orijinal ad: se katre hun
yazar: sadık hidayet
basım yılı: 1932
20.yüzyılın başından, ortalarına kadar süren doğu toplumlarında atılım ve gerçeküstü kurguya dayanan siyaset üretimi, sadık hidayet gibi sert gerçekçi yazarlar tarafından ciddi şekilde eleştirilebiliyordu. her şeyin olumlu bir şekilde ortaya koyulduğu dönemin iran yönetim anlayışına sert bir şekilde verilmiş bir cevaptır bu eser.
yazar: sadık hidayet
basım yılı: 1932
20.yüzyılın başından, ortalarına kadar süren doğu toplumlarında atılım ve gerçeküstü kurguya dayanan siyaset üretimi, sadık hidayet gibi sert gerçekçi yazarlar tarafından ciddi şekilde eleştirilebiliyordu. her şeyin olumlu bir şekilde ortaya koyulduğu dönemin iran yönetim anlayışına sert bir şekilde verilmiş bir cevaptır bu eser.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "ivan dimitriç" tarafından 25.04.2021 21:35 tarihinde açılmıştır.
1.
yazarı ya da yazgısını kötülemek değil amacım ama insanlar olumsuz enerjiden çok çabuk etkilenebilir doğası gereği. bana kalırsa kendinize saygı duyuyorsanız size enerji verecek ve mutlu edecek şeyleri okumanız, izlemeniz ve ya aktivitelemeniz sizin için daha iyi olacaktır.
devamını gör...
2.
se katre hûn.
acem yazar sadık hidayet'in doğrudan yozlaşmış toplumu ve bu toplumun çıkmaza sürdüğü kişileri anlattığı öykü kitabı. öyküler ya intihar ile ya da cinayet ile sonlanır.
acem yazar sadık hidayet'in doğrudan yozlaşmış toplumu ve bu toplumun çıkmaza sürdüğü kişileri anlattığı öykü kitabı. öyküler ya intihar ile ya da cinayet ile sonlanır.
devamını gör...
3.
iranlı yazar sadık hidayet'in yazmış olduğu 110 sayfalık eser olup öykü türünde yer alıyor; türkçe'ye ise diğer kitaplarında olduğu gibi yine mehmet kanar çevirmiş ve kitap 1932 yılında yayınlanmıştır.

kitaptaki öyküler
üç damla kan
girdap
daş âkil
kırık ayna
af talebi
lale maskeler
pençe
nefsini öldüren adam
hülleci
goceste doj
kitaba adını veren üç damla kan öyküsü hakkında konuşmak gerekirse hapis gibi bir yerde tutulan adamın duygu ve düşünceleri yer alıyor, üç damla kan terimine ise öyküde değiniliyor; bir hayvanın üç damla kanının akması gibi vb. örnekler veriliyor.
öyküde karanlık ve gotik bir taraf da var,
ölüm teması ise her kitabında olduğu gibi bu kitabında da kendine önemli yer tutuyor denilebilir.
ikinci öykü olan girdap'ta ise intihar eden bir adamın geride bıraktığı not ve sonrasında yaşananlar konu ediniliyor.
humâyun/ bedri ve öyküdeki adam öykünün karakterleri olarak karşımıza çıkıyor; tabi bir de küçük bir çocuk.
en iyi arkadaşı ile karısı onu aldatmış ve o ise tek çarenin intihar olduğunu sanıyor.
kitabın adının üç damla kan olma sebebi belki de öykülerde ölüm ve intihar faktörünün önemli yer tutması olabilir.
sonuçta bütün ölümlerde ve intiharlarda kan vardır.
daş akil adlı öyküde ise sevdiği kız başkasıyla evlenen daş âkil adlı bir kabadayının öyküsü anlatılıyor.
kırık ayna adlı öyküde ise odette ve cemşid'in öyküsü anlatılıyor, kısa mektupları ve kızın en sonunda çekip gidişi ile öykü son buluyor.
kitap hakkında konuşmam gerekirse;
öyküleri fazla güçlü veya edebî açıdan estetik bulmasam da sürükleyici olduklarını söyleyebilirim.
öyküler genellikle mutsuz sonla bitse de, gotik bir atmosfer hâkim olsa da kendini okutturan bir yanı da var.
karakterlerin diğer sayfada ne yapacağına duyulan merak kitap ne kadar depresif olsa da okunulur kılmasını sağlıyor.
öyküleri sadık hidayet'in yazdığı altında imza olmasa da belli oluyor.
üslubu ve tarzı kendini ele veriyor.
ayrıca değindiği konular da sanki hep aynı.
fantastik bir yan, hafif büyülü gerçekçilik, bolca karamsarlık, intihar ya da ölüm, yazdıklarının ortak özelliğiydi denilebilir.
af talebi öyküsünde ise kumasından nefret eden ve onun masum çocuğunu öldüren bir kadının öyküsü anlatılıyor.
vâhşiliği ve daha sonra ölüm korkusu, kabir azabı yüzünden yeni doğan çocuğu öldürmekten vazgeçmesi tüyler ürperticiydi doğrusu.
benim en sevdiğim öykü ise kırık ayna adlı öykü oldu; çünkü o öyküde depresif ögeler ağırlıklı değildi. ölüm veya intihar gibi eylemler yoktu. sadece ayrılık vardı.
öykünün yapısı da diğerleri kadar yorucu ve boğucu değildi.
alıntı içine aldığım yerlerden pasajlar bırakıp burada bitiriyorum.
fakat ona her şeyden çok azap veren şey şu düşünceydi: onunla yürekleri bir,
inançları bir olduğu ve hiçbir şeyi birbirlerinden gizlemedikleri halde, nasıl oldu da behram intihar kararını ona açmadı? sebep neydi?
onun hayalini gözünün önünden uzaklaştırmak için ne kadar uğraşsa, boşunaydı.
onu bir gün görmesem, bir şey kaybetmiş gibi oluyordum.

kitaptaki öyküler
üç damla kan
girdap
daş âkil
kırık ayna
af talebi
lale maskeler
pençe
nefsini öldüren adam
hülleci
goceste doj
kitaba adını veren üç damla kan öyküsü hakkında konuşmak gerekirse hapis gibi bir yerde tutulan adamın duygu ve düşünceleri yer alıyor, üç damla kan terimine ise öyküde değiniliyor; bir hayvanın üç damla kanının akması gibi vb. örnekler veriliyor.
öyküde karanlık ve gotik bir taraf da var,
ölüm teması ise her kitabında olduğu gibi bu kitabında da kendine önemli yer tutuyor denilebilir.
ikinci öykü olan girdap'ta ise intihar eden bir adamın geride bıraktığı not ve sonrasında yaşananlar konu ediniliyor.
humâyun/ bedri ve öyküdeki adam öykünün karakterleri olarak karşımıza çıkıyor; tabi bir de küçük bir çocuk.
en iyi arkadaşı ile karısı onu aldatmış ve o ise tek çarenin intihar olduğunu sanıyor.
kitabın adının üç damla kan olma sebebi belki de öykülerde ölüm ve intihar faktörünün önemli yer tutması olabilir.
sonuçta bütün ölümlerde ve intiharlarda kan vardır.
daş akil adlı öyküde ise sevdiği kız başkasıyla evlenen daş âkil adlı bir kabadayının öyküsü anlatılıyor.
kırık ayna adlı öyküde ise odette ve cemşid'in öyküsü anlatılıyor, kısa mektupları ve kızın en sonunda çekip gidişi ile öykü son buluyor.
kitap hakkında konuşmam gerekirse;
öyküleri fazla güçlü veya edebî açıdan estetik bulmasam da sürükleyici olduklarını söyleyebilirim.
öyküler genellikle mutsuz sonla bitse de, gotik bir atmosfer hâkim olsa da kendini okutturan bir yanı da var.
karakterlerin diğer sayfada ne yapacağına duyulan merak kitap ne kadar depresif olsa da okunulur kılmasını sağlıyor.
öyküleri sadık hidayet'in yazdığı altında imza olmasa da belli oluyor.
üslubu ve tarzı kendini ele veriyor.
ayrıca değindiği konular da sanki hep aynı.
fantastik bir yan, hafif büyülü gerçekçilik, bolca karamsarlık, intihar ya da ölüm, yazdıklarının ortak özelliğiydi denilebilir.
af talebi öyküsünde ise kumasından nefret eden ve onun masum çocuğunu öldüren bir kadının öyküsü anlatılıyor.
vâhşiliği ve daha sonra ölüm korkusu, kabir azabı yüzünden yeni doğan çocuğu öldürmekten vazgeçmesi tüyler ürperticiydi doğrusu.
benim en sevdiğim öykü ise kırık ayna adlı öykü oldu; çünkü o öyküde depresif ögeler ağırlıklı değildi. ölüm veya intihar gibi eylemler yoktu. sadece ayrılık vardı.
öykünün yapısı da diğerleri kadar yorucu ve boğucu değildi.
alıntı içine aldığım yerlerden pasajlar bırakıp burada bitiriyorum.
fakat ona her şeyden çok azap veren şey şu düşünceydi: onunla yürekleri bir,
inançları bir olduğu ve hiçbir şeyi birbirlerinden gizlemedikleri halde, nasıl oldu da behram intihar kararını ona açmadı? sebep neydi?
onun hayalini gözünün önünden uzaklaştırmak için ne kadar uğraşsa, boşunaydı.
onu bir gün görmesem, bir şey kaybetmiş gibi oluyordum.
devamını gör...
