zaman tüneli
seni seviyorum sözünün anlamını yitirmesi
icraate geçmedikçe anlamı yoktur. herkes herkesi seviyor. önemli olan ne kadar gösterdiği.
(bkz: hayatım leyla)
(bkz: ben seni çok sevmiştim sen bena neden bele yaptın)
(bkz: hayatım leyla)
(bkz: ben seni çok sevmiştim sen bena neden bele yaptın)
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
özlendin cano.
devamını gör...
sözlük komünistleri
sayimiz ne kadar fazla yahu. sozluk degil leningrad yeminle.
devamını gör...
seni seviyorum sözünün anlamını yitirmesi
ben ise yeniden anlamlı buluyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bizim kalem fazla siyah yazıyor gibi o yüzden işin özeti pek gerek yok gibi
devamını gör...
sözlük komünistleri
ı am.
devamını gör...
sözlük komünistleri
(bkz: tamam)
devamını gör...
sözlüğe iç çamaşırsız girmek
(bkz: destur)
devamını gör...
hayatınız bir matematik konusu olsa ne olurdu sorunsalı
diferansiyel yada şanzıman....
devamını gör...
ebrar karakurt
sakatmış...
devamını gör...
hayatınız bir matematik konusu olsa ne olurdu sorunsalı
denklem.
devamını gör...
ebrar karakurt
ne oldu bu kız tutuklandı mı?
devamını gör...
nicki uzun olanın aklı kısa olur
demekki benimki bana yetecek kadar. herşeyin fazlası zarar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
dışarıdan bakıldığında, hayatın sıradan akışına ayak uydurmaya çalışan, kendi sessizliğinde yaşayan biri o. kimse onun iç dünyasında kopan kıyametleri, her gün uyandığında sırtına binen o görünmez ama tonlarca ağırlıktaki yükü fark etmiyor. insanlar onu görüyor ama onun ne hissettiğini, neyle mücadele ettiğini asla anlayamıyorlar. çünkü o, uzun zamandır derin bir yalnızlığın ve kimseye kendini anlatamamanın yorgunluğunu yaşıyor. içinde biriken kelimeler, söylemek isteyip de yutkunduğu cümleler o kadar çoğaldı ki, artık bir barajın duvarları gibi çatlamaya başladı.onun en büyük savaşı, aslında kendi duygularıyla. eskiden üzülebilen, kırıldığında ağlayıp hafifleyebilen, neşeyi ve hüznü kendi renginde yaşayabilen o insan artık yok. yaşadığı ağır hayal kırıklıkları, üst üste gelen haksızlıklar ve hayatın o acımasız koşturmacası içindeki tüm o hassas dengeleri altüst etti. şimdi ne zaman canı yansa, ne zaman haksızlığa uğrasa ya da ne zaman anlaşılmak istese, ruhu bu duyguları normal yollarla dışarı aktaramıyor. bütün o incinmişlikler, kırgınlıklar ve çaresizlikler, içindeki gizli bir fırında eriyip tek bir şeye dönüşüyor, öfkeye.insanlar sadece o öfkeyi görüyor. onun aniden yükselen sesini, sertleşen bakışlarını ya da tahammülsüzlüğünü eleştiriyorlar. neden bu kadar gerginsin diyorlar, neden her şeye parlıyorsun. oysa bilmiyorlar ki, o öfke aslında bir yardım çığlığı. ağlayamadığı için biriken gözyaşlarının, beni duyun, canım yanıyor diyemediği için sertleşen kabuğunun bir yansıması. öfke, onun kırılan gururunu ve yaralı kalbini korumak için çaresizce kuşandığı son savunma mekanizması. içindeki o yorgun çocuk, kendini dünyaya ancak bu sert maskenin arkasından duyurabiliyor.epey zamandır çok sıkılmış, çok yorulmuş ve tarifsiz bir şekilde bunalmış durumda. hayat onun için, tavanı her gün biraz daha alçalan, duvarları üstüne üstüne gelen dar bir odaya dönüştü. nefes almakta zorlanıyor ama bunu kimseye belli edemiyor. en acısı da, etrafı insanlarla doluyken bile o koyu yalnızlığı hissetmesi. ne zaman birine içini açmaya, ben iyi değilim demeye yeltense, kelimeler boğazında düğüm düğüm oluyor. karşısındakilerin onu gerçekten dinlemeyeceğini, geçer, abartıyorsun ya da herkesin dertleri var diyerek geçiştireceğini çok iyi biliyor. anlaşılmamak, bir duvarla konuşuyormuş gibi hissetmek, ona yalnızlığın kendisinden çok daha ağır geliyor.o artık sadece dinlenmek istiyor. haklı çıkmak, bir savaşı kazanmak ya da birilerine bir şey kanıtlamak derdinde değil. sadece içindeki bu ağır, yorucu ve boğucu yükün hafiflemesini, ruhunun biraz olsun nefes almasını arzuluyor. tek başına sırtlandığı bu hayat mücadelesinde o kadar çok yıprandı ki, tek ihtiyacı olan şey güvenli bir liman, sessiz bir huzur ve seni anlıyorum diyen samimi bir bakış. ama o güne kadar, içindeki o derin yorgunluğu ve kimseye anlatamadığı kırgınlıkları, dışarıya vuran o öfkeli dalgaların arkasında saklamaya devam edecek.
o benim evet
her neyss...
o benim evet
her neyss...
devamını gör...
melissa vargas
birde lezbiyen olmasaydı....offfff
devamını gör...
diyelim ki o bunu okuyor
o kim tanımıyorum ben.
devamını gör...
seni seviyorum sözünün anlamını yitirmesi
günümüz hastalığı.
devamını gör...
bir kadının en güzel çeyizi gülüşüne sakladığı salsa sosudur
gülerken de dans edebiliyordur. böyle maharet her erkeği cezbeder.
devamını gör...

