zaman tüneli
yaş ilerledikçe insanı yoran şeyler
yaşamak...
devamını gör...
düşün ki sigaran bunu okuyor
bırak artık peşimi aç köpek.
devamını gör...
hayattan bugüne kadar öğrenilen en önemli şey
hiçbir şey seni beklemez ecelden gayrı.
devamını gör...
yaş ilerledikçe insanı yoran şeyler
sabahın ilk ışıklarına kadar partilemek.
oofff, sabah duşu falan yok abi yok kendime gelemiyorum.
ofiste fazla temiz yastığı olan var mı?
oofff, sabah duşu falan yok abi yok kendime gelemiyorum.
ofiste fazla temiz yastığı olan var mı?
devamını gör...
hayatında ne değişti
değişen bir sey yok zamandan başka herhalde birde değişme ümidi var herhalde hepsi o
devamını gör...
düşün ki sigaran bunu okuyor
ya beni de götür ya da gitme.
devamını gör...
sabah aç karnına öpüşmek
ağız ve diş bakımınızı rutin yaptırıp, akşam da yatmadan önce dişlerinizi fırçalarsanız sabah kalktığınızda muhtemelen ağzınız kokmaz.
bu sebeple gönül rahatlığıyla sabah uyanır uyanmaz sevgilinizin dudaklarına yapışabilirsiniz.
he, dur kahvaltı yapalım da sonra planlayarak öpüşelim gibi bir libidokiller moduna girmek de seçenek tabi ki ama o zaman yengeyi/enişteyi başkaları ısırınca da kızmayın bence*
bu sebeple gönül rahatlığıyla sabah uyanır uyanmaz sevgilinizin dudaklarına yapışabilirsiniz.
he, dur kahvaltı yapalım da sonra planlayarak öpüşelim gibi bir libidokiller moduna girmek de seçenek tabi ki ama o zaman yengeyi/enişteyi başkaları ısırınca da kızmayın bence*
devamını gör...
pişman olmamak için yapılması gerekenler
zeki bir insan olup, yapacağın hareketin arkasını planlayarak adım atmak.
çok basit aslında ama yine güzel pişmanlıklarımız olacak.
bundan da kaçış yok*
çok basit aslında ama yine güzel pişmanlıklarımız olacak.
bundan da kaçış yok*
devamını gör...
kuraklık
bugünler de geçer, yine ıslanırız be...
devamını gör...
pişman olmamak için yapılması gerekenler
pişman olmamak için pişman olmamak gerek. geçmişin üzerinde çok durmaya gerek yok. geçmiş işte. olan olmuş. yapacak bir şey kalmamış.
devamını gör...
uludağ sözlük denince akla gelenler
uludağ güzeldir, özellikle sezonda harikadır.
sözlüğü hakkında hiçbir fikrim yok.
girmedim açmadım bilmiyorum.
sözlüğü hakkında hiçbir fikrim yok.
girmedim açmadım bilmiyorum.
devamını gör...
kuraklık
sade vatandaş sorunlu tutulacak en son kişidir
öyle anlatıyorlar da yok sifonu haftada bir çekin
çişinizle çiçek sulayın falan
hepsi yalan
siz tasarruf edin ki şirketler kullanabilsin
etmiyorum tasarruf falan
öyle anlatıyorlar da yok sifonu haftada bir çekin
çişinizle çiçek sulayın falan
hepsi yalan
siz tasarruf edin ki şirketler kullanabilsin
etmiyorum tasarruf falan
devamını gör...
karayip korsanları: dünyanın sonu
karayip korsanları serisinin üçüncü filmi.
karayip korsanları: ölü adamın sandığı filminin birebir devamı niteliğinde çekilen bu filmde, flying dutchman gemisinin kaptanı davy jones ve bulundukları geminin parçası haline gelen müthiş mürettebatı, elizabeth swann, will turner, kaptan barbossa ve serinin vazgeçilmezi kaptan jack sparrow'un mücadelesi anlatılıyor.
serinin en sevdiğim ve en çok izlediğim filmi budur.
harikadır harika, üç-dört sene sonra tekrar izlerim muhtemelen. *
filmde o kadar fazla ayrıntı var ki, olduğu kadar.
will turner'ın uçan hollandalı'nın yeni kaptanı olarak kabul edilmesi ardından kaptan artık genç biri olduğu için tüm mürettebatın yosunlarından arınıp insana dönmesi çok hoştu. babasının, oğlunun onu kurtarmaya gelemeyeceğini düşünmesi, ümidi kesip gemiye iyice saplanıp kalması, en sonunda oğlunun göğsünü yaranın kendisi olması ayrıntıları da güzeldi.
jack sparrow karakterinin karar verme, delirme sürecinde kendini farklı rollerde görüp kendiyle muhabbet etmesi ayrı, geminin parçası haline gelmiş tiplemesi ayrı komikti. uçan hollandalı'yı aslında almak istemiyordu, çünkü o denizlerde kalıp insanlara yardım edebilecek cinsten biri değildi başından beri. şeytana bile pabucunu ters giydirecek zekada olması sebepli uçan kuşla arasında geçmiş bir husumet olması, serinin her filminde ya tokatlanması, ya öldürülmeye çalışılmasını açıklayan bir durum sanıyorum.
davy jones karakteri başlı başına bir markaydı. ölen denizcileri karşı tarafa gönderme konusundaki esas görevini yapmadığı için ahtapot görüntüsü alması, ezeli beri sevdiği kalipso'nun ona dokunmasıyla kısa bir an için eski haline dönmesi, onun adı her geçtiğinde o acımasız görüntüsüne rağmen gözyaşı akıtabilmesi, ikisinde de halen sakladıkları kalp kolyesi bulunması ayrıntısı hoştu. kalipso'nun sadık biri olmadığını bilmesine rağmen ona bu denli tutulması, ihanetinin bedeli olarak onu insan vücuduna hapsetmeye yardım eden esas kişi olduğu bilgisinin kalipso'ya söylesinmesi sonu oldu, çok bile yaşamış zaten, kim ne çekiyorsa olduğu yere kök salanlardan çekiyor.
korsanlar konseyi, liderinden bayrağına, çeyreklik tiplerinden ses tonlarına kadar gayet eğlenceli tasarlanmıştı. ingiltere'den vali kızı olarak gelen elizabeth'i önce korsan sonra korsan kralı yapacak kadar da kafaları güzeldi.
ve son olarak, tüm bu doğu hindistan ticaret şirketi adı altında para için zibilyon insanı asan beckett'in ölümünün iki büyük gemi olan black pearl ile flying dutchman arasında olması, alevler içerisinde artık öleceği net olduğu ana dakikalar kala bu sadece iyi bir işti deyip mala bağlaması bir miktar yağ eriten cinstendi. lakin onun canını, kukla gibi kullanmaya çalıştığı davy jones alsaydı daha da efsaneleşebilirdi diye düşünüyorum.
karayip korsanları: ölü adamın sandığı filminin birebir devamı niteliğinde çekilen bu filmde, flying dutchman gemisinin kaptanı davy jones ve bulundukları geminin parçası haline gelen müthiş mürettebatı, elizabeth swann, will turner, kaptan barbossa ve serinin vazgeçilmezi kaptan jack sparrow'un mücadelesi anlatılıyor.
serinin en sevdiğim ve en çok izlediğim filmi budur.
harikadır harika, üç-dört sene sonra tekrar izlerim muhtemelen. *
filmde o kadar fazla ayrıntı var ki, olduğu kadar.
will turner'ın uçan hollandalı'nın yeni kaptanı olarak kabul edilmesi ardından kaptan artık genç biri olduğu için tüm mürettebatın yosunlarından arınıp insana dönmesi çok hoştu. babasının, oğlunun onu kurtarmaya gelemeyeceğini düşünmesi, ümidi kesip gemiye iyice saplanıp kalması, en sonunda oğlunun göğsünü yaranın kendisi olması ayrıntıları da güzeldi.
jack sparrow karakterinin karar verme, delirme sürecinde kendini farklı rollerde görüp kendiyle muhabbet etmesi ayrı, geminin parçası haline gelmiş tiplemesi ayrı komikti. uçan hollandalı'yı aslında almak istemiyordu, çünkü o denizlerde kalıp insanlara yardım edebilecek cinsten biri değildi başından beri. şeytana bile pabucunu ters giydirecek zekada olması sebepli uçan kuşla arasında geçmiş bir husumet olması, serinin her filminde ya tokatlanması, ya öldürülmeye çalışılmasını açıklayan bir durum sanıyorum.
davy jones karakteri başlı başına bir markaydı. ölen denizcileri karşı tarafa gönderme konusundaki esas görevini yapmadığı için ahtapot görüntüsü alması, ezeli beri sevdiği kalipso'nun ona dokunmasıyla kısa bir an için eski haline dönmesi, onun adı her geçtiğinde o acımasız görüntüsüne rağmen gözyaşı akıtabilmesi, ikisinde de halen sakladıkları kalp kolyesi bulunması ayrıntısı hoştu. kalipso'nun sadık biri olmadığını bilmesine rağmen ona bu denli tutulması, ihanetinin bedeli olarak onu insan vücuduna hapsetmeye yardım eden esas kişi olduğu bilgisinin kalipso'ya söylesinmesi sonu oldu, çok bile yaşamış zaten, kim ne çekiyorsa olduğu yere kök salanlardan çekiyor.
korsanlar konseyi, liderinden bayrağına, çeyreklik tiplerinden ses tonlarına kadar gayet eğlenceli tasarlanmıştı. ingiltere'den vali kızı olarak gelen elizabeth'i önce korsan sonra korsan kralı yapacak kadar da kafaları güzeldi.
ve son olarak, tüm bu doğu hindistan ticaret şirketi adı altında para için zibilyon insanı asan beckett'in ölümünün iki büyük gemi olan black pearl ile flying dutchman arasında olması, alevler içerisinde artık öleceği net olduğu ana dakikalar kala bu sadece iyi bir işti deyip mala bağlaması bir miktar yağ eriten cinstendi. lakin onun canını, kukla gibi kullanmaya çalıştığı davy jones alsaydı daha da efsaneleşebilirdi diye düşünüyorum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
önceliğim olan insanların z derecesinde bile önceliği değilim belki de. bu konudaki kırgınlığıma da kırgınım. yani önceliğim dediysem önceliğim olandı, saftım ama enayi değildim siz meseleyi yanlış anladınız.
devamını gör...
uludağ sözlük denince akla gelenler
bol bol reklamın saçma sapan entrylerşn olduğu yerdir
devamını gör...
dünyanın en huzurlu şeyi
eve girerken atılan ilk adım.
oh bee.
oh bee.
devamını gör...
dünyanın en huzurlu şeyi
sarılmak.
devamını gör...
psikoterapi alıp iyileşememek
biz istemezsek kimsenin bize faydası da dokunmaz zararı da.
devamını gör...
bugün okuduğunuz en güzel cümle
elimi kalbime koyduğumda ruhum güçleniyor.
devamını gör...
