yazar: arkadaş zekai özger
yıl : 1974
arkadaş zekai özger'in vefatından sonra yayımlanmış şiir kitabıdır. hüznün vs sevginin şairinin kaleminden şiirlerinin yanı sıra ailesinin ve dostlarının kendisi ile ilgili anılarına da yer verilmiş eserdir.
yıl : 1974
arkadaş zekai özger'in vefatından sonra yayımlanmış şiir kitabıdır. hüznün vs sevginin şairinin kaleminden şiirlerinin yanı sıra ailesinin ve dostlarının kendisi ile ilgili anılarına da yer verilmiş eserdir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "scissors" tarafından 15.11.2020 23:32 tarihinde açılmıştır.
1.
arkadaş zekai özger'in öldükten sonra basılmış kitabı. yayınlandığını çok istemesine rağmen görememiştir. kitabın bir kısmını şiirleri oluştururken bir kısmını da siyah beyaz fotoğrafları ve yakınları tarafından hakkında anlatılan anıların metinleri oluşturmaktadır.
devamını gör...
2.
hani tek ya, bir ikincisinin olması mümkün değil ya, arkadaş zekai de bu kitabın varlığından haberdar değil ya... bu üç şey en fazla şiirleri kadar özel ve önemli kılıyor bu kitabı. gerçekten okuyunuz. şiirleri ağlak değil son derece vurucudur.
devamını gör...
3.
bu kitabı her gördüğümde, duyduğumda, okuduğumda içimde tarifsiz bir hüzün oluşuyor. keşke diyorum arkadaş zekai de görseydi, o kitap gibi bir sürü daha kitabı olabilseydi, bu hayat ona en azından 1 şans daha verseydi diyorum ama çok geç.
devamını gör...
4.
bir arkadaş zekai özger şiiri. bu şiirin isim verdiği bir şiir kitabı da mevcut.
şiiri eser gökay'ın sesinden dinlemek için tıklayınız.
bu şiir beni geçen sene kah güldürüp kah ağlatantır. hani bazı kelimeler aynı kalpten çıkmış gibi hissettirir ya bu şiiri de zekai özger'in değil benim kalbimden, etimden, kemiğimdendir. sanki bendir; benim aynamdır.
sabahın bir körü kalkardım. yemek içmek işlerini halleder, keyfim varsa süslenir keyfim yoksa saçımı toplar bir tişört geçirir üstüme çıkardım dışarıya. hava sıcak, asfalttan dumanlar yükselirdi. içimi stres yakarken tenimi de güneş yakardı. el, kol dolu, ağzımda maske nefes nefese yürürdüm durağa. durak türkiye'nin her yerinde bir zamanların dershanesi şimdinin kolejlerinden birinin önünde. durağa gelmeden alt yolda bir park var. ıssız mı ıssız, zaten hava yeni aydınlanmış çocuklar derin uykularının en tatlı yerinde olurdu. ben gider her sabah otururdum o parka günün ilk sigarası için. parkın karşısında malum kolej. kulağımda kulaktan onur akın'ın sesinden bu şiirin bestelenmiş halini dinlerdim. bir fırt sigaradan alır efkarlı efkarlı 'sen içeride ben dışarıda, oy mahpusluk' derdim. gözlerim genelde buğulanır, denemelerin güzel geçtiği günler umut dolu bakardı.
ben yine bu sevdanın peşinde yandığım günlerdeyim.
öğretmenlik sevdadır.
çocuklar söz size öğretmeniniz çam kolonyası getirecek bi'gün.
onur akın/ çam kolonyası
göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın
solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana
çam kolonyası getirdim sana
kentli dağlıların haklı sevdasını
bolu ormanlarından çarpan bir koku
sanki köroğlunun ter kokusu
aman kokusu, billah kokusu
canlarım ,canım benim
üzme kendini bu kadar
sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var
bak yeryüzü ne kadar geniş
ne kadar dar
dur
akıtma gönlüm yaşını
gözünden öpecek bir yer bırak
oy bana en yakın
bana en uzak
sevgili yar
hasretine vur beni
giyecek çamaşır getirdim sana
adettir diye değil, sevdim diyedir
bağışla, eski biraz
bedenim uygundur diye bedenine
elimle yıkadım, ütüledim
elma ağacında kuruttum
günler sarmal bir yay gibi
bunu unutma
bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir
bunu unutma
seni ben her yerinden öperim
beni unutma
kadere inansaydım
sana inanırdım
düşürmem sigaramın ucundaki külü ben
öyle kırık bakma bana
caddeler nasılda genişliyor
sana bunu söyleyecektim
bileyli bir makas vardı yanımda
sana bunu söyleyecektim
hadi kes büyüyen tırnaklarındaki kiri
sana bunu
oy nasıl söyleyebilirim
deliren sevdamızın kısrak huyunu
elimi tut
tuttururlar, o kadarına izin verirler
kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu
bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız
sen içerde
ben dışarda
oy mahpusluk mahpusluk
şiiri eser gökay'ın sesinden dinlemek için tıklayınız.
bu şiir beni geçen sene kah güldürüp kah ağlatantır. hani bazı kelimeler aynı kalpten çıkmış gibi hissettirir ya bu şiiri de zekai özger'in değil benim kalbimden, etimden, kemiğimdendir. sanki bendir; benim aynamdır.
sabahın bir körü kalkardım. yemek içmek işlerini halleder, keyfim varsa süslenir keyfim yoksa saçımı toplar bir tişört geçirir üstüme çıkardım dışarıya. hava sıcak, asfalttan dumanlar yükselirdi. içimi stres yakarken tenimi de güneş yakardı. el, kol dolu, ağzımda maske nefes nefese yürürdüm durağa. durak türkiye'nin her yerinde bir zamanların dershanesi şimdinin kolejlerinden birinin önünde. durağa gelmeden alt yolda bir park var. ıssız mı ıssız, zaten hava yeni aydınlanmış çocuklar derin uykularının en tatlı yerinde olurdu. ben gider her sabah otururdum o parka günün ilk sigarası için. parkın karşısında malum kolej. kulağımda kulaktan onur akın'ın sesinden bu şiirin bestelenmiş halini dinlerdim. bir fırt sigaradan alır efkarlı efkarlı 'sen içeride ben dışarıda, oy mahpusluk' derdim. gözlerim genelde buğulanır, denemelerin güzel geçtiği günler umut dolu bakardı.
ben yine bu sevdanın peşinde yandığım günlerdeyim.
öğretmenlik sevdadır.
çocuklar söz size öğretmeniniz çam kolonyası getirecek bi'gün.
onur akın/ çam kolonyası
göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın
solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana
çam kolonyası getirdim sana
kentli dağlıların haklı sevdasını
bolu ormanlarından çarpan bir koku
sanki köroğlunun ter kokusu
aman kokusu, billah kokusu
canlarım ,canım benim
üzme kendini bu kadar
sana umudu öğretemeyenlerin suçu mu var
bak yeryüzü ne kadar geniş
ne kadar dar
dur
akıtma gönlüm yaşını
gözünden öpecek bir yer bırak
oy bana en yakın
bana en uzak
sevgili yar
hasretine vur beni
giyecek çamaşır getirdim sana
adettir diye değil, sevdim diyedir
bağışla, eski biraz
bedenim uygundur diye bedenine
elimle yıkadım, ütüledim
elma ağacında kuruttum
günler sarmal bir yay gibi
bunu unutma
bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir
bunu unutma
seni ben her yerinden öperim
beni unutma
kadere inansaydım
sana inanırdım
düşürmem sigaramın ucundaki külü ben
öyle kırık bakma bana
caddeler nasılda genişliyor
sana bunu söyleyecektim
bileyli bir makas vardı yanımda
sana bunu söyleyecektim
hadi kes büyüyen tırnaklarındaki kiri
sana bunu
oy nasıl söyleyebilirim
deliren sevdamızın kısrak huyunu
elimi tut
tuttururlar, o kadarına izin verirler
kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu
bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız
sen içerde
ben dışarda
oy mahpusluk mahpusluk
devamını gör...
5.
arkadaş zekai özger'in yazmış olduğu 256 sayfalık şiir kitabı olup 1974 yılında yayınlanmıştır.
kurşunlanan ben miyim karınca mı yalnızlık mı biziz
o işte çoklar sokağında
yalnızlığı kurşunlamışlar
baksana herkesler var olmuş
bir sen ben ölmüşüm
-neyiz şimdi-
kurşunlanan ben miyim karınca mı yalnızlık mı biziz
o işte çoklar sokağında
yalnızlığı kurşunlamışlar
baksana herkesler var olmuş
bir sen ben ölmüşüm
-neyiz şimdi-
devamını gör...
6.
ve oturup ağladık, niye?
-inandığımız tanrı –da– yalnız bıraktı bizi.
bana eski bir ölümü anımsatıyor sabah.
1948/ 1973 yılları arasında yaşamış türk şair arkadaş zekai özger imzalı eser.
kitabımız şairin hayatını kaybetmesinin ardından yayınlanmış ve kitabının yayınlandığını göremeden 25 yaşında hayatını kaybetmiştir.
genç ölmek yasaklanmalıydı ve kimse ölmek istemediği bir zamanda, kendini tanıyamadan, bir kalbi sarmadan, yüzme bilmeden daha, aşkı tatmadan ölmemeliydi, arkadaş zekai özger'de dâhil.
kitabımıza geçelim;
farklı bir şiir dünyasının hüküm sürdüğünü kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
arkadaş zekai özger çok ciddi bir üslup ile karşımıza çıkmıyor bana kalırsa bu kitabında, kaygı gütmeden yazıyor, önce kendisi için yazıyor, beğenilmek için değil gibi, her şiirinin kusursuz olması gibi bir ideali yok gibiydi, şiirlerden yola çıkılarak varılmış bir kanı olmakla birlikte, elbette özneldir.
şiirlerde hayatın çeşitli evrelerinin izdüşümleri yansıtılmıştı bence, gençlik, çocukluk, yoksulluk, annenin ölümü, sevdalar ve ayrılıklar, bunun yanı sıra erotizm faktörü de şiirlerde kendisine yer bulan bir olguydu.
cinselliği şiirle kendine has bir şiir dili ile bağdaştırıyor arkadaş zekai özger
bazı dizeleri çok iyiydi, tanrı ile ilgili olan bazı dizeleri felsefik buldum, etkilendiğim birkaç dize oldu.
yalnızlığın, sevdanın, ölümün tesirli bir aktarımı olarak özetlenebilecek şiirleri diyebilirim.

kendimi koparıyorum kendimden.
ne zaman bitecek bu hüzün?
hasreti bir ben bilirim
sizi hiç bu kadar yakından görmedimdi.
yıldızlar sayılmaz:
hasret uzakta ben sevgiye hasretim,
sevgi uzakta...
ve oturup ağladık, niye?
-inandığımız tanrı –da– yalnız bıraktı bizi.
bana eski bir ölümü anımsatıyor sabah.
sonra bir gün anneler de ölür
sonra bir gün aşk da ölür
tanrıyı yaratan ve öldüren şeyler aynıdır.
hiç kimse bilmiyor içimin yangınını.
giyecek çamaşır getirdim sana
âdettir diye değil, sevdim diyedir...
-inandığımız tanrı –da– yalnız bıraktı bizi.
bana eski bir ölümü anımsatıyor sabah.
1948/ 1973 yılları arasında yaşamış türk şair arkadaş zekai özger imzalı eser.
kitabımız şairin hayatını kaybetmesinin ardından yayınlanmış ve kitabının yayınlandığını göremeden 25 yaşında hayatını kaybetmiştir.
genç ölmek yasaklanmalıydı ve kimse ölmek istemediği bir zamanda, kendini tanıyamadan, bir kalbi sarmadan, yüzme bilmeden daha, aşkı tatmadan ölmemeliydi, arkadaş zekai özger'de dâhil.
kitabımıza geçelim;
farklı bir şiir dünyasının hüküm sürdüğünü kendi adıma söylemem mümkün olacaktır.
arkadaş zekai özger çok ciddi bir üslup ile karşımıza çıkmıyor bana kalırsa bu kitabında, kaygı gütmeden yazıyor, önce kendisi için yazıyor, beğenilmek için değil gibi, her şiirinin kusursuz olması gibi bir ideali yok gibiydi, şiirlerden yola çıkılarak varılmış bir kanı olmakla birlikte, elbette özneldir.
şiirlerde hayatın çeşitli evrelerinin izdüşümleri yansıtılmıştı bence, gençlik, çocukluk, yoksulluk, annenin ölümü, sevdalar ve ayrılıklar, bunun yanı sıra erotizm faktörü de şiirlerde kendisine yer bulan bir olguydu.
cinselliği şiirle kendine has bir şiir dili ile bağdaştırıyor arkadaş zekai özger
bazı dizeleri çok iyiydi, tanrı ile ilgili olan bazı dizeleri felsefik buldum, etkilendiğim birkaç dize oldu.
yalnızlığın, sevdanın, ölümün tesirli bir aktarımı olarak özetlenebilecek şiirleri diyebilirim.

kendimi koparıyorum kendimden.
ne zaman bitecek bu hüzün?
hasreti bir ben bilirim
sizi hiç bu kadar yakından görmedimdi.
yıldızlar sayılmaz:
hasret uzakta ben sevgiye hasretim,
sevgi uzakta...
ve oturup ağladık, niye?
-inandığımız tanrı –da– yalnız bıraktı bizi.
bana eski bir ölümü anımsatıyor sabah.
sonra bir gün anneler de ölür
sonra bir gün aşk da ölür
tanrıyı yaratan ve öldüren şeyler aynıdır.
hiç kimse bilmiyor içimin yangınını.
giyecek çamaşır getirdim sana
âdettir diye değil, sevdim diyedir...
devamını gör...
