61.
antik yunan’da ortaya çıkmış bir felsefe okuludur.
temel fikri şudur: dış olayları kontrol edemeyiz ama onlara verdiğimiz tepkileri kontrol edebiliriz. bu yüzden insanın hedefi, doğaya ve akla uygun yaşamak ve duygusal olarak “sarsılmaz” (ataraksia) bir ruh hali geliştirmektir.
stoacılara göre:
* kontrol edebildiğin şeyler: düşüncelerin, yargıların, tepkilerin
* kontrol edemediklerin: başkalarının davranışı, hava durumu, hastalıklar, şans
üç önemli temsilcisi şunlardır:
epiktetos
seneca
marcus aurelius
temel fikri şudur: dış olayları kontrol edemeyiz ama onlara verdiğimiz tepkileri kontrol edebiliriz. bu yüzden insanın hedefi, doğaya ve akla uygun yaşamak ve duygusal olarak “sarsılmaz” (ataraksia) bir ruh hali geliştirmektir.
stoacılara göre:
* kontrol edebildiğin şeyler: düşüncelerin, yargıların, tepkilerin
* kontrol edemediklerin: başkalarının davranışı, hava durumu, hastalıklar, şans
üç önemli temsilcisi şunlardır:
epiktetos
seneca
marcus aurelius
devamını gör...
62.
stoacılığın atasının bir yerde kinizm olduğu söylenir. antisthenes ve sinoplu diogenes'in kurduğu bu kinik okullar ile stoacıların felsefesi arasında büyük benzerlikler vardır. ikisinin de amacı sade ve mutlu hayattır.
stoacılık okulunun kurucusu kıbrıslı zenon'dur.
stoacılık okulunun kurucusu kıbrıslı zenon'dur.
devamını gör...
63.
dil ve düşünce arasındaki uyumu çok iyi bildikleri için ilk gramerciler olarak kabul edilirler. " dilbilgisi dili düzenler, mantık aklı düzenler" diyen farabi'ye de esin kaynağı olmuşlardır.
evreni son derece zeki bir canlı ve insan aklını da bu evrenin bir parçası olarak görürler. bu panteizm kokan şeyleri de muhtemelen hint dinlerinden araklamışlardır.
tanrı bir orkestra şefi gibi tüm enstürmanları ahenkle yönetip en güzel müziği yapmaktadır. ve her insan bu müziğin ritmine uyup yeryüzündeki görevini kabul etmelidir.
bu şekilde inanmaları da bana bir tür rasyonalist oldukları izlenimi veriyor, ama rasyonalizm ötesi bir rasyonalizm bu, mega rasyonalizm denebilir hatta. her şeyi olduğu gibi kabul etme durumu.
lakin dünyayı hiç şeylerine bile takmamalarına rağmen çoğu stoacı filozofun intihar etmesi bir çelişki gibi duruyor. yani bu kadar gamsızlığa intihar ne alaka diyor insan. ama tabi bu intihar vakalarını bedenin esaretinden kurtulup tanrı'ya ve ya gerçek aşka ulaşma hedefi olarak da yorumlayanlar var.
evreni son derece zeki bir canlı ve insan aklını da bu evrenin bir parçası olarak görürler. bu panteizm kokan şeyleri de muhtemelen hint dinlerinden araklamışlardır.
tanrı bir orkestra şefi gibi tüm enstürmanları ahenkle yönetip en güzel müziği yapmaktadır. ve her insan bu müziğin ritmine uyup yeryüzündeki görevini kabul etmelidir.
bu şekilde inanmaları da bana bir tür rasyonalist oldukları izlenimi veriyor, ama rasyonalizm ötesi bir rasyonalizm bu, mega rasyonalizm denebilir hatta. her şeyi olduğu gibi kabul etme durumu.
lakin dünyayı hiç şeylerine bile takmamalarına rağmen çoğu stoacı filozofun intihar etmesi bir çelişki gibi duruyor. yani bu kadar gamsızlığa intihar ne alaka diyor insan. ama tabi bu intihar vakalarını bedenin esaretinden kurtulup tanrı'ya ve ya gerçek aşka ulaşma hedefi olarak da yorumlayanlar var.
devamını gör...