1.
sırf bunun için bile zengin olma isteği geliyor. o kadar çok severim uyumayı, yatmayı.
devamını gör...
2.
türkiye'de insanın ihtiyacı olan tek şey bence bu. gerçekten müthiş bir motivasyon ve meditasyon. bazen gerçekten "zengin bir aileye doğmuş olsaydım" diye hayal kuruyorum. dinlenmeye, arzu ettiğim kadar çalışmaya o kadar ihtiyacım var ki..
seçtiğiniz meslek ne olursa olsun, kapital düzen sizden hayatınızı çalıyor. istediğiniz saatte uyanmak, dilediğiniz kadar çalışmak.. izin günlerinizi gönlünüzce uzatmak... bunlar standart insanlar için hayal. sistem öyle güzel kurulmuş ki.. her ay ödenmesi gereken faturalar ve kredi kartı ekstreleri var. yani sistem seni " ödenmesi gereken faturalar ve yaşam giderleri" başlığı altında kendisine mecbur bırakıyor. istesende, çarkın dışına çıkamıyorsun. çıkmanın tek yolu aileden zengin olmak veya sonradan bir şekilde maddi standartlarını cemiyetteki insanların seviyesine çıkartabilmek. sisteme hitap edecek kadar maddi gücün yoksa, bir hiçsin.
doktorda olsan, rektörde, mühendiste, profesörde, hakimde.. sistem seni kullanıyor. hep birilerinin emrindesin. izin günlerin, çalışma saatlerin hep düzenleniyor... ben bu kafaya çok karşı olduğumu fark ettim. belkide karşı olmamı sağlayacak koşullar oluştuğu için bu haldeyim. yine de sonuç değişmiyor. üniversite okurken hayalini kurduğum mesleği icra ediyorum ama zerre mutlu değilim. "ben ne yaşıyorum?", "neden böyle?" diye kendimi çok sık sorgulamaya başladım.
inanın kendi tatminsizliğim bana batmaya başladı. kendi kendimi eleştiriyorum. mesleki olarak iyi bir konumda olmama rağmen neden mutsuzum? herkesin imrendiği bir hayatım var,
hayallerimi gerçekleştirdim( en azından istediğim meslekteyim).. peki neden, neden, neden...
şükürsüz değilim. şükürler olsun, hayalini kurduğum her şeyi olabildim ama burada ayrım önemli. bu tatminsizlik halinin tanrı ile alakası yok. içinde yaşadığın dünyayı mahveden insanlarla alakası var. insani - sosyal- ekonomik- kültürel açıdan sürekli içinde bulunduğumuz düzen deşiliyor. iyiye değil daha kötü hale gidiyoruz. yeterli bağlantın ve paran varsa, her türlü ayakta kalıyorsun. ileride doğacak tüm soyunun hayatını da paranla garantiliyorsun. sonra torunun 18 yaşında ferrariye biniyor. herkese soyadıyla kafa tutuyor. sistemde ezici gücü olduğu için, kimse onu ezemiyor.
ya diğerleri? - multimilyoner dedesi olmayanlar ne yapacak mesela? ya da babası ceo olmayan insanlar? hatta annesi influencer olmayanlar? sonuçta havadan gelen bir para, fütursuzca dolan banka hesapları yok..
çok sorguluyorum. sanayi devrimi neden var mesela? neden köyden kente göç ettirildi insanlar? şehir hayatına geçildiği andan beri, insanlık hayrına gelişen tek iyi bir şey yok.
stabil çalışma saatleri,
başkası için köle gibi çalışma,
çalışıpta yettirememe,
adil olmayan ekonomik koşullar ve bununla daha da sivrilen sınıf polemiği,
say say bitmiyor.
konu özgürce uyumaktı ama ne konuda özgürüz ki uyumakta olsun?
seçtiğiniz meslek ne olursa olsun, kapital düzen sizden hayatınızı çalıyor. istediğiniz saatte uyanmak, dilediğiniz kadar çalışmak.. izin günlerinizi gönlünüzce uzatmak... bunlar standart insanlar için hayal. sistem öyle güzel kurulmuş ki.. her ay ödenmesi gereken faturalar ve kredi kartı ekstreleri var. yani sistem seni " ödenmesi gereken faturalar ve yaşam giderleri" başlığı altında kendisine mecbur bırakıyor. istesende, çarkın dışına çıkamıyorsun. çıkmanın tek yolu aileden zengin olmak veya sonradan bir şekilde maddi standartlarını cemiyetteki insanların seviyesine çıkartabilmek. sisteme hitap edecek kadar maddi gücün yoksa, bir hiçsin.
doktorda olsan, rektörde, mühendiste, profesörde, hakimde.. sistem seni kullanıyor. hep birilerinin emrindesin. izin günlerin, çalışma saatlerin hep düzenleniyor... ben bu kafaya çok karşı olduğumu fark ettim. belkide karşı olmamı sağlayacak koşullar oluştuğu için bu haldeyim. yine de sonuç değişmiyor. üniversite okurken hayalini kurduğum mesleği icra ediyorum ama zerre mutlu değilim. "ben ne yaşıyorum?", "neden böyle?" diye kendimi çok sık sorgulamaya başladım.
inanın kendi tatminsizliğim bana batmaya başladı. kendi kendimi eleştiriyorum. mesleki olarak iyi bir konumda olmama rağmen neden mutsuzum? herkesin imrendiği bir hayatım var,
hayallerimi gerçekleştirdim( en azından istediğim meslekteyim).. peki neden, neden, neden...
şükürsüz değilim. şükürler olsun, hayalini kurduğum her şeyi olabildim ama burada ayrım önemli. bu tatminsizlik halinin tanrı ile alakası yok. içinde yaşadığın dünyayı mahveden insanlarla alakası var. insani - sosyal- ekonomik- kültürel açıdan sürekli içinde bulunduğumuz düzen deşiliyor. iyiye değil daha kötü hale gidiyoruz. yeterli bağlantın ve paran varsa, her türlü ayakta kalıyorsun. ileride doğacak tüm soyunun hayatını da paranla garantiliyorsun. sonra torunun 18 yaşında ferrariye biniyor. herkese soyadıyla kafa tutuyor. sistemde ezici gücü olduğu için, kimse onu ezemiyor.
ya diğerleri? - multimilyoner dedesi olmayanlar ne yapacak mesela? ya da babası ceo olmayan insanlar? hatta annesi influencer olmayanlar? sonuçta havadan gelen bir para, fütursuzca dolan banka hesapları yok..
çok sorguluyorum. sanayi devrimi neden var mesela? neden köyden kente göç ettirildi insanlar? şehir hayatına geçildiği andan beri, insanlık hayrına gelişen tek iyi bir şey yok.
stabil çalışma saatleri,
başkası için köle gibi çalışma,
çalışıpta yettirememe,
adil olmayan ekonomik koşullar ve bununla daha da sivrilen sınıf polemiği,
say say bitmiyor.
konu özgürce uyumaktı ama ne konuda özgürüz ki uyumakta olsun?
devamını gör...
3.
bizim ülkede çok büyük lüks anam uyumak.
devamını gör...
4.
her ay, bir sonraki ayın harcamalarını ve bir sonraki ay, ay sonunu nasıl getireceğini hesaplarken zor be.
devamını gör...
5.
yapay zeka ile birlikte iş yaşamımda bayağ değişiklikler bekleniyor. böyük insamlar emeğin değerini azaltmama, iş gücünde insan faktörünü azaltmama kararı alırlarsa çalışma süresi kısalacak. çalışma gün sayısı da düşğrülecek.
2027 - 2029 orta vadeli programda güvenceli esnek çalışmadan bahsedikiyor. esnek çalışma saatleri hibrit çalışma modeli olursa işveren için de işgören için de en iyisi.
ama bu patron denilen zımbırtılar insanı çöpe atma gibi nanelikleri düşünüyorlarsa, maaşına zam işe son senaryosu ile karşılaşabiliriz.
ne oşursa olsun örgütlü olmak twk çare.
2027 - 2029 orta vadeli programda güvenceli esnek çalışmadan bahsedikiyor. esnek çalışma saatleri hibrit çalışma modeli olursa işveren için de işgören için de en iyisi.
ama bu patron denilen zımbırtılar insanı çöpe atma gibi nanelikleri düşünüyorlarsa, maaşına zam işe son senaryosu ile karşılaşabiliriz.
ne oşursa olsun örgütlü olmak twk çare.
devamını gör...
6.
ancak insan oldugunde mumkundur cunku kimse ozgur degildir.
devamını gör...
7.
ara ara gelen o " atom fiziğine de, profesörlüğe de lanet olsun, bundan sonra kumarbazlığı, itliği, hergeleliği öğreneceğim " tadıyla beraber ya keşke bir köyde yaşayıp azıcık aşım ağrısız başım misali dükkanım olsaydı diyorum.
ne bileyim ufak bir tamirci olur, marangoz olur, eski zamanlar olsa kılıç falan döverdim dan dan ama keyfime göre döverdim yani.
istediğim saatte uyanıp açayım dükkanı, sıkıldığımda gidip tarlayla ilgileneyim vs...
akşam olunca da bir ekmek, iki lokma yemek oldu bitti gitti be.
ne bileyim ufak bir tamirci olur, marangoz olur, eski zamanlar olsa kılıç falan döverdim dan dan ama keyfime göre döverdim yani.
istediğim saatte uyanıp açayım dükkanı, sıkıldığımda gidip tarlayla ilgileneyim vs...
akşam olunca da bir ekmek, iki lokma yemek oldu bitti gitti be.
devamını gör...
8.
kusura bakma kara kedi ama çalışma süresi hiçbir zaman kısalmayacak, ancak işsiz olursan ya da kendi işin olursa ki o da bir ihtimal istediğin kadar uyuyabileceksin. bir başka alternatif milyarder dedenin mirası tabii ki.
devamını gör...