zaman tüneli
alternatif seçim vaatleri
sene 2008, 8.sınıftayım, okulun başkanlık seçimleri var... okul başkanı diye bir şey var o zaman, ouuuf aşırı karizma bişi... gözlüklü bi çocuk dolaşıyo sınıfları, okul başkanı olmak isteyen var mı listeye yazacağım falan diye soruyo... sınıfta sadece ben el kaldırdım... herkes şaşırdı tabi, ''kızım salak mısın, niye böyle şeylerle uğraşıyosun?'' diyen arkadaşlarım, gayet telaşlı bi biçimde ''emin misin?'' diye soran ferit hoca... seni de hiç sevmezdim...
gelecek hafta 6 aday olduğu belirlendi, herkes tek tek çıkıp okul bahçesinde eline mikrofon alıp seçim vaatlerini anlatıyo... önce çok samimi olmadığım insanlar çıktı, halka hitap yetenekleri olmadığı için ciddiye alamdım onları... sonra metehan isimli, okula farklı bi yerden gelen subay çocuğu çıktı sahneye, yok efendim okul kütüphanesini geliştirip yeni kitaplar ekletecekmiş, kantindeki düzensiz sıra için bant çektirecekmiş falan... ondan sonra buse çıktı, kendisi benim mahallelim, hande yener dinleyen kilolu bi kızcağızdı, manda yener diye lakap takarak bodyshaming yapmıştım kıza... hiç sevmezdi beni, hani beni tek sıkıştırsa öldürebilirdi... onun vatleri de herkesle iyi geçinelim, kelebekler uçsun modu... mikrofonu da iki eliyle tutuyo, her an istiklal marşı okuyup ağlayacak gibi...
sonra sıra bana geldi, yavaş yavaş yüyüyerek sahneye çıktım. sol elime aldım mikrofonu, ilk vaadimi sundum... ''arkadaşlar, günde kaç kez zil çalıyor? hiç düşündünüz mü? 12 kez zil çalıyor... her gün 12 öğrenci seçip en sevdiği şarkıları en az bir zil çaldıracağım.'' dememle birlikte sıkılan çocuklar bana bakmaya başladı... göz ucuyla kesiyorum müdür yardımcısı olsun, okulun diğer hocaları olsun bana bakıp gülüyolar... ee madem öyle, benim şakalarıma komikliklerime müdahale yok ben de devam ederim demiş olmalıyım ki ''arkadaşlar, beden dersimiz neden hep bahçede? neden yağmurlu havada sınıfta beden dersi işliyoruz? spor salonumuz olacak!'' diye devam edince baktım 7.sınıflar dahil herkes gerçek gibi bakıp alkışlıyo beni...
o sırada göz ucuyla bakıyorum metehan müdür yardımcısına dönüp ''hocam ama gerçek şeyler sunmuyor yalan atıyor...'' diye gammazlıyo beni... baktım ki benim saçmalık tehikeye girecek, son bir saçmalık daha yapıp ineyim sahneden diyerek büyük bi bomba patlattım...
''eğer başkan olursam 3 tane gezi yapacağım, hepsini de oylamayla siz seçeceksiniz!'' diye bağrınarak attım kendimi kürsüden...
sonuç? vallahi ben seçildim başkan olarak. vaatlerimin hiçbirini gerçekleştirmedim, başkan sıfatıyla yaptığım şeylerde gidip okulun elektrik ve su faturalarını yatırmak, öğretmenler odasına çay taşımak ve öğretmenler odasından sınıflara fotokopi taşıma görevleri...
güzel tarafı bazen dersleri ''müdür midi klavyeyi çağırıyo hocammm..' diyen nöbetçi öğrencinin dersi bölmesiyle derslerden kaytarmam oldu.
gelecek hafta 6 aday olduğu belirlendi, herkes tek tek çıkıp okul bahçesinde eline mikrofon alıp seçim vaatlerini anlatıyo... önce çok samimi olmadığım insanlar çıktı, halka hitap yetenekleri olmadığı için ciddiye alamdım onları... sonra metehan isimli, okula farklı bi yerden gelen subay çocuğu çıktı sahneye, yok efendim okul kütüphanesini geliştirip yeni kitaplar ekletecekmiş, kantindeki düzensiz sıra için bant çektirecekmiş falan... ondan sonra buse çıktı, kendisi benim mahallelim, hande yener dinleyen kilolu bi kızcağızdı, manda yener diye lakap takarak bodyshaming yapmıştım kıza... hiç sevmezdi beni, hani beni tek sıkıştırsa öldürebilirdi... onun vatleri de herkesle iyi geçinelim, kelebekler uçsun modu... mikrofonu da iki eliyle tutuyo, her an istiklal marşı okuyup ağlayacak gibi...
sonra sıra bana geldi, yavaş yavaş yüyüyerek sahneye çıktım. sol elime aldım mikrofonu, ilk vaadimi sundum... ''arkadaşlar, günde kaç kez zil çalıyor? hiç düşündünüz mü? 12 kez zil çalıyor... her gün 12 öğrenci seçip en sevdiği şarkıları en az bir zil çaldıracağım.'' dememle birlikte sıkılan çocuklar bana bakmaya başladı... göz ucuyla kesiyorum müdür yardımcısı olsun, okulun diğer hocaları olsun bana bakıp gülüyolar... ee madem öyle, benim şakalarıma komikliklerime müdahale yok ben de devam ederim demiş olmalıyım ki ''arkadaşlar, beden dersimiz neden hep bahçede? neden yağmurlu havada sınıfta beden dersi işliyoruz? spor salonumuz olacak!'' diye devam edince baktım 7.sınıflar dahil herkes gerçek gibi bakıp alkışlıyo beni...
o sırada göz ucuyla bakıyorum metehan müdür yardımcısına dönüp ''hocam ama gerçek şeyler sunmuyor yalan atıyor...'' diye gammazlıyo beni... baktım ki benim saçmalık tehikeye girecek, son bir saçmalık daha yapıp ineyim sahneden diyerek büyük bi bomba patlattım...
''eğer başkan olursam 3 tane gezi yapacağım, hepsini de oylamayla siz seçeceksiniz!'' diye bağrınarak attım kendimi kürsüden...
sonuç? vallahi ben seçildim başkan olarak. vaatlerimin hiçbirini gerçekleştirmedim, başkan sıfatıyla yaptığım şeylerde gidip okulun elektrik ve su faturalarını yatırmak, öğretmenler odasına çay taşımak ve öğretmenler odasından sınıflara fotokopi taşıma görevleri...
güzel tarafı bazen dersleri ''müdür midi klavyeyi çağırıyo hocammm..' diyen nöbetçi öğrencinin dersi bölmesiyle derslerden kaytarmam oldu.
devamını gör...
asgari ücretin açlık sınırının altında olması
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
etliye sütlüye karışmayan ama et yemeklerini ve sütlü tatlıları sevdiğini düşündüğüm alt devrem olan yuzır.
devam bro.
devam bro.
devamını gör...
melisa özkan
trol olduğunu düşündüğüm hem çok hamarat hem de çok güzel kadın.
bence avakado ile burjuva sınıfa sınıfsal klişeler ile tokat atıyor.
bence avakado ile burjuva sınıfa sınıfsal klişeler ile tokat atıyor.
devamını gör...
laptop'u mouse ile kullanmak
laptopu nasıl kullandığınızla bağlantılıdır. benim gibi yatakta, yan yatarak kullanıyorsanız mouse olmaz. ama masada otururken kullanıyorsanız mouse mantıklı.
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
su sesini andıran bir nicki var.
devamını gör...
laptop'u mouse ile kullanmak
(bkz: kupayı kulpundan tutmamak).
devamını gör...
sözlükte sadece kadınların takip edilmesi
gay değilim, teşekkürler.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
gezo, gel şuraya. kapışalım.
devamını gör...
birini tanımanın en iyi yolu
dövüşmektir.
ne kadar ileri gidebileceğini en iyi o anlarda anlarsın. mesele haklı çıkmak değil, karşındakinin çizgilerine bassan dahi kırma levelinin dozunu iyi ayarlamaktır.
ne kadar ileri gidebileceğini en iyi o anlarda anlarsın. mesele haklı çıkmak değil, karşındakinin çizgilerine bassan dahi kırma levelinin dozunu iyi ayarlamaktır.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
yanlış anlaşılan ne ilk, ne de son başlık.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
aşıkları ilgilendiren atışma. mecnunla ferhat ringe davet ediliyor.
devamını gör...
yamtar (yazar)
101’se olur, ehe.
devamını gör...
austin archey
bu hayvan oğlu hayvan arkadaşımız lorna shore grubunun bateristidir. ve tanımda da bahsettiğim gibi kendisi su katılmamış hayvan oğlu hayvandır. kendisinden kısaca bahsetmek gerekirse; efenim kendisi lorna shore'un kurucularından biri. özellikle ...and i return to nothingness ve pain remains dönemindeki performanslarıyla modern deathcore davulculuğunda adını iyice duyurdu.
olayın sadece hızlı çalmak olmadığını gösteren adamlardan. blast beat, gravity blast, double kick pedal ve senkronizasyon konusunda inanılmaz temiz bir tekniği var. hızın içinde bile davulun nereye gittiğini kaybetmiyor. bir yandan hayvan gibi vururken bir yandan da şarkının yapısını bozmaması asıl etkileyici tarafı. ayrıca bana göre heal-toe / double stroke tekniğini en iyi ve en hızlı uygulayan davulcuların başında geliyor.
tama, meinl, promark, evans ve axis gibi ekipman markalarıyla çalışıyor. kısacası günümüz ekstrem metal davulcuları arasında hem hız hem dayanıklılık hem de teknik açıdan ciddi bir referans noktası haline gelmiş durumda.
bu da az önce youtube'a düşen drumeo videosu.
olayın sadece hızlı çalmak olmadığını gösteren adamlardan. blast beat, gravity blast, double kick pedal ve senkronizasyon konusunda inanılmaz temiz bir tekniği var. hızın içinde bile davulun nereye gittiğini kaybetmiyor. bir yandan hayvan gibi vururken bir yandan da şarkının yapısını bozmaması asıl etkileyici tarafı. ayrıca bana göre heal-toe / double stroke tekniğini en iyi ve en hızlı uygulayan davulcuların başında geliyor.
tama, meinl, promark, evans ve axis gibi ekipman markalarıyla çalışıyor. kısacası günümüz ekstrem metal davulcuları arasında hem hız hem dayanıklılık hem de teknik açıdan ciddi bir referans noktası haline gelmiş durumda.
bu da az önce youtube'a düşen drumeo videosu.
devamını gör...
isyanqar26
eşkişehirli miymiş lan ben bağcılar sanıyordum o zaman esenyurt popiler değildi
devamını gör...
yamtar (yazar)
okey mi atcaz batak mı çevirelim napıyoruz beyler bayanlar??
devamını gör...
halkın paketli gıdaya olan merakı
kendimiz evde yapıyoz da yaşayamadığımız hayatları sosyel medyada izliyoz işte o yüzden
devamını gör...

