orijinal adı: l'extérieur
yazar: yves bonnefoy
yayım yılı: 1959
varoluşun sınırlarını, bilinmeyeni ve şiiri sorgulayarak okuru varoluşun derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkaran kitap, aynı zamanda dilin ve şiirin sınırlarını yıkarak yeni ifade biçimleri sunar.
yazar: yves bonnefoy
yayım yılı: 1959
varoluşun sınırlarını, bilinmeyeni ve şiiri sorgulayarak okuru varoluşun derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkaran kitap, aynı zamanda dilin ve şiirin sınırlarını yıkarak yeni ifade biçimleri sunar.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "editör" tarafından 12.09.2024 22:53 tarihinde açılmıştır.
1.
yves bonnefoy tarafından yazılmış deneme türünde yer alan 109 sayfalık eser olup ilk olarak 1959 yılında yayınlanmıştır.
kitabımı ömer aygün çevirisi ile okudum, çevirisi iyiydi, yazım hatasına rastladığımı hatırlamıyorum.
öncelikle yves bonnefoy'u daha önce hiç okumadım ancak hakkında tanım girdikten sonra okumaya karar verdim.
kitabımız oldukça felsefik bir zeminde ilerliyor, ilk denemede ölüme dair keskin yargılarda bulunuyor, ölümü dramatize etmeden felsefik çıkarımlarla ele alıyor ve bu da onun düşüncelerini güçlü kılıyor.
tanrı ve inanç ilişkisi, hayatın bir sahne olma ihtimâli, dünyanın bir duyumsamdan ya da algıdan ibâret olması, insanın evren ve ölüm karşısındaki cılızlığı karşımıza oldukça felsefik bir üslupla karşımıza çıkıyor.
yazar argümanlarını sunarken soren kierkegaard ve martin heidegger gibi filozofların ismini anmayı da ihmâl etmiyor.
ikinci deneme olan kötülük çiçekleri adlı bölümde de ölümün insan hayatındaki anlamı epey sert bir şekilde vurgulanıyor.
örneğin bir yerde diyor ki;
"ölümle kanıtlanmayan hiçbir şey doğru değildir."
ölüm haricinde kitabı daha da açmak istersek dış dünyayı algılama şeklimiz, hiçliğin ne zaman başladığı, gerçeklik olgusunun tam olarak ne olduğu, bir şeyin varlığının ancak ölümle kanıtlanması, dünyaya dair yerinde ve keskin tespitler kitabın çatısını oluşturuyor.
gerçeği anlamak ya da gerçek sanılanın dışına çıkmak için intihar etmeyi, kendini feda etmeyi, insanın anlam bulma çabasını, olasılık dışındakini olanaklı kılma gayretini, ölmeyi çeşitli örneklerle ve felsefik argümanlarla ele alıyor.
diğer iki denemede ise ressamlar hakkındaki çıkarımlarının yanı sıra onların sanatına dair düşünceleri hem öznel hem nesnel bir şekilde irdeleniyor.
kitabı ve yazarın üslubunu, konuları ele alış biçimini ve felsefeyi fikirleriyle bu derece iyi harmanlamasını sevdim.
felsefe, ölüm, yaşam, hiçlik, algılama ve gerçeklik, ölüme yüklenen anlam, insana dair fikirler, yargılar ve imgeler gayet iyi bir şekilde anlatılmış, olasılık dışı olanın felsefik açıklamaları keskin bir düzeyde ele alınıyor.
kitaptan etkileyici olan pasajları bırakıp burada bitiriyorum.
kesinlikle iyi bir kitaptı.

ya da isterseniz, bir tiyatro betimlerdim. çünkü duyumsal dünya başlayan bir olayın sahnesinden başka bir şey değildir.
kavram bir yanılsamadır. eski metafiziklerin çektiği o ilk perdedir. onun karşısında inançsız ya da tanrıtanımaz olmaktır sorun. çünkü kavram bir tanrı gibi zayıftır.
ve onun yokluğunda, ve tuttuğum bu sarmaşık parçasında, geçip gidişte ve köpükte her türlü doğruluğun ve her türlü kuralın artık olanaksız olduğunu kimse söylemesin. ölümsüzlük dileğinde bulunmak bizim olanaklı kuralımızdır. bu zemine kurulacak çok şey var.
kavram ölümü saklar. söylemse sahtekârdır çünkü dünyadan bir şeyi çıkarır: ölümü çıkarır, böylelikle her şeyi geçersiz kılmış olur. her şey ancak ölümden dolayı vardır. ve ölümle kanıtlanmayan hiçbir şey doğru değildir...
kendi içinde yaptığı ölüm gerçek ölümdü..
kitabımı ömer aygün çevirisi ile okudum, çevirisi iyiydi, yazım hatasına rastladığımı hatırlamıyorum.
öncelikle yves bonnefoy'u daha önce hiç okumadım ancak hakkında tanım girdikten sonra okumaya karar verdim.
kitabımız oldukça felsefik bir zeminde ilerliyor, ilk denemede ölüme dair keskin yargılarda bulunuyor, ölümü dramatize etmeden felsefik çıkarımlarla ele alıyor ve bu da onun düşüncelerini güçlü kılıyor.
tanrı ve inanç ilişkisi, hayatın bir sahne olma ihtimâli, dünyanın bir duyumsamdan ya da algıdan ibâret olması, insanın evren ve ölüm karşısındaki cılızlığı karşımıza oldukça felsefik bir üslupla karşımıza çıkıyor.
yazar argümanlarını sunarken soren kierkegaard ve martin heidegger gibi filozofların ismini anmayı da ihmâl etmiyor.
ikinci deneme olan kötülük çiçekleri adlı bölümde de ölümün insan hayatındaki anlamı epey sert bir şekilde vurgulanıyor.
örneğin bir yerde diyor ki;
"ölümle kanıtlanmayan hiçbir şey doğru değildir."
ölüm haricinde kitabı daha da açmak istersek dış dünyayı algılama şeklimiz, hiçliğin ne zaman başladığı, gerçeklik olgusunun tam olarak ne olduğu, bir şeyin varlığının ancak ölümle kanıtlanması, dünyaya dair yerinde ve keskin tespitler kitabın çatısını oluşturuyor.
gerçeği anlamak ya da gerçek sanılanın dışına çıkmak için intihar etmeyi, kendini feda etmeyi, insanın anlam bulma çabasını, olasılık dışındakini olanaklı kılma gayretini, ölmeyi çeşitli örneklerle ve felsefik argümanlarla ele alıyor.
diğer iki denemede ise ressamlar hakkındaki çıkarımlarının yanı sıra onların sanatına dair düşünceleri hem öznel hem nesnel bir şekilde irdeleniyor.
kitabı ve yazarın üslubunu, konuları ele alış biçimini ve felsefeyi fikirleriyle bu derece iyi harmanlamasını sevdim.
felsefe, ölüm, yaşam, hiçlik, algılama ve gerçeklik, ölüme yüklenen anlam, insana dair fikirler, yargılar ve imgeler gayet iyi bir şekilde anlatılmış, olasılık dışı olanın felsefik açıklamaları keskin bir düzeyde ele alınıyor.
kitaptan etkileyici olan pasajları bırakıp burada bitiriyorum.
kesinlikle iyi bir kitaptı.

ya da isterseniz, bir tiyatro betimlerdim. çünkü duyumsal dünya başlayan bir olayın sahnesinden başka bir şey değildir.
kavram bir yanılsamadır. eski metafiziklerin çektiği o ilk perdedir. onun karşısında inançsız ya da tanrıtanımaz olmaktır sorun. çünkü kavram bir tanrı gibi zayıftır.
ve onun yokluğunda, ve tuttuğum bu sarmaşık parçasında, geçip gidişte ve köpükte her türlü doğruluğun ve her türlü kuralın artık olanaksız olduğunu kimse söylemesin. ölümsüzlük dileğinde bulunmak bizim olanaklı kuralımızdır. bu zemine kurulacak çok şey var.
kavram ölümü saklar. söylemse sahtekârdır çünkü dünyadan bir şeyi çıkarır: ölümü çıkarır, böylelikle her şeyi geçersiz kılmış olur. her şey ancak ölümden dolayı vardır. ve ölümle kanıtlanmayan hiçbir şey doğru değildir...
kendi içinde yaptığı ölüm gerçek ölümdü..
devamını gör...
