mark zuckerbeg veya jack dorsey sosyal paylaşım platformları olan facebook ve twitter’ı kurduklarında akıllarında “işte, türk’ler için dünyaya güçlerini gösterebilecekleri bir platform daha” diye düşünmüşler midir bilmiyorum, ama bir şeyi çok iyi biliyorum. bizim halkımız sosyal medya arsızı. elbette ben de bir sosyal medya arsızıyım; yerli yersiz check inlerim, saçma sapan görsel paylaşmalarım, bitmek bilmeyen ahkam kesmelerim vs. vs. ama sürekli dikkat ettiğim bir husus vardır; sosyal medya etiği.

nedir bu sosyal medya etiği?

sosyal medya etiği içinde bulunduğumuz zaman dilimi içerisinde gelişmiş yazılı olmayan bir kurallar bütünüdür. münazara etiğine paralel olarak gelişmiştir. etik dışı hareketler ise osuruk gibidir. yapan kişi ve osuruğa gülenler haricinde, herkesi rahatsız eder. burada elbette ki soru bir web sitesinin (sözlük gibi) nasıl bir trend, fenomen veya kendi görgü kurallarını geliştirebilecek kadar bireyin hayatının içine girebildiğidir. buna viral sosyal medya pazarlaması diyoruz. öyle ya da böyle hepimizin facebook, twitter ve sözlük hesaplarımız oluşuyor ve burada başka (özellikle tanımadığımız kişilerle) etkileşime girerken deneye yanıla, sağda solda görerek etiğin nasıl bir şey olduğunu ve neye göre daha mantıklı ve iyi bir sosyal medya kullanıcısı olabileceğimizi öğreniyoruz.

peki bu bize ne kazandırıyor?

muhattabınız sizin gibi biriyse inanılmaz eğlenceli bir tartışma ortamı,

etiğin ne olduğuna dair fikri olmayan biri ise hiç bir şey.

ihlaller

bazı geleneksel ihlaller şunlardır;

all caps rage – sürekli caps ile bağırmak

1 ve 0’lardan oluşmuş bir sistemde hissiyat eksikliği duygusal insanlar için çok büyük bir sıkıntıdır. hele ki bir de bizim gibi törkiş kovboylar için tartışma esnasında bağıramamak argümanı tehlikeye atmaktadır.

bozuk türkçe

eşitlik namına burada şunu belirtmem gerek; (8 sene) zorunlu eğitim almış birinin –de, –ki, –misiniz? ve benzeri ekleri yanlış kullanmasına akıl sır erdiremiyorum. elbette arada sırada hatalar olabilir ama süreklilik görmeye başladığınız zaman, orada bir sıkıntı var demektir. türkçe 1. sınıfta öğrenilip sonra terk edilen bir ders değil ki? 8 sene boyunca bir adama aynı şeyi haftada en az 2 kere anlatıyorsan ve inatla öğrenemiyorsa artık iş dilden çıkmış, evrimin eline düşmüştür.

fikir yerine kişiye saldırmak

bu inanılmaz derecede yaygın bir ihlaldir.

-bence kapitalizm ve emperyalizm süper bir şey. bireye seçme hakkı veriyor, sosyal darwinizmi yüceltiyor vs.

-allah belanı versin, sattınız ülkeyi sattınız !!


ya da,

-bence sosyalizm ve komünizm süper bir şey. eşitlik, özgürlük, kardeşlik, tembellik hakkı vs.

-ha diyorsun ki hayvan gibi yaşayalım, tuttuğumuzu biip diyosun yani, öyle mi?


trollük

trollük biraz daha kabul görebilen, hatta şirin bile diyebileceğimiz bir ihlal türüdür. sürekliliği olmadığı sürece yaramazlık gibidir. etraftaki herkesi güldürür ve “hah, hah kerata seni” diye geçiştirilir.

çok kötü kurulmuş argüman

paylaşım yapılan ve herkesin dillendirecek bir şeyleri olduğu forum, sözlük gibi platformlarda yetki sahiplerinin düzen ve rota oluşturmak adına müdahil ettiği vizyon temelli kuralların kötüye kullanımı; iyileştirilebilecek aksiyonlar almak yerine sansür uygulaması, daha da kötüsü, hedef göstererek lince sebebiyet vermesi.

bütün bu ihlallerden sonra uzuuuuuun uzun uzatıp baydığım konuya geri dönersek;

benim tek derdim sosyal medyanın sürekli bir dostlar alışverişte görsün minvalinde kullanılıyor oluşu idi. söylediğimin de sonuna kadar arkasındayım. otoparklı, güvenlikli, havuzlu sitesinden terörü kınamak için profil fotosunu siyah kurdele yapandan da, her bayramda bir b.k varmış gibi 24 saatliğine milliyetçiliğin dibine vurup sonra “toplantıya gelemedim, timingi doğru ayarlayamamışım” tarzı cümleler kullanandan da, yerli yersiz bağırıyorum imajı verenden de, emek karşılığı olarak sansüre başvurandan da tiksiniyorum. bir fikri, bir düşünceyi, bir hissiyatı dışarı vurmak “sil” düğmesine basmaya kadar mı indirgendi?

vehlasıl, liste daha uzatılır, zaman buldukça editlerim belki.
devamını gör...
bizim millette bulunmayan kavram.
devamını gör...

hastanede yüzükoyun yatan bir hastanın üstünde bir güvercinin olduğu fotoğrafın altındaki yazı şu: “bu hasta 23 gün hastanede kalmış. hiçbir ziyaretçisi gelmemiş. fotoğrafı çeken hemşire, ‘bir güvercin iki günde bir gelip birkaç dakika bu şekilde kalıp gitti. hasta 23 gün sonra ölünce soruşturduk ki, adam hastane yanında her gün bir bankta bu güvercinleri besliyormuş’ demiş.” binlerce beğeni alan etkileyici bir öykü değil mi? “neresiymiş o hastane?” diye merak ederseniz o zaman buyurun size aynı fotoğrafın altına yazılan benzer bir hikaye: “burası gaziantep. bu fotoğrafı çeken hemşire şöyle demiş: “bu hasta üç gün önce hastaneye yatırıldı. üç gün boyunca ziyaretine ve onu bakmaya kimse gelmedi, ama bir güvercin gelip yatağının başucunda bekledi. daha sonra yaşlı hastanın parkta beslediği güvercin olduğu ortaya çıktı. hayvanlarda da vefa ve hatır vardır. bunu sakın unutmayalım.”

uydur uydur yaz!

fotoğrafa bakınca hastanede yatan bir hasta, güvercin ve olayı anlattığı iddia edilen bir hemşire var, ama birinde “3 gün” diyor, diğerinde “23 gün”… birinde hastanın akıbeti meçhul, ama diğerinde adam hastaneden sağ çıkamadı... “o zaman hangisi doğru, hangisi yalan?” diye sorarsanız açıklayım; ikisi de yalan! peki yıllardır sosyal medyada ha bire ‘güvercin takla’ attırılıp hastanede yatan bir adam ve üstündeki güvercin fotoğrafının aslı şu: fotoğraf gerçek, ama yazılanlar yalan.

çünkü usa today’in yıllar önce yaptığı habere göre fotoğrafı çeken kişi yunan film yapımcısı loannis protonotarios. şimdiye kadar sosyal medyada pek çok dilde üstüne hikayeler uydurulan paylaşılan fotoğrafı çeken onu ilk olarak 2013 yılında flickr’da paylaştı
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sosyal medya etiği" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim