1.
arapça dördüncü demek. kur'an'da geçmez.
devamını gör...
2.
genellikle r4bıa veya daha az yaygın olarak rab3a olarak stilize edilen rabaa veya rabbi'ah işareti, bir el hareketi ve ilk olarak 2013 yılının ağustos ayının sonlarında ortaya çıkan, türkiye kaynaklı olduğu düşünülen ve mısır'daki sosyal medyada ve protesto yürüyüşlerinde kullanılan bir işarettir.
devamını gör...
3.
arapça dördüncü demektir. araplar kız çocuklarını bir utanç olarak gördükleri zamanlarda onlara ad vermez sayı numarası ile seslenirlermiş.
örnek: rabia (dördüncü) vahide (birinci) saniye (ikinci) gibi.
aynı zamanda tanzimat dönemi'nde memurluk rütbesi olarak da kullanılmış.
günümüzde adolf hitler'in "ein reich, ein volk, ein führer" sloganına çok benzer olan bir recep tayyip erdoğan sloganını temsil etmek için kullanılır.
o slogan: "tek bayrak, tek devlet, tek vatan, tek millet"
bu dört maddeyi 4 parmağı ile betimler ve bunu da arapça'dan "rabia" sözcüğü ile nitelendirirler. aynı zamanda müslüman kardeşler de bunu kullanır.
benim anlamadığım şey ise bir insan kızına neden bunu yapar? neden kızına başka bir dildeki "dördüncü" anlamına gelen bir adı koyar ki? bunun oğlunuza "fourth" diye bir ad koymaktan farkı nedir?
örnek: rabia (dördüncü) vahide (birinci) saniye (ikinci) gibi.
aynı zamanda tanzimat dönemi'nde memurluk rütbesi olarak da kullanılmış.
günümüzde adolf hitler'in "ein reich, ein volk, ein führer" sloganına çok benzer olan bir recep tayyip erdoğan sloganını temsil etmek için kullanılır.
o slogan: "tek bayrak, tek devlet, tek vatan, tek millet"
bu dört maddeyi 4 parmağı ile betimler ve bunu da arapça'dan "rabia" sözcüğü ile nitelendirirler. aynı zamanda müslüman kardeşler de bunu kullanır.
benim anlamadığım şey ise bir insan kızına neden bunu yapar? neden kızına başka bir dildeki "dördüncü" anlamına gelen bir adı koyar ki? bunun oğlunuza "fourth" diye bir ad koymaktan farkı nedir?
devamını gör...
4.
basrâ’lı büyük mistiktir.
devamını gör...
5.
satışa geldi.
devamını gör...
6.
devamını gör...
7.
8.
(bkz: dubara)
devamını gör...
9.
osmaniye'de tanıştığım güzeller güzeli kız çocuğunun ismidir.
deprem bölgesinde gönüllü olduğumda aşağı yukarı ne ile karşılaşacağımı biliyordum. ama bu tanımda bu aymazlıkarı, umursamazlıkları, merhametsizlikleri, liyakatsizlikleri anlatmayacağım. ben size rabia'yı anlatacağım.
rabia depremde evleri yıkılmış bir kız çocuğu. on dört yaşında. en sevdiği ders ingilizce. ben de bir ingilizce öğretmeni olduğum için sonraki sohbetimizde bir ortak nokta yakalamak da bizi çok mutlu etti.
çok uzun sürmüş bir gece gibi siyah gözleri var rabia'nın. uzun siyah saçları zoraki sallanıyor omuzlarında. gözlerinde anlaşılır bir hüzün de var siyaha nazire yapar gibi.
ben birlikte yaklaşık yüz çadır kurduğum ekibim yemek yerken yemek sırasına girmek yerine çay almak için sıra beklemeye karar verdim. bana sıra gelmesine beş kişi kalmıştı. yorgun argın bir şekilde beklerken ve daha sonra ne yapacağımı düşünürken rabia sıranın önünden elinde bir bardak çayla yanıma geldi.
"abi sen sıra bekleme" dedi. ben kabul etmemekte ısrar etsem de o çayı bana verdi ve o anda içime çok dokunan bir şey söyledi bana. ben sıranın zaten az kaldığını söylemeye kalktığımda "abi siz bizi kurtarmaya geldiniz" dedi.
benim rabia'yı ya da ailesini ya da orada yaşayan herhangi bir insanı kurtaracak gücüm yoktu. orada sadece elimden gelen yardımı yapmak için bulunuyordum. ama rabia'nın bir umuda ihtiyacı vardı.
rabia o gün bana çay alma sırasında kırk beş saniye, bir bardak çay ve insanlığın umudunu hediye etti.
deprem bölgesinde gönüllü olduğumda aşağı yukarı ne ile karşılaşacağımı biliyordum. ama bu tanımda bu aymazlıkarı, umursamazlıkları, merhametsizlikleri, liyakatsizlikleri anlatmayacağım. ben size rabia'yı anlatacağım.
rabia depremde evleri yıkılmış bir kız çocuğu. on dört yaşında. en sevdiği ders ingilizce. ben de bir ingilizce öğretmeni olduğum için sonraki sohbetimizde bir ortak nokta yakalamak da bizi çok mutlu etti.
çok uzun sürmüş bir gece gibi siyah gözleri var rabia'nın. uzun siyah saçları zoraki sallanıyor omuzlarında. gözlerinde anlaşılır bir hüzün de var siyaha nazire yapar gibi.
ben birlikte yaklaşık yüz çadır kurduğum ekibim yemek yerken yemek sırasına girmek yerine çay almak için sıra beklemeye karar verdim. bana sıra gelmesine beş kişi kalmıştı. yorgun argın bir şekilde beklerken ve daha sonra ne yapacağımı düşünürken rabia sıranın önünden elinde bir bardak çayla yanıma geldi.
"abi sen sıra bekleme" dedi. ben kabul etmemekte ısrar etsem de o çayı bana verdi ve o anda içime çok dokunan bir şey söyledi bana. ben sıranın zaten az kaldığını söylemeye kalktığımda "abi siz bizi kurtarmaya geldiniz" dedi.
benim rabia'yı ya da ailesini ya da orada yaşayan herhangi bir insanı kurtaracak gücüm yoktu. orada sadece elimden gelen yardımı yapmak için bulunuyordum. ama rabia'nın bir umuda ihtiyacı vardı.
rabia o gün bana çay alma sırasında kırk beş saniye, bir bardak çay ve insanlığın umudunu hediye etti.
devamını gör...