hikayesi ünlü senarist ve yönetmen tim burton imzası taşıyan bu kült animasyon filmin yönetmen koltuğunda henry selick oturuyor. 1993 yapımı the nightmare before christmas, halloween kentinin balkabağı kralı jack skellington'ın hikayesini anlatıyor. gotik havasıyla dikkatleri üzerine çeken yapım müzikleri ile de adından uzun süre söz ettirmişti.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "sphynx" tarafından 07.04.2021 21:01 tarihinde açılmıştır.
1.
stop-motion animasyon tekniği ile çekilmiş film. yönetmen koltuğunda tim burton var.
konusu ise halloweentown da yaşayan jack bir gün christmastown'a gider. oranın halloweentowndan çok farklı olan haline bayılan jack kendi kasabasını da oraya benzetmek için uğraşır.
aslında çok inanılmaz bir hikayesi ya da olay örgüsü yok. ama filmin gotik havası, tasarımların mükemmeliği ve müzikleri ile kesinlikle harika görünüyor
konusu ise halloweentown da yaşayan jack bir gün christmastown'a gider. oranın halloweentowndan çok farklı olan haline bayılan jack kendi kasabasını da oraya benzetmek için uğraşır.
aslında çok inanılmaz bir hikayesi ya da olay örgüsü yok. ama filmin gotik havası, tasarımların mükemmeliği ve müzikleri ile kesinlikle harika görünüyor
devamını gör...
2.
nasıl açılmaz bu müzikal animasyonun başlığı, her sene 4-5 defa izlerim bunu ben.
tim burton'un bilinçaltından çıkıp, stop-motion ile 3 senede yapılan şaheser. biraz fosil falandır ama çok iyidir.
tim burton'un bilinçaltından çıkıp, stop-motion ile 3 senede yapılan şaheser. biraz fosil falandır ama çok iyidir.
devamını gör...
3.
pumpking jack'in cadılar bayramından sıkılıp şans eseri diğer tatilleri keşfetmesi ile noeli kendi tarzı ile kutlamaya çalıştığı film. tim burton klasiklerindir.
devamını gör...
4.
28 yaşına dek izlemediğime inanamadığım müzikal - animasyon filmdir. tee 1993 senesinden kalmadır. filmin yönetmenliğini tim burton yaptı sanıyordum, hayır efendim. hikaye ona aitmiş, aynı zamanda prodüktörlüğünü yapmış. yöneten henry selick.
çocuk kitapları için roald dahl ne ise, çocuk sineması için de tim burton o bence. tekinsiz bir hava, garip gurip karakterler. mesela bakınız internette de şöyle bi başlık çıkıyor karşıma: "is nightmare before christmas disturbing?". of, oturup tamamını okumayacağım çünkü "yetişkin olarak ben sevsem de yedi yaşında bir çocuk için" şeklinde başlayan bi' cümle kurulmuş. ben gönül rahatlığıyla izletirim 7 yaşındaki çocuğuma, roald dahl da okuturum. (belki bu yüzden ebeveyn olmamalıyım? gjndgkfd. ya da zamane ebeveynleri çok şey, aman.)
balkabağı kralı jack'in yaşadığı karanlık ve ürpertici kasabadan sıkılması, küçük bir varoluşsal kriz içine düşmesi ve mutsuzluk içinde dolanırken bir kapı keşfetmesiyle başlıyor her şey. böylece jack bambaşka, eğlence, sıcaklık, mutluluk bir dünya ile ve noel baba ile tanışıyor. ve uzunca bir süre gördüğü şeyin ne olduğunu, niçin kendisini bu kadar etkilediğini anlamaya çalışıyor. ve sonunda diyor ki "aha! cevap basit! bu krismısta, balkabağı kralı olmayı bi kenara bırakıp kırismıs kralı olmalıyım!"
hemen kasaba halkını topluyor ve christmas için hummalı bir çalışma başlıyor. hediyeler hazırlanıyor, şarkılar çalışılıyor, ren geyikleri üretiliyor. yalnız jack'in atladığı şey cadılarla, vampirlerle, envai çeşit canavar ve yaratıkla dolu bu kasabadaki kişilerin hiç biri, o mutlu dünyayı görmediler. dolayısıyla hediyeler biraz ürkütücü bir hal alıyor.
tabi jack noel babanın yerine geçebilmek için noel babayı kaçırtınca, onu da oogie- boogie adlı böcek-yaratık ele geçirince işler çığrından çıkıyor.
uzun süredir içten içe jack'e yanık olan ve aslında onu uyarmaya çalışan sally her ne kadar noel babaya yardım edip bu felaketin önüne geçmeye çalışsa da jack'e engel olamıyor.
film sonunda sally'nin duygularını fark eden jack'in, selly'nin yanına yamacına yanaşması ile bitiyor. aaaaaaaaaaaaaah aşk, gerçek hayatta da keşke bu kadar basit olsan. oğlanlar cesilere, ay yani kızlara dese ki "beni sevdiğini fark etmemiştim. artık ettim ve kollarına koşuyorum." ama olamıyor maalesef... neyse neyse bu aralar hem sinirli hem hisliyim. bunları bir kenara bırakıyor, şimdiden keyifli seyirler diliyorum.
çocuk kitapları için roald dahl ne ise, çocuk sineması için de tim burton o bence. tekinsiz bir hava, garip gurip karakterler. mesela bakınız internette de şöyle bi başlık çıkıyor karşıma: "is nightmare before christmas disturbing?". of, oturup tamamını okumayacağım çünkü "yetişkin olarak ben sevsem de yedi yaşında bir çocuk için" şeklinde başlayan bi' cümle kurulmuş. ben gönül rahatlığıyla izletirim 7 yaşındaki çocuğuma, roald dahl da okuturum. (belki bu yüzden ebeveyn olmamalıyım? gjndgkfd. ya da zamane ebeveynleri çok şey, aman.)
balkabağı kralı jack'in yaşadığı karanlık ve ürpertici kasabadan sıkılması, küçük bir varoluşsal kriz içine düşmesi ve mutsuzluk içinde dolanırken bir kapı keşfetmesiyle başlıyor her şey. böylece jack bambaşka, eğlence, sıcaklık, mutluluk bir dünya ile ve noel baba ile tanışıyor. ve uzunca bir süre gördüğü şeyin ne olduğunu, niçin kendisini bu kadar etkilediğini anlamaya çalışıyor. ve sonunda diyor ki "aha! cevap basit! bu krismısta, balkabağı kralı olmayı bi kenara bırakıp kırismıs kralı olmalıyım!"
hemen kasaba halkını topluyor ve christmas için hummalı bir çalışma başlıyor. hediyeler hazırlanıyor, şarkılar çalışılıyor, ren geyikleri üretiliyor. yalnız jack'in atladığı şey cadılarla, vampirlerle, envai çeşit canavar ve yaratıkla dolu bu kasabadaki kişilerin hiç biri, o mutlu dünyayı görmediler. dolayısıyla hediyeler biraz ürkütücü bir hal alıyor.
tabi jack noel babanın yerine geçebilmek için noel babayı kaçırtınca, onu da oogie- boogie adlı böcek-yaratık ele geçirince işler çığrından çıkıyor.
uzun süredir içten içe jack'e yanık olan ve aslında onu uyarmaya çalışan sally her ne kadar noel babaya yardım edip bu felaketin önüne geçmeye çalışsa da jack'e engel olamıyor.
film sonunda sally'nin duygularını fark eden jack'in, selly'nin yanına yamacına yanaşması ile bitiyor. aaaaaaaaaaaaaah aşk, gerçek hayatta da keşke bu kadar basit olsan. oğlanlar cesilere, ay yani kızlara dese ki "beni sevdiğini fark etmemiştim. artık ettim ve kollarına koşuyorum." ama olamıyor maalesef... neyse neyse bu aralar hem sinirli hem hisliyim. bunları bir kenara bırakıyor, şimdiden keyifli seyirler diliyorum.
devamını gör...