zaman tüneli
gecenin üçü mü sabahın üçü mü sorunsalı
öğlen üç mü öğleden sonra üç mü? öğle vakti de karmaşık gelir bana hep.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
nev- benmişim.
bu şarkının ilk çıktığı zamanları az çok anımsıyorum. tüm müzik kanallarında sık sık yayınlanırdı ve ben hiç sevmezdim.
2 gün önce, instagramda bir hikayeye denk geldim. bir kadın bu şarkıyı dinleyerek "bu şarkının ne anlama geldiğini yetişkin olduğumda anladım" şeklinde bir not düşmüştü. şarkıyı dinlemeye başladım ve anladım ki yetişkin bir insanın her şeyiyle deneyimlediği dünyayı, nev 1 nakarata sığdırmış.
"benmişim kendimden bir korkak yaratmışım.
kendimi korurken, en çok ben ürkütmüşüm.
benmişim kendimi savunurken en çok hançerleyen,
bir mecnun olmuşum failinden..
amaan..
beni bana küstüren,
beni bana kırdıran
kalpsizin hiç suçu yokmuş.."
bu şarkının ilk çıktığı zamanları az çok anımsıyorum. tüm müzik kanallarında sık sık yayınlanırdı ve ben hiç sevmezdim.
2 gün önce, instagramda bir hikayeye denk geldim. bir kadın bu şarkıyı dinleyerek "bu şarkının ne anlama geldiğini yetişkin olduğumda anladım" şeklinde bir not düşmüştü. şarkıyı dinlemeye başladım ve anladım ki yetişkin bir insanın her şeyiyle deneyimlediği dünyayı, nev 1 nakarata sığdırmış.
"benmişim kendimden bir korkak yaratmışım.
kendimi korurken, en çok ben ürkütmüşüm.
benmişim kendimi savunurken en çok hançerleyen,
bir mecnun olmuşum failinden..
amaan..
beni bana küstüren,
beni bana kırdıran
kalpsizin hiç suçu yokmuş.."
devamını gör...
pilot olmadığı halde uçağı kullanabileceğini düşünenler
yükseldim.
devamını gör...
zevk alınan basit şeyler
her sabah içtiğim sütlü filtre kahve ve yanında yediğim meyveli bar.
deniz kenarında yürümek, denizi izlemek hele ki güneş batarken.
sevdiğim bir müziği açıp dinlemek.
alışveriş yapmak. 1 fular dahi olsa, beğendiğim birşeyi almak.
sevdiğim insanlarla görüşmek ve birer kahve içmek.
mutluluklar aslında minik anlarda saklıdır. işin çapını büyüttüğünüzde, hep fazlasını istersiniz. bu yüzden minimal olmayı, minimal kalmayı sevmeyi öğrenmek gerekiyor.
yani günün sonunda çok paraya bağlı dinamikler oluşturmamak gerekiyor.
evet, para günümüz dünyasında önemlidir ama ona tapılmaması , hayatınızdaki herkesten değerli ve önemli görecek kadar bağlılık geliştirilmemesi gerekir.
eşinden, ailesinden gizli banka hesapları/ şahsi birikimleri / servetleri olan kişilere sesleniyorum:
günün sonunda güzel bir bakiye kazansanızda, ailenizi yitiriyorsunuz. birebir şahit olduğum bir olgu olduğu için, uyarıyorum. aileler böyle durumlarda direkt dağılıyor. evlilikler çocuklar için sürdürülse dahi, sevgi olmuyor arada. sadece cocuk için yürütülen evlilikte iki taraf için fazlasıyla boğucu oluyor çünkü duygudan yoksun birliktelik, hiçbir zaman sevgiyle bağlı olduğunuz bir evlilik kadar iyi hissettirmez.
önce maneviyat. gerisi boş.
- dünyayı para kurtarmaz ama sevgi kurtarır. bu yüzden parayı değil, duygularınızı seçin.
deniz kenarında yürümek, denizi izlemek hele ki güneş batarken.
sevdiğim bir müziği açıp dinlemek.
alışveriş yapmak. 1 fular dahi olsa, beğendiğim birşeyi almak.
sevdiğim insanlarla görüşmek ve birer kahve içmek.
mutluluklar aslında minik anlarda saklıdır. işin çapını büyüttüğünüzde, hep fazlasını istersiniz. bu yüzden minimal olmayı, minimal kalmayı sevmeyi öğrenmek gerekiyor.
yani günün sonunda çok paraya bağlı dinamikler oluşturmamak gerekiyor.
evet, para günümüz dünyasında önemlidir ama ona tapılmaması , hayatınızdaki herkesten değerli ve önemli görecek kadar bağlılık geliştirilmemesi gerekir.
eşinden, ailesinden gizli banka hesapları/ şahsi birikimleri / servetleri olan kişilere sesleniyorum:
günün sonunda güzel bir bakiye kazansanızda, ailenizi yitiriyorsunuz. birebir şahit olduğum bir olgu olduğu için, uyarıyorum. aileler böyle durumlarda direkt dağılıyor. evlilikler çocuklar için sürdürülse dahi, sevgi olmuyor arada. sadece cocuk için yürütülen evlilikte iki taraf için fazlasıyla boğucu oluyor çünkü duygudan yoksun birliktelik, hiçbir zaman sevgiyle bağlı olduğunuz bir evlilik kadar iyi hissettirmez.
önce maneviyat. gerisi boş.
- dünyayı para kurtarmaz ama sevgi kurtarır. bu yüzden parayı değil, duygularınızı seçin.
devamını gör...
acılara son
az önce listeler kısmında "yazarları ağlatan şarkılar" başlığına denk geldim ve konu üzerinde düşününce dinlediğim türlü çeşit şarkı arasında beni ağlatan tek bir şarkı bile olmadığını fark ettim. fakat içime hüzün tohumları eken birkaç şarkı var ve bu birkaç şarkının en başında acılara son gelir.
şarkı sözleri acılara son dese de müziği ve elbette nilüfer'in eşsiz sesi, baştan sona acı çekmeye müsait bir ortam oluşturuyor.
hüzün demişken, yine nilüfer'in severek dinlediğim şarkılarından biri olan hüzün adlı şarkıya gitti aklım. şarkı hüzün temasını merkeze almış olsa da bu konuda acılara son kadar başarılı değildir.
fakat acılara son'daki daha çok nilüfer'in yorumu ve müziğinin büyüsü, sözlerinde şarkıyı özel kılan pek bir şey görmüyorum.
şarkı sözleri acılara son dese de müziği ve elbette nilüfer'in eşsiz sesi, baştan sona acı çekmeye müsait bir ortam oluşturuyor.
hüzün demişken, yine nilüfer'in severek dinlediğim şarkılarından biri olan hüzün adlı şarkıya gitti aklım. şarkı hüzün temasını merkeze almış olsa da bu konuda acılara son kadar başarılı değildir.
fakat acılara son'daki daha çok nilüfer'in yorumu ve müziğinin büyüsü, sözlerinde şarkıyı özel kılan pek bir şey görmüyorum.
devamını gör...
pilot olmadığı halde uçağı kullanabileceğini düşünenler
(bkz: açılın ben pilotum)
devamını gör...
hemşirelik
ekonovich’in entry’sine istinaden.. bir de geneli izbandut gibi.. erkek hemşire kavramına daha tam alışamadım, bari ufak tefek olsalar da kafamdaki hemşire algısına az buçuk uysalar.
iri yarı hemşire mi olur…
mesleklerine saygı duyuyorum ama erkek olanlarına ayrı bir ünvan bulmaları cidden çok iyi olur.
iri yarı hemşire mi olur…
mesleklerine saygı duyuyorum ama erkek olanlarına ayrı bir ünvan bulmaları cidden çok iyi olur.
devamını gör...
keanu reeves'e en çok yakışan karakter
john constantine rolü.
neden bilmiyorum o film seri olmalıydı. bence fazlasıyla insidious/ conjuring seviyesine gelebilecek ( hatta onları katlayacak) bir yapımdı. yıllarca hep devam filminin çekilmesini bekledim, çokta umut ettim ama bununla ilgili hiç aksiyon alınmadı.
constantine, çekim sahneleri, kurgusuyla inanılmaz bir filmdi. çekildiği dönemi düşünürsek, o döneme göre inanılmaz uçuk kurgulanmış şeytan çıkartma sahneleri vardı. o dönem, o filmde çekilen sahneler hala birçok filmde böylesine etkili çekilemiyor.
özellikle psişik bir insan olmanın her haline değinen karakter gelişimiyle, hala benim için 1 numaralı filmdir.
"constantine, you're gon' be alive cuz you're devoted. "
( constantine, hayatta kalacaksın çünkü fedakarsın)
not: filmi izleyenlere küçük bir göndermeydi.
neden bilmiyorum o film seri olmalıydı. bence fazlasıyla insidious/ conjuring seviyesine gelebilecek ( hatta onları katlayacak) bir yapımdı. yıllarca hep devam filminin çekilmesini bekledim, çokta umut ettim ama bununla ilgili hiç aksiyon alınmadı.
constantine, çekim sahneleri, kurgusuyla inanılmaz bir filmdi. çekildiği dönemi düşünürsek, o döneme göre inanılmaz uçuk kurgulanmış şeytan çıkartma sahneleri vardı. o dönem, o filmde çekilen sahneler hala birçok filmde böylesine etkili çekilemiyor.
özellikle psişik bir insan olmanın her haline değinen karakter gelişimiyle, hala benim için 1 numaralı filmdir.
"constantine, you're gon' be alive cuz you're devoted. "
( constantine, hayatta kalacaksın çünkü fedakarsın)
not: filmi izleyenlere küçük bir göndermeydi.
devamını gör...
gece yarısı sokaktan şarkı açarak geçen araba
fazla taşkınlık yaparsa, bulunduğum semtte karşıda, karanlıkta kalan bir ağaç var, oradan ekip arabası tepe lambasını yakarak eğlenceye katılıyor..
benim uzun zaman bundan haberim de yoktu, ağaç da tam benim evin karşısında, gece balkona şallak mallak çıkıp hava alıyordum.
allah’tan lüzumsuz bir biçimde yakalanacak bir şey yapmadım, kepaze olurduk bir de, devletin memuruna..
benim uzun zaman bundan haberim de yoktu, ağaç da tam benim evin karşısında, gece balkona şallak mallak çıkıp hava alıyordum.
allah’tan lüzumsuz bir biçimde yakalanacak bir şey yapmadım, kepaze olurduk bir de, devletin memuruna..
devamını gör...
bir erkeğe kızgınken yaptıklarınız
ben genelde o sinirle ağlıyorum. tek yaptığım bağırıp durmak. öyle telefon tablet kıramam, yazık ya kaç para veriliyor onlara.
devamını gör...
gece yarısı sokaktan şarkı açarak geçen araba
bu gece yıldız tilbe açarak beni şaşırtmıştır. ne demiştik?
sevenler gece ölür
sevenler gece ölür
devamını gör...
bir erkeğe kızgınken yaptıklarınız
zannederim cümlede zamir eksikliği var:
bir erkeğe siz kızgınken (intikam saikiyle) yaptıklarınız,
bir erkeğe o kızgınken (sakinleştirmek amacıyla) yaptıklarınız.
biz kızgınken ne yaptığımızın sorulduğunu farz ediyorum, zaten herkes de o kanaldan girmiş, eskiden bayağı bir şey yapmışlığım vardı ama artık neredeyse kimse beni kızdıracak kadar üzerime gelmiyor. galiba ben de belli bir yaşa gelinde daha zor kızmaya başladım. cevap: hiçbir şey.
bir erkeğe siz kızgınken (intikam saikiyle) yaptıklarınız,
bir erkeğe o kızgınken (sakinleştirmek amacıyla) yaptıklarınız.
biz kızgınken ne yaptığımızın sorulduğunu farz ediyorum, zaten herkes de o kanaldan girmiş, eskiden bayağı bir şey yapmışlığım vardı ama artık neredeyse kimse beni kızdıracak kadar üzerime gelmiyor. galiba ben de belli bir yaşa gelinde daha zor kızmaya başladım. cevap: hiçbir şey.
devamını gör...
pilot olmadığı halde uçağı kullanabileceğini düşünenler
çok samimi bir arkadaşımın bu tarz bir hobisi olduğu için boş konuşmadan yorum yapmaya çalışıyorum:
- ultralight ve light seri uçakları “bir ihtimal” kullanabilirsiniz, diye düşünüyorum. bunlar “görerek” uçuş yapar, yani 600 metre irtifa civarında.. tabii yere sağlam ineceksiniz diye bir kural yok, kaza da olur, kötü sonuçlar da olur ama bu sınıfın iniş hazırlık sürecinin bir yolcu uçağı gibi olmadığını düşünüyorum.
- cirrus sf50, sf52 tarzı küçük jetlerin acil durum düğmesi var. diyelim pilota bir şey oldu, siz arkada oturan yolcu olarak basıyorsunuz bu düğmeye, tavanda zaten (ben gördüm bu düğmeyi, mercedes’lerin tavandaki kırmızı s.o.s düğmesi gibi bir şey), uçak kendi kendine en yakın havaalanı ile iletişime geçip, otomatik iniş yapıyor (bunu bu şekilde biliyorum, umarım tamamen yanlış değildir). ayrıca mekanik bir sorun olmasına karşın, bu uçak serisinde paraşüt de var. paraşüt yolcular için değil, uçak için. bunlara doğrudan olumlu oy veriyorum.
- büyük sınıf uçaklar için: uçmaya devam edersiniz, orası kesin ama leblebi büyüklüğündeki şubeler halinde..
- ultralight ve light seri uçakları “bir ihtimal” kullanabilirsiniz, diye düşünüyorum. bunlar “görerek” uçuş yapar, yani 600 metre irtifa civarında.. tabii yere sağlam ineceksiniz diye bir kural yok, kaza da olur, kötü sonuçlar da olur ama bu sınıfın iniş hazırlık sürecinin bir yolcu uçağı gibi olmadığını düşünüyorum.
- cirrus sf50, sf52 tarzı küçük jetlerin acil durum düğmesi var. diyelim pilota bir şey oldu, siz arkada oturan yolcu olarak basıyorsunuz bu düğmeye, tavanda zaten (ben gördüm bu düğmeyi, mercedes’lerin tavandaki kırmızı s.o.s düğmesi gibi bir şey), uçak kendi kendine en yakın havaalanı ile iletişime geçip, otomatik iniş yapıyor (bunu bu şekilde biliyorum, umarım tamamen yanlış değildir). ayrıca mekanik bir sorun olmasına karşın, bu uçak serisinde paraşüt de var. paraşüt yolcular için değil, uçak için. bunlara doğrudan olumlu oy veriyorum.
- büyük sınıf uçaklar için: uçmaya devam edersiniz, orası kesin ama leblebi büyüklüğündeki şubeler halinde..
devamını gör...
13 kasım 1982 ray mancini-kim dook-ku maçı
boks tarihinin yönünün ve güvenlik kurallarının değişmesine sebep olan, sonrasıyla lanetli müsabaka olarak kabul edilen wba hafif sıklet unvan maçı. o dönemde hala 15 raund üzerinden oynanan boks müsabakaları bu maçtan sonra 12 rountluk standarda kavuşmuştur. son derece kırışmalı ve iki boksörün de geri adım atmadığı müsabakada koreli kim, 10. raunttan itibaren yorulmaya başladı. 11, 12 ve 13. rauntlarda korkunç darbeler aldığı halde ayakta kaldı ve direndi. hakem richard green maçı 14. rauntta durdurdu. kim, ringden inince fenalaştı ve hastaneye kaldırıldı. birkaç gün sonra beyin kanamasından öldü. bu maçtan 1 ay sonra koreli boksörün annesi intihar etti. 8 ay kadar sonra hakem richard green intihar etti. ray mancini ömür boyunca vicdan azabından kurtulamadı ve kariyeri bu maçın gölgesi altında kaldı. bu maçtan sonra
- raunt sayısında 12, standart hale getirildi
-lüzumu halinde ring hakemlerine maçı daha erkek durdurması konusunda telkinler yapıldı. insiyatifleri arttırıldı.
- nörolojik görüntülemeler standart ve mecburi hale getirildi.
- raunt sayısında 12, standart hale getirildi
-lüzumu halinde ring hakemlerine maçı daha erkek durdurması konusunda telkinler yapıldı. insiyatifleri arttırıldı.
- nörolojik görüntülemeler standart ve mecburi hale getirildi.
devamını gör...
sözlük yazarlarının öyküleri
an
basamağa vardığında önünde, arkasında birer kapı ve sonsuz sayıda basamak gördü. ne yapacağını şaşırdı.
bulunduğu yerden bir basamak aşağı indi. kapı açıldı; renkler masmaviydi. orada annesini, babasını ve sevgilisini gördü. onlar da maviydi. yanlarına gitti ve “neden yanımda değilsiniz?” dedi. önce konuşmadılar; gözlerinin içine baktılar. “sizi özlüyorum,” dedi. yine yanıt vermediler. teker teker baktığı gözlerde uzaklığı gördü; rengi maviydi. ağlamaya başladı. “yanıma gelin,” dedi. durdular. o an anladı: “ölüm bu,” dedi. onlarsız geçecek yılları düşündü ve orada, ölen sevdikleri için tam on yıl yas tuttu.
on yılın ardından bir basamak çıktı, başlangıca geri döndü. zaman deli gibi akarken bir yaşlandı, bir gençleşti; bir bebek oldu, bir yetişkin. kafasını kaldırdı. bir basamak uzağında başka bir kapı gördü. adım attı, yukarı çıktı ve kapıyı açtı. kırmızı bir aslan, kırmızı bir karga, kırmızı bir fil gördü. her taraf kıpkırmızıydı. önce aslana, sonra kargaya, sonra file baktı. “yanıma gelin, yapayalnızım,” dedi. aslan durdu, karga durdu, fil durdu. onlarda öfkenin dönüştürücü gücünü, bilgeliğin sakinliğini, hafızanın sonsuzluğunu gördü. orada onlarla birlikte 20 yıl yaşadı. birinden öfkeyi, birinden bilgeliği, birinden hatırlamayı aldı. ilk geldiğinde her yer açık kırmızı iken 20 yıl sonra önce kendisi, sonra renk dönüştü; kırmızı, kan kırmızısı oldu. gitme zamanının geldiğini anladı.
geriye gitti. başladığı basamağa döndü ve soluklandı. yakasında geçmişten getirdiği mavi bir çiçek, kafasında gelecekten getirdiği kırmızı bir kurdele vardı.
zaman, bulunduğu basamakta hızla akıyordu. onu çağıran bir ses duydu. sese doğru gitti; bulunduğu basamağın sonunda bir kapı gördü. içeri girdi, her taraf yemyeşildi. durdu ve seslendi. birini gördü; baktığı kişi kendisiydi. rengi yemyeşildi. kendi gözlerinin içine baktı: “beni bırakma, yanımda ol,” dedi. o konuştu, sesi duyuldu: “sadece duy,” dedi ve sustu. sesini tekrar duydu: “devam et. ne geçmişin mavisi ne geleceğin kırmızısı; şimdinin yeşilindesin.”
o biri yeşilde kaldı, o, o anda sonsuz oldu. mavi kırmızıya, kırmızı yeşile, sonra hepsi birbirine karıştı. zaman durdu. o artık hem oradaydı hem yoktu. hem hepsiydi hem hiç.
basamağa vardığında önünde, arkasında birer kapı ve sonsuz sayıda basamak gördü. ne yapacağını şaşırdı.
bulunduğu yerden bir basamak aşağı indi. kapı açıldı; renkler masmaviydi. orada annesini, babasını ve sevgilisini gördü. onlar da maviydi. yanlarına gitti ve “neden yanımda değilsiniz?” dedi. önce konuşmadılar; gözlerinin içine baktılar. “sizi özlüyorum,” dedi. yine yanıt vermediler. teker teker baktığı gözlerde uzaklığı gördü; rengi maviydi. ağlamaya başladı. “yanıma gelin,” dedi. durdular. o an anladı: “ölüm bu,” dedi. onlarsız geçecek yılları düşündü ve orada, ölen sevdikleri için tam on yıl yas tuttu.
on yılın ardından bir basamak çıktı, başlangıca geri döndü. zaman deli gibi akarken bir yaşlandı, bir gençleşti; bir bebek oldu, bir yetişkin. kafasını kaldırdı. bir basamak uzağında başka bir kapı gördü. adım attı, yukarı çıktı ve kapıyı açtı. kırmızı bir aslan, kırmızı bir karga, kırmızı bir fil gördü. her taraf kıpkırmızıydı. önce aslana, sonra kargaya, sonra file baktı. “yanıma gelin, yapayalnızım,” dedi. aslan durdu, karga durdu, fil durdu. onlarda öfkenin dönüştürücü gücünü, bilgeliğin sakinliğini, hafızanın sonsuzluğunu gördü. orada onlarla birlikte 20 yıl yaşadı. birinden öfkeyi, birinden bilgeliği, birinden hatırlamayı aldı. ilk geldiğinde her yer açık kırmızı iken 20 yıl sonra önce kendisi, sonra renk dönüştü; kırmızı, kan kırmızısı oldu. gitme zamanının geldiğini anladı.
geriye gitti. başladığı basamağa döndü ve soluklandı. yakasında geçmişten getirdiği mavi bir çiçek, kafasında gelecekten getirdiği kırmızı bir kurdele vardı.
zaman, bulunduğu basamakta hızla akıyordu. onu çağıran bir ses duydu. sese doğru gitti; bulunduğu basamağın sonunda bir kapı gördü. içeri girdi, her taraf yemyeşildi. durdu ve seslendi. birini gördü; baktığı kişi kendisiydi. rengi yemyeşildi. kendi gözlerinin içine baktı: “beni bırakma, yanımda ol,” dedi. o konuştu, sesi duyuldu: “sadece duy,” dedi ve sustu. sesini tekrar duydu: “devam et. ne geçmişin mavisi ne geleceğin kırmızısı; şimdinin yeşilindesin.”
o biri yeşilde kaldı, o, o anda sonsuz oldu. mavi kırmızıya, kırmızı yeşile, sonra hepsi birbirine karıştı. zaman durdu. o artık hem oradaydı hem yoktu. hem hepsiydi hem hiç.
devamını gör...
pilot olmadığı halde uçağı kullanabileceğini düşünenler
sanayide motor ustası olup uçak yapabileceğini iddia eden birini gördüğüm için nispeten makul gelen insandır.
devamını gör...
kıpçak türkleri
sarışın ve mavi gözlü oldukları iddiası kahir ekseriyeti bakımından şehir efsanesi olan bir türk boyu.
encrypted-tbn0.gstatic.com/...
orta çağ'dan kalma bir kıpçak mezarında bulunan iskeletin yüzü, genetik verilere göre bu şekilde canlandırılmıştır.
mavi gözlü olan bir buluntu da var ama çoğunluk tipik asyalı.
encrypted-tbn0.gstatic.com/...
encrypted-tbn0.gstatic.com/...
orta çağ'dan kalma bir kıpçak mezarında bulunan iskeletin yüzü, genetik verilere göre bu şekilde canlandırılmıştır.
mavi gözlü olan bir buluntu da var ama çoğunluk tipik asyalı.
encrypted-tbn0.gstatic.com/...
devamını gör...
pilot olmadığı halde uçağı kullanabileceğini düşünenler
3 youtube videosu izleyip de yapamayacağım şey yokmuş gibi geliyor.
devamını gör...
kelimelik oynayan yazarlar veri tabanı
oyunu unutma noktasındayım, heyecan vermiyor artık. rakip yok, keyfi çıkmıyor artık.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
the doors- riders on the storm
devamını gör...