1.
tdk:
isim, hayvan bilimi, (peygambe'rdevesi)
sıcak ve ılıman ülkelerde yaşayan, genellikle yeşil renkte ve ortalama 5 santimetre boyunda, düz kanatlı, çok obur böcek [mantis religiosa].
ingilizcesi mantis'tir ama onlarda da dini* bir gönderme var ve genelde praying mantis deniyor diye biliyorum.
bana göre karıncaaslanı ve yusufçuk ile birlikte en karizmatik böcek türüdür ama farklı yönlerden karizmatik buluyorum ben bunları elbette. biz çocuk ve ergenken peygamberdevelerini bulup, yakalayıp birbirleriyle dövüştürürdük abim ve birkaç arkadaşımla. bu arada çocuk sadizmi ayrı bir şey ve şu anda hiçbir canlının kılını incitmemeye çalışan biriyimdir ama işte o yaşlarım bu bakımdan karanlıktı...
sadece dişileri böyle azman gibi olur. erkekleri böyle sıska, güçsüzdür ve gövdeleri/karınları tombik olmadığından uçabilir. hatta karadullardaki gibi dişisi, çiftleşme sonrasında erkeğini yiyebiliyor diye okuduğumu hatırlıyorum çok eskiden. özellikle de çiftleşmeden hoşnut kalmazsa bu bittikten sonra erkeğini lüpletirmiş bazı dişi peygamberdeveleri.
dişilerinin çok büyükleri/irileri insanları da yaralayabilir bu arada zira ön ayakları sivri ve keskin dikenlerle doludur ve aşırı kuvvetlidir, yengeçlerinki kadar olmasa da. yılan yiyen peygamberdevesi videosu bile izlemiştim. küçük kuş türlerini yakalayıp yiyenler olduğunu bile duymuştum sanki. hakikaten biz de kendilerini tutup birbirlerine kafa-göz daldırırken arada yaralandığımız, parmaklarımızın kanadığı falan olmuştur ki dikkat etmesek ve kendimizi sakınmasak daha ciddi yaralayabilirlerdi de.
peygamberdeveleri genelde gündüz avlanırlar zira avlarını tespit etmedeki asli organları gözleridir. ancak gece görüşleri de iyidir ve erkekleri, dişilerin yanına ulaşabilmek için gece uçuşları yapabilmektedir.
çoğu peygamberdevesi çeşidinin göğüssel bir işitme organı vardır ve bu onları yarasalardan kurtarabilen bir şeydir; yarasalar sesler çıkararak gelen yankıya göre avlarının yerlerini tespit edip onlara süratle dalarlar ve peygamberdevelerinin bu işitsel becerisi aniden aksiyon alıp kurtulabilmelerine olanak sağlar.
wiki'ye göre 33 familya, 460 cins ve 2.400'ün üzerinde türü varmış bu hayvanların. zaten öyle videolarını falan izlediyseniz, aynı tüm o renkleri ve desenleriyle orkid gibi olanından kuru yaprak gibi görünenine kadar envai çeşidini siz de görmüşsünüzdür muhtemelen. en yaygın/kabalalık ailesi mantidae ("mantids") imiş, ılıman veya tropikal iklimi olan dünya'daki çoğu yerde rastlanabiliyormuş bu aileden olan peygamber develerine. bizim buralardakilerin de çoğu öyledir diye tahmin ediyorum.
en yakın akrabaları termitler ve hamamböcekleri imiş. biraz enteresan. gerçi termitlerin de aslında hamam böcekleriyle, karıncalarla olduğundan daha yakın akrabalar olduklarına da çok şaşırmıştım. sopa çekirgeleri ile genelde karıştırılabilirler. ilk bakışta cidden de benzetilebilir bunlar ama sopa çekirgelerinin öyle hayvani kıskaçları falan yok tabii. yani gayet zararsız canlılar bizler için ve birini, algınız kamuflajını delip fark edebilirse cidden çok tatlı şeyler olduğunu görürsünüz. gerçi öyle görmeyebilirsiniz de ve hatta belki de böcek fobiniz vardır, bilemem. *
peygamberdevelerini ben uzaylılara falan benzetiyorum. cidden de adeta fantastik varlıklar bence. ayrıca robotik bir bünyeleri var gibidir. kafalarını oynatmaları, çok seriyken müthiş bir koordinasyonla hareket edebilen vücutları falan... cidden de etkileyici canlılardır. biz yakalıyorduk diyorum ama aslında böyle kocaman ve sağlıklı bir peygamberdevesini görmek bile zor, bırakın yakalamayı. o size kendisini göstermek istemezse normalde onları fark edemezsiniz. biz böyle otları falan sopalarla dürtüp kendilerini görmeye çalışırdık ve birini fark ettiğimizde onu yakalaması da ayrı bir zorluktu ve marifet isterdi. anlatılmaz yaşanır diyeyim. özellikle de böyle morlu renkleri falan olan kocaman dişiler yakaladığımızda ekstra sevinirdik ki çok irilerini yakalamak ekstra zordu çok seri oldukları için, ayrıca her an kamufle olabilecekleri bir bitki bulup orada durabilirlerdi bu yüzden de süper dikkatli takip etmeniz gerekiyordu onları. tabii yineleyeyim, keşke böyle şeyler hiç yapmasaydık ama çocuktuk işte. ben artık hayvanat bahçelerine bile gitmiyorum. o zaman bu aklım olsa çocukken ve ergenken de gitmezdim. akvaryum balığı bile beslemiyorum artık hatta.
neyse, konumuza dönelim...
peygamberdeveleri avlarını genelde pusuya düşürerek avlarlar ve bu konuda hem çok usta hem de sabırlıdırlar. zaten bir çiçeği, yaprağı falan görüntü olarak taklit eden türlerinin bu konudaki işi kolaydır. kamufle olabileceği yeri seçer, rüzgarla birlikte etrafındaki aynı kendisine benzeyen çiçekler/yapraklar gibi sallanırlar da, daha inandırıcı bir mimicry* için. en yaygın olan yeşil renktekileri de otları taklit edebilir benzer şekilde. avlarının peşinden gidenleri de olur. yani mesela arıların peşinden gidemezler ama daha yavaş ve uçamayan bir hayvanı gayet de kovalayarak yakalayabilirler.
normalde 1 sene kadar yaşar bir peygamberdevesi.
bazı eski medeniyetler bunların tabiatüstü güçlerinin olduğuna inanırmış da onlar da her halta inanmış, biz naapalım. dediğim gibi ben de kendilerini uzaylılara benzetiyorum ama uzaylı olduklarına inanmıyorum en azından. *
en son bu yaz bir gün yatağımda uzanıp bilgisayar monitörüme bakarak bir şeyler izlerken üstüme yemyeşil bir peygamber devesinin konduğunu fark ettim. kıpırdasam da hiç korkmadı ve beni dikkatle inceledi. uzaylı olsaydı bile beni kaçırabilmek için çok ufaktı. * baktım gitmeyecek, yatakta yan dönerim ve ezerim falan diye çekinip ayağa kalktım ve balkona çıktım. kendisini de uğurladım... bu bir erkekti sanırım. umarım bir dişi kendisini yememiştir sonra. hahaha!
birkaç da foto koyalım:




isim, hayvan bilimi, (peygambe'rdevesi)
sıcak ve ılıman ülkelerde yaşayan, genellikle yeşil renkte ve ortalama 5 santimetre boyunda, düz kanatlı, çok obur böcek [mantis religiosa].
ingilizcesi mantis'tir ama onlarda da dini* bir gönderme var ve genelde praying mantis deniyor diye biliyorum.
bana göre karıncaaslanı ve yusufçuk ile birlikte en karizmatik böcek türüdür ama farklı yönlerden karizmatik buluyorum ben bunları elbette. biz çocuk ve ergenken peygamberdevelerini bulup, yakalayıp birbirleriyle dövüştürürdük abim ve birkaç arkadaşımla. bu arada çocuk sadizmi ayrı bir şey ve şu anda hiçbir canlının kılını incitmemeye çalışan biriyimdir ama işte o yaşlarım bu bakımdan karanlıktı...
sadece dişileri böyle azman gibi olur. erkekleri böyle sıska, güçsüzdür ve gövdeleri/karınları tombik olmadığından uçabilir. hatta karadullardaki gibi dişisi, çiftleşme sonrasında erkeğini yiyebiliyor diye okuduğumu hatırlıyorum çok eskiden. özellikle de çiftleşmeden hoşnut kalmazsa bu bittikten sonra erkeğini lüpletirmiş bazı dişi peygamberdeveleri.
dişilerinin çok büyükleri/irileri insanları da yaralayabilir bu arada zira ön ayakları sivri ve keskin dikenlerle doludur ve aşırı kuvvetlidir, yengeçlerinki kadar olmasa da. yılan yiyen peygamberdevesi videosu bile izlemiştim. küçük kuş türlerini yakalayıp yiyenler olduğunu bile duymuştum sanki. hakikaten biz de kendilerini tutup birbirlerine kafa-göz daldırırken arada yaralandığımız, parmaklarımızın kanadığı falan olmuştur ki dikkat etmesek ve kendimizi sakınmasak daha ciddi yaralayabilirlerdi de.
peygamberdeveleri genelde gündüz avlanırlar zira avlarını tespit etmedeki asli organları gözleridir. ancak gece görüşleri de iyidir ve erkekleri, dişilerin yanına ulaşabilmek için gece uçuşları yapabilmektedir.
çoğu peygamberdevesi çeşidinin göğüssel bir işitme organı vardır ve bu onları yarasalardan kurtarabilen bir şeydir; yarasalar sesler çıkararak gelen yankıya göre avlarının yerlerini tespit edip onlara süratle dalarlar ve peygamberdevelerinin bu işitsel becerisi aniden aksiyon alıp kurtulabilmelerine olanak sağlar.
wiki'ye göre 33 familya, 460 cins ve 2.400'ün üzerinde türü varmış bu hayvanların. zaten öyle videolarını falan izlediyseniz, aynı tüm o renkleri ve desenleriyle orkid gibi olanından kuru yaprak gibi görünenine kadar envai çeşidini siz de görmüşsünüzdür muhtemelen. en yaygın/kabalalık ailesi mantidae ("mantids") imiş, ılıman veya tropikal iklimi olan dünya'daki çoğu yerde rastlanabiliyormuş bu aileden olan peygamber develerine. bizim buralardakilerin de çoğu öyledir diye tahmin ediyorum.
en yakın akrabaları termitler ve hamamböcekleri imiş. biraz enteresan. gerçi termitlerin de aslında hamam böcekleriyle, karıncalarla olduğundan daha yakın akrabalar olduklarına da çok şaşırmıştım. sopa çekirgeleri ile genelde karıştırılabilirler. ilk bakışta cidden de benzetilebilir bunlar ama sopa çekirgelerinin öyle hayvani kıskaçları falan yok tabii. yani gayet zararsız canlılar bizler için ve birini, algınız kamuflajını delip fark edebilirse cidden çok tatlı şeyler olduğunu görürsünüz. gerçi öyle görmeyebilirsiniz de ve hatta belki de böcek fobiniz vardır, bilemem. *
peygamberdevelerini ben uzaylılara falan benzetiyorum. cidden de adeta fantastik varlıklar bence. ayrıca robotik bir bünyeleri var gibidir. kafalarını oynatmaları, çok seriyken müthiş bir koordinasyonla hareket edebilen vücutları falan... cidden de etkileyici canlılardır. biz yakalıyorduk diyorum ama aslında böyle kocaman ve sağlıklı bir peygamberdevesini görmek bile zor, bırakın yakalamayı. o size kendisini göstermek istemezse normalde onları fark edemezsiniz. biz böyle otları falan sopalarla dürtüp kendilerini görmeye çalışırdık ve birini fark ettiğimizde onu yakalaması da ayrı bir zorluktu ve marifet isterdi. anlatılmaz yaşanır diyeyim. özellikle de böyle morlu renkleri falan olan kocaman dişiler yakaladığımızda ekstra sevinirdik ki çok irilerini yakalamak ekstra zordu çok seri oldukları için, ayrıca her an kamufle olabilecekleri bir bitki bulup orada durabilirlerdi bu yüzden de süper dikkatli takip etmeniz gerekiyordu onları. tabii yineleyeyim, keşke böyle şeyler hiç yapmasaydık ama çocuktuk işte. ben artık hayvanat bahçelerine bile gitmiyorum. o zaman bu aklım olsa çocukken ve ergenken de gitmezdim. akvaryum balığı bile beslemiyorum artık hatta.
neyse, konumuza dönelim...
peygamberdeveleri avlarını genelde pusuya düşürerek avlarlar ve bu konuda hem çok usta hem de sabırlıdırlar. zaten bir çiçeği, yaprağı falan görüntü olarak taklit eden türlerinin bu konudaki işi kolaydır. kamufle olabileceği yeri seçer, rüzgarla birlikte etrafındaki aynı kendisine benzeyen çiçekler/yapraklar gibi sallanırlar da, daha inandırıcı bir mimicry* için. en yaygın olan yeşil renktekileri de otları taklit edebilir benzer şekilde. avlarının peşinden gidenleri de olur. yani mesela arıların peşinden gidemezler ama daha yavaş ve uçamayan bir hayvanı gayet de kovalayarak yakalayabilirler.
normalde 1 sene kadar yaşar bir peygamberdevesi.
bazı eski medeniyetler bunların tabiatüstü güçlerinin olduğuna inanırmış da onlar da her halta inanmış, biz naapalım. dediğim gibi ben de kendilerini uzaylılara benzetiyorum ama uzaylı olduklarına inanmıyorum en azından. *
en son bu yaz bir gün yatağımda uzanıp bilgisayar monitörüme bakarak bir şeyler izlerken üstüme yemyeşil bir peygamber devesinin konduğunu fark ettim. kıpırdasam da hiç korkmadı ve beni dikkatle inceledi. uzaylı olsaydı bile beni kaçırabilmek için çok ufaktı. * baktım gitmeyecek, yatakta yan dönerim ve ezerim falan diye çekinip ayağa kalktım ve balkona çıktım. kendisini de uğurladım... bu bir erkekti sanırım. umarım bir dişi kendisini yememiştir sonra. hahaha!
birkaç da foto koyalım:




devamını gör...
2.
diğer adı deveçıtlığı olan vahşi böcük.
devamını gör...