zaman tüneli
ömer üründül
cumhurbaşkanı olsa diplomasi diline yeni bir vizyon getirebilecek yorumcu abimiz.
devamını gör...
morgan freeman
ben de yorgun freeman.
devamını gör...
sözlük yazarlarının isimleri
benim adım maximus decimus meridius, kuzey ordularının komutanı, felix lejyonlarının generali ve gerçek imparator marcus aurelius'a sadık bir hizmetkârım. öldürülmüş bir oğlun babası, öldürülmüş bir karının kocasıyım. ve intikamımı alacağım, bu hayatta veya öbüründe.
devamını gör...
blues ve reggae
blues neyin içine girerse, onu ihya eder...
devamını gör...
binyamin netanyahu’ya verdiğim ibretlik ayar
doğru. ben o istifa eden ajanım. bu sözler karşısında arz-ı mevud'un bir hayalden öte geçemeyeceğini gördüm.
derhal önce hristiyan oldum, gittim günah çıkardım. bu günah çıkarmalar bir yıl kadar sürdü. artık papaz offff poffff etmeye bile başladı. dur papaz efendi, şu da var, bu da var diye darladım biraz onu. bir yıl boyunca her gün.
kendimi tamamen hakikate adayacaktım artık. bu hayal kırıklığı beni çok sarsmıştı. bu uğurda yaptıklarımın hepsiden utanıyordum. kelime-i şahadet getirip, tövbe edip, müslüman olunca sıfırdan başlayabileceğimi söyledi imam bana. hristiyanlıktan daha pratik dedim ona. ve o vurucu ayeti söyledi; zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız diye. islam kolaylık dini diye de ekledi.
ben de kelime-i şehadet getirip, müslüman oldum. neye şehadet ettiğim konusunda en ufak bir fikrim yoktu ama sonuç olarak sıfırlanmıştım.
aptal kardeşe bana doğru yolu bulmamda yardımcı olduğu için minnettarım. şu an hamaslı dostlarımla namazımızı eda edeceğiz. allah u ekber. o bağışlayan ve esirgeyen. o ne güzel. cici. amin.
derhal önce hristiyan oldum, gittim günah çıkardım. bu günah çıkarmalar bir yıl kadar sürdü. artık papaz offff poffff etmeye bile başladı. dur papaz efendi, şu da var, bu da var diye darladım biraz onu. bir yıl boyunca her gün.
kendimi tamamen hakikate adayacaktım artık. bu hayal kırıklığı beni çok sarsmıştı. bu uğurda yaptıklarımın hepsiden utanıyordum. kelime-i şahadet getirip, tövbe edip, müslüman olunca sıfırdan başlayabileceğimi söyledi imam bana. hristiyanlıktan daha pratik dedim ona. ve o vurucu ayeti söyledi; zorlaştırmayınız, kolaylaştırınız diye. islam kolaylık dini diye de ekledi.
ben de kelime-i şehadet getirip, müslüman oldum. neye şehadet ettiğim konusunda en ufak bir fikrim yoktu ama sonuç olarak sıfırlanmıştım.
aptal kardeşe bana doğru yolu bulmamda yardımcı olduğu için minnettarım. şu an hamaslı dostlarımla namazımızı eda edeceğiz. allah u ekber. o bağışlayan ve esirgeyen. o ne güzel. cici. amin.
devamını gör...
yazlıkçılar
yezlıkçılığı bıraktım artık yaz kış yazlıkta yaşıyorum.
devamını gör...
yeşim salkım
demet akalın ile birlikte makyajsız hali en ürkütücü olan ünlülerden biridir kendisi.
devamını gör...
don't trust anybody who doesn't like led zeppelin
devamını gör...
yazlıkçılar
her izlediğimde almancı küt nuri'ninki gibi sarkık bıyık bırakma isteği uyandıran dizi.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
copy paste yaparken kaydırmış anlaşılan.
devamını gör...
normal sözlük’ün küfürsüz ve reklamsız kalma ihtimali
burada reklam olmadığını az önce öğrenmem peki? adguard'ı hiçbir zaman kapatmadığım için reklam var ama ben görmüyorum sanıyorum.
sahi la, nasıl yürüyor reklamsız? kim fonluyor bunları erdovanın adamı mı bunlar.
sahi la, nasıl yürüyor reklamsız? kim fonluyor bunları erdovanın adamı mı bunlar.
devamını gör...
ilginç etimolojik bağlantılar
cehennem, ibranice gei hinnom/ ge hennam dan gelmiştir.
gei ibranice de vadi anlamındadır , hinnom ise gözyaşı , yani gözyaşı vadisi.
gei ibranice de vadi anlamındadır , hinnom ise gözyaşı , yani gözyaşı vadisi.
devamını gör...
binyamin netanyahu’ya verdiğim ibretlik ayar
toplanın beyler netanyahu’ya verdiğim ibretlik ayarı anlatıyorum, olay tamamen gerçek.
tel aviv’de akıyoruz. tabii o zamanlar mahallenin hızlı genciyiz. hükümete ve israil askerlerine vur kaç yapıyoruz.
neyse işte polis beni yakaladı. götürdü hükümet binasına, oturttular binyamin’in karşısına.
netanyahu koltuğunda gerindi, pahalı cigaradan bir fırt çekip masadaki koca haritanın üzerine dumanı üfledi. mossad ajanları elleri tetikte belimde bitiyor, odada buram buram gerilim kokuyor panpalar.
netanyahu bana dik dik baktı, masaya elini vurup raconu kesti.
bak koçum, burası tel aviv, burada kararları ben veririm. bütün istihbarat arkamda, dünya elimde. bana vereceğin tek bir mantıklı sebep söyle ki seni zindana atmayayım.
hiç istifimi bozmadım beyler. masanın üzerindeki kilitli çekmeceye şöyle bir baktım, cebimden çıkardığım çengelli iğneyle şak diye kilidi açtım. içinden netanyahu’nun özel sallama çayını çıkarıp kupaya attım, masadaki termosla sıcak suyu çekip bir fırt aldım. yüzüne doğru dumanı üfleyip yapıştırdım ayarı. bak binyamin kardeş. sen burada ortadoğu haritası açıp caka satıyorsun ama odandaki klima 18 derecede üflüyor, 10 dakikaya sinüzitin tutacak haberin yok. bana dünyayı yönetiyorum diyorsun ama masandaki klavyenin harfleri silinmiş, boşluk tuşu takılı kalıyor. sen daha masandaki donanımı yenileyememişsin, gelmişsin bana devlet aklından bahsediyorsun. ayrıca dün gece senin ajanlar beni yakalamaya çalışırken abi ne olur hızlı koşma nefes nefese kaldık diye yalvarıyorlardı. teşkilatın bile kondisyonsuzluktan dökülüyor, sen neyin kafasındasın?
o an odadaki klimalar bile durdu beyler. sinek uçsa kanat sesi duyulacak.
netanyahu önce klavyesine baktı. sonra fısıltıyla üfleyen klimaya baktı. şakaklarından soğuk terler süzülmeye başladı. odadaki mossad ajanlarından biri kulaklığını çıkarıp yere attı, adam haklı awk, valla tutulduk 18 derecede diyip istifa bastı.
netanyahu’nun gözleri doldu. elindeki sigara halıya düştü.
ben, ben hiç bu açıdan bakmamıştım diye hıçkırmaya başladı. masanın altından peçete aradı ama peçetelik de boş çıkınca koluyla gözyaşlarını sildi.
ayağa kalktım, ceketimi düzelttim. masadaki ikramlık bisküvilerden iki tane cebime atıp son noktayı koydum. akıllı ol binyamin. bir daha bizim mahalleye devriye atarsanız bu sefer şoför koltuğuna geçer, o haritayı da navigasyondan silerim.
hükümet binasından yürüyerek çıkarken bütün güvenlik ajanları saygıyla önümde düğme ilikledi. rahat olun koçum diyerek onları rahatlattım.
dışarı çıktım, bir taksi çevirdim, çek kanka otogara, bizim çocuklara selam söylemeye gidiyoruz dedim.
işte beyler, tel aviv’i tek cümleyle hizaya getirdiğim o tarihi an böyle yaşandı.
tel aviv’de akıyoruz. tabii o zamanlar mahallenin hızlı genciyiz. hükümete ve israil askerlerine vur kaç yapıyoruz.
neyse işte polis beni yakaladı. götürdü hükümet binasına, oturttular binyamin’in karşısına.
netanyahu koltuğunda gerindi, pahalı cigaradan bir fırt çekip masadaki koca haritanın üzerine dumanı üfledi. mossad ajanları elleri tetikte belimde bitiyor, odada buram buram gerilim kokuyor panpalar.
netanyahu bana dik dik baktı, masaya elini vurup raconu kesti.
bak koçum, burası tel aviv, burada kararları ben veririm. bütün istihbarat arkamda, dünya elimde. bana vereceğin tek bir mantıklı sebep söyle ki seni zindana atmayayım.
hiç istifimi bozmadım beyler. masanın üzerindeki kilitli çekmeceye şöyle bir baktım, cebimden çıkardığım çengelli iğneyle şak diye kilidi açtım. içinden netanyahu’nun özel sallama çayını çıkarıp kupaya attım, masadaki termosla sıcak suyu çekip bir fırt aldım. yüzüne doğru dumanı üfleyip yapıştırdım ayarı. bak binyamin kardeş. sen burada ortadoğu haritası açıp caka satıyorsun ama odandaki klima 18 derecede üflüyor, 10 dakikaya sinüzitin tutacak haberin yok. bana dünyayı yönetiyorum diyorsun ama masandaki klavyenin harfleri silinmiş, boşluk tuşu takılı kalıyor. sen daha masandaki donanımı yenileyememişsin, gelmişsin bana devlet aklından bahsediyorsun. ayrıca dün gece senin ajanlar beni yakalamaya çalışırken abi ne olur hızlı koşma nefes nefese kaldık diye yalvarıyorlardı. teşkilatın bile kondisyonsuzluktan dökülüyor, sen neyin kafasındasın?
o an odadaki klimalar bile durdu beyler. sinek uçsa kanat sesi duyulacak.
netanyahu önce klavyesine baktı. sonra fısıltıyla üfleyen klimaya baktı. şakaklarından soğuk terler süzülmeye başladı. odadaki mossad ajanlarından biri kulaklığını çıkarıp yere attı, adam haklı awk, valla tutulduk 18 derecede diyip istifa bastı.
netanyahu’nun gözleri doldu. elindeki sigara halıya düştü.
ben, ben hiç bu açıdan bakmamıştım diye hıçkırmaya başladı. masanın altından peçete aradı ama peçetelik de boş çıkınca koluyla gözyaşlarını sildi.
ayağa kalktım, ceketimi düzelttim. masadaki ikramlık bisküvilerden iki tane cebime atıp son noktayı koydum. akıllı ol binyamin. bir daha bizim mahalleye devriye atarsanız bu sefer şoför koltuğuna geçer, o haritayı da navigasyondan silerim.
hükümet binasından yürüyerek çıkarken bütün güvenlik ajanları saygıyla önümde düğme ilikledi. rahat olun koçum diyerek onları rahatlattım.
dışarı çıktım, bir taksi çevirdim, çek kanka otogara, bizim çocuklara selam söylemeye gidiyoruz dedim.
işte beyler, tel aviv’i tek cümleyle hizaya getirdiğim o tarihi an böyle yaşandı.
devamını gör...
sırtlan burcu erkeği
bahis sitesi reklamı yapar. çaktırmadığını düşünür. yıl olmuş iki bin bilmem kaç, yer mi anadolu çocuğu.
devamını gör...
renault twingo
otomobil tarihinin gelmiş geçmiş en tipsiz tasarımlarından birine sahip olan renault modeli.
devamını gör...
anksiyete atağına iyi gelen şeyler
eski nostaljik bir diziniz varsa açın izleyin. karakterlerle yakalamış olduğunuz bağ anksiyetenize çok iyi gelecek.
denendi, onandı.
denendi, onandı.
devamını gör...
renault twingo
her ergenusun bir zamanlar gençlik hayali olan araba.
twist ve tango sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur ismi de.
twist ve tango sözcüklerinin birleşiminden oluşmuştur ismi de.
devamını gör...
dua ederken telaffuz önemli midir sorusu
söylemeden önce düşünülmek zorunda olduğuna göre söylenişi önemsizdir.
düşünüldüğü anda bilinmiş olur.*
düşünüldüğü anda bilinmiş olur.*
devamını gör...
canı sıkılınca sözlüğe saran insan
sözlüğe değil de sözlük yazarlarına saranı sorsanız "buyrun benim" derdim.
devamını gör...
