zaman tüneli

yediği ayazı unutmamış olan, dişine kan değmiş kurttur. tek başına dağlara giden pengueni şakşaklayıp, tek başına 214 hasmını indiren kurda laf söylemek ikiyüzlülüktür.
devamını gör...

(bkz: pedofili birleşik devletleri)

bunlar şeytanın dünyadaki izdüşüm hali. kim ki karşınızda israil - abd övüyor bu olayları suratına suratına vurun. okudukça midem ağzıma geliyor, keşke komple yansa bitse şu abd denen devlet. iğrenç yaratıklar.
devamını gör...

iyice takıntılı bir manyak oldum az kaldı mazhar osman'lık olmama.
devamını gör...

bunlar boyle elektrikli araba, tekne falan satma işine nasıl girdi ya. alıcısı var mı acaba. a101'den birsah yoğurt alınır, indirime girmiş torku gofret alınır, kim gidip a101'den araç alır ki.
devamını gör...

günaydın insancıklar naber?



beni siz delirttiniz evet
evet, evet, siz, siz


fonda bu şarkı çalmaya başlayınca aklıma geldi bir anda
artık iyice dal john benjamin toshack şeklinde dışarı fırlayıp koşmanın eşiğine az kaldı.
devamını gör...

ne bu şako bosphorus mu.

ya hadi konsept falan diyelim de herifin dükkanı da hastanelerin karşısında bulunan çaycılara benziyor gözünüzü seveyim. salaş mekan ayağına çıta buralara mı indi.
devamını gör...

yok ağa adamlar başka bişey konuşamıyor, akılları fikirleri sekste. emekli maaşı konuşurken ne alaka ingiliz ne alaka senin karın.
reva gördüğünüz emekli maaşı yüzünden millet geçinemiyor, gece gündüz çalışıyor, ingilize gerek kalmadı anasını bellediniz halkın da ülkenin de. bırakın bu vatan millet sakarya edebiyatını.
devamını gör...

bilmem kaçıncı yüzyılda, hitlere bile rakip çıktı. yalansın dünya.
devamını gör...

30 milyona alacağın adamı 40 milyona, maaş olarak da 4 milyon euro vereceğin adama senelik 10 milyon euro vereceksin. aqqn eşeği. lookman’ın menajerinin aldığı komisyonun her kuruşu helal aa

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ya zaten büyük overrated topçuydu, 25'den fazla etmez. bari bok atalım da keyfimiz yerine gelsin.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kadınların ayaklarını ovmayı, saçını taramayı ve piercing takmayan kızları severmiş.

buradan
devamını gör...

16 ocak’tan beri yollarda olmanın nefis hissettirmesiyle bir ara tatilimi daha bana yakışan cinste yolların harmanında geçirdim.
son durak istanbul’du. yolda araç arzalandı şöförle kavga eden insanlar, jandarma ekipleri ve bursa gemlik yolunda zaten amaç varmak değildi, yoldu ve bunun keyfi deryasıyla arkadaşımla 2 buçuk saat kıkır kıkır güldük, tam o sıra muavim yolculara bir şeye ihtiyacı olan var mı dedi. o sırada tesettürlü bir genç kız seccade istedi ve aklıma aydın otobüs yolculuğunda yanımdaki teyzenin arkamda adam var kıbleyi sana çevirtip kılsam olur mu cümlesi geldi. neler neler dimi (sen su istersin, tuvalet molası istersin ama başkası da başka bir şey isteyebilir:) araç tamir edildi yola devam edildi. bahsettiğim flörtümle aramı düzeltirim düşüncesiyle ânlık basıp geldiğim istanbul tarifemde yani düzeltemedim hatta görüşemedik bile ama en azından ben denedim diyebiliyorum ve geriye kalan her şey anlamını yitiriyor. özetle denemenin sana hissettireceği her tatmin gün sonunda hiçbir şey yapmamanın yaşatacağı olası tatminsizlikten daha iyidir. arkadaşımla ıspanak barda içip saatlerce konuşup oradan ıslak hamburger iştahıyla ve zekeriyaköy’e araba yolculuğu ışığında ertesi günü taksime geçip boydan boya istiklali yürürken ben sanırım alper ve ada’nın hikayesini anlamıştım ve burada sabahlayıp içebildiğim kahkaha tufanına girebildiğimin gerçekten gençliğimi ysşayabildiğim yılların ortasında olabildiğimi fark etmenin ötesinde ortaköy’den beşiktaş’a yürüdüğüm ağaçlı yolda sizler aklıma geldinizde sahiden ama bazıları da hiçte gelmedi ve varlığını hissettirmedi zihnimde salına salına yürürken harbi teomanın dediği gibi boş boş dolaşıyordum beşiktaş’taki beşiktaş iskelesine varınca girdim kitapçıya seçtim oradan ahmed arif hasretinden prangalar eskittim kitabını aldım. iskelenin üst katında kütüphaneye cam kenarına geçtim denize doğru bakıp şiir okudum sonra durdum ve insanları inceledim. ben severim cebimde
10 tl varmış gibi hayatı yaşamayı. basit gezerken insanların yaşam biçimlerini izlemek ve farkındalığının güçlenmesi.. yolda yürürken yola mı bakarsınız yoksa sapık gibi apartman içlerinde insanların evlerinin dekorasyonuna mı? ben 2.’sini yapmaya bayılırım insanın oluşturduğu toplumun arka planı veya yansıması gibi gelir bana o evin ışıkları ve duvarları… bir çok insanın sapıklık gibi algılayabileceği bir şey olmasına rağmen. iskele’nin oradan bu sefer başka bir arkadaşım aldı ve levent’e beraber yemek yemeğe gidip yine uzadıya sohbet ettik.. oradan beykoz’a geçip arkadaşımla bira, şarap ve kabak çekirdeği enerjisinde dolu dolu konuştuk. konuşma sırası o tarot baktı ben de kahve falı baktım ve bana dediği enerjin kuvvetli diyerek bana tarot kartlarını verdi ve bir denesene dedi. ben de denedim tarot yolculuğuna hoş geldin diyerek bana bi kart destesi hediye etti. ben bu kartlarla barışamadım ama bence bu senin için bir başlangıç olabilir dedi. halbuki ben fala inanma falsız da kalma mottosuyla hislerimi aktarmıştım ama arkadaşımın ondan bana bir hatıra bırakması da ne büyük mutluluk. deniz ve cami manzarasında geçen bir salon sohbetiyle kareli pijamasıyla aslında hala benim için değeri olan bir insanı hatırlattı ve yüzüme tebessüm yerleşti. nefis ve dinlenmiş gibi hissedebildiğim 3 saatlik uykunun ışığında yine düştüm yollara ve otogara geldim yaşadığım şehre, işlerime anılarla dönmenin sevinciyle. en iyi hikayeler yoldayken çıkar. mütevazı yaşayın ve yolun keyfini sürün.. bir tebessüm ve merhabanın yaşamınıza katabileceği çok kapı vardır sevgiler.


cihan mürtezaoğlu- bir beyaz orkide/ bu arsız, kimsesiz, topraksız çiçek yüreğimde kor sürgün göğsüne bunu bana yapmazdın çiçek.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

oysa murad alamam. oysa akdan- karadan bilirim, payım bu kadar… unutmuş gülmeyi gözbebeklerim. unutmuş dudaklarım öpmeyi. incesu deresi, merhaba…
devamını gör...

günaydın sevda yüklü kervanlarım...
devamını gör...

okullarda din dersi, her sokakta cami varken kuran kursuna ihtiyaç var mı gerçekten.
diyanet bütçesini arttırmaya bahane, paranın nereye gittiğini göstermeye suni kanıt ve parayı dağıtmak için güzel kılıf. kendinden olan 4 çocuğu talep var göster, kurs açtık de geç. mis gibi. bir ara bir cemaat hastane sahiplenmiş, kendi adamlarına randevu aldırıp hastane işliyor gösterip ssk'dan falan parayı vuruyordu; bunun ne farkı var. 4 çocuğu olan bir cemaatçi kendi çocukları ile tek başına kotayı doldurup başvuru yapabilecek. parayı da kendisi alır, temiz.
ne fayda gördü bugüne kadar bu memleket kuran kurslarından. dindar ve kindar nesil yetiştirdiler dimi, onu unutmuşum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


düşman kelimesinin anlamını arkadaş sıfatını taşıyanlardan öğrendim
devamını gör...

en büyük kavganızı etmediyseniz onu henüz tanımıyorsunuzdur
devamını gör...

3 milyon sayfayı kim ne ara okudu bilmiyorum ama yine her kafadan bir ses çıkıyor. şuana kadar mailden başka bir kanıt iddiası göremedik. herkesin elinde telefon, her yerde kamera olan bu çağda video kanıtı yok mu. yine berberden öğrenicez galiba olanı biteni.
israil abd'ye iran'ı vur demiş o da yok çekmiş, sen misin bize hayır diyen diye israil birşeyler yayınlamış. şuana kadar yazılan bu. bana pek mantıklı gelmedi. elde tuzlukla koşmaktansa biraz zaman tanıyıp gelişmelere bakmak lazım.
madem ortada böyle iddialar, kanıtlar var. peki tutuklama var mı. ulan siz bizim çocuklarımızı kaçırıp yiyor musunuz diye ayaklanmalar oldu mu.
hadi zenginler sapkın, buralarda mutlaka çalışanlar vardır hizmet eden, bu insanlar nerdeler. biri de dememiş mı ağa biz napıyoruz.
bişey böyle patlayıp bir anda her kafadan bir ses çıkınca bana ikna edici gelmiyor. açıkçası herkes ben neler biliyorum moduyla konuşuyormuş gibi geliyor. iki haber linkinde sunulandan başka bişey bilmeyen herkes birşeyler söylüyor. o haberi yapanlar bile bişey okumamıştır, zaten ne ara okuyacak o kadar sayfayı.
devamını gör...

kur'an kursları esasta, dini anlaması muhtemel yoksul çocukların dil öğrenim usulune uyulmadan verilen bir arapça ,, çocuğun kafasını keçeleştiren hafızlık, dış dünyadan koparan baskı ve din adamının kendini taşıyamamasının çocuğa yansıması ile aksine kur'an'ı anlamadan harcama kurslarıdır.

sömürü düzeni, kendi tefeci, tekelci, köleci, zinacı, kumarcı, içkici ve a.b ve a.b.d ortak pazarına pazar olmuş köle düzenini ancak bu şekilde kur'an'dan muhafaza edebiliyor; ama gel görkü üstteki birçok cahilane tespit bu kursları meşrulaştırarak inadına yaygınlaştırıyor.

hayattan kopuk, gerçeklerden uzak ve bu şekilde çocuk yaşta kur'an öğrenilmez çünkü. esasta vatandaşın o kurslara yönelmesinin ana nedeni, "çocucuğu düzene uyarak içkici, zinacı, kumarcı olmasın, dinini öğrensin ve ingiliz artığı haramzade düzenden kendini muhafaza etsin" düşüncesi. ee sen bunu düşünürsün de sömürü düzeni kendini düşünmez mi?

peki, kur'an kursundan mezun olan çocuğun durumu ne oluyor? istisnalar ( özel iş tutanlar) hariç geneli " allah'ın ayetlerini az bir dünyalık için gizlemeye hazır din adamı" oluyor.
peki bu din adamı ne yapıyor? topluma, sömürü düzeninin süzgecinden geçmiş dini anlatıyor ve yerine geçecek din adamını yetiştiriyor.
umudu da şu " ben yoksulluk korkusundan korktum hakikati diyemedim, belki bunlar der!" der mi lan, düzen söyletir mi size gerçeği? düzen sizi; dindar çevrenin en güzel kızı ile evlilik ve az bir geçim karşılığında satın almıştır. geçmiş ola!
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim