#ödüllü filmler
1985 yılı fransa yapımı film. donarak ölen bir kadınla başlayan filmde, kadının ölümüne kadar olan süreci anlatır. imdb:7,7/10.
filmin orijinal ismi: sans toit ni loi
filmin orijinal ismi: sans toit ni loi
* césar awards, france (1986)
césar- en iyi aktris
* french syndicate of cinema critics (1986)
en iyi film
* los angeles film critics association awards (1986)
en iyi aktris
en iyi yabancı film
* sant jordi awards (1987)
en iyi yabancı aktris
* venice film festival (1985)
fıprescı prize
césar- en iyi aktris
* french syndicate of cinema critics (1986)
en iyi film
* los angeles film critics association awards (1986)
en iyi aktris
en iyi yabancı film
* sant jordi awards (1987)
en iyi yabancı aktris
* venice film festival (1985)
fıprescı prize
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "silvio palth" tarafından 21.04.2021 03:51 tarihinde açılmıştır.
1.
bir hendek içerisinde ölü olarak bulunan bir kadının hikayesinin geri dönüşle anlatıldığı agnes varda filmi.
(bkz: vagabond)
(bkz: vagabond)
devamını gör...
2.
yönetmen koltuğunda agnes varda halamın bulunduğu, 1985 yılında vizyona girmiş, sandrine bonnaire tek başına filmi sürükleyip götürdüğü, son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden birisi... sizlere biraz açık olacağım, bu film beni kıçımdan bıçakladı, evet...
konusundan birazcık bahsedelim, değil mi? kışın ortasında çok güzel bir üzüm bağında mona isminde *gerçek adı mı bilemiyoruz* bir kadının soğuktan donmuş bir cesedi bulunuyor, lakin öyle tuhaf ölmüş ki bu kadın, inceleyenler biraz şaşırıyorlar, çünkü ölmeden önce şarap varilinin içerisine girmiş gibi bir hali vardır bu ablamızın lakin ölüm nedeni hipotermidir...
işte film cesedin bulunmasından sonra başlıyor, mona'nın ölmeden önceki birkaç gününü izliyoruz, onu ölüme adım adım götüren kısımları izliyoruz. yersiz, yurtsuz oradan oraya sürüklenen bu kadının çevresindeki gizemli karakterler ile kesişen maceralarını izlerken biz de onunla birlikte sürüklenip gidiyoruz. bir insanın yalnızlığını çok salt bir biçimde yüzüme yüzüme vurdu.
filmin sinematografisi şahane. agnes varda her bir sahneyi bir fotoğrafçı gözüyle çekmiş sanki, izlerken mest oldum. fransa'nın kır manzaraları beni o kadar içerisine çekti ki, keşke mona'nın yol arkadaşı olsaydım diye iç geçirdim.
karakterlerin her biri birbirinden çok farklı ve çok hoş, kendi içerisinde tuhaf bir sistem eleştirisi barındıran bu film bana lise zamanımda okuyup kısa öyküler yazmayı denediğim ayrıntı yayınlarından çıkmış yeraltı edebiyatı dizininden birkaç kitabı hatırlattı.
gerek renkleri, gerek sizi alıp götüren, sürükleyen ve canınızı acıtan, klişelerden uzak o güzel senaryosu, gerek şapka çıkartılacak oyunculuğu ile bu filme ben 8.3 vermek istiyorum. çok etkilendim, çok, çok...
bu filmi ne kadar övsem azdır, o yüzden filmden bir replik ile bu paylaşımı bitireceğim.
“sonsuz özgürlüğü seçmişsin ama sonsuz yalnızlık elde etmişsin.”
konusundan birazcık bahsedelim, değil mi? kışın ortasında çok güzel bir üzüm bağında mona isminde *gerçek adı mı bilemiyoruz* bir kadının soğuktan donmuş bir cesedi bulunuyor, lakin öyle tuhaf ölmüş ki bu kadın, inceleyenler biraz şaşırıyorlar, çünkü ölmeden önce şarap varilinin içerisine girmiş gibi bir hali vardır bu ablamızın lakin ölüm nedeni hipotermidir...
işte film cesedin bulunmasından sonra başlıyor, mona'nın ölmeden önceki birkaç gününü izliyoruz, onu ölüme adım adım götüren kısımları izliyoruz. yersiz, yurtsuz oradan oraya sürüklenen bu kadının çevresindeki gizemli karakterler ile kesişen maceralarını izlerken biz de onunla birlikte sürüklenip gidiyoruz. bir insanın yalnızlığını çok salt bir biçimde yüzüme yüzüme vurdu.
filmin sinematografisi şahane. agnes varda her bir sahneyi bir fotoğrafçı gözüyle çekmiş sanki, izlerken mest oldum. fransa'nın kır manzaraları beni o kadar içerisine çekti ki, keşke mona'nın yol arkadaşı olsaydım diye iç geçirdim.
karakterlerin her biri birbirinden çok farklı ve çok hoş, kendi içerisinde tuhaf bir sistem eleştirisi barındıran bu film bana lise zamanımda okuyup kısa öyküler yazmayı denediğim ayrıntı yayınlarından çıkmış yeraltı edebiyatı dizininden birkaç kitabı hatırlattı.
gerek renkleri, gerek sizi alıp götüren, sürükleyen ve canınızı acıtan, klişelerden uzak o güzel senaryosu, gerek şapka çıkartılacak oyunculuğu ile bu filme ben 8.3 vermek istiyorum. çok etkilendim, çok, çok...
bu filmi ne kadar övsem azdır, o yüzden filmden bir replik ile bu paylaşımı bitireceğim.
“sonsuz özgürlüğü seçmişsin ama sonsuz yalnızlık elde etmişsin.”
devamını gör...
"yersiz yurtsuz" ile benzer başlıklar
yersiz
4
