zaman tüneli
sözlükte moderatör olmaması
(bkz: hiç mi yok)
devamını gör...
lucifer (yazar)
zeka zemin veledin.
tamam len gönlün olsun hadi. favlayayım seni, sevin az. baya kasmışsın.
tamam len gönlün olsun hadi. favlayayım seni, sevin az. baya kasmışsın.
devamını gör...
normal sözlük tarihindeki en garip olay
bakın hala etkisini aşamadım.
ben yıllar önce hatta 5 yıl önce şöyle bir başlık açmıştım.
(bkz: köfteci yusuf'taki kasiyer kıza ulaşmaya çalışan yazar)
zaten başlıktan belli bir köfteci yusuf şubesinde çalışan bir kasiyeri aşırı begenmiştim. sonra bana başka bir kadın yazar mesaj attı ve hangi şube olduğunu sordu ben de trollüyor falan sandım ve söyledim. 1 saat sonra harbiden o kızın instasını attı bana. nasıl buldu nasıl ulaştı hala bilmiyorum
ben yıllar önce hatta 5 yıl önce şöyle bir başlık açmıştım.
(bkz: köfteci yusuf'taki kasiyer kıza ulaşmaya çalışan yazar)
zaten başlıktan belli bir köfteci yusuf şubesinde çalışan bir kasiyeri aşırı begenmiştim. sonra bana başka bir kadın yazar mesaj attı ve hangi şube olduğunu sordu ben de trollüyor falan sandım ve söyledim. 1 saat sonra harbiden o kızın instasını attı bana. nasıl buldu nasıl ulaştı hala bilmiyorum
devamını gör...
pişmanlık
buraya alışmak. her boş vaktinde sözlüğe girip bakmak.
devamını gör...
smert (yazar)
bu lucifer geçen sene sövdüğünüz lucifer mi.
devamını gör...
tavuk döner
fakir dönemimden kalma, halen bırakamadığım sokak lezzeti.
devamını gör...
smert (yazar)
bu bağcılar simitçisi kim ya. sısıs
not: it sürülerine bak nasıl da mağaralarından çıkıyorlar. s
not: it sürülerine bak nasıl da mağaralarından çıkıyorlar. s
devamını gör...
bugün yaşanılan en yoğun duygu
burukluk bir duygu olarak sayılır mı bilmiyorum ama hissettiğim şeye tam bir isim veremedim.
bugün bir hasta geldi, eşiyle beraber gelmiş daha doğrusu. kapıda beklediler uzun bir süre. çok sıra olduğundan bir türlü içeri alamamıştık ve hiç gıkını çıkartmadan beklediler.
ortam biraz sakinlediğinde yanımdaki abiye tekrar hatırlattım o çifti ve içeri aldık.
amcayla ilgilenirken eşi de yanında oturup bir noktaya sabit bakıyordu. bir eliyle de eşinin elini tutuyordu. beraber çalıştığım abi genelde hastalarla hep esprili bir iletişim kurduğundan bu amcaya da, “ne o öyle kaçırıcaklar mı eşini sımsıkı tutmuşsun” diyip güldü.
amca da güldü, hüzünlü bir şekilde.
“eşim alzheimer hastası, bırakırsam kaçmaz ama kaybolabilir” dedi.
teyzenin yüzüne hiç bakmadığımı fark ettim bu cümleyi duyduğumda. bakışlarımı teyzeye çevirdiğimde göz göze geldik. öyle büyük bir ürperti oldu ki içimde nasıl anlatabilirim bilmiyorum. korkudan falan değildi. değişik bir histi.
amcanın ameliyat olması gerekiyormuş, kaburgasından ve o an duyamadığım başka bir şeyden. eşine bakacak kimseyi bulamayacağından kendi sağlığını ertelemiş.
“çocuğun yok mu?” diye sordu abi.
“var ama herkes kendi hayatıyla meşgul, kimseye yük olamayız.” dedi amca.
ben hâlâ teyzeye bakıyordum, çekmemişti bakışlarını. hayatımda hiç böyle bir göz teması kurmadım. birçok insanın ölüm anındaki bakışına şahit oldum ama bu kadar korkutmamıştı hiç.
“biz bunla gezeriz hep.” dedi amca. “ben onu yediririm, içiririm, tuvaletini yaptırırım o da bana böyle bakar. herkese baktığı gibi, bomboş.” dedi.
aynı şu an bana baktığı gibi. daha önce hiç, hiçbir duygu ya da ifade barındırmayan gözlere bakmamıştım. ifadesizliğin bu kadar kavurucu olduğunu daha doğrusu olabileceğini tahmin etmemiştim.
neredeyse ağlamak üzereyken sıktım kendimi. amca bir şeyler daha anlattı ama duymadım. işime devam ettim ama aklım hâlâ ordaydı.
amcanın işi bittiğinde oturduğu yerden kalkarken teyzenin elini de kaldırdı. kafasını çevirdi baktı, kalktı. bekledi. hiçbir ifade olmadan. yine göz göze geldik. gülümsedim bu sefer, mimik oynamadı.
kendimi ağlamamak adına bu kadar tuttuğum çok az an vardır ve adını bile bilmediğim bu teyze bu listenin dengesini bozmayı başardı.
uğurlarken el sallayıp gülümsedim. aynı donuk ifadeyle karşılık verdi. günümün geri kalanı o teyzenin bakışlarını düşünmekle geçti.
şimdi belki birçoğunuza çok saçma gelebilir bu durum ama beni çok etkiledi. o teyze de zamanında genç bir kızdı, sevdiği adamın gözlerine binbir duygu ile baktı. çocuklarını büyüttü, uyuttu, okuttu.
ne için? ne oldu? nereye vardı hayatı? sanki her şey sıfırlandı. yanındakinin kim olduğunu dahi bilmiyor. hayatı şu an sadece sürüklenmekten ibaret.
gerçekten, ne için yaşıyoruz? ne olacağız? her şeyi o kadar ciddi meseleler hâline getiriyoruz ki aslında ve o kadar ezikçe bir hareket ki bu yaptığımız.
öylesineyiz aslında.
ben hiç tanımadığım bir kadının gözlerindeki boşlukta boğuldum bugün. o boşluğa düşme ihtimalim her daim var. o boşluğa dönüşme ihtimalim, var.
hayat, çok garipsin.
öyle işte..
bugün bir hasta geldi, eşiyle beraber gelmiş daha doğrusu. kapıda beklediler uzun bir süre. çok sıra olduğundan bir türlü içeri alamamıştık ve hiç gıkını çıkartmadan beklediler.
ortam biraz sakinlediğinde yanımdaki abiye tekrar hatırlattım o çifti ve içeri aldık.
amcayla ilgilenirken eşi de yanında oturup bir noktaya sabit bakıyordu. bir eliyle de eşinin elini tutuyordu. beraber çalıştığım abi genelde hastalarla hep esprili bir iletişim kurduğundan bu amcaya da, “ne o öyle kaçırıcaklar mı eşini sımsıkı tutmuşsun” diyip güldü.
amca da güldü, hüzünlü bir şekilde.
“eşim alzheimer hastası, bırakırsam kaçmaz ama kaybolabilir” dedi.
teyzenin yüzüne hiç bakmadığımı fark ettim bu cümleyi duyduğumda. bakışlarımı teyzeye çevirdiğimde göz göze geldik. öyle büyük bir ürperti oldu ki içimde nasıl anlatabilirim bilmiyorum. korkudan falan değildi. değişik bir histi.
amcanın ameliyat olması gerekiyormuş, kaburgasından ve o an duyamadığım başka bir şeyden. eşine bakacak kimseyi bulamayacağından kendi sağlığını ertelemiş.
“çocuğun yok mu?” diye sordu abi.
“var ama herkes kendi hayatıyla meşgul, kimseye yük olamayız.” dedi amca.
ben hâlâ teyzeye bakıyordum, çekmemişti bakışlarını. hayatımda hiç böyle bir göz teması kurmadım. birçok insanın ölüm anındaki bakışına şahit oldum ama bu kadar korkutmamıştı hiç.
“biz bunla gezeriz hep.” dedi amca. “ben onu yediririm, içiririm, tuvaletini yaptırırım o da bana böyle bakar. herkese baktığı gibi, bomboş.” dedi.
aynı şu an bana baktığı gibi. daha önce hiç, hiçbir duygu ya da ifade barındırmayan gözlere bakmamıştım. ifadesizliğin bu kadar kavurucu olduğunu daha doğrusu olabileceğini tahmin etmemiştim.
neredeyse ağlamak üzereyken sıktım kendimi. amca bir şeyler daha anlattı ama duymadım. işime devam ettim ama aklım hâlâ ordaydı.
amcanın işi bittiğinde oturduğu yerden kalkarken teyzenin elini de kaldırdı. kafasını çevirdi baktı, kalktı. bekledi. hiçbir ifade olmadan. yine göz göze geldik. gülümsedim bu sefer, mimik oynamadı.
kendimi ağlamamak adına bu kadar tuttuğum çok az an vardır ve adını bile bilmediğim bu teyze bu listenin dengesini bozmayı başardı.
uğurlarken el sallayıp gülümsedim. aynı donuk ifadeyle karşılık verdi. günümün geri kalanı o teyzenin bakışlarını düşünmekle geçti.
şimdi belki birçoğunuza çok saçma gelebilir bu durum ama beni çok etkiledi. o teyze de zamanında genç bir kızdı, sevdiği adamın gözlerine binbir duygu ile baktı. çocuklarını büyüttü, uyuttu, okuttu.
ne için? ne oldu? nereye vardı hayatı? sanki her şey sıfırlandı. yanındakinin kim olduğunu dahi bilmiyor. hayatı şu an sadece sürüklenmekten ibaret.
gerçekten, ne için yaşıyoruz? ne olacağız? her şeyi o kadar ciddi meseleler hâline getiriyoruz ki aslında ve o kadar ezikçe bir hareket ki bu yaptığımız.
öylesineyiz aslında.
ben hiç tanımadığım bir kadının gözlerindeki boşlukta boğuldum bugün. o boşluğa düşme ihtimalim her daim var. o boşluğa dönüşme ihtimalim, var.
hayat, çok garipsin.
öyle işte..
devamını gör...
ıtır’ın sözlükten silinmesi gerekliliği
ıtır hanım'ın ben bugüne değin kimsenin tavuğuna kışt dediğini görmedim. poine de hızlı girişi ve şen üslubuyla sözlüğe hareket kattı. eğer birisinin sahtesi değil ve amacı gerçekten dediği gibi kafa dağıtmak ise, bu iki hanımefendinin kesişim noktası pek yok. aynı yaş diliminde değiller. ikisinin de sözlüğe kalite katmasını isterim. genel ahlak, etik ve kişilik hakları çiğnenmediği müddetçe kimsenin ( sözlüğün sahibi bile olsa) bir yazara ceza vermeye ahlaken hakkı olmamalı. dilerim bu mevzu kapanır.
devamını gör...
ıtır’ın sözlükten silinmesi gerekliliği
hem ıtır'ı(teyziş olduğundan) hem de poniş'i(çocuk olduğundan) direkt engelledim.
bu sözlük bu gadınlarla nasıl kalkınacak bilmiyorum. sısıs
bu sözlük bu gadınlarla nasıl kalkınacak bilmiyorum. sısıs
devamını gör...
sera
iki tane dunya harikası anıya sahip oldugum:
1-cocukla ilk bulusmamız. bizim burda bi cafede latte iciyoruz. muhabbet asırı sardı. birden cocuk dedi ki:
-seni cok sevdim. sana supriz yapıcam. normalde seralar aksam kapalı olur ama senin icin actırtıcam. hadi gidip sana cicek secelim.
insanların bu kadar romantik olması yasaklanmalı;) ben etkileniyorum sonra sizden.
2-sevgilim bende kalmıs. ona sabah tost yaptım. sabahları tost seviyor. eline saglık cok guzel olmus deyip yedi. sonra demez mi hadi seraya gidelim, sana cicek secicem. tatlıs sevgilimle olagan gunumuz;) gittik. bana sardunya secti. galp.
1-cocukla ilk bulusmamız. bizim burda bi cafede latte iciyoruz. muhabbet asırı sardı. birden cocuk dedi ki:
-seni cok sevdim. sana supriz yapıcam. normalde seralar aksam kapalı olur ama senin icin actırtıcam. hadi gidip sana cicek secelim.
insanların bu kadar romantik olması yasaklanmalı;) ben etkileniyorum sonra sizden.
2-sevgilim bende kalmıs. ona sabah tost yaptım. sabahları tost seviyor. eline saglık cok guzel olmus deyip yedi. sonra demez mi hadi seraya gidelim, sana cicek secicem. tatlıs sevgilimle olagan gunumuz;) gittik. bana sardunya secti. galp.
devamını gör...
mantık bağımlılığı
seni yeneceğiz mantık
şeker mahallesi gençleri.
şeker mahallesi gençleri.
devamını gör...
sözlüğün sokuk bir msn grubuna dönüşmesi
armullah harbiden zıvanadan çıktı. kaç defa ikaz ettim kendisini. elimi omzuna ettim, yavrum yakışmıyor bu üslup dedim. güzide sitemizde, bayanlarğ var diyerek olay anına edebi yaklaştım. yalarım falan dediysem de dinlemedi. arsız olmuş.
korkarım.. duramam artık buralarda. hemen isveç'e falan yerleşiyom. sısıs
korkarım.. duramam artık buralarda. hemen isveç'e falan yerleşiyom. sısıs
devamını gör...
kurtlukta düşeni yemek kanundur
bu gecenin sözü olsun.
gecenin kaosunda yaşanan "kurt kanunu" oldu.
gerisi laf-ı güzaf...
gecenin kaosunda yaşanan "kurt kanunu" oldu.
gerisi laf-ı güzaf...
devamını gör...
ilk sevgili
unutulmaz.
devamını gör...
normal sözlüğün gittikçe inci sözlüğe benzemesi
@1 haklı.
devamını gör...
pişman olduğunuz kararlar
elbet vardır ama hiç aklıma takılmaz.
devamını gör...
ilk sevgili
belki ikiz alevim. o derece.
ama ben ondan korkuyorum.
korktugum birini sevemem ben bayım.
ama ben ondan korkuyorum.
korktugum birini sevemem ben bayım.
devamını gör...
güne en sevdiğin türkçe bir kelime bırak
zayi. nedenini bilmiyorum ama çok seviyorum. kayıp, yitik, yok olmuş anlamına geliyor.
devamını gör...
smert (yazar)
#4025341 vah vaaah, demek loş ışıklı küflü duvarların yüzü görülmeyen çokça kokuşmuş bedenlerin çürük döllerin çürük yumurtasının ürünüsün.
tabii olacağın soyadı bulunamayınca, (olsun bazen böyle olur takma kafana) mı dediler?
sen de herkesi kendin gibi karışık mahsülün çürük tohumu gibi görüyorsun?
üzülme boşver bu herkesin başına gelmez demek ki sen de istisnasın ama ne demiş mevlana? ne olursan ol yine de gel demiş.
ama ben mevlana değilim ve sen de adam olmazsın, gelme lan sen yavşak.
tabii olacağın soyadı bulunamayınca, (olsun bazen böyle olur takma kafana) mı dediler?
sen de herkesi kendin gibi karışık mahsülün çürük tohumu gibi görüyorsun?
üzülme boşver bu herkesin başına gelmez demek ki sen de istisnasın ama ne demiş mevlana? ne olursan ol yine de gel demiş.
ama ben mevlana değilim ve sen de adam olmazsın, gelme lan sen yavşak.
devamını gör...