1.
kelime anlamı "sakınma" olan
ve ayrıca büyük bir düşünür tarafından
"yalınayak, ayakkabısız bir şekilde deve dikenlerinin olduğu bir yolda yürümektir."
şeklinde tarif edilen.
ve müslümanlar tarafınca allah'ın hoş görmediği durumlardan kaçınmaya verilen ad.
ve ayrıca büyük bir düşünür tarafından
"yalınayak, ayakkabısız bir şekilde deve dikenlerinin olduğu bir yolda yürümektir."
şeklinde tarif edilen.
ve müslümanlar tarafınca allah'ın hoş görmediği durumlardan kaçınmaya verilen ad.
devamını gör...
2.
arapça bir kelime olup, insanın bütün hayatını allah'ın emir buyurduğu şekilde yaşamaya çalışmasıdır.
yasaklardan ve haramdan uzak bir hayat sürdürmek için, kimi zaman bazı helallere (kimine göre şüpheli) dahi yakşlaşmamayı gerektirir.
takva tamamı ile nefis işidir, bütün dünyevi hayatı adamak demektir.
kelime kökenine inip anlam aradığımızda ise takva, ıslah etmek, düzene sokmak anlamı taşır.
yasaklardan ve haramdan uzak bir hayat sürdürmek için, kimi zaman bazı helallere (kimine göre şüpheli) dahi yakşlaşmamayı gerektirir.
takva tamamı ile nefis işidir, bütün dünyevi hayatı adamak demektir.
kelime kökenine inip anlam aradığımızda ise takva, ıslah etmek, düzene sokmak anlamı taşır.
devamını gör...
3.
sağlam bir film.
devamını gör...
4.
allahın yasakladığı şeylerden kaçınmak.
hz. mevlana, mesnevi-i şerifinde bir kıssa anlatıyor: bir gün mecnun leylasına kavuşmak için deveye binip yola çıkmış. yolda her durduğunda, dizginleri bıraktığında deve arkada bıraktığı yavrusuna doğru gidiyormuş. birinin sevgilisi önde, diğerininki arkada. tabi mecnun bir türlü ilerleyememiş. hz. mevlana bu kıssayı anlattıktan sonra nefis ve ruhun çelişkisinden bahsediyor. nefis(id) bu dünyayı sever. maddeyi sever. ruh ise bu dünya ile tatmin olmaz. manayı ve hakikati arar. bu şekilde açıklıyor.
nefsine esir olan insan, hz. yunus'un balık karnındaki durumundan daha tehlikeli bir haldedir. çünkü onun balığı o'nun yüz senelik hayatını tehdit ediyordu. oysa bizim nefsimiz ebedi bir hayatı tehdit ediyor. bu yüzden nefsin ve şeytanın şerrine karşı daima allah'a sığınmalıyız.
insan, nefsine uyarsa hakikat yolunda ilerleyemez. gerçek aşkı bulamaz.
takva
- kalbi korur,
- aklı korur,
- imanı korur,
- hayatı korur,
- nefse zulmetmeyi engeller.
hz. mevlana, mesnevi-i şerifinde bir kıssa anlatıyor: bir gün mecnun leylasına kavuşmak için deveye binip yola çıkmış. yolda her durduğunda, dizginleri bıraktığında deve arkada bıraktığı yavrusuna doğru gidiyormuş. birinin sevgilisi önde, diğerininki arkada. tabi mecnun bir türlü ilerleyememiş. hz. mevlana bu kıssayı anlattıktan sonra nefis ve ruhun çelişkisinden bahsediyor. nefis(id) bu dünyayı sever. maddeyi sever. ruh ise bu dünya ile tatmin olmaz. manayı ve hakikati arar. bu şekilde açıklıyor.
nefsine esir olan insan, hz. yunus'un balık karnındaki durumundan daha tehlikeli bir haldedir. çünkü onun balığı o'nun yüz senelik hayatını tehdit ediyordu. oysa bizim nefsimiz ebedi bir hayatı tehdit ediyor. bu yüzden nefsin ve şeytanın şerrine karşı daima allah'a sığınmalıyız.
insan, nefsine uyarsa hakikat yolunda ilerleyemez. gerçek aşkı bulamaz.
takva
- kalbi korur,
- aklı korur,
- imanı korur,
- hayatı korur,
- nefse zulmetmeyi engeller.
devamını gör...
5.
açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan asgari ücretliye, emekliye, memura; aracı esnafa sömürülen köylüye isyan ettirmeden, sorun çıkarmadan yaşamayı öğreten sanata dönüşmüş inanç.
esasta her devrim sorgulama ve isyanla başlar oysa ki.
takva, sorumluluğunu bilmektir. devletin ve kurumlarının başındakilerin ve sermaye sahiplerinin kur'an'daki sorumluluğu neydi, diyen yok!
esasta her devrim sorgulama ve isyanla başlar oysa ki.
takva, sorumluluğunu bilmektir. devletin ve kurumlarının başındakilerin ve sermaye sahiplerinin kur'an'daki sorumluluğu neydi, diyen yok!
devamını gör...
6.
senin mahiyetine öyle manevî cihazat ve latîfeler vermiş ki; bazıları dünyayı yutsa tok olmaz. bazıları bir zerreyi kendinde yerleştiremiyor. baş, bir batman taşı kaldırdığı halde; göz, bir saçı kaldıramadığı gibi; o latîfe, bir saç kadar bir sıkleti, yani gaflet ve dalaletten gelen küçük bir halete dayanamıyor. hattâ bazan söner ve ölür.
madem öyledir;
hazer et,
dikkatle bas,
batmaktan kork.
bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem'a, bir işarette, bir öpmekte batma!
dünyayı yutan büyük letaiflerini onda batırma.
çünki çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihette yutar. nasıl küçük bir cam parçasında; gök, yıldızlarıyla beraber içine girip garkoluyor. hardal gibi küçük kuvve-i hâfızanda, senin sahife-i a'malin ekseri ve sahaif-i ömrün ağlebi içine girdiği gibi; çok cüz'î küçük şeyler var, öyle büyük eşyayı bir cihette yutar, istiab eder.
lemalar / risale-i nur
devamını gör...