1.
çıkarılamaz.
insan, duyguları, düşünceleri ve davranışlarıyla üç boyutlu bir varlıktır. ancak bu üç boyutun birbirinden bağımsız değerlendirilmesi, modern psikolojinin en büyük yanılgılarından biridir. zira insanın yalnızca düşüncelerine dikkat etmesi, üç katlı bir binanın ikinci katında kolon kesilmesine benzer. burada önemli olan kolonun kesilmiş olması değil, binanın bundan haberdar olup olmadığıdır. çünkü farkındalık, yapısal bütünlüğün ilk koşuludur.
üç cisim problemi, insanın duyguları, düşünceleri ve davranışları arasındaki karmaşık ilişkiyi açıklamak açısından önemlidir. fizikte üç cismin birbirine uyguladığı kütleçekim kuvvetlerinin uzun vadeli etkileri genel olarak kesin biçimde hesaplanamaz. benzer şekilde insanın sabah uyandığında ne hissedeceği, ne düşüneceği ve neden maşrapayla su içeceği de önceden kestirilemez. bu belirsizlik, insan ruhunun matematiksel bir problem olduğunu göstermektedir.
maşrapanın içindeki su duyguları, kulpu düşünceleri, maşrapanın kendisi ise davranışları temsil eder. kulpu olmayan bir maşrapanın varlığını sürdürmesi mümkün olmakla birlikte, düşüncesiz bir insanın su içmesi ahlaki açıdan tartışmalıdır.
bu noktada altıncı boyutta adana dürüm yemenin varoluşsal önemine değinmek gerekir. dürümün içindeki et bireyin maddi varlığını, lavaş toplumsal sınırlarını, soğan ise bastırılmış duygularını temsil eder. acı biberin bu sistemdeki rolü henüz bilimsel olarak açıklanamamıştır. bilim dünyasının sessizliği düşündürücüdür.
burada kesik kolon kavramına yeniden dönmek zorundayız. bir kolonun kesilmiş olması, onun yok olduğu anlamına gelmez. kolon, artık taşımadığı yükün bilincine vardığı ölçüde kendi varoluşunu yeniden tanımlayabilir. bu nedenle yapısal bir elemanın psikolojik dayanıklılığı, beton sınıfından bağımsız olarak ele alınmalıdır.
sonuç olarak insanın ruhsal bütünlüğü, kendi maşrapasıyla yüzleşmesi ve altıncı boyuttaki dürümün sorumluluğunu üstlenmesiyle mümkündür. çünkü insan, taşıyamadığı yükün değil, tutamadığı maşrapanın altında ezilir.
ve unutulmamalıdır ki üç cisim probleminin çözümü, dördüncü bir cisim eklemekten geçmez.
özellikle de bu cisim acılı adana dürümse.
insan, duyguları, düşünceleri ve davranışlarıyla üç boyutlu bir varlıktır. ancak bu üç boyutun birbirinden bağımsız değerlendirilmesi, modern psikolojinin en büyük yanılgılarından biridir. zira insanın yalnızca düşüncelerine dikkat etmesi, üç katlı bir binanın ikinci katında kolon kesilmesine benzer. burada önemli olan kolonun kesilmiş olması değil, binanın bundan haberdar olup olmadığıdır. çünkü farkındalık, yapısal bütünlüğün ilk koşuludur.
üç cisim problemi, insanın duyguları, düşünceleri ve davranışları arasındaki karmaşık ilişkiyi açıklamak açısından önemlidir. fizikte üç cismin birbirine uyguladığı kütleçekim kuvvetlerinin uzun vadeli etkileri genel olarak kesin biçimde hesaplanamaz. benzer şekilde insanın sabah uyandığında ne hissedeceği, ne düşüneceği ve neden maşrapayla su içeceği de önceden kestirilemez. bu belirsizlik, insan ruhunun matematiksel bir problem olduğunu göstermektedir.
maşrapanın içindeki su duyguları, kulpu düşünceleri, maşrapanın kendisi ise davranışları temsil eder. kulpu olmayan bir maşrapanın varlığını sürdürmesi mümkün olmakla birlikte, düşüncesiz bir insanın su içmesi ahlaki açıdan tartışmalıdır.
bu noktada altıncı boyutta adana dürüm yemenin varoluşsal önemine değinmek gerekir. dürümün içindeki et bireyin maddi varlığını, lavaş toplumsal sınırlarını, soğan ise bastırılmış duygularını temsil eder. acı biberin bu sistemdeki rolü henüz bilimsel olarak açıklanamamıştır. bilim dünyasının sessizliği düşündürücüdür.
burada kesik kolon kavramına yeniden dönmek zorundayız. bir kolonun kesilmiş olması, onun yok olduğu anlamına gelmez. kolon, artık taşımadığı yükün bilincine vardığı ölçüde kendi varoluşunu yeniden tanımlayabilir. bu nedenle yapısal bir elemanın psikolojik dayanıklılığı, beton sınıfından bağımsız olarak ele alınmalıdır.
sonuç olarak insanın ruhsal bütünlüğü, kendi maşrapasıyla yüzleşmesi ve altıncı boyuttaki dürümün sorumluluğunu üstlenmesiyle mümkündür. çünkü insan, taşıyamadığı yükün değil, tutamadığı maşrapanın altında ezilir.
ve unutulmamalıdır ki üç cisim probleminin çözümü, dördüncü bir cisim eklemekten geçmez.
özellikle de bu cisim acılı adana dürümse.
devamını gör...
2.
