1.
son zamanlarda sözlüğe girmek istemiyorum.sebebi başlıktan da anlaşılacağı üzere "takıntılı yazarlar" yazarlarımız. sebebini anlamadığım şekilde mesaj kutusunu portakallandıran bazı yazar kişileri daha sonra taciz boyutuna varan şekilde telefon,sosyal medya hesabı istemeye başlıyor.cevap verilmediğindeyse yazarların profilleri stalklanıyor.(online yazarlar bölümünde hangi yazarı stalkladığınız, hangi başlığa girdiğiniz görünüyor.)nickaltlarına arabesk yazılar döşüyorlar.lütfen sözlüğün anonimliğine güvenip içinizde ki sapkın yanınızı ortaya çıkarmayınız,insanları rahatsız etmeyiniz. (bulurum lan sizi dayım muhtar benim.)
edit:kendine taş attığımı anlayan biri-hayret, asgari zekası varmış-hemen dolaylı yoldan laf atmış.cürmü yetiyorsa mesaj kutum açık.
edit:kendine taş attığımı anlayan biri-hayret, asgari zekası varmış-hemen dolaylı yoldan laf atmış.cürmü yetiyorsa mesaj kutum açık.
devamını gör...
2.
başlıkta “takıntılı yazarlar” diyince; sözlükte gezinip mesaj kutunuza tahsis ve tekzip çeken, tdk’nın vücut bulmuş yazarlarının tacizi zannettim. sizin başınıza gelen düz sapkınlıkmış.
devamını gör...
3.
bi tane daha anonim yazıyo olsaydı o benim diye itiraf edecektim siz siz olun nickinizi katilşerefsiz42 yapın ama anonim yapmayın.
devamını gör...
4.
başlığı açan yazar da bunlardan biri gibi duruyor.
devamını gör...
5.
devamını gör...
6.
ulan yalan mı söylüyorsunuz ne yapıyorsunuz? böyle şeyler hiç benim başıma gelmez, siz yazmazsanız varlığından bile haberim olmaz.
devamını gör...
7.
rahatsız edilmek hoş bir durum değil tabi ki ama sözlüğe girmek istememek kadar nasıl etkiliyor anlamıyorum. o hesabın mesajları hoşunuza gitmiyorsa engelleyin ve moderasyondan birine şikayet edin. ben yardımcı olacaklarını düşünüyorum. asıl online yazarlar kısmından kimin hesabına baktığına bakmak takıntılılık bence.
devamını gör...
8.
benim takıntılı yazarlarım var ortadan kayboldum geldim artık uğraşmazlar diye bir tek bir hamfemdi yazıyor bana o da şüpheli belki de erkektir.
benimle uğraşılmasın ben çok yorgunum zaten ya. benim bileklerimi kolonya ile ovsunlar şu saatten sonra.
benimle uğraşılmasın ben çok yorgunum zaten ya. benim bileklerimi kolonya ile ovsunlar şu saatten sonra.
devamını gör...
9.
sıkıntılı insan tipi.
bir mesaj tacizcileri var bir de başlık altı tacizcileri. ben sıkılırım insanlarla uğraşmaktan. bunların en büyük keyfi o.
bir mesaj tacizcileri var bir de başlık altı tacizcileri. ben sıkılırım insanlarla uğraşmaktan. bunların en büyük keyfi o.
devamını gör...
10.
dün başıma gelen olay. yeniyim, kimseyi tanımıyorum bir kişi hariç. abla beni nerden buldun da tam bana göresin diye başlayıp devamını döşedin peşpeşe mesajla? üstelik tek bir tanımdan yola çıkarak. *
devamını gör...
11.
lütfen listeye beni de yazın dedirten başlıktır.
şimdi burada obsesyon öveceğim sözlükteki cahiller için. :d
bir iki kez kendi obsesifliğimizi kabul ettik diye çılgınlar kullanmaya kalkışıyorlar, sanki kendileri bin beter saplantılı değillermiş gibi. favları bile kontrol edip ona buna kinlenmiyorlatmış gibi. :d yarın öbür gün suratıma sıvamaya kalkar bu çılgınlar, ön görülü biriyim, hemen samimi* bir entry gireyim.
kişilik tipleri ve kişilik bozuklukları ayrı şeyler. her şeyden önce bunu söylemek isterim. sonra da şunu söylemek isterim, 17 yaşından beri ben psikiyatr ve psikologlarla görüşüyorum. dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu teşhisi ile başlayan maceram bipolar bozukluk ile devam etti. tüm süreçte artık işin içinden çıkmak zorlaşınca da gözlem ve teşhis amaçlı 1,5 hafta kadar psikiyatri kliniğinde kaldım. burada hem psikiyatri hekimi hem de psikolog ile görüşmelerim oldu ve türlü çeşitli testler yapıldı. bunun sonucunda da herhangi bir kişilik bozukluğum olmadığına iyice karar vererek, bipolar bozukluk teşhisini netleştirdiler. bipolar bozukluk da takip gerektiren bir hastalık olduğu için zaten görüşüyorum aralıklı olarak hekimimle. dolayısıyla hayatında bir kere kendine bakıp acaba bende bir sorun olabilir mi ya diye düşünmek yerine sanal mecralarda ilgi avına çıkmış herhangi bir deli kezodan çok daha aklıselim ve sağlıklıyım.
obsesif, şizotipal ve narsistik kişilik yapılanmalarının baskın olduğu ortaya çıktı. bu ne ben narsistim, ne şizotipalim ne de obsesifim demek, patolojik olarak yani. size yapsalar sizde de çıkacak bir şeyler, testin amacı o çünkü :d. psikolojik ekollere göre bunları "kişilik yapılanması" gibi kemik bir şekilde ifade etmek yerine "şemalar" yani "savunma mekanizmaları" olarak ele alan psikologlar da var.
dolayısıyla bunun bir kısmından çok memnunum. obsesif yanımın hayatıma çok katkısı olduğunu keşfettim.
burada, sözlükte gördüğünüz aslında elbette ki buz dağının görünen kısmı. burada girdiğim entryler veyahut profil incelemeleri inanılmaz zahmetli işler değil benim için. hatta bunları yaparken arkaplanda film & dizi dinliyorum. yazacağım şeyleri önceden tasarlamıyorum. anlık fikir paylaşımları şeklinde ortaya çıkıyorlar. o haliyle bile vıcık sevgi gösterilerinizden daha iyi bir şeyler çıktığını düşünüyorum ben de sizin gibi.
burada kafaya taktığım şeyleri kendimde bilgi edinme aracına dönüştürmeyi seviyorum. bu olmasaydı tutup düşünce özgürlüğünü hukuki düzlemde araştırmaz, bilgi türlerine akademik yaklaşımı sorgulamazdım mesela. bunlar "işi gücü yok bunun, bak takmış x'e oturmuş manyak gibi 48934 tane şey okumuş" gibi bir şey değil benim için. kimseye takmadığımda yani bir tetikleyicim olmadığında da herhangi bir konuya takıp onunla alakalı kaynaklar okuyorum zaten. bu tür şeylere zaman ayırmayı seviyorum.
gelelim takıntının faydalarına. eğer size zarar veren bir yerde durmuyorsanız, yani patolojik bir hal almadıysa, muazzam bir şey çünkü gelişmenizi tetikliyor. uğraşlarınızı bir adım ileri taşımanıza faydası oluyor. zorlandığınız durumlarda pes etmeyişinize yardımcı oluyor. akademik / mesleki yaşamınızda başarıya giden yolda bir küçük basamak oluyor. ha başarısızlık halinde delirip kendinizi heba ediyorsanız tabii ki kötü.
obsesyonum toksik bir hal almayı bıraktı, sanırım 23 yaşında falan. dolayısıyla zaman zaman yorucu olsa da bana hizmet eden olumlu bir yere çekmeye başardığım için gururluyum. zattirik zottirik şeyler yüzünden delirmiyorum.
sözlük yazarlarının çoğunun yaşamımda kapladığı yer çok düşük. kişilere yönelikmiş gibi görünen pek çok takıntım, kişilerde tezahür eden "kavramlara" yönelik aslında. kezolarla uğraşırken derdim ayşe'nin kezo olması değil. incellere sallarken hedefim ahmet'in şahsına sallamak değil. buradaki her var oluş benim için kelimelerden ibaret. her şey fikirsel düzlemde. çoğunuzu kişi olarak değil, karakter olarak algılıyorum. herhangi birinizle çekişmek, okuduğum romanda gıcık olduğum bir karaktere söylenmekten farksız benim için.
ben nasıl burada başkaları için bir nesne isem, yazdıklarımla onları güldüren veya sinir eden herhangi bir "şey" isem, herkes de benim için öyle. dolayısıyla kekliğim dahil hiç kimsenin şahsına bir saplantım yok, sizlerin aksine.
beyan eder, gözlerinizden öperim.
şimdi burada obsesyon öveceğim sözlükteki cahiller için. :d
bir iki kez kendi obsesifliğimizi kabul ettik diye çılgınlar kullanmaya kalkışıyorlar, sanki kendileri bin beter saplantılı değillermiş gibi. favları bile kontrol edip ona buna kinlenmiyorlatmış gibi. :d yarın öbür gün suratıma sıvamaya kalkar bu çılgınlar, ön görülü biriyim, hemen samimi* bir entry gireyim.
kişilik tipleri ve kişilik bozuklukları ayrı şeyler. her şeyden önce bunu söylemek isterim. sonra da şunu söylemek isterim, 17 yaşından beri ben psikiyatr ve psikologlarla görüşüyorum. dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu teşhisi ile başlayan maceram bipolar bozukluk ile devam etti. tüm süreçte artık işin içinden çıkmak zorlaşınca da gözlem ve teşhis amaçlı 1,5 hafta kadar psikiyatri kliniğinde kaldım. burada hem psikiyatri hekimi hem de psikolog ile görüşmelerim oldu ve türlü çeşitli testler yapıldı. bunun sonucunda da herhangi bir kişilik bozukluğum olmadığına iyice karar vererek, bipolar bozukluk teşhisini netleştirdiler. bipolar bozukluk da takip gerektiren bir hastalık olduğu için zaten görüşüyorum aralıklı olarak hekimimle. dolayısıyla hayatında bir kere kendine bakıp acaba bende bir sorun olabilir mi ya diye düşünmek yerine sanal mecralarda ilgi avına çıkmış herhangi bir deli kezodan çok daha aklıselim ve sağlıklıyım.
obsesif, şizotipal ve narsistik kişilik yapılanmalarının baskın olduğu ortaya çıktı. bu ne ben narsistim, ne şizotipalim ne de obsesifim demek, patolojik olarak yani. size yapsalar sizde de çıkacak bir şeyler, testin amacı o çünkü :d. psikolojik ekollere göre bunları "kişilik yapılanması" gibi kemik bir şekilde ifade etmek yerine "şemalar" yani "savunma mekanizmaları" olarak ele alan psikologlar da var.
dolayısıyla bunun bir kısmından çok memnunum. obsesif yanımın hayatıma çok katkısı olduğunu keşfettim.
burada, sözlükte gördüğünüz aslında elbette ki buz dağının görünen kısmı. burada girdiğim entryler veyahut profil incelemeleri inanılmaz zahmetli işler değil benim için. hatta bunları yaparken arkaplanda film & dizi dinliyorum. yazacağım şeyleri önceden tasarlamıyorum. anlık fikir paylaşımları şeklinde ortaya çıkıyorlar. o haliyle bile vıcık sevgi gösterilerinizden daha iyi bir şeyler çıktığını düşünüyorum ben de sizin gibi.
burada kafaya taktığım şeyleri kendimde bilgi edinme aracına dönüştürmeyi seviyorum. bu olmasaydı tutup düşünce özgürlüğünü hukuki düzlemde araştırmaz, bilgi türlerine akademik yaklaşımı sorgulamazdım mesela. bunlar "işi gücü yok bunun, bak takmış x'e oturmuş manyak gibi 48934 tane şey okumuş" gibi bir şey değil benim için. kimseye takmadığımda yani bir tetikleyicim olmadığında da herhangi bir konuya takıp onunla alakalı kaynaklar okuyorum zaten. bu tür şeylere zaman ayırmayı seviyorum.
gelelim takıntının faydalarına. eğer size zarar veren bir yerde durmuyorsanız, yani patolojik bir hal almadıysa, muazzam bir şey çünkü gelişmenizi tetikliyor. uğraşlarınızı bir adım ileri taşımanıza faydası oluyor. zorlandığınız durumlarda pes etmeyişinize yardımcı oluyor. akademik / mesleki yaşamınızda başarıya giden yolda bir küçük basamak oluyor. ha başarısızlık halinde delirip kendinizi heba ediyorsanız tabii ki kötü.
obsesyonum toksik bir hal almayı bıraktı, sanırım 23 yaşında falan. dolayısıyla zaman zaman yorucu olsa da bana hizmet eden olumlu bir yere çekmeye başardığım için gururluyum. zattirik zottirik şeyler yüzünden delirmiyorum.
sözlük yazarlarının çoğunun yaşamımda kapladığı yer çok düşük. kişilere yönelikmiş gibi görünen pek çok takıntım, kişilerde tezahür eden "kavramlara" yönelik aslında. kezolarla uğraşırken derdim ayşe'nin kezo olması değil. incellere sallarken hedefim ahmet'in şahsına sallamak değil. buradaki her var oluş benim için kelimelerden ibaret. her şey fikirsel düzlemde. çoğunuzu kişi olarak değil, karakter olarak algılıyorum. herhangi birinizle çekişmek, okuduğum romanda gıcık olduğum bir karaktere söylenmekten farksız benim için.
ben nasıl burada başkaları için bir nesne isem, yazdıklarımla onları güldüren veya sinir eden herhangi bir "şey" isem, herkes de benim için öyle. dolayısıyla kekliğim dahil hiç kimsenin şahsına bir saplantım yok, sizlerin aksine.
beyan eder, gözlerinizden öperim.
devamını gör...