öne çıkanlar | diğer yorumlar

bir joseph andras kitabıdır.

dünya sömürgeci devletlerden çok çekti. şekil değiştirse de çekmeye devam ediyor. bunun değişeceği de yok gibi. elbette düzen değişmeyecek diye mücadeleyi bırakacak değiliz ama bizi nelerin beklediğini bilmek için geçmişte yaşananları doğru anlamak elzem.

bu sömürgecilik olaylarından biri de elbette ki cezayir'de yaşandı. cezayir 1962 yılında bağımsızlığını ilan etti bir referandumla. ancak bağımsızlıktan beş yıl önce fernand iveton giyotinle idam edildi.

çok uzak bir geçmiş değil bahsettiğim. bundan sadede altmış yedi yıl önce. iveton cezayir'in bağımsızlığı için mücadele eden ve ne olursa olsun insan canına kast etmemeyi ilke edinmiş bir direnişçi idi.

çalıştığı fabrikanın kullanılmayan bir binasına bomba koymaktan suçlu idi fernand iveton. bombanın amacı sömürgeci fransızların dikkatini çekmek, belki de cezayirli direnişçilerin bağımsızlık konusunda ne kadar inançlı olduklarını göstermekti.

bomba patlamadı, iveton yakalandı ve kimsenin ihtimal ve anlam veremediği bir şekilde idam edildi.

yazar joseph andras bu olaydan ilhamla bu romanı yazdı. gerçek bir hikayeyi kurguya döktü yazar. kendisine bu kitapla verilen goncourt ödülünü de reddetti.

fernand iveton idam edildi. joseph andras bunun romanını yazdı. biz de olan biten tüm haksızlıklara rağmen oturup kitabı okuduk sadece.

hacimsiz ama çarpıcı bir roman.
devamını gör...
içimden geçen bir joseph andras kitabı. bu kısacaık (106 sf) kitabı okumak benim 1 günümü aldı ve ağlaya zırlaya okudum gerçekten :d.

cezayir savaşı sırasında direnişçi gruplardan birine mensup fernand iveton'ın yakalanma ve yargılanma sürecini anlatıyor kitap. aslında iveton boş bir alanda bir bomba patlatma peşinde, temelde amaç insanları öldürmek veya yaralamak değil. ancak bu tasarısını hayata da geçiremeden yakalanıyor ve işkence anları ile başlıyor kitap, ben de muslukları açıyorum ilk sayfadan :d.

ya ben böyle şeylerden çok etkileniyorum. insanların devlet eli ile işkenceye maruz bırakılmaları veya öldürülmeleri beni inanılmaz sarsıyor. oradaki otorite figürü birey değil devlet olduğunda, bireyin bundan sağ çıkmasının bir yolu, ihtimali olamıyor çünkü. bu beyefendi de bu süreçte idama mahkum edilen tek avrupalı olarak tarihe geçiyor.

daha olaylar yaşanırken ve sonrasındaki kısacık süreçte bile iveton'ın aslında "kamuoyu oluşturmak / algı yönetimi" amacıyla idama gönderildiği konuşulup yazılıp çiziliyor.

kitap baş kaldırı ile terörü nerede ayırt edeceğiz'i sorgulamak için de bence çok iyi gerçekten. bunu vatandaş olarak hiç birimizin türk - kürt meselesi üzerinden objektif bir şekilde değerlendirmemiz mümkün olamıyor bence. en civcivli terörizm olaylarını son yıllarda bu çatışma üzerinden yaşadığımız için bunu örnek veriyorum. ve "x bir şey aslında terör müydü değil miydi" gibi bir yerde bu konu özelinde durmuyorum. ama başka başka ülkelerdeki, tarihteki ayaklanmaları, çatışmaları, ülke içi terör olaylarını veya ülkeler arası savaşları okuyup değerlendirmeye çalışmakta fayda görüyorum çünkü kendi içinde bulunduğun duruma belki çok daha kişisel bir yerden yaklaşısın ama bilmem kaç yıl önceki bir isyana daha objektif bakabilirsin, gibi...

ben perişan oldum.
beni çok etkiledi.
herkese tavsiye.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yaralı dostlarımıza" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim