zaman tüneli
terlemek
sigara içenlerde, sigara içme miktarına da bağlı olarak sigara içmeyenlere göre daha çok görülen durum. zira vücut aldığı nikotini ter yoluyla atar.
devamını gör...
askere gidince kilo mu verilir kilo mu alınır sorusu
askerde her şey çok basit mantıkla var olur. zayıfsan kilo alırsın şişmansan kilo verirsin.
devamını gör...
anın fotoğrafı
başlık açılalı yıllar geçse de her solda gördüğümde beynimin bana harf oyunu oynadığı ve bu oyunun gazına gelerek tıkladığım başlık.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
özenle seçiyorum bu başlığa bıraktığım şarkıları.
keyifli dinlemeler sözlük.
"kendimin dışında her şeyi alırdım kâle"
aralar kapılar, ölüm hep beni kaçırır nedense baharında
daha düzenli sancım, bak, sana hüzünler ektim bağrımda..
keyifli dinlemeler sözlük.
"kendimin dışında her şeyi alırdım kâle"
aralar kapılar, ölüm hep beni kaçırır nedense baharında
daha düzenli sancım, bak, sana hüzünler ektim bağrımda..
devamını gör...
askere gidince kilo mu verilir kilo mu alınır sorusu
valla ben 26 kilo verip geldim. ama kilo alan arkadaşlar da vardı. garip
devamını gör...
bütün müslümanları öldürmeliyiz
şu anda dünyanın en kolay işi. herhangi bir cezası, yaptırımı yok.
devamını gör...
en son ağlanan şey
başlığı görünce aklıma geldi, ben bir koşu seha okuş'tan hasretinle yandı gönlüm şarkısını dinleyip geleyim.
devamını gör...
kuzgun
tanım: özel bir "meskun mahal operasyonu" timinin ismi.
devamını gör...
kuzgun
yasemin mori'nin hayvanlar albümünde yer alan en güzel şarkılardan biri.
devamını gör...
bütün müslümanları öldürmeliyiz
adam kendi çapında cihad ilan ediyor. hristiyanlara karşı cihad ilan edemez, incilin ilk bölümü zaten tevrat; hindu filan desen semavi din değil, mecbur islamiyet'e yönelecek. senin cihadın benim cihadım diye ayırmayalım, nihayetinde hepsi aynı tanrıya inanıyor, sadece dinleri farklı.
devamını gör...
en son ağlanan şey
ağlağım ben… ota, boka her şeye hatırlamadım şimdi… dur hatırladım, iran 160 masum cana yandım.
devamını gör...
en son ağlanan şey
tanım: insanların gözyaşı akıtmasına sebep olan duygu/durum/kişi/düşünce ve bunlarla beraber soyut-somut her şey.
bazı kalplerin bir daha atmayacak oluşunun ağırlığı ağlattı beni. kaldırmıyor içim artık.
keşke diyorum, keşke...
bazı kalplerin bir daha atmayacak oluşunun ağırlığı ağlattı beni. kaldırmıyor içim artık.
keşke diyorum, keşke...
devamını gör...
ölümün kesinliği
ölüm ardıma düşüp de yorulma
var git ölüm bir zaman da yine gel
akibet alırsın komazsın beni
var git ölüm bir zaman da yine gel
çıkıp boz kırlara ulaşamadım
yalan dünya sana çıkışamadım
eşimle dostumla buluşamadım
var git ölüm bir zaman da yine gel
karacoğlan der ki konup göçerken
ecel şerbetini tas tas içerken
yine buldum beni senden kaçarken
var git ölüm bir zaman da yine gel
(bkz: karacaoğlan)
devamını gör...
en son ağlanan şey
84 yaşındaki müşterim, hatice teyze.
kendisi emekli öğretmenmiş. eşiyle evlendiği ilk gün, eşinin bir başkasından henüz 3 aylık çocuğu olduğunu öğrenmiş. çok başarılı bir öğretmen olmasına rağmen aile öğretileri gereği hiçbir maaşını kendi kullanmamış hepsini eşine verirmiş ve aynı okulda çalışmalarına rağmen eşi öğle yemeklerinde ziyafet çekerken kendisi simit için para istemeye bile utanırmış.
eşinden yana hiç sevgi görmemiş. sürekli içip içip gelirmiş eve. kimseye de söylemezmiş, kötü bilmesinler onu diye. hep hatalarını örtpas etmiş. korumuş herkesten, söz gelmesin demiş. 2 erkek evladı olmuş. biri yurtdışında yaşıyormuş diğerini ise 3 sene önce kaybetmiş. evlat acısını kimsenin yaşamaması için dua etti. çok zor olduğunu da ekledi. düşmanının bile başına gelmesinmiş.
eşi yaklaşık 6 senedir alzheimer hastasıymış. son 1 sene dışında hastayken dahi bakmış ona. iyice bakımı zorlaştığından hastaneye yatırmışlar ama dua ediyormuş hep. geriye dönüp baktığında hiçbir hayrını ve sevgisini görmemesine rağmen yine de çocuklarının babası olmasından dolayı içinde ona karşı mecburi bir hürmet varmış.
84 seneyi düşünmek istediğinde gözleri dolarmış hep. sorsan yaşamış ama kim için, ne için?
sevgiyi sadece anne olduğunda hissetmiş. hayattaki en güzel duygunun annelik olduğunu söyledi. benim de tatmamı çok istermiş. benden çok güzel anne olurmuş. beni hiç görmedi yalnızca sesimi duydu ve sohbet ettik ama beni çok sevmiş. onun deyişiyle çok kibar ve yaşıma göre pişmiş biriymişim. nasıl piştiğimi sormayacakmış ama her neler yaşadıysam onlara teşekkür etmem gerektiğini söyledi.
peki sen bunlara mı ağladın elzem?
hayır sevgili yazarlar.
tüm bunları yaşamış birinin bana teşekkür etme sebebiyle mahvoldum. tek başına yaşıyor hatice teyzem ve benden bir kilo peynir istedi. ben de o bir kilo peyniri tek kalıp göndermek yerine dörde böldürdüm. birini açtığında diğerleri sağlam kalsın diye. bana bunun için ne kadar teşekkür ettiğini duysaydınız keşke.
yani bir kilo peynire ağladım..
bunca şeyleri yaşamış bir insanın ruhunun ne kadar nahif ve ince olduğunu anlamışsınızdır. sadece peynirini böldürdüm ve ince düşüncem için bana bir sürü dua etti. kimse onu böyle düşünüp hareket etmemiş şu ana kadar. kimse onu benim kadar düşünmemiş. ben, onun hiçbir şeyi olan ben..
sizin için belki çok bir şey ifade etmiyordur ama benim açımdan ne kadar anlamlı olduğunu bilemezsiniz. bu tanımı yazarken dahi tekrar ağlamama sebeptir.
ilk konuştuğumuzda yaşını öğrendiğimde kendisine "maşallah rabbim uzun ömürler versin" demiş bulunmuştum ve bana "istemem elzem kızım, hayırlı versin yeter. hatta benim ömrümü de sana versin de hayrı olsun" demişti.
bu cümleyi ise bahsettiğim son konuşmamızda ancak anladım.
şimdi düşünüyorum da, 84 yaşına gelip hiç yaşamamış olmayı mı yeğlerim yoksa şimdi şu an ölmeyi mi?
kendisi emekli öğretmenmiş. eşiyle evlendiği ilk gün, eşinin bir başkasından henüz 3 aylık çocuğu olduğunu öğrenmiş. çok başarılı bir öğretmen olmasına rağmen aile öğretileri gereği hiçbir maaşını kendi kullanmamış hepsini eşine verirmiş ve aynı okulda çalışmalarına rağmen eşi öğle yemeklerinde ziyafet çekerken kendisi simit için para istemeye bile utanırmış.
eşinden yana hiç sevgi görmemiş. sürekli içip içip gelirmiş eve. kimseye de söylemezmiş, kötü bilmesinler onu diye. hep hatalarını örtpas etmiş. korumuş herkesten, söz gelmesin demiş. 2 erkek evladı olmuş. biri yurtdışında yaşıyormuş diğerini ise 3 sene önce kaybetmiş. evlat acısını kimsenin yaşamaması için dua etti. çok zor olduğunu da ekledi. düşmanının bile başına gelmesinmiş.
eşi yaklaşık 6 senedir alzheimer hastasıymış. son 1 sene dışında hastayken dahi bakmış ona. iyice bakımı zorlaştığından hastaneye yatırmışlar ama dua ediyormuş hep. geriye dönüp baktığında hiçbir hayrını ve sevgisini görmemesine rağmen yine de çocuklarının babası olmasından dolayı içinde ona karşı mecburi bir hürmet varmış.
84 seneyi düşünmek istediğinde gözleri dolarmış hep. sorsan yaşamış ama kim için, ne için?
sevgiyi sadece anne olduğunda hissetmiş. hayattaki en güzel duygunun annelik olduğunu söyledi. benim de tatmamı çok istermiş. benden çok güzel anne olurmuş. beni hiç görmedi yalnızca sesimi duydu ve sohbet ettik ama beni çok sevmiş. onun deyişiyle çok kibar ve yaşıma göre pişmiş biriymişim. nasıl piştiğimi sormayacakmış ama her neler yaşadıysam onlara teşekkür etmem gerektiğini söyledi.
peki sen bunlara mı ağladın elzem?
hayır sevgili yazarlar.
tüm bunları yaşamış birinin bana teşekkür etme sebebiyle mahvoldum. tek başına yaşıyor hatice teyzem ve benden bir kilo peynir istedi. ben de o bir kilo peyniri tek kalıp göndermek yerine dörde böldürdüm. birini açtığında diğerleri sağlam kalsın diye. bana bunun için ne kadar teşekkür ettiğini duysaydınız keşke.
yani bir kilo peynire ağladım..
bunca şeyleri yaşamış bir insanın ruhunun ne kadar nahif ve ince olduğunu anlamışsınızdır. sadece peynirini böldürdüm ve ince düşüncem için bana bir sürü dua etti. kimse onu böyle düşünüp hareket etmemiş şu ana kadar. kimse onu benim kadar düşünmemiş. ben, onun hiçbir şeyi olan ben..
sizin için belki çok bir şey ifade etmiyordur ama benim açımdan ne kadar anlamlı olduğunu bilemezsiniz. bu tanımı yazarken dahi tekrar ağlamama sebeptir.
ilk konuştuğumuzda yaşını öğrendiğimde kendisine "maşallah rabbim uzun ömürler versin" demiş bulunmuştum ve bana "istemem elzem kızım, hayırlı versin yeter. hatta benim ömrümü de sana versin de hayrı olsun" demişti.
bu cümleyi ise bahsettiğim son konuşmamızda ancak anladım.
şimdi düşünüyorum da, 84 yaşına gelip hiç yaşamamış olmayı mı yeğlerim yoksa şimdi şu an ölmeyi mi?
devamını gör...
tüba ders notlarının intihal içermesi
tüba, yani türkiye bilimler akademisi'nin siyasal düşünceler tarihi ıı ders notlarını incelerken farkına vardığım hadise. 4. hafta notlarında sıklıkla referans verilen tannenbaum ve schultz'un siyasi düşünce tarihi kitabının ilgili bölümü incelendiğinde, metinde aslında kitabın o bölümünün özetinin çıkarıldığı ve bu özet çıkarılırken kitabın bazı kısımlarına referans verilirken bazı kısımlarına referans verilmediği görülmektedir. bu da böyle bir anımdır. ayrıca mazot 1 tl olacak!
devamını gör...
bütün müslümanları öldürmeliyiz
kudurmuş bir hahamın sözleri.
"de ki: "kininizle geberin!" şüphesiz ki allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilir."*
x.com/MilliyetciX/status/20...
"de ki: "kininizle geberin!" şüphesiz ki allah göğüslerin (gönüllerin) özünü bilir."*
x.com/MilliyetciX/status/20...
devamını gör...
geceye bir türkü bırak
devamını gör...
geceye bir türkü bırak
mevlam bir çok dert vermiş…
devamını gör...
bir kere kaybetmek
idealist yaklaşımın baş tacı ettiği gerçekliklerdendir.
"1" idealizmin kutsal sayısıdır. sadece sıra sayı olarak değil, kavramsal olarak da çok özel bir yeri vardır.
insan zihni, kendisine kurulan program ile işlem yapar. algıladığımız şeylerin gerçekliğini (bize göre olan) belirleyebilecek türden, güçlü bir durumdur bu. zihninizin programının ana devresinin idealizm olduğunu düşünün şimdi.. ve yeniden hesaplayın, varoluşu ne kadar verimli algıladığınızı.
bir insan materyalist de olsa idealist de olsa, varoluşu avuçlarında (zihni yaşamı algılarken) hissederken, bir şeyi kaybetmenin her şeyi kaybetmek olduğu düşüncesinin oluşturduğu çelişkiyi, gayesinden (bir amaç olarak yaşamından) uzak tutabilmek adına uzaklaştırmaya çalışır. materyalist, geri dönüşü olmayan kaybın, yaşamı kurgulamak için kullanılması gereken bir motivasyon kaynağı olacağını ileri sürecektir. pagan, ölenlerin ruhu ile birlikte yaşadığını düşünür. idealist dindar, yaratıcı ile bütünleşmiş olan kayıp kıymetler ile kavuşacağı günü bekler dua ederek. bir tek olan şey, mantıken, kaybolmuş olamaz!
idealist felsefeler ile yoldan çıkarılmış mülkiyetçi bireyler, gerçekte, bir dindarın, inancından sağlayacağı türden faydalardan da mahrum kalırlar. materyaliste göre ruh diye bir şey olmayabilir ama kaybolmuş ruhlar gerçekten sahtedirler..
"1" idealizmin kutsal sayısıdır. sadece sıra sayı olarak değil, kavramsal olarak da çok özel bir yeri vardır.
insan zihni, kendisine kurulan program ile işlem yapar. algıladığımız şeylerin gerçekliğini (bize göre olan) belirleyebilecek türden, güçlü bir durumdur bu. zihninizin programının ana devresinin idealizm olduğunu düşünün şimdi.. ve yeniden hesaplayın, varoluşu ne kadar verimli algıladığınızı.
bir insan materyalist de olsa idealist de olsa, varoluşu avuçlarında (zihni yaşamı algılarken) hissederken, bir şeyi kaybetmenin her şeyi kaybetmek olduğu düşüncesinin oluşturduğu çelişkiyi, gayesinden (bir amaç olarak yaşamından) uzak tutabilmek adına uzaklaştırmaya çalışır. materyalist, geri dönüşü olmayan kaybın, yaşamı kurgulamak için kullanılması gereken bir motivasyon kaynağı olacağını ileri sürecektir. pagan, ölenlerin ruhu ile birlikte yaşadığını düşünür. idealist dindar, yaratıcı ile bütünleşmiş olan kayıp kıymetler ile kavuşacağı günü bekler dua ederek. bir tek olan şey, mantıken, kaybolmuş olamaz!
idealist felsefeler ile yoldan çıkarılmış mülkiyetçi bireyler, gerçekte, bir dindarın, inancından sağlayacağı türden faydalardan da mahrum kalırlar. materyaliste göre ruh diye bir şey olmayabilir ama kaybolmuş ruhlar gerçekten sahtedirler..
devamını gör...
