zaman tüneli

bu ülkenin erkeği de haset arkadaş. nerede bir kadına yürüyen erkek görse, bu yürüyüşten onu utandırmak için elinden geleni ardına koymuyor. yürümekle ilgili tırt espriler, laf sokmalar falan. aman kendinden başka kimse bir şey yaşamasın.

size ne kardeşim, kim kime yürüyorsa yürüsün. cesaretin varsa sen de yürü, iyi olan kazansın. bu ne tırt rekabet yöntemidir ya. kusmalık.
devamını gör...

cenaze evi, resmi bir toplantı veya karşılıklı çok ciddi, hayat masaya yatırılmış bir konuşma... herkes son derece dramatik, gergin ya da odaklanmış bir şekilde duruyor. ortamda tırnak ucu kadar bile neşe ya da absürtlüğe yer yok...

bir anda aklına tuhaf bir soru geliyor... ''da vinci gerçekten eserlerine şifreler gizledi mi ? yoksa insanoğlunun bir şeyler üretme çabasından mı ibaret hepsi?''

sesli sorsan kınarlar. öylece içerde kalıyor ama bütün o ortamın ağırlığını, ciddiyetini yerle bir edip unutturuyor... dışarıdan bakıldığında gayet efendi, dinleyen ve düşünen bir insan gibi duruyorsun ama aklının köşesinde o tuhaf soru dönüp duruyor...
devamını gör...

iyi birine benziyor lütfen engellemeyin. sevimli bir troll sadece hehe..
devamını gör...

beni şarkı dinlerken farklı bir boyuta ışınlayabilen sevgili çağrı sinci ve onun bayıldığım şarkılarından biridir, iyi ki var..

bir devamlı çaresizlik hissi..
karşılığı var gibi de, yok gibi de, boş verdim, gitti..
devamını gör...

ben şahidim. hepsi gerçek. bir hikayede fairy'dim mesela, diğer hikayede john wick'i pışpışlıyordum bu arkadaş ayar verdiği için.

acayip kıymetli hikayeler harbiden. adam sözlüğe hareket getirdi. daha napsın?
devamını gör...

date çıktım demek, seviştik demenin kibar versiyonudur. yaptığın date ler kabul olsun diyerek karşılık verilebilir hehe..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
filenin sultanları başaracak..
devamını gör...

konuşmayı seviyordur. çoğu romanı yazanlar da bu tipler zaten. adam yirmi sayfa yaprağı anlattı lan mesela. goygoycu tipler işte. adı flaubert falan olsa da değişmiyor yani. gerçi ha edebiyat, ha goygoy. ikisi de aynı mesele. zararsızdırlar. herhalde. gerçi ne gerekli ki şu evrende. goygoyuna yaşayacaksın. gelir geçerin yıkıcılığı öyle buyurdu. bana müsaade.
devamını gör...

bir feminist olarak oteritenin zaten kadında olduğunu düşünüyorum. erkekler kas gücünden ibaret basit varlıklar ve yönetilmeye ihtiyaçları var. her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır sözünü boşuna söylememişler..
ama şöyle bir durum var, bazen kadın oteriteyi erkekteymiş gibi gösterir ama alttan alttan gazlayarak onu parmağında oynatır..
devamını gör...

subhanallah
devamını gör...

siz bulaşık süngerlerinizi nereden alıyosunuz anlamıyorum. benim aldıklarım çok edepli eğitimli kültürlü süngerler. ayrıca organik bulaşık detarjanı kullanıyorum, süngerlerim buna bayılıyor. bulaşık süngeri ile sorunu olanlara tavsiye ederim..
devamını gör...

sözlükte süngerle konuşanlar var.
devamını gör...

sonuca gel hacu diyerek geçiştirilebilir, hiç çekinmenize gerek yok. bazen insanlar bir şey anlatırken öyle dalıyorlar ki konudan uzaklaşıyorlar kendileri de farkına varamıyor bu durumun..
devamını gör...

o anlatır da ben sonuna kadar dinleyemem galiba.
devamını gör...

baktım bir an içimden normalde olması gerekenden fazla deterjan fışkırıyor. bizim oğlan yine neye dellendi de ayar çekiyor acaba diye düşündüm. bir baktım altımda sünger ciyaklıyor. bir gülesim geldi ama tırstığım için gülemedim. sonra bizim oğlan otoritesini üstümde hissettirmek için beni de yamultmasın. neme lazım.

sünger hala öyle kös kös sağa sola bakarak kurumayı bekliyor. ben de içimden kıs kıs gülüyorum.

ben fairy. bugün de akıl hastanesinden yaptığımız yayının sonuna geldik. iyi günler.
devamını gör...

git git boy demiş...yalan... git git 1 metre zaten orası...boy olması için 1 km gitmen lazım selvi boylum.
seni affetmeyeceğim....ıslık çalsan uçardım....
devamını gör...

normal sözlükteki kadın yazarların sayısı erkeklere göre daha fazladır.
devamını gör...

anlatması gereken asıl şeyi bir anda unutturabilme gücüne sahip arkadaşlardır bunlar... dakikalarca sabırla dinlediğiniz ön hazırlığın yerini kafa karışıklığı ve açıklanamaz bir belirsizlik alır. konu bir anda bambaşka bir yere ilerler, ''bunu bilmesem de olurmuş...'' diyeceğiniz bir şekilde biter, sizde bir hayal kırıklığı kalır, arkadaşınızda ise kahramanca bir hikaye anlatmış bir insanın sırıtışını görürsünüz...

- ya melis düğünü başka yerde yapmak istemiş ama hakan karşı çıkmış burası olacak diye, melis'in kuzeni ayşe de oradaymış... hatırladın mı tatile gittiğimizde o da gelmişti.
- hatırlıyorum ayşe'yi evet.
- hani evleri aşırı zengin eviydi... ne kadar enteresan bi evdi ya... girişte bi heykel vardı böyle tuhaf bi japon balığı heykeli, çok pahalı heykelmiş söylediğine göre ama inanmadım ben, öyle pahalı heykeli niye girişe koysunlar ki...
devamını gör...

annemi dikkatle gözlemleyerek, davranışlarını ve ruh hâlini anlamlandırarak amaçladığım şey. youtube hepimizin uğrak yeridir. kimimiz akşamdan kalma aşırı lezzetli yemekler eşliğinde komik videolar izleyip rahatlarken kimimiz de maç özeti izleyip usta yorumcu kesiliriz. boş vakitte kendisiyle başbaşa kalıp uzun türk dizilerini hap gibi yutanımız da mevcuttur. ayrı bir kategori olarak da anneler vardır işte. biz televizyondaki programlara göz gezdirirken, odamızda vakit geçirirken annelerimiz kulaklığını takmış ve çayını yavaşça içerek youtube'da bir şeyler izler vaziyettedir. video içeriğine baktığımızdaysa şaşkınlıklar denizinde yüzeriz. şoklardan şok beğeniriz.

annelerimiz büyük bir merakla trabzon'un izbe bir köyünden derme çatma bir evi, o evin pek sakin olmayan sakinlerini ve her nedense youtube'a yüklemeye karar verdikleri hayatlarını izliyordur. köyün o kasvetli sükûnetini canlı canlı, gerçek hayatla eş zamanlı izlemek annelerimizi dinlendiriyor ve onlara günlük hayat hilelerini tatlıca öğretiyordur. bunu gördükçe hayret ederiz. annelerin büyük kısmının erkan davulcu ad soyadındaki birini bizzat tanıyor oluşu kadar şaşırtıcı ne vardır ki hayatta? böyle birini hiç tanımamış olsak, değmemiş olsa yüreğimizin köklerine, ne kaybederdik ki? biz kaybetmezdik bence. ama annelerimiz çok şey kaybederdi eminim. salça yapımı, bitki bakımı, ev ve aile düzeni, şifalı ot kaynatma, birlik ve beraberlik gibi son derece maddî ve manevî kavramlar önce annemizin hayatlarına sirayet edip sonra da bizim semtimize uğruyorsa bugün, işte o köy videolarının buna çok faydası var.

bu videolar saatler sürdüğü için kesintisiz izlendiği takdirde odaklanma süresi yükselecek, izleyen kişinin bilişsel seviyesi gittikçe yukarıda seyredecek ve kişi her türlü aktivitenin üstesinden evelallah gelecektir. annelerimiz de bunun farkındadır. bizim bu odaksız, sabırsız hâllerimizin onlardan öğrenecek çok şeyi vardır. başlarda ne denli kaçınmaya meyilliysek de bu ilginç ama öğretici köy videolarını izlemeli; yurdun kastamonu, hatay, trabzon, sivas, muğla gibi nice güzel yörelerini bu videolar aracılığıyla keşfetmeliyiz. bize de bu yakışır.
devamını gör...

tazminatın pazarlık konusundan başka bir husus olmadığını düşünüyorum. merkezi ırak hükümeti, türkiye ile petrol sevkiyat anlaşmasının 10 yıllık olmasını istiyor. bizim hükümetimiz ise, biraz da kuzey ırak bölgelerini tabiri caizse terbiye etmek için geçen ay sonunda anlaşmayı 1 yıl olarak imzaladı.

kalkınma yolu gibi projeleri de düşünecek olursak, petrol sevkiyatı konusunda türkiye hancı, ırak yolcudur. öyle hudutlarını aşıp para falan talep etmezler bence..

öte yandan, global petrol fiyatlarındaki artışın sürekli olacağını, bunun ekonomiyi zora soktuğunun da farkındayım, akaryakıt maliyetinin hayatın her alanını olumsuz etkilediği yorumlarına ben de katılıyorum ama hükümetin bu konuda yapabileceği fazla bir şey yok.

hükümetin yapabileceği ve yapmadığı, bana kalırsa çok eksik kaldığı bir kaç husus ise şu:

- hal yasası çıktığından beri yerinde üretim olayı sona erdi, kendine yeten şehirler konsepti yerle bir edildi ve tarım alanlarının ranta kurban gidiyor olması kağıt üzerinde engellenmiş olsa da, pratikte ben buna çok da ikna olamıyorum.
- kontrolsüz bir turizm ve ihracat politikası güdülüyor. ülke içerisine neredeyse sağlıklı/uygun/yeterli gıda bırakılmıyor.
- zincir marketlerin fiyat belirleyici tekeller haline dönüşmesine karşı caydırıcı bir önlem alınmıyor.
- tarımsal alan ve su kaynaklarının korunumu konusu hak getire. içilebilir neredeyse tüm su kaynaklarımız damacanalara doldurulmak üzere ihale edilmiş, büyük nehirlerimizi kirletmenin ise neredeyse pratik bir cezası yok.
- maliyetin bir bileşeni de vergi yükünün adaletli dağılımıysa, üretim yapan bir kesimin elektrik parası ödememesi, vergi kaçırması; hakkaniyetle üretim yapan kesimin maliyetini yani malın piyasa fiyatını etkiliyor.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim