zaman tüneli
allah kimseyi açlıkla sınamasın
açlık fenadır. derdin büyüğüdür. ademoğlu kardeşinin ekmeğine göz diker bu durum hasıl olduğunda. karabuğdaydan bayat bir somun olsa da ziyafet sofrası gibi gelir insanın gözüne. hoş bizim burada düzenimiz, yememiz içmemiz yerindedir. ama garantisi yok bu işlerin, yarın açlığın karabasan gibi çökmeyeceğini kim bilebilir?
devamını gör...
allah kimseyi açlıkla sınamasın
amın.
devamını gör...
birini unutmak
behzat ç de ne diyorlardı.. 'unutmak kelimesi un'dan gelirmiş.. un ufak etmekten.' amirim en iyi tanımlamayı yapmış eskiden.
devamını gör...
ayık sözlük yazarları
alkol kullanmadan sarhoş bir kafada olabiliyorum. bu da bana has birşey. hele gece karanlık ve sessizlikte, kafam bir milyon oluyor.
devamını gör...
güçlü kadın
anadolu kadını güçlüdür vesselam. efendi beyler cephede yunana kan kustururken mavzerleri, altıpatlarları sırtında cepheye taşımıştır. ne bir şikayet kelamı etmiştir ne bir yerinme. gerçi şimdikiler iki bulaşık durulasa dünyayı ben kurdum sanıyor, kostaklanıyor. etini gezdiriyor orada burada. nizam çökmüştür ağalar.
devamını gör...
yunanistan'da bim var mı sorusu
lidl
my market
my market
devamını gör...
abdurrahman çavuş (yazar)
estağfurullah. girileriniz nazar-ı dikkatimi celbetmiştir, iki kelam etmek istemişimdir. bizim muhalefetimiz arsıza yüzsüze olur. nizamı bozmayan efendi beylere sözümüz yoktur evelallah.
devamını gör...
en iyi arkadaşınızın bir kedi olması
en iyi arkadaş en iyi terapist en iyi ilaç… dünyadaki özel bir şifa kaynağı gibidir.
devamını gör...
abdurrahman çavuş (yazar)
muhalefet olup duruyo bana. göz hapsimde qrqrqfq
devamını gör...
en iyi arkadaşınızın bir kedi olması
kedi dediğin nedir ki? mübareğin ağzı var dili yok. nelere içerlemiş neleri kafasına takmış bileniniz var mı? bir dile geliverse "beni neden dam altında tutarsın bre deyus" diye başlayarak sunturlu bir sinkaf etmeyeceğinin garantisi yoktur. nizamı, hürriyeti kediye bile çok görmeyeceksin, vesselam.
devamını gör...
doğu ekspresi
emine hanım’a bir tavsiye vermek isterim:
“devletin işi arkadan itmeyle hızlanmaz, önünde durmayla yavaşlamaz”.
o trenin adeti 20 ile gitmekse illa 20 ile gider.
“devletin işi arkadan itmeyle hızlanmaz, önünde durmayla yavaşlamaz”.
o trenin adeti 20 ile gitmekse illa 20 ile gider.
devamını gör...
yazarların yazar engelleme kriterleri
iki seçenek var. ya mesaj alımını kapatacaksın ya gıcık olduğun herkese engeli basacaksın. ikinci seçeneği kullandık ve ne kadar sinir bozan yazar varsa engeli bastık. kriter yok.
devamını gör...
güçlü kadın
evinde oturup çoluğunu çocuğunu kendisi büyüten, patrona hizmet etmeyi başarı kocasına çocuklarına hizmet etmeyi kölelik olarak görmeyen kadındır.
devamını gör...
ruhi su
12 eylül darbesini duyuran 1 no'lu bildirinin okunmasından sonra trt radyosundaki yetkililer artık ismi darbeyle özdeşleşen (seneler sonra sosyal demokrat olduğunu söyleyecekti) (bkz: hasan mutlucan)'dan '' yine de şahlanıyor aman '' türküsünü yayına vermişlerdi. o sırada hışımla yayın odasına eline silahla giren bir general ''kim çalıyor bu ruhi su'yu'' diye bağırmış. sonra bandı görünce çalanın ruhi su olmadığına ikna olmuşlar.
ruhi su, klasik müzik ve opera geçmişi olan bir halk müziği yorumcusu ve araştırmacısıydı. onun tarzında türk halk müziği, bir meyhane eğlentisi olmaktan çıkmış, bas, bariton ve tenor seslerin kullanımı, çok sesli sazların katılımıyla törensel bir havaya bürünmüştü. halk müziğini konser alanlarına taşıyan ilk kişi ruhi su'dur. o dönem bazı çevreler, ruhi su'yu halk müziğini otantikliğinden çıkarıp, fazla akademik bir alana taşıdığını söyleyerek eleştirmişlerdir. halk müziği üzerindeki fikirlerinin uygulama alanı da şüphesiz (bkz: dostlar korosu) idi. ruhi su halk müziğini şehirlileştiren adamdı. 60'ların ikinci yarısıyla beraber bu orkestral devrim, geleneksel müziğimize üniversiteli gençlerin ilgi duymasını sağladı. keza aynı durum güney amerika ve yunanistan'da da vardı. yani yerel ve etnik müziğin kimliğini kaybetmeden tadiliyle siyasi ve şehirli bir tavra bürünmesi, gençlerce sahiplenilmesi. sübjektif bir yorum ama galiba (bkz: muzaffer sarısözen) ile tam tersi bir istikameti temsil ediyorlardı.
siyasetiyle ilgili fazla konuşmaya hakkım yok. yalnız ülkeden dışarı çıkamayıp burada kanserden ölmeye bir nevi mahkum edilmesi, bu devletin sayısız ayıplarından bir tanesidir. seneler sonra (bkz: yalçın küçük)'ün ruhi su için ''vanlı bir ermeni yetimidir'' iddiası magazinden öte bir anlam taşımıyor. hangi dil ile gönlünü açıyorsan o dili konuşan millete mensupsundur. son olarak kendisinin, ölümünden birkaç sene önce ahmet kaya'yı dinleyip kızdığı bir vakayı da burada aktarmıştım.
(bkz: saz böyle de çalınır)
ruhi su, klasik müzik ve opera geçmişi olan bir halk müziği yorumcusu ve araştırmacısıydı. onun tarzında türk halk müziği, bir meyhane eğlentisi olmaktan çıkmış, bas, bariton ve tenor seslerin kullanımı, çok sesli sazların katılımıyla törensel bir havaya bürünmüştü. halk müziğini konser alanlarına taşıyan ilk kişi ruhi su'dur. o dönem bazı çevreler, ruhi su'yu halk müziğini otantikliğinden çıkarıp, fazla akademik bir alana taşıdığını söyleyerek eleştirmişlerdir. halk müziği üzerindeki fikirlerinin uygulama alanı da şüphesiz (bkz: dostlar korosu) idi. ruhi su halk müziğini şehirlileştiren adamdı. 60'ların ikinci yarısıyla beraber bu orkestral devrim, geleneksel müziğimize üniversiteli gençlerin ilgi duymasını sağladı. keza aynı durum güney amerika ve yunanistan'da da vardı. yani yerel ve etnik müziğin kimliğini kaybetmeden tadiliyle siyasi ve şehirli bir tavra bürünmesi, gençlerce sahiplenilmesi. sübjektif bir yorum ama galiba (bkz: muzaffer sarısözen) ile tam tersi bir istikameti temsil ediyorlardı.
siyasetiyle ilgili fazla konuşmaya hakkım yok. yalnız ülkeden dışarı çıkamayıp burada kanserden ölmeye bir nevi mahkum edilmesi, bu devletin sayısız ayıplarından bir tanesidir. seneler sonra (bkz: yalçın küçük)'ün ruhi su için ''vanlı bir ermeni yetimidir'' iddiası magazinden öte bir anlam taşımıyor. hangi dil ile gönlünü açıyorsan o dili konuşan millete mensupsundur. son olarak kendisinin, ölümünden birkaç sene önce ahmet kaya'yı dinleyip kızdığı bir vakayı da burada aktarmıştım.
(bkz: saz böyle de çalınır)
devamını gör...
yeni nesil kadınların çok şanslı olması
yeni nesil kadınların şanslı olduğunu nereden çıkardınız, anlamadım. bugün dünyada üst düzey yöneticilerin büyük çoğunluğu hâlâ erkek. küresel servetin ve gayrimenkullerin önemli kısmı yine erkeklerin elinde.(yaklaşık %80'i) siyasette, büyük şirketlerde ve karar alma mekanizmalarında da erkekler açık ara önde. böyle bir tablo karşısında "kadınlar artık çok avantajlı" demek, elimizdeki mevcut verilerle pek örtüşmüyor.
kadınlar hâlâ eğitimde, sağlık hizmetlerine erişimde, iş hayatında ve ücret konusunda eşit şartlara sahip değiller. aynı işi yapan kadınlar birçok ülkede erkeklerden daha düşük ücret alıyor ve üst yönetim pozisyonlarına yükselmeleri ciddi yapısal engellerle karşılaşıyor.
bugün kadınların sahip olduğu hakların önemli bir kısmı da kendiliğinden ortaya çıkmadı; uzun yıllar süren feminist mücadeleler sayesinde kazanıldı. buna rağmen tam anlamıyla eşitlikten oldukça uzağız, yaklaşık 150 sene kadar. ( dünya ekonomik forumu'nun (wef) hazırladığı 2025 gender gap report genel küresel cinsiyet eşitliği: mevcut ilerleme hızıyla yaklaşık 123 yıl sürecek, ekonomik katılım ve fırsat eşitliği: yaklaşık 135 yıl, siyasi temsil ve güç: yaklaşık 162 yıl)
üstelik son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle genç erkekler arasında daha geleneksel ve kadın karşıtı tutumların yeniden güçlendiğini gösteriyor. "incel" kültürünün yaygınlaşması da bunun örneklerinden biri. hatta bazı araştırmalar, genç erkeklerin belirli konularda dedelerinin kuşağından bile daha muhafazakâr görüşlere sahip olabildiğini belirlemiştir.
şu noktayı anlamıyorum: kendi çocukluk anılarınızı, kişisel deneyimlerinizi ya da çevrenizde gördüğünüz birkaç örneği neden bütün toplumu temsil eden genel gerçeklermiş gibi sunuyorsunuz?
kadınlar hâlâ eğitimde, sağlık hizmetlerine erişimde, iş hayatında ve ücret konusunda eşit şartlara sahip değiller. aynı işi yapan kadınlar birçok ülkede erkeklerden daha düşük ücret alıyor ve üst yönetim pozisyonlarına yükselmeleri ciddi yapısal engellerle karşılaşıyor.
bugün kadınların sahip olduğu hakların önemli bir kısmı da kendiliğinden ortaya çıkmadı; uzun yıllar süren feminist mücadeleler sayesinde kazanıldı. buna rağmen tam anlamıyla eşitlikten oldukça uzağız, yaklaşık 150 sene kadar. ( dünya ekonomik forumu'nun (wef) hazırladığı 2025 gender gap report genel küresel cinsiyet eşitliği: mevcut ilerleme hızıyla yaklaşık 123 yıl sürecek, ekonomik katılım ve fırsat eşitliği: yaklaşık 135 yıl, siyasi temsil ve güç: yaklaşık 162 yıl)
üstelik son yıllarda yapılan araştırmalar, özellikle genç erkekler arasında daha geleneksel ve kadın karşıtı tutumların yeniden güçlendiğini gösteriyor. "incel" kültürünün yaygınlaşması da bunun örneklerinden biri. hatta bazı araştırmalar, genç erkeklerin belirli konularda dedelerinin kuşağından bile daha muhafazakâr görüşlere sahip olabildiğini belirlemiştir.
şu noktayı anlamıyorum: kendi çocukluk anılarınızı, kişisel deneyimlerinizi ya da çevrenizde gördüğünüz birkaç örneği neden bütün toplumu temsil eden genel gerçeklermiş gibi sunuyorsunuz?
devamını gör...
erkeklerin dert görünce koşarak uzaklaşması
bizim dert bize yetiyor teşekkürler.
devamını gör...
kızıl sakal
devamını gör...


