zaman tüneli
gecenin üçü mü sabahın üçü mü sorunsalı
gecenin tam 3 ündeyim.
dertlerin en gücündeyim. .
dertlerin en gücündeyim. .
devamını gör...
unutulmaz kurtlar vadisi replikleri
çok yazılmıştır ama cidden 'yengeye elif dedin usta' hepsini sollar. yanındakiyle yaşayıp yüreğindekiyle ölmek demek gibi bişey bu.
devamını gör...
satranç
en sevdiğim taşı at olan spor müsabakası..
türkiyede yeteri kadar ilgi görmüyor, kıraathanelerde neden bu spor yok. bunlar emperyalist dış güçlerin oyunu, bizi böyle böyle yenecekler...
türkiyede yeteri kadar ilgi görmüyor, kıraathanelerde neden bu spor yok. bunlar emperyalist dış güçlerin oyunu, bizi böyle böyle yenecekler...
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
nerde o eski yayınlar dedirterek kendini özletmiştir...
devamını gör...
günümüz türkiyesinde birikim yapabilmek
büyüklerimizin sürekli öğüt verme amaçlı ileri sürdükleri bir argümanı siz değerli dostlarımla tartışmak istiyorum.
bazen gaddar olup olmadığım konusu üzerine düşünürken buluyorum kendimi. gerçekten bizim bir ve iki üst neslimiz içinde olduğumuz dünyayı anlayamıyor mu yoksa anlamayı mı red ediyor inanın bilmiyorum fakat şu dönemde sürekli "birikim yapın" diye öğüt veren büyüklerin, türkiye gerçekliğinden kopuk yaşadığını düşünüyorum.
bence türkiye, kendi tarihi içerisinde hiçbir zaman bu kadar fakirleşmedi. eskiden 1 maaş, tüm eve bakabiliyordu. şu an ise, herkes ayrı ayrı çalışsa dahi ancak temel ihtiyaçlar ve okulların ödemeleri döndürülebiliyor. böyle bir ekonomik düzende nereye birikim yapılabilir?
insanların bu kadar derdin, tasanın içerisinde, kendilerine ait bir takım zevkleri var. bunlar aslında depresyona girmemek için kurtarıcı görevi görüyorlar. ---> " şuna harcayacağın parayı kenara koysan... " diyerek başlayan cümlelere bende böyle yanıtlar veriyorum.
insan hiç mi yaşamasın? hangimizin hayatta ne kadar kalacağının garantisi var? sözleşmesini yapmadığım dünya için banka hesabı doldurmamız öğütleniyor. bu yüzden tüm hayatından kısarak, belkide gelmeyecek bir gelecek için sürekli para istiflemek bana çok saçma geliyor.
birikim olmalı mı? - evet! ama tüm hayatını kapatıp, anından çalıp, su an yapmak istediğin şeyleri sırf birikim yapmak adına sürekli ertelemeyi seçerek değil. hayat ertelemeye gelmiyor. bir sonraki sabaha uyanacağının garantisi yok. bugün yapmak istediğin şeyi gelecekte kullanmak için biriktireceğin para uğruna ertelersen, yaşadığın hayatın ne anlamı kalır?
insan eğer bütçesi varsa, tabi ki birikim yapmalıdır ama kazandığın paranın neredeyse tamamını kenara koy, sen hiçbir yaşama, ot gibi işe git gel mantığına katılmıyorum.
keza burada başlığı açma konuma geri dönüyorum:
hangimizin birikim yapmasını sağlayacak kazancı var su an? hangimiz belirli bir miktar parayı düzenli gözden çıkarıp, bir banka hesabında stoklayabiliyoruz? bunun için üst düzey refah ve iyi bir gelir düzeyi olması gerekiyor cünkü..
bu sene asgari ücrete ara zam yapılmadı.. kiralar , okul ücretleri şimdiden yeni dönem zamlarını yansıttılar. marketlere her gün zam geliyor zaten.. bankaların kartlarda ve kredilerde döndürdüğü kurnazlıklar ortada... bu ülkede tüm ücretler venüsü görmüş durumda. yani enflasyon uzayda ama bize verilen maaşlar daha bulutlara dahi değemiyor. --> özeti: insanların maaşı ayı bitirmeye yetmiyor.
sevgili büyüklerimiz soruyorum size nasıl birikim yapılmasını tavsiye edersiniz? sanırım hiç yaşamayarak. bu ülkede, şuan paranın gitmemesi için yaşamamak gerekiyor çünkü.
birikim dediğiniz, kendinize her ihtiyacınızı karşılayacak bütçeyi ayırarak, geriye kalanına dokunmamaktır. ya bütçen ihtiyaçlarına yetmiyorsa? yani geriye hiçbir şey kalmıyorsa?
şuna karşı değilim: iyi bir şirkette/kurum / kuruluşta veya uluslararası bir kurumda, çok iyi bir pozisyonda çalışıyorsunuzdur ve aylık net 100-150 ve üst bandında geliriniz vardır, o zaman birikim tabi yapılabilir. her ay banka hesabına bir miktar parayı her türlü hibe edersin. fakat türkiye'nin ücretlendirme tablosu ve insanların genelinin çalışma sistemi ortada. cemiyete mensup aileler ( sosyete) dışında, çoğu kişi orta sınıf ve düşük bütçeli gelir sınıfında. bu iki kesim için hangi birikim? nerede?
bir cep telefonu için kredi çekiyorsun bu ülkede.
10 günlük yaz tatili için, 1 yıllık maaşını kapatıyorsun.
ev- araba almak devri kapandı.
merhaba türkiye!
tanımlı seviye: sefillik, yoksulluk
hoş geldiniz.
bazen gaddar olup olmadığım konusu üzerine düşünürken buluyorum kendimi. gerçekten bizim bir ve iki üst neslimiz içinde olduğumuz dünyayı anlayamıyor mu yoksa anlamayı mı red ediyor inanın bilmiyorum fakat şu dönemde sürekli "birikim yapın" diye öğüt veren büyüklerin, türkiye gerçekliğinden kopuk yaşadığını düşünüyorum.
bence türkiye, kendi tarihi içerisinde hiçbir zaman bu kadar fakirleşmedi. eskiden 1 maaş, tüm eve bakabiliyordu. şu an ise, herkes ayrı ayrı çalışsa dahi ancak temel ihtiyaçlar ve okulların ödemeleri döndürülebiliyor. böyle bir ekonomik düzende nereye birikim yapılabilir?
insanların bu kadar derdin, tasanın içerisinde, kendilerine ait bir takım zevkleri var. bunlar aslında depresyona girmemek için kurtarıcı görevi görüyorlar. ---> " şuna harcayacağın parayı kenara koysan... " diyerek başlayan cümlelere bende böyle yanıtlar veriyorum.
insan hiç mi yaşamasın? hangimizin hayatta ne kadar kalacağının garantisi var? sözleşmesini yapmadığım dünya için banka hesabı doldurmamız öğütleniyor. bu yüzden tüm hayatından kısarak, belkide gelmeyecek bir gelecek için sürekli para istiflemek bana çok saçma geliyor.
birikim olmalı mı? - evet! ama tüm hayatını kapatıp, anından çalıp, su an yapmak istediğin şeyleri sırf birikim yapmak adına sürekli ertelemeyi seçerek değil. hayat ertelemeye gelmiyor. bir sonraki sabaha uyanacağının garantisi yok. bugün yapmak istediğin şeyi gelecekte kullanmak için biriktireceğin para uğruna ertelersen, yaşadığın hayatın ne anlamı kalır?
insan eğer bütçesi varsa, tabi ki birikim yapmalıdır ama kazandığın paranın neredeyse tamamını kenara koy, sen hiçbir yaşama, ot gibi işe git gel mantığına katılmıyorum.
keza burada başlığı açma konuma geri dönüyorum:
hangimizin birikim yapmasını sağlayacak kazancı var su an? hangimiz belirli bir miktar parayı düzenli gözden çıkarıp, bir banka hesabında stoklayabiliyoruz? bunun için üst düzey refah ve iyi bir gelir düzeyi olması gerekiyor cünkü..
bu sene asgari ücrete ara zam yapılmadı.. kiralar , okul ücretleri şimdiden yeni dönem zamlarını yansıttılar. marketlere her gün zam geliyor zaten.. bankaların kartlarda ve kredilerde döndürdüğü kurnazlıklar ortada... bu ülkede tüm ücretler venüsü görmüş durumda. yani enflasyon uzayda ama bize verilen maaşlar daha bulutlara dahi değemiyor. --> özeti: insanların maaşı ayı bitirmeye yetmiyor.
sevgili büyüklerimiz soruyorum size nasıl birikim yapılmasını tavsiye edersiniz? sanırım hiç yaşamayarak. bu ülkede, şuan paranın gitmemesi için yaşamamak gerekiyor çünkü.
birikim dediğiniz, kendinize her ihtiyacınızı karşılayacak bütçeyi ayırarak, geriye kalanına dokunmamaktır. ya bütçen ihtiyaçlarına yetmiyorsa? yani geriye hiçbir şey kalmıyorsa?
şuna karşı değilim: iyi bir şirkette/kurum / kuruluşta veya uluslararası bir kurumda, çok iyi bir pozisyonda çalışıyorsunuzdur ve aylık net 100-150 ve üst bandında geliriniz vardır, o zaman birikim tabi yapılabilir. her ay banka hesabına bir miktar parayı her türlü hibe edersin. fakat türkiye'nin ücretlendirme tablosu ve insanların genelinin çalışma sistemi ortada. cemiyete mensup aileler ( sosyete) dışında, çoğu kişi orta sınıf ve düşük bütçeli gelir sınıfında. bu iki kesim için hangi birikim? nerede?
bir cep telefonu için kredi çekiyorsun bu ülkede.
10 günlük yaz tatili için, 1 yıllık maaşını kapatıyorsun.
ev- araba almak devri kapandı.
merhaba türkiye!
tanımlı seviye: sefillik, yoksulluk
hoş geldiniz.
devamını gör...
satranç
gönül verdiğim ancak asla iyi oynayamadığım oyundur. *
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
komik şarkı. seviyorum bu grubu
devamını gör...
testis için alternatif türkçe isimler
folluk.
devamını gör...
testis için alternatif türkçe isimler
bizce hiçbir anlam ifade etmeyen "tetris" kadar anlamsız testis sözüne alternatif olabilecek türkçe isimlerdir...
dölhane neden düşünülmemiş olabilir, mantıklı bir açıklamasını bilmiyorum.
dölhane neden düşünülmemiş olabilir, mantıklı bir açıklamasını bilmiyorum.
devamını gör...
gecenin üçü mü sabahın üçü mü sorunsalı
öğlen üç mü öğleden sonra üç mü? öğle vakti de karmaşık gelir bana hep.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
nev- benmişim.
bu şarkının ilk çıktığı zamanları az çok anımsıyorum. tüm müzik kanallarında sık sık yayınlanırdı ve ben hiç sevmezdim.
2 gün önce, instagramda bir hikayeye denk geldim. bir kadın bu şarkıyı dinleyerek "bu şarkının ne anlama geldiğini yetişkin olduğumda anladım" şeklinde bir not düşmüştü. şarkıyı dinlemeye başladım ve anladım ki yetişkin bir insanın her şeyiyle deneyimlediği dünyayı, nev 1 nakarata sığdırmış.
"benmişim kendimden bir korkak yaratmışım.
kendimi korurken, en çok ben ürkütmüşüm.
benmişim kendimi savunurken en çok hançerleyen,
bir mecnun olmuşum failinden..
amaan..
beni bana küstüren,
beni bana kırdıran
kalpsizin hiç suçu yokmuş.."
bu şarkının ilk çıktığı zamanları az çok anımsıyorum. tüm müzik kanallarında sık sık yayınlanırdı ve ben hiç sevmezdim.
2 gün önce, instagramda bir hikayeye denk geldim. bir kadın bu şarkıyı dinleyerek "bu şarkının ne anlama geldiğini yetişkin olduğumda anladım" şeklinde bir not düşmüştü. şarkıyı dinlemeye başladım ve anladım ki yetişkin bir insanın her şeyiyle deneyimlediği dünyayı, nev 1 nakarata sığdırmış.
"benmişim kendimden bir korkak yaratmışım.
kendimi korurken, en çok ben ürkütmüşüm.
benmişim kendimi savunurken en çok hançerleyen,
bir mecnun olmuşum failinden..
amaan..
beni bana küstüren,
beni bana kırdıran
kalpsizin hiç suçu yokmuş.."
devamını gör...
pilot olmadığı halde uçağı kullanabileceğini düşünenler
yükseldim.
devamını gör...
zevk alınan basit şeyler
her sabah içtiğim sütlü filtre kahve ve yanında yediğim meyveli bar.
deniz kenarında yürümek, denizi izlemek hele ki güneş batarken.
sevdiğim bir müziği açıp dinlemek.
alışveriş yapmak. 1 fular dahi olsa, beğendiğim birşeyi almak.
sevdiğim insanlarla görüşmek ve birer kahve içmek.
mutluluklar aslında minik anlarda saklıdır. işin çapını büyüttüğünüzde, hep fazlasını istersiniz. bu yüzden minimal olmayı, minimal kalmayı sevmeyi öğrenmek gerekiyor.
yani günün sonunda çok paraya bağlı dinamikler oluşturmamak gerekiyor.
evet, para günümüz dünyasında önemlidir ama ona tapılmaması , hayatınızdaki herkesten değerli ve önemli görecek kadar bağlılık geliştirilmemesi gerekir.
eşinden, ailesinden gizli banka hesapları/ şahsi birikimleri / servetleri olan kişilere sesleniyorum:
günün sonunda güzel bir bakiye kazansanızda, ailenizi yitiriyorsunuz. birebir şahit olduğum bir olgu olduğu için, uyarıyorum. aileler böyle durumlarda direkt dağılıyor. evlilikler çocuklar için sürdürülse dahi, sevgi olmuyor arada. sadece cocuk için yürütülen evlilikte iki taraf için fazlasıyla boğucu oluyor çünkü duygudan yoksun birliktelik, hiçbir zaman sevgiyle bağlı olduğunuz bir evlilik kadar iyi hissettirmez.
önce maneviyat. gerisi boş.
- dünyayı para kurtarmaz ama sevgi kurtarır. bu yüzden parayı değil, duygularınızı seçin.
deniz kenarında yürümek, denizi izlemek hele ki güneş batarken.
sevdiğim bir müziği açıp dinlemek.
alışveriş yapmak. 1 fular dahi olsa, beğendiğim birşeyi almak.
sevdiğim insanlarla görüşmek ve birer kahve içmek.
mutluluklar aslında minik anlarda saklıdır. işin çapını büyüttüğünüzde, hep fazlasını istersiniz. bu yüzden minimal olmayı, minimal kalmayı sevmeyi öğrenmek gerekiyor.
yani günün sonunda çok paraya bağlı dinamikler oluşturmamak gerekiyor.
evet, para günümüz dünyasında önemlidir ama ona tapılmaması , hayatınızdaki herkesten değerli ve önemli görecek kadar bağlılık geliştirilmemesi gerekir.
eşinden, ailesinden gizli banka hesapları/ şahsi birikimleri / servetleri olan kişilere sesleniyorum:
günün sonunda güzel bir bakiye kazansanızda, ailenizi yitiriyorsunuz. birebir şahit olduğum bir olgu olduğu için, uyarıyorum. aileler böyle durumlarda direkt dağılıyor. evlilikler çocuklar için sürdürülse dahi, sevgi olmuyor arada. sadece cocuk için yürütülen evlilikte iki taraf için fazlasıyla boğucu oluyor çünkü duygudan yoksun birliktelik, hiçbir zaman sevgiyle bağlı olduğunuz bir evlilik kadar iyi hissettirmez.
önce maneviyat. gerisi boş.
- dünyayı para kurtarmaz ama sevgi kurtarır. bu yüzden parayı değil, duygularınızı seçin.
devamını gör...
acılara son
az önce listeler kısmında "yazarları ağlatan şarkılar" başlığına denk geldim ve konu üzerinde düşününce dinlediğim türlü çeşit şarkı arasında beni ağlatan tek bir şarkı bile olmadığını fark ettim. fakat içime hüzün tohumları eken birkaç şarkı var ve bu birkaç şarkının en başında acılara son gelir.
şarkı sözleri acılara son dese de müziği ve elbette nilüfer'in eşsiz sesi, baştan sona acı çekmeye müsait bir ortam oluşturuyor.
hüzün demişken, yine nilüfer'in severek dinlediğim şarkılarından biri olan hüzün adlı şarkıya gitti aklım. şarkı hüzün temasını merkeze almış olsa da bu konuda acılara son kadar başarılı değildir.
fakat acılara son'daki daha çok nilüfer'in yorumu ve müziğinin büyüsü, sözlerinde şarkıyı özel kılan pek bir şey görmüyorum.
şarkı sözleri acılara son dese de müziği ve elbette nilüfer'in eşsiz sesi, baştan sona acı çekmeye müsait bir ortam oluşturuyor.
hüzün demişken, yine nilüfer'in severek dinlediğim şarkılarından biri olan hüzün adlı şarkıya gitti aklım. şarkı hüzün temasını merkeze almış olsa da bu konuda acılara son kadar başarılı değildir.
fakat acılara son'daki daha çok nilüfer'in yorumu ve müziğinin büyüsü, sözlerinde şarkıyı özel kılan pek bir şey görmüyorum.
devamını gör...
pilot olmadığı halde uçağı kullanabileceğini düşünenler
(bkz: açılın ben pilotum)
devamını gör...
hemşirelik
ekonovich’in entry’sine istinaden.. bir de geneli izbandut gibi.. erkek hemşire kavramına daha tam alışamadım, bari ufak tefek olsalar da kafamdaki hemşire algısına az buçuk uysalar.
iri yarı hemşire mi olur…
mesleklerine saygı duyuyorum ama erkek olanlarına ayrı bir ünvan bulmaları cidden çok iyi olur.
iri yarı hemşire mi olur…
mesleklerine saygı duyuyorum ama erkek olanlarına ayrı bir ünvan bulmaları cidden çok iyi olur.
devamını gör...
keanu reeves'e en çok yakışan karakter
john constantine rolü.
neden bilmiyorum o film seri olmalıydı. bence fazlasıyla insidious/ conjuring seviyesine gelebilecek ( hatta onları katlayacak) bir yapımdı. yıllarca hep devam filminin çekilmesini bekledim, çokta umut ettim ama bununla ilgili hiç aksiyon alınmadı.
constantine, çekim sahneleri, kurgusuyla inanılmaz bir filmdi. çekildiği dönemi düşünürsek, o döneme göre inanılmaz uçuk kurgulanmış şeytan çıkartma sahneleri vardı. o dönem, o filmde çekilen sahneler hala birçok filmde böylesine etkili çekilemiyor.
özellikle psişik bir insan olmanın her haline değinen karakter gelişimiyle, hala benim için 1 numaralı filmdir.
"constantine, you're gon' be alive cuz you're devoted. "
( constantine, hayatta kalacaksın çünkü fedakarsın)
not: filmi izleyenlere küçük bir göndermeydi.
neden bilmiyorum o film seri olmalıydı. bence fazlasıyla insidious/ conjuring seviyesine gelebilecek ( hatta onları katlayacak) bir yapımdı. yıllarca hep devam filminin çekilmesini bekledim, çokta umut ettim ama bununla ilgili hiç aksiyon alınmadı.
constantine, çekim sahneleri, kurgusuyla inanılmaz bir filmdi. çekildiği dönemi düşünürsek, o döneme göre inanılmaz uçuk kurgulanmış şeytan çıkartma sahneleri vardı. o dönem, o filmde çekilen sahneler hala birçok filmde böylesine etkili çekilemiyor.
özellikle psişik bir insan olmanın her haline değinen karakter gelişimiyle, hala benim için 1 numaralı filmdir.
"constantine, you're gon' be alive cuz you're devoted. "
( constantine, hayatta kalacaksın çünkü fedakarsın)
not: filmi izleyenlere küçük bir göndermeydi.
devamını gör...
gece yarısı sokaktan şarkı açarak geçen araba
fazla taşkınlık yaparsa, bulunduğum semtte karşıda, karanlıkta kalan bir ağaç var, oradan ekip arabası tepe lambasını yakarak eğlenceye katılıyor..
benim uzun zaman bundan haberim de yoktu, ağaç da tam benim evin karşısında, gece balkona şallak mallak çıkıp hava alıyordum.
allah’tan lüzumsuz bir biçimde yakalanacak bir şey yapmadım, kepaze olurduk bir de, devletin memuruna..
benim uzun zaman bundan haberim de yoktu, ağaç da tam benim evin karşısında, gece balkona şallak mallak çıkıp hava alıyordum.
allah’tan lüzumsuz bir biçimde yakalanacak bir şey yapmadım, kepaze olurduk bir de, devletin memuruna..
devamını gör...
bir erkeğe kızgınken yaptıklarınız
ben genelde o sinirle ağlıyorum. tek yaptığım bağırıp durmak. öyle telefon tablet kıramam, yazık ya kaç para veriliyor onlara.
devamını gör...
gece yarısı sokaktan şarkı açarak geçen araba
bu gece yıldız tilbe açarak beni şaşırtmıştır. ne demiştik?
sevenler gece ölür
sevenler gece ölür
devamını gör...