sabahın körü.
alarm çalmadan uyanmak, insanoğlunun başına gelebilecek en büyük trajedilerden biridir. hele ki uyanma sebebi bir karga ise...

kırk küp kırkının da kulpu kırık küp, o sabah hayatından nefret etmek için yeni bir neden bulmuştu. cama vuran, sesiyle ruhunu tırmalayan, gözlerinde cehennem kıvılcımları taşıyan bir karga. her sabah saat 06.12’de, dakikası şaşmaz şekilde geliyordu. ne eksik, ne fazla. sanki evren, kırk küp kırkının da kulpu kırık küp’e uyan da depresyonuna zamanında başla diyordu.

kırk küp kırkının da kulpu kırık küp, yastığını kulağına bastırdı. faydasız. karga, bir orkestranın solo çalan en gıcık flütçüsü gibi cıyaklıyordu.
— gak! gak! gak!

senin gagana da, sabahına da, biyolojine de atom fiziğine de profesörlüğe de lanet olsun! diye içinden geçirdi kırk küp kırkının da kulpu kırık küp, pencereden dışarı fırlayarak. ama karga... sadece başını eğip baktı.
bakışında, senin gibi işe yaramazlar yüzünden ekosistem çöküyor kalk der gibi bir küçümseme vardı.

kırk küp kırkının da kulpu kırık küp sinirle pencereyi kapattı. bir kuş yüzünden kalp krizi geçireceğim dedi kendi kendine. ama karga hala oradaydı. camın önünde duruyor, gagasıyla cama ritim tutuyordu.
bir an için kırk küp kırkının da kulpu kırık küp’ün aklından geçti: acaba eski sevgilimin reenkarne hali mi bu? çünkü hem gitmiyordu, hem de sürekli ses çıkarıp huzur bozuyordu.

kahvesini aldı, perdenin arkasına saklanıp kargayı izledi.
karga, gagasıyla cama vurdu.
mehmet de karşılık olarak kahve bardağını masaya vurdu.
gak. tak.
gak. tak.
iki taraf da pes etmedi. insan ve kuş arasında soğuk savaş başlamıştı.

sonunda kırk küp kırkının da kulpu kırık küp dayanamadı. pencereyi açtı, kargaya seslendi:
— ne istiyorsun ulan benden? ruhumu mu? kredi kartı borcumu mu ödeyeceksin?

karga, başını yana eğdi. sonra karga küçük bir şey bıraktı ve uçtu gitti.
mehmet şaşkınlıkla cama yaklaştı.
bir dışkı...
karganın bıraktığı şey bir dışkı.

bir an sustu, düşündü:
yani sabahın altısında cama vurup bana bok mu getirdin? bu mu hayatın ironisi? ben uyku ararken sen bok mu taşıyorsun bana?

ertesi sabah... yine aynı saat.
yine aynı karga.
ama bu kez kırk küp kırkının da kulpu kırık küp hazırlanmıştı.
elinde küçük bir taş, ağzında kararlılıkla söylenmiş bir dua: ekosistemi affet ama bunu affetme tanrım.

tam fırlatacakken karga cama bir kez daha vurdu.
göz göze geldiler.
karganın gözlerinde öyle bir bakış vardı ki... sanki beni vurursan, yarın yerime on karga gönderirim diyordu.

kırk küp kırkının da kulpu kırık küp taşı yere bıraktı.
karga gagasını cama vurdu, son bir gak çekti...
ve gitti.

o günden sonra kırk küp kırkının da kulpu kırık küp'ün alarm sesi gak gak oldu.
uyandığında yüzünde acı bir tebessüm beliriyordu.
çünkü artık biliyordu: hayatta bazı düşmanlar, sabahın köründe bile seni motive eder.

ve bazen...
bir karga, bir terapistten daha etkilidir.
devamını gör...
karganın çeyrek altın getireceği günü bekliyoz umutla. okuttun yine hınzır.
devamını gör...
amaçlı vurursa sıkıntı büyük, karga bu, şimdilik testis muhabbetine vuruyor ama bir gün amaçlı vurursa -tık tık tık -geçmiş olsun.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sabahın köründe amaçsızca cama vuran karga" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim