları bile uzak tutar,
ninkasi, yerdeki maltı sulayan sensin,
soylu köpekler hükümdarları bile uzak tutar,
maltı kavanoza batıran sensin,
dalgalar yükselir, dalgalar düşer.
ninkasi, maltı kavanozda ıslatan sensin,
dalgalar yükselir, dalgalar düşer.
pişmiş püreyi büyük kamış hasırlara
serensensin ,
serinlik galip gelir, ninkasi, büyük kamış hasırların üzerine pişen püreyi yayan sensin,
serinlik galip gelir,
büyük tatlı şırayı iki eliyle tutan sensin,
bal [ve] şarapla [onu]
demleyen (sen tatlı şıradan kaba)
ninkasi, (…)(sen kaba tatlı şıra)
hoş bir ses çıkaran filtreleme kazanını,
büyük bir kollektör kazanının üzerine uygun şekilde yerleştirirsiniz.
hoş bir ses çıkaran filtreleme kazanı ninkasi,
geniş bir kollektör kazanının üzerine uygun şekilde yerleştirirsiniz.
toplayıcı fıçının süzülmüş birasını döktüğünüzde,
dicle ve fırat’ın hücumu [gibidir].
ninkasi, toplama fıçısının süzülmüş birasını döken sensin,
dicle ve fırat’ın hücumu [gibidir].
anlatımdaki güzelliğe, benzetmelerdeki yaratıcılığa bakar mısınız? hele ilahi biterken yapılan dicle ve fıratın hücumu gibidir diyor ya, muazzam! netice de adamlar şifa niyetine içmişler. babilliler de birayı pek severler lakin hammurabi'nin birayı karneye bağlaması sonucu garipler sınırlı şekilde demlenebilmişler. ama buradaki enteresan durumda şu; en yüksek istihkak rahiplere verilmiş iyi mi? adamlar günde 5 litre bira tüketme hakkına sahipmiş. vallahi bu zevat her dönem işin kaymağını yiyiyor. helal olsun cidden (!)
bazı bilgilerin derlendiği kaynak: the hymn to ninkasi, goddess of beer/joshua j. mark
devamını gör...
2.
kendisine en derin saygılarımı sunduğum sevgili tanrıçam
devamını gör...
3.
ahaha tanrıymış, böyle tanrı mı olur lan? arap köyü gibi adı var. ben bunu reddediyorum, cehennemi varsa yatarım cezamı.
devamını gör...
4.
kelime anlamı, ağzı dolduran dişi.
bira üretimini bu idare edip korurmuş falan.
bira üretimini bu idare edip korurmuş falan.
devamını gör...