paul king tarafından yönetilen ve 2023 yılında izleyici ile buluşan, fantastik, müzikal türündeki filmdir. charlie'nin çikolata fabrikası'nın prequel'i yani ön bölümü olma özelliği gösteren yapımda willy wonka'nın dünyanın en ünlü çikolata fabrikasını açmadan önceki yaşadıkları aktarılmaktadır.
yönetmen:
paul king
oyuncular:
timothee chalamet
olivia colman
sally hawkins
rowan atkinson
keegan-michael key
paul king
oyuncular:
timothee chalamet
olivia colman
sally hawkins
rowan atkinson
keegan-michael key
*michigan film eleştirmenleri birliği ödülleri (2023) - mmcg ödülü [keegan-michael key]
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "godspeed" tarafından 25.01.2023 02:37 tarihinde açılmıştır.
1.
willy wonka'yı bu kez timothee chalamet'in canlandıracağı macera.
olivia colman, sally hawkins ve rowan atkinson da kadroda. gösterim tarihi 15 aralık 2023.
olivia colman, sally hawkins ve rowan atkinson da kadroda. gösterim tarihi 15 aralık 2023.
devamını gör...
2.
willy wonka senelerdir en sevdiğim psikopat, hafif deli karakterlerden biri. bir çocuk kitabında geçen karakter olmasına rağmen tim burton imzalı 2005 yapımı filmde johnny depp çok güzel canlandırmıştı. ne kadar canlı canlı bir film olsa da altında yatan canavarı görebiliyorduk. hatta daha da karanlık bir film olabilirdi, gerilimi fazla olabilirdi.
zaten 2 kez filmi çekilmiş olan bir şeyi tekrar çekmeleri bana çok saçma geliyor özellikle timothee gibi bir şişirilmiş balonun oynaması sibir bozucu. beklentim sıfır bile değil eksi üç.
wonkamı da mahvetmezsiniz.. *
zaten 2 kez filmi çekilmiş olan bir şeyi tekrar çekmeleri bana çok saçma geliyor özellikle timothee gibi bir şişirilmiş balonun oynaması sibir bozucu. beklentim sıfır bile değil eksi üç.
wonkamı da mahvetmezsiniz.. *
devamını gör...
3.
ilk fragmanı nihayet yayınlanmıştır. görsel ve müzikal olarak iyi göründüğünü söylemeliyim. timothee chalamet ise oyunculuk spektrumu geniş bir aktör olduğunu bir kez daha gösteriyor bizlere. çikolata fabrikası'ndaki wonka'nın yerini tutar mı bilemem ama güzel bir film olacak bence.
devamını gör...
4.
ben sevdim, yalan yok sevdim. hem eski filmlere minik göndermeler, hem güzel müzikler, hem oyunculuklar, hem görsellik… mutlu eden bir film. timothe için izledim ama ilk, yalan yok. :>
devamını gör...
5.
bir paul king filmidir.

filmin senaryosunu da yönetmen paul king, simon farnaby ile birlikte yazmıştır. elbette film yine roald dahl'ın eserinden yola çıkılarak çekilmiştir. daha önce willy wonka and the chocolate factory ismi ile mel stuart tarafından, charlie'nin çikolata fabrikası ismiyle de tim burton tarafından çekilen filmlerin öncesini anlatır film.
filmin başrolünde, willy wonka rolünde gene wilder'dan daha zayıf, johnny depp'ten daha güçlü bir performans gösteren timothee chamalet oynamıştır. filmde tom davies, calah lane, paterson joseph, matt lucas, matthew bayton, keegan michael kay ve jim carter'ın yanı sıra olivia colman, one and only rowan atkinson ve hugh grant oynamıştır.
filmi izlemeye başlamadan önce içimde bir tedirginlik vardı. benim geçmiş zaman katili diye andığım tim burton'ın kendince yeniden çektiği charlie'nin çikolata fabrikası'nı çok kötü bulmasam da yine sinirlerimi bozan yerleri olmuştu. bu filmde sütten yanan ağzımı yoğurttan korumakla başladı.
ancak umduğum gibi olmadı. ilk filme olan göndermeler çok yerinde ve tadında idi. özellikle gene wilder'ın söylediği ve benim aklımda nedense çok uzun zamandır yer alıyor etmiş olan "good day sir" sözünün kullanılmış olması beni çok mutlu etti.
film willy wonka'nın bir dükkan açmak için annesine verdiği sözü tutmaya çalışmasının öyküsü. ancak bunu yaparken hayal gücünden, yaratıcılığından ve merhametinden ödün vermiyor willy wonka. ayrıca her zaman olduğu gibi sözüne de sadık.
iyi bir film izledim. iyi ki izledim.

filmin senaryosunu da yönetmen paul king, simon farnaby ile birlikte yazmıştır. elbette film yine roald dahl'ın eserinden yola çıkılarak çekilmiştir. daha önce willy wonka and the chocolate factory ismi ile mel stuart tarafından, charlie'nin çikolata fabrikası ismiyle de tim burton tarafından çekilen filmlerin öncesini anlatır film.
filmin başrolünde, willy wonka rolünde gene wilder'dan daha zayıf, johnny depp'ten daha güçlü bir performans gösteren timothee chamalet oynamıştır. filmde tom davies, calah lane, paterson joseph, matt lucas, matthew bayton, keegan michael kay ve jim carter'ın yanı sıra olivia colman, one and only rowan atkinson ve hugh grant oynamıştır.
filmi izlemeye başlamadan önce içimde bir tedirginlik vardı. benim geçmiş zaman katili diye andığım tim burton'ın kendince yeniden çektiği charlie'nin çikolata fabrikası'nı çok kötü bulmasam da yine sinirlerimi bozan yerleri olmuştu. bu filmde sütten yanan ağzımı yoğurttan korumakla başladı.
ancak umduğum gibi olmadı. ilk filme olan göndermeler çok yerinde ve tadında idi. özellikle gene wilder'ın söylediği ve benim aklımda nedense çok uzun zamandır yer alıyor etmiş olan "good day sir" sözünün kullanılmış olması beni çok mutlu etti.
film willy wonka'nın bir dükkan açmak için annesine verdiği sözü tutmaya çalışmasının öyküsü. ancak bunu yaparken hayal gücünden, yaratıcılığından ve merhametinden ödün vermiyor willy wonka. ayrıca her zaman olduğu gibi sözüne de sadık.
iyi bir film izledim. iyi ki izledim.
devamını gör...
6.
paul king’in yönettiği wonka, roald dahl’ın meşhur karakterinin geçmişine ışık tutmayı amaçlayan, şeker tadında ama bir o kadar da tartışmalı bir yapım. film, willy wonka’nın gençliğini merkeze alarak, onun nasıl bir çikolata dahisi hâline geldiğini anlatıyor. ancak bu anlatı, karakterin özündeki eksantrik doğayı mı besliyor yoksa onu sıradan bir masal kahramanına mı dönüştürüyor? işte asıl soru bu.
timothee chalamet, genç willy wonka olarak ekranda parlıyor. ancak bu parıltı, tatlı ama yapay bir ışık gibi duruyor. gene wilder’ın büyüleyici eksantrikliği ve johnny depp’in rahatsız edici tuhaflığı düşünüldüğünde, chalamet’nin yorumu daha yüzeysel kalıyor. wonka’nın sıradışı zihnini ve dünyaya olan mesafesini tam anlamıyla hissettiremiyor. yerine, fazlasıyla iyimser ve romantize edilmiş bir karakter sunuluyor. sanki wonka, bir dahiden çok, maceracı bir peri masalı kahramanıymış gibi.
filmin en güçlü yanı ise şüphesiz görselliği. renk paleti, detaylı set tasarımı ve titizlikle oluşturulmuş sanat yönetimi, izleyiciyi tam anlamıyla bir şeker diyarına götürüyor. çikolatalar, şekerlemeler ve fantastik mekanlar, göz kamaştırıcı bir şekilde tasarlanmış. wes anderson filmlerinden aşina olduğumuz simetrik kadrajlar ve pastel tonlar, film boyunca kendini hissettiriyor. ancak bu görsel şölen, anlatının eksiklerini kapatmakta yetersiz kalıyor.
senaryo açısından bakıldığında, film belirli bir ritim sorunu yaşıyor. ilk yarı, wonka’nın dünyasını keşfetmek için iyi bir zemin hazırlıyor ancak ikinci yarıda anlatı formülize bir hale geliyor. karakterlerin çatışmaları, bir çocuk filmi için bile fazla basit kalıyor. wonka’nın dünyasını şekillendiren deha, acı, kayıp veya geçmişin izleri yerine, basit engelleri aşmaya odaklanan bir hikâye anlatılıyor. bu da karakterin psikolojik derinliğini neredeyse sıfıra indiriyor.
bir diğer zayıf halka ise müzikal unsurlar. film, klasik müzikal formüllerini kullanmaya çalışsa da şarkılar hikâyeye organik şekilde eklemlenemiyor. ne la la land’in büyüleyici duygusal etkisine sahip ne de the greatest showman gibi akılda kalıcı hit parçalar sunabiliyor. şarkılar genellikle sahne geçişlerini kolaylaştıran dolgu malzemeleri gibi duruyor.
sonuç olarak wonka, güçlü bir sanat yönetimi ve chalamet’nin sempatik enerjisine rağmen, karakterin özündeki gizemi ve tuhaflığı tam anlamıyla yakalayamayan bir film. eğer saf bir aile eğlencesi arıyorsanız, renkli ve tatlı bir seyir sunabilir. ancak wonka’nın o büyüleyici, sıradışı ve biraz da ürkütücü dünyasını keşfetmek istiyorsanız, bu film size sadece bir çikolata kabuğu sunuyor. içinde ise biraz fazla şekerli, biraz fazla tanıdık bir tat var.
timothee chalamet, genç willy wonka olarak ekranda parlıyor. ancak bu parıltı, tatlı ama yapay bir ışık gibi duruyor. gene wilder’ın büyüleyici eksantrikliği ve johnny depp’in rahatsız edici tuhaflığı düşünüldüğünde, chalamet’nin yorumu daha yüzeysel kalıyor. wonka’nın sıradışı zihnini ve dünyaya olan mesafesini tam anlamıyla hissettiremiyor. yerine, fazlasıyla iyimser ve romantize edilmiş bir karakter sunuluyor. sanki wonka, bir dahiden çok, maceracı bir peri masalı kahramanıymış gibi.
filmin en güçlü yanı ise şüphesiz görselliği. renk paleti, detaylı set tasarımı ve titizlikle oluşturulmuş sanat yönetimi, izleyiciyi tam anlamıyla bir şeker diyarına götürüyor. çikolatalar, şekerlemeler ve fantastik mekanlar, göz kamaştırıcı bir şekilde tasarlanmış. wes anderson filmlerinden aşina olduğumuz simetrik kadrajlar ve pastel tonlar, film boyunca kendini hissettiriyor. ancak bu görsel şölen, anlatının eksiklerini kapatmakta yetersiz kalıyor.
senaryo açısından bakıldığında, film belirli bir ritim sorunu yaşıyor. ilk yarı, wonka’nın dünyasını keşfetmek için iyi bir zemin hazırlıyor ancak ikinci yarıda anlatı formülize bir hale geliyor. karakterlerin çatışmaları, bir çocuk filmi için bile fazla basit kalıyor. wonka’nın dünyasını şekillendiren deha, acı, kayıp veya geçmişin izleri yerine, basit engelleri aşmaya odaklanan bir hikâye anlatılıyor. bu da karakterin psikolojik derinliğini neredeyse sıfıra indiriyor.
bir diğer zayıf halka ise müzikal unsurlar. film, klasik müzikal formüllerini kullanmaya çalışsa da şarkılar hikâyeye organik şekilde eklemlenemiyor. ne la la land’in büyüleyici duygusal etkisine sahip ne de the greatest showman gibi akılda kalıcı hit parçalar sunabiliyor. şarkılar genellikle sahne geçişlerini kolaylaştıran dolgu malzemeleri gibi duruyor.
sonuç olarak wonka, güçlü bir sanat yönetimi ve chalamet’nin sempatik enerjisine rağmen, karakterin özündeki gizemi ve tuhaflığı tam anlamıyla yakalayamayan bir film. eğer saf bir aile eğlencesi arıyorsanız, renkli ve tatlı bir seyir sunabilir. ancak wonka’nın o büyüleyici, sıradışı ve biraz da ürkütücü dünyasını keşfetmek istiyorsanız, bu film size sadece bir çikolata kabuğu sunuyor. içinde ise biraz fazla şekerli, biraz fazla tanıdık bir tat var.
devamını gör...
