studio ghibli imzalı 2013 yapımı animasyon filmi. japonya'nın en eski halk hikayelerinden biri olan prenses kaguya hikayesini anlatır. bambu keserken parlayan bir bambu bulun yaşlı adam, bambuyu kesince içinde güzel bir bebek bulur ve eşiyle bu bebeği büyütürler.
yönetmen: ısao takahata
*asya pasifik ekran ödülleri- en iyi animasyon ödülü
* boston film eleştirmenleri topluluğu ödülü-en iyi animasyon filmi
*portekiz sinema bloggerları ödülleri-en iyi asya filmi ve en iyi animasyon
*uluslararası sinefil topluluğu ödülleri-en iyi animasyon filmi
*uluslararası online sinema ödülleri (ınoca)- en iyi animasyon özellikli film
*italya online sinema ödülleri- en iyi animasyon özellikli film
*los angeles film eleştirmenleri birliği ödülleri- en iyi animasyon
*mainichi film ödülleri- en iyi animasyon
* mill vadisi film festivali- en iyi animasyon
*tokyo anime ödülleri- en iyi yönetmen/ en iyi sanat yönetimi
*toronto sinema eleştirmenleri derneği ödülü- en iyi anime özellikli film
* boston film eleştirmenleri topluluğu ödülü-en iyi animasyon filmi
*portekiz sinema bloggerları ödülleri-en iyi asya filmi ve en iyi animasyon
*uluslararası sinefil topluluğu ödülleri-en iyi animasyon filmi
*uluslararası online sinema ödülleri (ınoca)- en iyi animasyon özellikli film
*italya online sinema ödülleri- en iyi animasyon özellikli film
*los angeles film eleştirmenleri birliği ödülleri- en iyi animasyon
*mainichi film ödülleri- en iyi animasyon
* mill vadisi film festivali- en iyi animasyon
*tokyo anime ödülleri- en iyi yönetmen/ en iyi sanat yönetimi
*toronto sinema eleştirmenleri derneği ödülü- en iyi anime özellikli film
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "orsalesta anafor" tarafından 06.05.2021 21:28 tarihinde açılmıştır.
1.
çok güzel te tatlı bir film. sonu biraz hüzünlü bitse de filmde hep söylenen o şarkı 3 gündür aklımda dolanıyor. iyi hissettiren ve ilginç bir konusu var.
devamını gör...
2.
para, mevki, makam ve rütbe hırsının bir insanı nasıl alçalttığını gördüğümüz bir isao takahata filmi.
sutemaru'nun çocuğunun baba diye çağırması kalbimi fena parçaladı halbuki aklımda bambaşka şeyler vardı insan gerçekten harap oluyor
sutemaru'nun çocuğunun baba diye çağırması kalbimi fena parçaladı halbuki aklımda bambaşka şeyler vardı insan gerçekten harap oluyor
devamını gör...
3.
harika bir ısao takahata filmi.
film, sahip olmak ile ait olmak arasında var olan ve zaten ince olmayan çizgiyi daha belirgin bir şekilde prenses kaguya'nın hayatı üzerinden gösteriyor. filmde babasının statü ve servet hırsı, kaguya'nın istediği gibi bir hayat yaşamasını engeller ve günden güne azalan hayat enerjisiyle onu mükemmel bir prenses hâline getirir.
babasının dayattığı yeni hayatına uyum sağlama çabasıyla, mutlu hissettiği hayatı yaşama arzusu arasında sıkışan ilk kişi değildir kaguya, ne yazık ki son kişi de değildir.
ait olduğunu hissettiği hayatı yaşayan var mıdır bilmiyorum ama bu filmde sırf aidiyet duygusu konusunda değil pek çok konuda herkesin kendinden bir şeyler bulabileceğini düşünüyorum.
filmi buraya not etmemin asıl sebebi olan aşağıdaki sahneyi çok seviyorum. kaguya'nın sarayın renkli kumaşları arasında yuvarlandığı sahne:

prensesin yeni hayatının ilk günü çok mutlu olduğunu fakat sarayın başta cazip görünen ihtişamının zamanla özgürlüğün yokluğunda anlamsızlaştığını görüyoruz. filmi izlediğim gün, yani bir eylül, benim de farklı bir şehirde her şeyin daha iyi olmasını umduğum ve öyle olacağını hissettiğim yeni hayatımın ilk günüydü. sonuçta ne olur bilemem ama iyi şeyler düşünmeye devam edeceğim. belki bu sefer renkler anlamını yitirmez.
film, sahip olmak ile ait olmak arasında var olan ve zaten ince olmayan çizgiyi daha belirgin bir şekilde prenses kaguya'nın hayatı üzerinden gösteriyor. filmde babasının statü ve servet hırsı, kaguya'nın istediği gibi bir hayat yaşamasını engeller ve günden güne azalan hayat enerjisiyle onu mükemmel bir prenses hâline getirir.
babasının dayattığı yeni hayatına uyum sağlama çabasıyla, mutlu hissettiği hayatı yaşama arzusu arasında sıkışan ilk kişi değildir kaguya, ne yazık ki son kişi de değildir.
ait olduğunu hissettiği hayatı yaşayan var mıdır bilmiyorum ama bu filmde sırf aidiyet duygusu konusunda değil pek çok konuda herkesin kendinden bir şeyler bulabileceğini düşünüyorum.
filmi buraya not etmemin asıl sebebi olan aşağıdaki sahneyi çok seviyorum. kaguya'nın sarayın renkli kumaşları arasında yuvarlandığı sahne:

prensesin yeni hayatının ilk günü çok mutlu olduğunu fakat sarayın başta cazip görünen ihtişamının zamanla özgürlüğün yokluğunda anlamsızlaştığını görüyoruz. filmi izlediğim gün, yani bir eylül, benim de farklı bir şehirde her şeyin daha iyi olmasını umduğum ve öyle olacağını hissettiğim yeni hayatımın ilk günüydü. sonuçta ne olur bilemem ama iyi şeyler düşünmeye devam edeceğim. belki bu sefer renkler anlamını yitirmez.
devamını gör...
