zaman tüneli

sözlükte, forumda ya da sosyal medyada ne zaman biraz farklı, biraz derinlikli, biraz atmosferik bir şey üretilse veya konuşulsa, klavye arkasından beliren o efsanevi aptallık kokan çomar sözü...

bu kafa hiç değişmedi, kulaklar ve kulaklıklar değişti ama o vizyonsuz yobazlık kuşaktan kuşağa aynen aktarıldı... hiçbir değişim yaşamadan...

zamanında the doors çıkıp müziğin sınırlarını zorlarken, organ tonlarıyla, şamanik vokallerle devrim yaparken bu aynı zihniyet bu ne biçim müzik, bas gitar bile yok, sarhoş gürültüsü diye saçma sapan linçler yağdırmadı mı? şimdilerde en pahalı rozet doors rozeti burada düşünün...


hatta bunların ataları, 1991'de slayer konseri öncesi sahneye çıkan alice in chains'i yuhalayan, layne staley'nin üzerine çakmak fırlaran kitleyle tamamen aynı dna'ya sahip...

sonra ne oldu? yıllar sonra layne hayatını kaybedince, zamanında yuhaladıkları adama "ah büyük efsaneydi, bir melek aramızdan ayrıldı" diye salya sümük ağıt yakmadılar mı?

evet biz gidip manifest dinleyelim... siz de gidin 25 dakikalık klavye solosuna ağlayın, sıkıcı dream theater şarkıları dinleyin ve kendinizi kültür abidesi sanmaya devam edin.
devamını gör...

teke tekte zoktay jisoo'yu tokatlar. eğer dövüş grup olarak olursa 6-4 zaten üstünlük var. her şekilde manifest wins. hatta fatality.
devamını gör...

normalde bu tarz k-pop başlıklarına tenezzül etmem ama başlığı açarken o sinsi enerjiyi sezdim... bir de son ep'leri deadline fena değil... en azından en iyi dream theater albümünden iyidir... neyse, ben tamamen jisoo'yum arkadaşlar.

ortamda devasa bi kriz, akılalmaz bir kaos koparken arka planda ay evet ya öyle olmuş edasıyla zero kolamı yudumlayıp olayı izlemeyi seviyorum...

çevreme katkım sıfıra yakın ama varlığım ortama bir ilahi huzur veriyo... kimse bana dokunmuyo, ben de kimseye dokunmuyorum. çevremde birisi birine kafa atsa arkadan "777 aldım kabul ettim" diye mırıldanacak vizyona sahibim...
devamını gör...

inanılmaz yorgunum sadece uyumak istiyorum.
devamını gör...

kurtlar vadisi dizisini hiç sevmezdim. o dönemde de televizyonda ki varlığını inanılmaz sorguluyordum. bir nesilin mafya olarak yetişmesine sebep olmuş, korkunç replikleri- olay örgüsü bulunan suç dizisidir aslında. necati şaşmaz'ın türkçesinin uygun olmaması sebebiyle, kendisinin sesli dublajını yapması amacıyla birisi bulunmuştur. yani özünde dizi garip biçimde önemsenmiş ve her detayına milimetrik şekilde dikkat edilmiştir.

böyle durumlarda insan durup düşünüyor. neden bir diziye bu kadar emek harcansın? baş rol oyuncusunun sesi veya telaffuzu yeterli değilse, yerine başka deneyimli bir oyuncu getirirsin. aynı oyuncuda ısrar edip, sesli dublajını yapacak kadar ısrarcı olmaktaki sebep nedir? necati şaşmaz oyunculuk kariyerine devam etmiş olsaydı, mesleğine olan aşkından bir şekilde bastırdı ve rolün kendisinde kalmasını sağladı derdim fakat kendisi diziden sonra başka bir projede de yer almadı. bu yüzden neden ısrarla kendisinin sezonlar boyunca başrol tutulduğunu bugün bile anlamıyorum.

kendisinin yanında hatta alt kadrosunda kendisinden daha nitelikli nice oyuncu olmasına rağmen, daima kendisi parlatıldı. bu bana özellikle garip geliyor.

bugün dizi hakkında ortaya atılan iddialar çok ciddi. oyuncuların bu rolleri veya diziyi kabul ederlerken bu alt mesajlardan haberleri var mıydı bilmiyorum fakat olayın üzerinden yıllar geçtikten sonra ve ortada yitirilen bunca insan varken, bu gecikmiş araştırmanın bir önemi olmadığını düşünüyorum.

insanlar sapık gibi bu dizinin yeni sezonlarını beklerken, herkes dizideki insanları taklit ederken, bu dizi milyarlarca reyting sahibiyken neredeydiniz? niye bulunamadı bu alt mesajlar? niye çözülemedi bu bağlantı? dizi yayın hayatına 2003 yılında başladı. biz şu an 2026'dayız. o dönemin çocuklarının şu an çocukları var. ne yapayım şimdi çözülecek kriminal olayı! dizide oynayanların, set ekibinde yer alanların kaçı hala hayatta o bile şüpheli.
devamını gör...

her evrende ben
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şimdi uyuman vs 2 saat sonra uyuman.
öğlen 12.00'de kalkman vs 14.00'te kalkman.

git uyu artık!
devamını gör...

ciddi ciddi düşünüyorum, soundgarden vs alice in chains... grunge'ın en fenasal iki devi... bu gece bunu düşünerek uyuyakalacağım...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir tarafta progresif metal dünyasının nota başına düşen nota sayısı rekoru sahibi, dinleyicisine koma garnatili zihinsel işkence vaat eden dünyanın en sıkıcı grubu dream theater, diğer tarafta ise bu topraklardan çıkmış, ezber bozacak kadar iyi, hatta en iyi müzik grubu...

başta insana saçma geliyo tabi, ne alaka bunların ikisi bacım, ne diyorsun sen diyeceksiniz... dinleyin beni hele, soluklanın bi.

bu iki dev aslında aynı madalyonun iki farklı yüzü... ikş grup da dinleyicisini müzikal olarak felç edip zihinsel bi komaya sokmayı hedefliyo... aynı zamanda ikisi de başarıyo dikkat edin...

dream theater bunu nasıl yapıyo? akıl almaz ölçü değişimleri ve insana "allahım canımı al nolursun, sıkıntıdan öldüm..." dedirten 25 dakikalık klavye sololarıyla... bak yazarken bile keyfim kaçtı...

manifest zihinsel tahribatı metronom kastırmadan, doğrudan ruhani boyut ve o muazzam atmosferik güçle yapıyo dostlar... onlar çalmaya başladığı an kendimzi şarkıyı söylerken buluyoruz...

müzikal açıdan dream theater denilen sıkıcı oluşum asla ve katiyen bizim kızların yanına yaklaşamaz...

fiziksel bir vs? düşünelim...

dream theater'ın yaşını başını almış emekli albay tipli amcaları bizim genç ve esnek bacılarımızla asla başa çıkamaz... dört kız bunları efsane döver...

dream theater müziğin excel tablosu gibi evet ama manifest bu toprakların gördüğü en samimi, en katıksız saf güç arkadallar... petrucci istediği kadar metronomla akrobasi yapsın, ömrünün sonuna kadar tek bir hileli dahi yapamaz.
devamını gör...

allah kimseyi şu iki grubu dinleyip de müzikal ve fiziksel anlamda kapıştırtmasın.
devamını gör...

biliyorum bu yaptığım hiç adil değil...

bir tarafta korenin ve taylandın zengin bebelerinden oluşan tatlı bir müzik/dans dörtlüsü...

diğer tarafta ise müzikal anlamda bir devrim yaratmış, atmosferik black metal dinleyen teyzelere, progresif metal dinleyip kendini kesen amcalara bile şarkılarını ezbere söyleten müthiş oluşum...

müzikal açıdan bakarsak sadece mina bile akşamüstü çiğköftesini yerken born pink albümünü yazabilir ama blackpink dörtlüsü ömürlerinin sonuna kadar değil manifestival'i, sadece hileliyi bile yazamaz.

bir yanda kore ve tayland burjuvazisinin parayla cilalanmış pop ürünü, diğer yanda ise bu toprakların gördüğü en samimi, en devrimci müzikal oluşumu...

fiziksel bi kavgaya gelirsek altı kişi olan manifest dört kişi olan blackpink'e karşı adil bir kavga adına sadece iki kişi gönderme kararı alsa bile çekil gözlü kızları öldürürler.

sadece esin tenezzül edip dört kişinin arasına dalsa bile en az üçünü öldürür.
devamını gör...

(bkz: edep sen ne güzel şeysin)
devamını gör...

türk rock ve metal tarihinin en önemli anlarından birisidir. programda ağırladı, uzun uzun konuştu, bir kaç şarkıyı düet olarak söylediler. buyursunlar;

devamını gör...

sadece roleplay yaşamımı sürdüreceğim. gerçek hayat bok gibi.
devamını gör...

devamını gör...

fading in the dark
walking away
completely nothingness
"who cares when you go away"

made of pain - despair
devamını gör...

türkiye'de yaşayan halk olarak çok mutsuzuz. inanılmaz bir depresyon başladı. mutsuzluğumuzu aşamıyoruz ve bence bu durum artık aşırı riskli hale gelmeye başladı. herkes, her şeyi bıraktı. - neredeyse yaşamayı da.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim