yazar: yılmaz odabaşı
yayım yılı: 1994
şiir kitabıdır. yılmaz odabaşı'nın kendine has, isyankar ve lirik üslubunu yansıtan eserlerdendir.
yayım yılı: 1994
şiir kitabıdır. yılmaz odabaşı'nın kendine has, isyankar ve lirik üslubunu yansıtan eserlerdendir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 29.10.2025 23:31 tarihinde açılmıştır.
1.
" ve tarih 'ölümdür' dedi bir cellat... "
1962 doğumlu şair, yazar ve gazeteci yılmaz odabaşı imzalı eser; 1987 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
geçen sene okuduğum her ömür kendi gençliğinden vurulur adlı eserinden sonra kendisinden okuduğum son kitap oldu bu.
kesinlikle iyi bulduğum şiirlerdi, beklentim belki biraz daha yüksekti ama hayal kırıklığına uğradığımı da söyleyemem.
ayrılığın, acının, ölümün, yalnızlığın etrafında örülü şiirlerdi sıklıkla, devrimci bir ruhun lirik yansıması niteliğinde şiirlerdi benim için, hayatın engebelerini kendine özgü bir şiirle sunuyor yılmaz odabaşı; anılar, yıkım ve zaman üzerine düşündürüyor pek çok şiiri.
özlemi, ayrılmış ya da yitirmiş olmayı, kederi ve bir başınalığın verdiği hüznü etkileyici bir üslupla yansıtıyor daima.
bir yakınını, bir sevdiğini kaybetmek belki de yurtsuz kalmaktır, birinin artık seni sevmemesi de yurtsuzluktur belki de, bazı şiirleri bunu da düşündürüyor.
ölüme, yıkıma, ayrılığa, acıya dair şiirler bence oldukça iyi ve özgündü, hayatın acı verici olduğu zamanların bir nişânesi niteliğinde şiirlerdi benim için, yurtsuz kalmış gibi olmayı hissettiren şiirlerdi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

görüşmeyeli yorgunum
yıkık kentler kanadı sevinçlerimle görüşmeyeli ya sen nasılsın
adım, adresim durur mu defterinde?
konuşsam: sessizlik / gitsem: ayrılık
senin ölülerini mezarlar örtüyor,
bedenini yıkımlar.
ben hepsini örtüyorum.
unutmalı ağlamayı
sevgilim hoşça kal, sevgilim iyi geceler unutma, pencereyi kaparken tersiz bir keder.
ve tarih 'ölümdür' dedi bir cellat.
her akşamla bin özlem:
savrulan her adreste bir kimlik:
u n u t u l a n.
geceyi ertelesem
ertelenemez hayat.
aykırı bir uzaklığım,
konuşmayı unuttum.
ölüler morglara, morglar kentlere kaldı; yanım ağlama..
nasıl da inanıyorum beni anladığına.
sığmam ki tabutlara
ölüme sığmam...
neler neler gelip geçiyor
bir sen kalıyorsun yalnızlığımda.
bir neşter gibi bildim acıyı.
şimdi elini tutuşum bir anıdır...
yavaş yavaş ölüyordum
öldüğümü bilmeden.
1962 doğumlu şair, yazar ve gazeteci yılmaz odabaşı imzalı eser; 1987 yılında yayınlandığı bilinmektedir.
geçen sene okuduğum her ömür kendi gençliğinden vurulur adlı eserinden sonra kendisinden okuduğum son kitap oldu bu.
kesinlikle iyi bulduğum şiirlerdi, beklentim belki biraz daha yüksekti ama hayal kırıklığına uğradığımı da söyleyemem.
ayrılığın, acının, ölümün, yalnızlığın etrafında örülü şiirlerdi sıklıkla, devrimci bir ruhun lirik yansıması niteliğinde şiirlerdi benim için, hayatın engebelerini kendine özgü bir şiirle sunuyor yılmaz odabaşı; anılar, yıkım ve zaman üzerine düşündürüyor pek çok şiiri.
özlemi, ayrılmış ya da yitirmiş olmayı, kederi ve bir başınalığın verdiği hüznü etkileyici bir üslupla yansıtıyor daima.
bir yakınını, bir sevdiğini kaybetmek belki de yurtsuz kalmaktır, birinin artık seni sevmemesi de yurtsuzluktur belki de, bazı şiirleri bunu da düşündürüyor.
ölüme, yıkıma, ayrılığa, acıya dair şiirler bence oldukça iyi ve özgündü, hayatın acı verici olduğu zamanların bir nişânesi niteliğinde şiirlerdi benim için, yurtsuz kalmış gibi olmayı hissettiren şiirlerdi.
seçtiğim bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum.

görüşmeyeli yorgunum
yıkık kentler kanadı sevinçlerimle görüşmeyeli ya sen nasılsın
adım, adresim durur mu defterinde?
konuşsam: sessizlik / gitsem: ayrılık
senin ölülerini mezarlar örtüyor,
bedenini yıkımlar.
ben hepsini örtüyorum.
unutmalı ağlamayı
sevgilim hoşça kal, sevgilim iyi geceler unutma, pencereyi kaparken tersiz bir keder.
ve tarih 'ölümdür' dedi bir cellat.
her akşamla bin özlem:
savrulan her adreste bir kimlik:
u n u t u l a n.
geceyi ertelesem
ertelenemez hayat.
aykırı bir uzaklığım,
konuşmayı unuttum.
ölüler morglara, morglar kentlere kaldı; yanım ağlama..
nasıl da inanıyorum beni anladığına.
sığmam ki tabutlara
ölüme sığmam...
neler neler gelip geçiyor
bir sen kalıyorsun yalnızlığımda.
bir neşter gibi bildim acıyı.
şimdi elini tutuşum bir anıdır...
yavaş yavaş ölüyordum
öldüğümü bilmeden.
devamını gör...
