yazar: nezihe meriç
yayım yılı: 1998
çağdaş öykücülüğün temsilcilerinden biri olan meriç'in toplamda 7 öyküden oluşan eseri.
yayım yılı: 1998
çağdaş öykücülüğün temsilcilerinden biri olan meriç'in toplamda 7 öyküden oluşan eseri.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 14.01.2026 22:33 tarihinde açılmıştır.
1.
" benim ondan başka kimsem yok bu dünyada. "
1925/ 2009 yılları arasında yaşamış türk yazar nezihe meriç imzalı eser;
öykü türünde yer almakta iken 1998 yılında yayınlanmıştır.
•yandırma
• bir yunus
• kadın aşk deniz
•çiçek balı
•balıklar da acı çeker
•ünlemleri kökertmek
•oya olmak üzere toplam 7 öyküden oluşmaktadır.
yandırma adlı kitapla aynı adı taşıyan öyküde aşk ve sevgi gibi konular karakterlerin yaşamlarındaki gelişmeler üzerinden anlatılıyor, bazı cümlelerini iyi bulmam dışında beni etkileyen bir öykü olmadı.
yunus adlı öykü de benim için etkisi olmayan bir öyküydü, sen ne anlatıyon be abla, gözünü seveyim be abi diye diye okuduğum bir öyküydü, pek ısınabildiğim söylenemez, yazarın öyküde akışın dışına çıktığı ve öyküyü böldüğü bir öykü olduğunu da belirtmek gerekebilir, yine ilişkiler üzerine bir öyküydü denilebilir.
oya adlı öyküde ise 3.5 yaşında oya adlı küçük bir kız çocuğunun annesiyle birlikte bir gününden bir an anlatılıyor, küçük olmasına rağmen bir çocuğu sevmek istemesi ve yaptığı şirinlikler ile öykümüzün sonuna doğru yaklaşıyoruz.
etkileyici bir yanı olmayan bir öyküydü.
kadın aşk deniz öyküsü ise kitaba dair en iyi ve en can alıcı bulduğum öykü oldu, hayatının aşkını yıllar sonra yeniden görmenin duygusunu yansıtan bir öyküydü,
en yüreğe dokunan öykü bu oldu benim için.
aşk, bağ, sevgi, hatırlama gibi konular üzerine düşündüren, etkileyen bir öyküydü.
kitap hakkında kişisel fikirlerime geçiyorum;
bazı öykülerini sıradan bulsam da yazarın anlatımını iyi bulduğum bir kitaptı,
hayatın içinden geçip giden ve önem verilmeyen anların aslında ne kadar da hatırda kalıcı, kişiyi yaralayan anlar olabileceğini hatırlatan öykülerdi benim için, aşka, ayrılığa dair düşündüren, etkileyen bir yanı olan öyküleri iyi buldum.
kitaptan seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

benim de istediğim bir şey yok. ben ona sevdalandım sadece. ölene dek ben onu çıkaramam yüreğimden. benim ondan başka kimsem yok bu dünyada. bir ona, onun insanlığına inanırım. bir de sevdasına.
kimsesiz değil artık.
yazılmak isteyen bu "önce'ler.
belki, günün birinde "sonra'lar da yazılabilir.
geçmişte kalan anılar, masala dönüşüyor.
yaşam dediğin de nedir ki zaten...
o daima kapalı, gizemli biri oldu benim için.
belki bu yüzden hep aşkım olarak kaldı.
beni seviyor/muy/du?
en uzun, en sevgili öpüşmelerimizde, can cana seviştiğimiz, yürek yürek üstünde bir ben olduğumuz zamanlarda bile bunu anlayamadım.
başlayan herhangi bir gündür.
o benim için hep kapalı, gizemli bir adam oldu. büyüsü hiç bozulmayan.
çekip gidişi bile.
bu şimdiyi kurmak, geleceği kurtarmak mı oluyor?
tam bilemiyorum.
bizim aşkımız, hep gündeliğin dışında, hep erişilmezmiş gibi bir duygu yarattı ikimizin arasında.
ben, bir ev istedim.
onun ne istediğini hiç bilemedim.
ondan ayrılmak karanlık demekti.
o, aşk denilen duyguydu benim için.
gözyaşları çok sonra gelmişti.
eksik olan neydi? bende olmayan, benim beceremediğim, akıl edemediğim.
şey, o şey neydi acaba?
şöyle de söylenebilir, o kızda bende olmayan ne vardı da, onu kendine böyle bağladı. bunca yıldır mutlu oldular.
"mutlu"yu çiziyorum. bu öyküde mutluluk sözünün pek yeri yok...
ona hâlâ aşık olduğumu bir kez daha -dibe dalındığında insanı, en genç, en diri balığın çarpıp geçişi gibi- duydum, ben'imin varolan tüm hücrelerinde.
1925/ 2009 yılları arasında yaşamış türk yazar nezihe meriç imzalı eser;
öykü türünde yer almakta iken 1998 yılında yayınlanmıştır.
•yandırma
• bir yunus
• kadın aşk deniz
•çiçek balı
•balıklar da acı çeker
•ünlemleri kökertmek
•oya olmak üzere toplam 7 öyküden oluşmaktadır.
yandırma adlı kitapla aynı adı taşıyan öyküde aşk ve sevgi gibi konular karakterlerin yaşamlarındaki gelişmeler üzerinden anlatılıyor, bazı cümlelerini iyi bulmam dışında beni etkileyen bir öykü olmadı.
yunus adlı öykü de benim için etkisi olmayan bir öyküydü, sen ne anlatıyon be abla, gözünü seveyim be abi diye diye okuduğum bir öyküydü, pek ısınabildiğim söylenemez, yazarın öyküde akışın dışına çıktığı ve öyküyü böldüğü bir öykü olduğunu da belirtmek gerekebilir, yine ilişkiler üzerine bir öyküydü denilebilir.
oya adlı öyküde ise 3.5 yaşında oya adlı küçük bir kız çocuğunun annesiyle birlikte bir gününden bir an anlatılıyor, küçük olmasına rağmen bir çocuğu sevmek istemesi ve yaptığı şirinlikler ile öykümüzün sonuna doğru yaklaşıyoruz.
etkileyici bir yanı olmayan bir öyküydü.
kadın aşk deniz öyküsü ise kitaba dair en iyi ve en can alıcı bulduğum öykü oldu, hayatının aşkını yıllar sonra yeniden görmenin duygusunu yansıtan bir öyküydü,
en yüreğe dokunan öykü bu oldu benim için.
aşk, bağ, sevgi, hatırlama gibi konular üzerine düşündüren, etkileyen bir öyküydü.
kitap hakkında kişisel fikirlerime geçiyorum;
bazı öykülerini sıradan bulsam da yazarın anlatımını iyi bulduğum bir kitaptı,
hayatın içinden geçip giden ve önem verilmeyen anların aslında ne kadar da hatırda kalıcı, kişiyi yaralayan anlar olabileceğini hatırlatan öykülerdi benim için, aşka, ayrılığa dair düşündüren, etkileyen bir yanı olan öyküleri iyi buldum.
kitaptan seçtiğim bazı cümleleri bırakarak burada bir son veriyorum.

benim de istediğim bir şey yok. ben ona sevdalandım sadece. ölene dek ben onu çıkaramam yüreğimden. benim ondan başka kimsem yok bu dünyada. bir ona, onun insanlığına inanırım. bir de sevdasına.
kimsesiz değil artık.
yazılmak isteyen bu "önce'ler.
belki, günün birinde "sonra'lar da yazılabilir.
geçmişte kalan anılar, masala dönüşüyor.
yaşam dediğin de nedir ki zaten...
o daima kapalı, gizemli biri oldu benim için.
belki bu yüzden hep aşkım olarak kaldı.
beni seviyor/muy/du?
en uzun, en sevgili öpüşmelerimizde, can cana seviştiğimiz, yürek yürek üstünde bir ben olduğumuz zamanlarda bile bunu anlayamadım.
başlayan herhangi bir gündür.
o benim için hep kapalı, gizemli bir adam oldu. büyüsü hiç bozulmayan.
çekip gidişi bile.
bu şimdiyi kurmak, geleceği kurtarmak mı oluyor?
tam bilemiyorum.
bizim aşkımız, hep gündeliğin dışında, hep erişilmezmiş gibi bir duygu yarattı ikimizin arasında.
ben, bir ev istedim.
onun ne istediğini hiç bilemedim.
ondan ayrılmak karanlık demekti.
o, aşk denilen duyguydu benim için.
gözyaşları çok sonra gelmişti.
eksik olan neydi? bende olmayan, benim beceremediğim, akıl edemediğim.
şey, o şey neydi acaba?
şöyle de söylenebilir, o kızda bende olmayan ne vardı da, onu kendine böyle bağladı. bunca yıldır mutlu oldular.
"mutlu"yu çiziyorum. bu öyküde mutluluk sözünün pek yeri yok...
ona hâlâ aşık olduğumu bir kez daha -dibe dalındığında insanı, en genç, en diri balığın çarpıp geçişi gibi- duydum, ben'imin varolan tüm hücrelerinde.
devamını gör...
