zaman tüneli
ruhi su
12 eylül darbesini duyuran 1 no'lu bildirinin okunmasından sonra trt radyosundaki yetkililer artık ismi darbeyle özdeşleşen (seneler sonra sosyal demokrat olduğunu söyleyecekti) (bkz: hasan mutlucan)'dan '' yine de şahlanıyor aman '' türküsünü yayına vermişlerdi. o sırada hışımla yayın odasına eline silahla giren bir general ''kim çalıyor bu ruhi su'yu'' diye bağırmış. sonra bandı görünce çalanın ruhi su olmadığına ikna olmuşlar.
ruhi su, klasik müzik ve opera geçmişi olan bir halk müziği yorumcusu ve araştırmacısıydı. onun tarzında türk halk müziği, bir meyhane eğlentisi olmaktan çıkmış, bas, bariton ve tenor seslerin kullanımı, çok sesli sazların katılımıyla törensel bir havaya bürünmüştü. halk müziğini konser alanlarına taşıyan ilk kişi ruhi su'dur. o dönem bazı çevreler, ruhi su'yu halk müziğini otantikliğinden çıkarıp, fazla akademik bir alana taşıdığını söyleyerek eleştirmişlerdir. halk müziği üzerindeki fikirlerinin uygulama alanı da şüphesiz (bkz: dostlar korosu) idi. ruhi su halk müziğini şehirlileştiren adamdı. 60'ların ikinci yarısıyla beraber bu orkestral devrim, geleneksel müziğimize üniversiteli gençlerin ilgi duymasını sağladı. keza aynı durum güney amerika ve yunanistan'da da vardı. yani yerel ve etnik müziğin kimliğini kaybetmeden tadiliyle siyasi ve şehirli bir tavra bürünmesi, gençlerce sahiplenilmesi. sübjektif bir yorum ama galiba (bkz: muzaffer sarısözen) ile tam tersi bir istikameti temsil ediyorlardı.
siyasetiyle ilgili fazla konuşmaya hakkım yok. yalnız ülkeden dışarı çıkamayıp burada kanserden ölmeye bir nevi mahkum edilmesi, bu devletin sayısız ayıplarından bir tanesidir. seneler sonra (bkz: yalçın küçük)'ün ruhi su için ''vanlı bir ermeni yetimidir'' iddiası magazinden öte bir anlam taşımıyor. hangi dil ile gönlünü açıyorsan o dili konuşan millete mensupsundur. son olarak kendisinin, ölümünden birkaç sene önce ahmet kaya'yı dinleyip kızdığı bir vakayı da burada aktarmıştım.
(bkz: saz böyle de çalınır)
ruhi su, klasik müzik ve opera geçmişi olan bir halk müziği yorumcusu ve araştırmacısıydı. onun tarzında türk halk müziği, bir meyhane eğlentisi olmaktan çıkmış, bas, bariton ve tenor seslerin kullanımı, çok sesli sazların katılımıyla törensel bir havaya bürünmüştü. halk müziğini konser alanlarına taşıyan ilk kişi ruhi su'dur. o dönem bazı çevreler, ruhi su'yu halk müziğini otantikliğinden çıkarıp, fazla akademik bir alana taşıdığını söyleyerek eleştirmişlerdir. halk müziği üzerindeki fikirlerinin uygulama alanı da şüphesiz (bkz: dostlar korosu) idi. ruhi su halk müziğini şehirlileştiren adamdı. 60'ların ikinci yarısıyla beraber bu orkestral devrim, geleneksel müziğimize üniversiteli gençlerin ilgi duymasını sağladı. keza aynı durum güney amerika ve yunanistan'da da vardı. yani yerel ve etnik müziğin kimliğini kaybetmeden tadiliyle siyasi ve şehirli bir tavra bürünmesi, gençlerce sahiplenilmesi. sübjektif bir yorum ama galiba (bkz: muzaffer sarısözen) ile tam tersi bir istikameti temsil ediyorlardı.
siyasetiyle ilgili fazla konuşmaya hakkım yok. yalnız ülkeden dışarı çıkamayıp burada kanserden ölmeye bir nevi mahkum edilmesi, bu devletin sayısız ayıplarından bir tanesidir. seneler sonra (bkz: yalçın küçük)'ün ruhi su için ''vanlı bir ermeni yetimidir'' iddiası magazinden öte bir anlam taşımıyor. hangi dil ile gönlünü açıyorsan o dili konuşan millete mensupsundur. son olarak kendisinin, ölümünden birkaç sene önce ahmet kaya'yı dinleyip kızdığı bir vakayı da burada aktarmıştım.
(bkz: saz böyle de çalınır)
devamını gör...
yeni nesil kadınların çok şanslı olması
yeni nesil kadınların şanslı olduğunu nereden çıkardınız, anlamadım. bugün dünyada üst düzey yöneticilerin büyük çoğunluğu hâlâ erkek. küresel servetin ve gayrimenkullerin önemli kısmı yine erkeklerin elinde.(yaklaşık %80'i) siyasette, büyük şirketlerde ve karar alma mekanizmalarında da erkekler açık ara önde. böyle bir tablo karşısında "kadınlar artık çok avantajlı" demek, elimizdeki mevcut verilerle pek örtüşmüyor.
kadınlar hâlâ eğitimde, sağlık hizmetlerine erişimde, iş hayatında ve ücret konusunda eşit şartlara sahip değiller. aynı işi yapan kadınlar birçok ülkede erkeklerden daha düşük ücret alıyor ve üst yönetim pozisyonlarına yükselmeleri ciddi yapısal engellerle karşılaşıyor.
bugün kadınların sahip olduğu hakların önemli bir kısmı da kendiliğinden ortaya çıkmadı; uzun yıllar süren feminist mücadeleler sayesinde kazanıldı. buna rağmen tam anlamıyla eşitlikten oldukça uzağız, yaklaşık 150 sene kadar. ( dünya ekonomik forumu'nun (wef) hazırladığı 2025 gender gap report genel küresel cinsiyet eşitliği: mevcut ilerleme hızıyla yaklaşık 123 yıl sürecek, ekonomik katılım ve fırsat eşitliği: yaklaşık 135 yıl, siyasi temsil ve güç: yaklaşık 162 yıl)
üstelik son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle genç erkekler arasında daha geleneksel ve kadın karşıtı tutumların yeniden güçlendiğini gösteriyor. "incel" kültürünün yaygınlaşması da bunun örneklerinden biri. hatta bazı araştırmalar, genç erkeklerin belirli konularda dedelerinin kuşağından bile daha muhafazakâr görüşlere sahip olabildiğini belirlemiştir.
şu noktayı anlamıyorum: kendi çocukluk anılarınızı, kişisel deneyimlerinizi ya da çevrenizde gördüğünüz birkaç örneği neden bütün toplumu temsil eden genel gerçeklermiş gibi sunuyorsunuz?
kadınlar hâlâ eğitimde, sağlık hizmetlerine erişimde, iş hayatında ve ücret konusunda eşit şartlara sahip değiller. aynı işi yapan kadınlar birçok ülkede erkeklerden daha düşük ücret alıyor ve üst yönetim pozisyonlarına yükselmeleri ciddi yapısal engellerle karşılaşıyor.
bugün kadınların sahip olduğu hakların önemli bir kısmı da kendiliğinden ortaya çıkmadı; uzun yıllar süren feminist mücadeleler sayesinde kazanıldı. buna rağmen tam anlamıyla eşitlikten oldukça uzağız, yaklaşık 150 sene kadar. ( dünya ekonomik forumu'nun (wef) hazırladığı 2025 gender gap report genel küresel cinsiyet eşitliği: mevcut ilerleme hızıyla yaklaşık 123 yıl sürecek, ekonomik katılım ve fırsat eşitliği: yaklaşık 135 yıl, siyasi temsil ve güç: yaklaşık 162 yıl)
üstelik son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle genç erkekler arasında daha geleneksel ve kadın karşıtı tutumların yeniden güçlendiğini gösteriyor. "incel" kültürünün yaygınlaşması da bunun örneklerinden biri. hatta bazı araştırmalar, genç erkeklerin belirli konularda dedelerinin kuşağından bile daha muhafazakâr görüşlere sahip olabildiğini belirlemiştir.
şu noktayı anlamıyorum: kendi çocukluk anılarınızı, kişisel deneyimlerinizi ya da çevrenizde gördüğünüz birkaç örneği neden bütün toplumu temsil eden genel gerçeklermiş gibi sunuyorsunuz?
devamını gör...
erkeklerin dert görünce koşarak uzaklaşması
bizim dert bize yetiyor teşekkürler.
devamını gör...
kızıl sakal
devamını gör...
çürümüş bahçeler
bir uçtan bir uca savrulmuş durumda nahoş bir sarhoşluk var doğuştan beri..
sanki doz aşımı kan dolaşımımda, parmak uçlarımda var uyuşma...
denedim, inanın bir yolu olmadı,
çürümüş bahçelerden çiçek topladım..
bağırmaya çalıştım ama sesim çıkmadı!
sanki doz aşımı kan dolaşımımda, parmak uçlarımda var uyuşma...
denedim, inanın bir yolu olmadı,
çürümüş bahçelerden çiçek topladım..
bağırmaya çalıştım ama sesim çıkmadı!
devamını gör...
aauuuu
güne saat 7-8 gibi başladığım için ses tellerim ulumaya uygun olmuyor. yaşlı kurtlar üzgün, yaşlı kurtlar rahatsız, ewed!!! 112!!!
devamını gör...
ayık sözlük yazarları
ben hep ayığım, çünkü alkol kullanmıyorum uzun zamandır.
devamını gör...
yeni nesil kadınların çok şanslı olması
eski adamlar iyi bilirdi kadın erkek münasebetlerini. kadını alır giderlerdi. birlikte kocarlardı. kumru kuşu gibi dip dibe gezerlerdi. şimdi bakıyorsun üç bilemedin beş senede birbirlerinin etini yemeğe başlıyorlar. düzen nizam kalmamış. sonra bakıyorsun kendine adam diyen engerek soyu almış delikli demiri eline kadınını vuruyor.
doğrusu ben burada bir şans talih göremedim. gördüğüm düpedüz alâmet-i kıyâmet. nizamın düzenin derdest oluşu.
doğrusu ben burada bir şans talih göremedim. gördüğüm düpedüz alâmet-i kıyâmet. nizamın düzenin derdest oluşu.
devamını gör...
erkeklerin dert görünce koşarak uzaklaşması
sanki kadınlar kaçmıyor, kadınlar önde erkekler arkada, ewed.
devamını gör...
annelerin erkek çocuklarına ev işi yaptırmaması
ev işini kadın görevi gibi gören toplum sayesinde oluşmuş genel bir kanı. aslında beyin gelişiminden kas gelişimine ve hatta kişiliğin gelişimi açısından bile olumluyken, bunu şu an yaptırmayan ebeveynler net cahildir.
devamını gör...
jaguar ve eşek çiftleşse ürün olarak ne oluşur sorusu
bu yazar taifesinin kafası bir başka işliyor vesselam. insanın kafasına fitneyi sokup kenara çekiliyorlar. lakin ne kadar kafa yorsam da her şekilde jaguar eşeği yiyor. cinsel münasebet hasıl olmuyor.
devamını gör...
en iyi arkadaşınızın bir kedi olması
hüsom bir kedi değil zaten. direkt arkadaşım. ağlarken patisini yüzüme koyuyor o kadar tatlı ki. durup tatlılığına ağlıyorum sonra...
devamını gör...
ayık sözlük yazarları
hüseyin efendi az evvel katmerlisinden kahvemi getirdi sağ olsun.sevilir sayılırız meclislerde. lakin ayılamadık henüz, sabahlar olmasın diyerek içersen sabah vakti kafanda sırtlanlar gezer elbet.
devamını gör...
aauuuu
insan gibi kelam etsen olmuyor mu yakışıyor mu efendi beylere böyle it gibi ulumak. insan meclise selam ederek girer. ulursan iti uğursuzu peşine takarsın. vesselam.
devamını gör...
ayık sözlük yazarları
benim kafam hep güzel. benden ciddi beklentileriniz olmasın. ricaa.
devamını gör...
sextilis
latince "altıncı" anlamında sözcük. ağustos ayı için kullanılırdı* ama mağrur roma kralı "octavianus augustus" benim ayım olsun hem de "otuzbir çeksin" dediği için ağustos adı kullanılır olmuş.
hem sex var, hem de "otuzbir". saçma sapan bir ay sonuçta.
eskiler de "yarısı yaz yarısı kış ağustos" derlermiş. iklim değişti; yalan oldu. kol gibi "full" sıcak bir ay olacak. hayrolsun.
hem sex var, hem de "otuzbir". saçma sapan bir ay sonuçta.
eskiler de "yarısı yaz yarısı kış ağustos" derlermiş. iklim değişti; yalan oldu. kol gibi "full" sıcak bir ay olacak. hayrolsun.
devamını gör...
imparatorluktan ulus devlet modeline geçiş
yani eğri oturup doğru konuşacak olursak, balkanların, anadolu ' nun, ortadoğu' nun, kuzey afrika' nın bugün bile hala diğer devletlerden geri olmasının sebebi, ahanda o imparatorluk dediğin "ucube" dir !!...;;))
halkından korkmasaydın da, matbaayı 270 yıl geciktirmeseydin... çok matah bişey olduğun için mi ruslar 93 harbinde yeşilköy' e kadar geldi ?!...;;))
adam olsaydın da 1699 yılında karlowitz -- karlofça anlaşmasını imzalamasaydın, adam değilmişsin ki seke seke çaydan geçirmişler seni...o zamanlar, paşa'nın babasının babası bile portakal ağacında vitamindi !!...
yaaaa beyinsiz dümbelek...işte böyle ;;))
halkından korkmasaydın da, matbaayı 270 yıl geciktirmeseydin... çok matah bişey olduğun için mi ruslar 93 harbinde yeşilköy' e kadar geldi ?!...;;))
adam olsaydın da 1699 yılında karlowitz -- karlofça anlaşmasını imzalamasaydın, adam değilmişsin ki seke seke çaydan geçirmişler seni...o zamanlar, paşa'nın babasının babası bile portakal ağacında vitamindi !!...
yaaaa beyinsiz dümbelek...işte böyle ;;))
devamını gör...
aauuuu
aaauuuu
güne yine uluyarak başladık hamdolsun. *
güne yine uluyarak başladık hamdolsun. *
devamını gör...

