1.
sultan süleyman döneminde; yeniçeri, reaya ve paşaların ses birliği ile evrene gönderdiği mesajdır... maşallah dediği dokuz dakika yaşamayan bu topluluk bir türlü bu tutumundan ders almaz. mustafa'yı ölüme sürükledikleri yetmiyor gibi, el kadar çocuklarına da aynı tarifeyi uygulayıp boğdurtmayı bilmiştir.
cuma selamlığında dahi, gözde şehzadeye olan bu övgü, sultan süleyman'a olan tezahüratı bastırır. bir bakıma süleyman'ın gözünün ivine baka baka "senin ölcem günü bekliyoz adamım*" demek değil de nedir bu????? iktidar gölge kabul etmez!!!!! her ne kadar "yaz celalzade" diye tanımlarını celalzade'ye yazdirsa da, süleyman mahir bir yazardır. mustafa'nın bütün favları toplayıp portakal olmasına müsaade etmez. zira sözlük de onundur, anında uçurur.
mustafa vizyoner bir şehzade idi elbette. elbette tahtın en güçlü adayı idi, bunu bağırmaya bile gerek yoktu (bkz: gereksiz bağırılan şeyler), ama henüz hünkar kanlı canlı ve de gücü kuvveti yerindeyken bu kadar öne sürülmesi süleyman'ı irite etti bence. zeynep bastık ilk meşhur olduğunda her yerde çalınınca ben de irite olmuştum, hâlâ daha sevemedim, biraz empati yani.
kâh mahidevran'ın lisede kız kavgasına tutuşur gibi hürrem'in önüne mustafa'yı sürmesi, kah pasaların divan övgüsü, yeniçerinin gazı, reayanın salaklığı şeklinde ısrarla evrene gönderilen bu coşkulu enerji ters tepti. zira olmasını istediğin şeyi oluruna bırakmak gerekir. evrene mesaj gönderirken ısrarcı olmak "odaklanma" yanılgısına düşürse de enerji serbest bırakılmalıdır ve sonuca güvenilmelidir. yani idealin dogrultusunda yaşa ama hep orada kalma. (bkz: sen bakarken soyunamıyorum). hele bu çetrefilli taht oyununda, karda yürü izini belli etme!!! tabii ne bilsin reaya bunları? put ile heykelin arasindaki farkı kavrayamamışlar henüz.
cuma selamlığında dahi, gözde şehzadeye olan bu övgü, sultan süleyman'a olan tezahüratı bastırır. bir bakıma süleyman'ın gözünün ivine baka baka "senin ölcem günü bekliyoz adamım*" demek değil de nedir bu????? iktidar gölge kabul etmez!!!!! her ne kadar "yaz celalzade" diye tanımlarını celalzade'ye yazdirsa da, süleyman mahir bir yazardır. mustafa'nın bütün favları toplayıp portakal olmasına müsaade etmez. zira sözlük de onundur, anında uçurur.
mustafa vizyoner bir şehzade idi elbette. elbette tahtın en güçlü adayı idi, bunu bağırmaya bile gerek yoktu (bkz: gereksiz bağırılan şeyler), ama henüz hünkar kanlı canlı ve de gücü kuvveti yerindeyken bu kadar öne sürülmesi süleyman'ı irite etti bence. zeynep bastık ilk meşhur olduğunda her yerde çalınınca ben de irite olmuştum, hâlâ daha sevemedim, biraz empati yani.
kâh mahidevran'ın lisede kız kavgasına tutuşur gibi hürrem'in önüne mustafa'yı sürmesi, kah pasaların divan övgüsü, yeniçerinin gazı, reayanın salaklığı şeklinde ısrarla evrene gönderilen bu coşkulu enerji ters tepti. zira olmasını istediğin şeyi oluruna bırakmak gerekir. evrene mesaj gönderirken ısrarcı olmak "odaklanma" yanılgısına düşürse de enerji serbest bırakılmalıdır ve sonuca güvenilmelidir. yani idealin dogrultusunda yaşa ama hep orada kalma. (bkz: sen bakarken soyunamıyorum). hele bu çetrefilli taht oyununda, karda yürü izini belli etme!!! tabii ne bilsin reaya bunları? put ile heykelin arasindaki farkı kavrayamamışlar henüz.
devamını gör...
2.
mustafa daha genç lise yaşlarında
bir terslik var hep işlerinde
sıkıntı basıyor neden bilinmez
bu çocuğun derdine deva bulunmaz
mustafa sıkma tatlı canını
efkar bassa da her yanını
boş ver üzülme, napicaksın
takmayacaksın tak açacaksın.
bir terslik var hep işlerinde
sıkıntı basıyor neden bilinmez
bu çocuğun derdine deva bulunmaz
mustafa sıkma tatlı canını
efkar bassa da her yanını
boş ver üzülme, napicaksın
takmayacaksın tak açacaksın.
devamını gör...
3.
analiz gibi analizlerde bugün. doğru söze ne denir diyor, bravolarımı şuraya bırakıyorum.
devamını gör...
4.
"şehzade mustafa çok yaşa" ile benzer başlıklar
şehzade
3
