1.
1930-2002 yılları arasında yaşamış, yakın döneme ait sosyolojinin önemli kuramcılarındandır.
en önemli teorisi; alan teorisidir. oyun metaforuyla geliştirdiği kavramların kolay anlaşılmasını sağlamıştır. meselâ, alan-illusio-doxa-sermaye bunlardandır. yaşamı ve düşüncelerini; pierre bourdieu derlemesi adlı eserde bulabilirsiniz.
ayrıca kendisine ve çalışmalarına dair pratik teorisinin anahatları pratik nedenler televizyon üzerine (bkz: sanatın kuralları) dikkate alınmalıdır.
en önemli teorisi; alan teorisidir. oyun metaforuyla geliştirdiği kavramların kolay anlaşılmasını sağlamıştır. meselâ, alan-illusio-doxa-sermaye bunlardandır. yaşamı ve düşüncelerini; pierre bourdieu derlemesi adlı eserde bulabilirsiniz.
ayrıca kendisine ve çalışmalarına dair pratik teorisinin anahatları pratik nedenler televizyon üzerine (bkz: sanatın kuralları) dikkate alınmalıdır.
devamını gör...
2.
habitus pratik teori .... vb kavramlar üreterek yapısalcılık ekolünün olgunlaşmasını sağlayan, üretici ve yıkıcı filizof, sosyolog...
devamını gör...
3.
çok büyük adamdır bu saatte ne çağrıştırdı kendisini bilmiyorum ama baba aklımıza düştüyse vardır bi bildiği
(bkz: la distinction)
(bkz: homo academicus)
(bkz: sur la televison)
(bkz: la distinction)
(bkz: homo academicus)
(bkz: sur la televison)
devamını gör...
4.
1930/ 2002 yılları arasında yaşamış fransız yazar, sosyolog, felsefeci ve antropolog olarak tanınır.
bazı kitapları
heidegger’in politik ontolojisi
bilimin bilimi ve düşünümsellik
televizyon üzerine

sanat, toplumsal dünyanın inkâr edildiği en mükemmel yerlerden biridir.
bazı kitapları
heidegger’in politik ontolojisi
bilimin bilimi ve düşünümsellik
televizyon üzerine

sanat, toplumsal dünyanın inkâr edildiği en mükemmel yerlerden biridir.
devamını gör...
5.
toplumsal uzamı izah ederken kullandığı kavramların bourdieu'yu tekdüze bir sosyolog olmaktan alıkoyduğunu, onu sosyoloji ile felsefenin birbirine karıştığı derin suların usta bir yüzücüsü yaptığını düşünüyorum. nitekim felsefe deleuze'ün de belirttiği gibi bir kavram yaratma uğraşıdır. ayrıca bourdieu'nun pazarlama akademisi için de ayrı bir yeri olduğu belirtmeliyim. çünkü bourdieu toplumsal uzamı tahlil ederken tüketim ve tüketim pratiklerini vurgulayan nadir sosyologlardan biridir. veblen'i de unutmamak gerekir tabi bu bahiste.
bourdieu'ya göre toplumsal uzam özerk alanlardan oluşur. bu alanların birtakım kuralları vardır. bireyler toplumsal alanlarda failliklerini ortaya koyarken söz konusu kurallar bireylerin failliklerini sınırlandırabilir; ekonomik, kültürel, sosyal ve sembolik sermaye tipleri ise bireyi bu alanlarda başarılı kılan pratiklerin icra edilmesi için kaynak olarak kullanılabilir. ekonomik sermaye kısaca maddi ve iktisadi servete gönderme yaparken kültürel sermaye, kişinin ailesinden tevarüs ettiği ya da eğitim kurumları vasıtasıyla edindiği bilgi, becerileri, yetenek ve entelektüel kapasiteyi kapsar. sosyal sermaye bireylerin ve grupların sahip olduğu sosyal ilişkiler ve bu sosyal ilişkilerle birtakım avantajlara erişmeyi, sembolik sermaye ise bahsedilen üç sermaye tipinin kişiye kazandırdığı prestije vurgu yapar. bununla beraber farklı alanlarda farklı sermaye tipleri ve pratikler kişiyi farklı düzeyde sembolik sermaye yapabilir. yani sözgelimi sizin yüksek derecede ekonomik ve kültürel sermaye sahibi olmanız mesela adana hürriyet mahallesinde size sembolik sermaye kazandırmayabilir ayıküyün mü dayı? ama sosyal sermayeniz size öyle bir ortamdan sıyrılma şansı verebilir.
habitus kavramından da bahsetmek gerekir. habitus kısaca bireylerin düşünme, hissetme, algılama ve davranma biçimindeki farklılıkların sınıfsal durumuna işaret eder. bu farklılıkların sınıfsallığı bazen o kadar görünür hale gelir ki farklı sınıflara ait bireylerin bedensel edimlerinde kendini gösterir. işçi sınıfından bir oğlanla burjuva sınıfından bir kızın elit bir restoranda date eylediğini ve oğlanın garsonu "dayıoğlu bi bak hele" diye çağırdığını düşünün. ezcümle farklı sınıflar, bu sınıfların mensuplarının dünyayı algılama, hissetme ve eyleme biçiminde farklılıklara sebep olurlar. işte bu noktada tüketim pratikleri önem kazanır ve bourdieu biz pazarlamacılar için çok sevimli hale gelir. tüketim pratikleri sadece fonksiyonel anlamlar ihtiva etmez. sosyal ve sembolik anlamları ile kişiye farklı alanlarda oyunlarını ortaya koyacak malzemeleri sağlar. böylece tüketim pratikleri, bu pratiklerin anlamı, pratikleri icra ederken kullanılan materyaller ve pratiğin başarılı biçimde ortaya çıkmasını sağlayan kabiliyetler ile bireyin mensup olduğu sınıfın habitusunu görünür kılacak birtakım imkanlar sunar. başarılı tüketim pratikleri ayrıca farklı sermaye tiplerinin de etkili kullanımı ile bireyi sosyal alanda başarıya ulaştırabilir.
bourdieu'ya göre toplumsal uzam özerk alanlardan oluşur. bu alanların birtakım kuralları vardır. bireyler toplumsal alanlarda failliklerini ortaya koyarken söz konusu kurallar bireylerin failliklerini sınırlandırabilir; ekonomik, kültürel, sosyal ve sembolik sermaye tipleri ise bireyi bu alanlarda başarılı kılan pratiklerin icra edilmesi için kaynak olarak kullanılabilir. ekonomik sermaye kısaca maddi ve iktisadi servete gönderme yaparken kültürel sermaye, kişinin ailesinden tevarüs ettiği ya da eğitim kurumları vasıtasıyla edindiği bilgi, becerileri, yetenek ve entelektüel kapasiteyi kapsar. sosyal sermaye bireylerin ve grupların sahip olduğu sosyal ilişkiler ve bu sosyal ilişkilerle birtakım avantajlara erişmeyi, sembolik sermaye ise bahsedilen üç sermaye tipinin kişiye kazandırdığı prestije vurgu yapar. bununla beraber farklı alanlarda farklı sermaye tipleri ve pratikler kişiyi farklı düzeyde sembolik sermaye yapabilir. yani sözgelimi sizin yüksek derecede ekonomik ve kültürel sermaye sahibi olmanız mesela adana hürriyet mahallesinde size sembolik sermaye kazandırmayabilir ayıküyün mü dayı? ama sosyal sermayeniz size öyle bir ortamdan sıyrılma şansı verebilir.
habitus kavramından da bahsetmek gerekir. habitus kısaca bireylerin düşünme, hissetme, algılama ve davranma biçimindeki farklılıkların sınıfsal durumuna işaret eder. bu farklılıkların sınıfsallığı bazen o kadar görünür hale gelir ki farklı sınıflara ait bireylerin bedensel edimlerinde kendini gösterir. işçi sınıfından bir oğlanla burjuva sınıfından bir kızın elit bir restoranda date eylediğini ve oğlanın garsonu "dayıoğlu bi bak hele" diye çağırdığını düşünün. ezcümle farklı sınıflar, bu sınıfların mensuplarının dünyayı algılama, hissetme ve eyleme biçiminde farklılıklara sebep olurlar. işte bu noktada tüketim pratikleri önem kazanır ve bourdieu biz pazarlamacılar için çok sevimli hale gelir. tüketim pratikleri sadece fonksiyonel anlamlar ihtiva etmez. sosyal ve sembolik anlamları ile kişiye farklı alanlarda oyunlarını ortaya koyacak malzemeleri sağlar. böylece tüketim pratikleri, bu pratiklerin anlamı, pratikleri icra ederken kullanılan materyaller ve pratiğin başarılı biçimde ortaya çıkmasını sağlayan kabiliyetler ile bireyin mensup olduğu sınıfın habitusunu görünür kılacak birtakım imkanlar sunar. başarılı tüketim pratikleri ayrıca farklı sermaye tiplerinin de etkili kullanımı ile bireyi sosyal alanda başarıya ulaştırabilir.
devamını gör...
6.
amerikan eğlence sektörünün, akademik bilgiye ve genel olarak tüm bilimlere bir tehdit oluşturduğu konusunda toplumu uyaran fransız toplumbilimci.
televizyon üzerine (1996) eseri sosyal medyanın yaygınlaşmasından sonra daha da önem kazanmıştır. zira eserde geçen televizyon kelimelerini karalayıp yerine sosyal medya yazsanız da karşınıza çıkan tablo aynı olacak:
şov kültürü, akademik kültürü tehdit ediyor! bilginin değeri artık doğruluğuna ve tutarlılığına göre değil; raytinge, görüntülenmeye, uyandırdığı sansasyona göre ölçülüyor! detaylar, derin düşünceler yerini over-simplificationa bırakıyor! bağırıp çağırmasını bilen şarlatanlar, en okkalı profesörlerden daha çok ilgi çekiyor!
televizyon üzerine (1996) eseri sosyal medyanın yaygınlaşmasından sonra daha da önem kazanmıştır. zira eserde geçen televizyon kelimelerini karalayıp yerine sosyal medya yazsanız da karşınıza çıkan tablo aynı olacak:
şov kültürü, akademik kültürü tehdit ediyor! bilginin değeri artık doğruluğuna ve tutarlılığına göre değil; raytinge, görüntülenmeye, uyandırdığı sansasyona göre ölçülüyor! detaylar, derin düşünceler yerini over-simplificationa bırakıyor! bağırıp çağırmasını bilen şarlatanlar, en okkalı profesörlerden daha çok ilgi çekiyor!
devamını gör...