zaman tüneli
paranormal deneyimler günlüğü
benim şöyle bir sorunum var içimde bir ses var ve onunla konuşuyorum bazen iyi bazen kötü şeyler söylüyor. normal konuşuyor gibiyim ses benim sesim değil. bununla alakası var mı bilmiyorum ama ezan okununca da çok garip oluyorum ama öyle böyle değil sanki içimde bir şeyler ölüyor. sonra eski anılarım aklıma geliyor küçükken sokakta oynardım arkadaşlarla sonra tek başıma sokakta olduğumu görüyorum akşam ezanı okunuyor. bazı arkadaşlar o zaman bir şey yaşamışsındır diyorlar ama yaşamadım da ? içimdeki seste hiç susmuyor şunu yazarken bile ne gerek var yazma diyor. 2-3 seneden beri çok sinirli ve paranoyak oldum aşırı derecede de tembel oldum. bazen bir tık sesi bile beni çıldırtmaya yetiyor. hala anlamış değilim.
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
musallat vb. konulara fazla ilgi göstermezdim 16 yaşıma kadar. fakat başıma olay gelince inancım kesinleşti zar zorda olsa şükürler olsun atlattım bu durumu (türkiyenin neredeyse her bölgesine gidecektim az kalsın). bu durumu atlattım fakat ailem çok yıprandı bu durumdan allaha inancı şükürler olsun çok sağlam ama o olaydan sonra ona saldırmalarım olsun benim haberim yokken onunla iletişime geçmem olsun yıprattı kadıncağzı. herneyse sizi fazla meşgul etmek istemem hemen soruma geçeyim. 1 hafta önce bir rüya gördüm. yeni bir yere taşınıyorduk ve misafirler tanışmak amacı ile geliyordu. yalnız 2 adam benim odama girdi ve inanmayacaksınız benimle ibranice'ye benzer konuşmaya başladılar. ve mümkünse bilgisayarın kamerasını kapatmam istendi. yaptım ve bana nerden geldiklerini anlattılar. en çok konuşan kel orta boylarda ve çok düzgün konuşuyordu. kamerayı kapattıktan sonra bana sende bizden olabilirsin bilgin var diyip omzuma iki kere dokundu ve diğer adamla derin bir sohbete girdiler. buraya kadar tırsılacak birşey yok fakat bana fazla bir bilgim yok ama şu pentagram tarzı şeyleri anlattılar sonra odadan çıktım ve inanamadım ev insan kaynıyor.. uyandığımda ayak baş parmaklarım delicesine hareket ediyordu. fazla sallamadım. 2 gün öncede bir rüya gördüm. kız arkadaşımı evine bıraktım tam köşeyi dönerken 2 tane siyah tenli çekik gözlü birilerini farkettim ve sigara yaktım. yakşaltıkça beni korku ve ağırlık bastı ve nefes nefese uyandım yine ayak başparmaklarım hareket ediyordu. şimdi sizin sitenizi takip edenlere soruyorum ne olabilir bu başıma gelen?
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
10 sene öncesi ..
sebebini bilmezdim ama karanlıktan çok korkardım. hayalimde varlıklar görünürdü hissederdim odamda salonda. garip korkunç rüyalar görür odamın kapısını hiçbir şekilde açık bırakıp yatamazdım. ben geceleri çığlık çığlığa kaldığımı hatırlıyorum annemlerle beraber yatmak istediğimde kızardı annem hep bu yüzden bi süre sonra kendi başıma kalmaya karar verdim ve annemden nefret ettim. gecelerim genelde uykusuz korku dolu geçiyordu. duydugum ses görüntü olmasa da hissediyordum. nedense o dönemleri az çok hatırlasam da 10 sene öncesine ait hiçbir bilgi yok hatırladığım. ailem ilgi çekmek için yaptığımı düşünüp benim yalan söylediğimi aslında korkmadığımı söyledi defalarca. ben iyice annemden nefret etmeye başlamıştım gururumdan korktugumdan geceleri ağlıyor yinede bağırmıyodum anne diye. . sonra yine böyle defalarca korkunca annem beni psikologa götürdü “ dediği tek şey ergenlik. annem sagopa kajmer dinlediğimi söyleyince doktor bu gibi insanların insanları duygusal olarak çökmesine neden olacagını dinlemememi tavsiye etti ilaçlar yazdı. eve geldik. ben o haplarla uyumaya başlamıştım. ama çok fazla uyuyordum. artık bu eziyete dayanamayıp intihar ettim bütün doktorun haplarını içtim. çok huzurluydum yatağımda kesin ölüyorum diye annem farkedip geldi beni kusturdu korkusundan acile bile götürmedi beni bizi tutuklarlar bize suc bulur polisler diye. içimden dedim zaten tek suclu sensin diye. . o tek intihar edişimdi..
böyle geçti yıllar. bazen çok iyiydim bazen korkularım artıyordu inanılmaz derecede. cok fazla anımsayamıyorum fakat lise hayatım korkarak geçti geceleri..korkunç cinli rüyalar, garip suretler gülüşmeler sesler..
üniversiteye ilk girdiğimde hazırlık okuyordum. mart ayı sıralarıydı. kardeşim her gece sara krizi gibi epilepsi krizi geçiriyordu. ben korkacağımdan hiç bakmamıştım annemler müdahale ediyordu. gitmedik doktor profesör kalmamıştı. ben kardeşime baktığımda içim ürperiyordu konuşamamaya başlamıştım. kardeşimden rahatsız oluyordum . birgün annem teyzemlerle kuzene istanbul’a kız istemeye gitti. onların gideceği gece abdest alıp uyudum. rüyamda abdest alıp koridorda yürürken kardeşim pc’de donuk kalmış bir şekilde duruyordu. naber kızlara mı bakıyosun yine dedim dalga geçerek. cevap vermedi. rüyamda çok iyi hatırlıyorum işte kardeşim o değil oradaki cin dedim. rüyamda düşünebildiğime şaşırmıştım. o anda kafasını bana çevirdi ve gözleri istemsiz kırpılır açılmaya başladı sonra ağzı yüzü eğildi elleri ters döndü garip sesler çıkardı. abim babam kardeşimi tutup yatağa yatırdıktan sonra beraber uyuduğumuzu gördüm uyandım.
ertesi gün okuldayken içim sıkıldı hocadan izin alıp eve döndüm. evdeyken abdest alıp duştan çıktım su almadan yatmayım dedim giderken kardeşime baktım pc’de hareketsiz duruyor. o an beynimden vurulmuşa döndüm. işte o an dedim.. .. o kelimeler döküldü ağzımdan. napıyosun kızlara mı bakıyosun dedim gülerek ama ağlıyordum. cevap vermedi. yanına yaklaşinca dedim napıyosun ? cevap yok. ağzı yüzü eğilmeye başladı kirpikleri aynen öyle eli ayağı döndü garip sesler çıkarttı . o anda dedim allah’m dayanma gücü ver. çıglık attım babamlar geldi yatağa yatırdık ben açtım annemin ayet-el kürsi fayda ettiğini söylediği aklıma geldi. sağ kulağına 7 kere ayet-el kürsi okudum ve kardeşim bir anda durdu. ben zannettim öldü abim kaçtı gitti.. çok korkmuştum. abim 112 aramış geldiler baktılar bizlik bişey yok eski filmlerine bakarak bir hocaya götürün dediler. ben zaten biliyordum anneme söylediğimde açma o ağzını demişti.. ve biz o gece babam tek yatmamıza izin vermedi. kardeşim ben babam abim aynı odada yattık ve ben o rüyamın aynen çıkmasını hiç unutmadım…
neyse kardeşimi bir hoca ve tabiki allahın izni ile kurtardık.. kardeşimden sonra uyuyamaya başladım ciddi şekilde dürtülüyordum geceleri elleniyordum gidip eczaneden bana uyku hapı vermesini istedim aldım geldim. anneme çocukluğumdan beri korktuğum konuyu söylesem heralde bir de sen mi çıktın başıma derdi. içtim ve huzurlu uyudum .. derken hapa alıştım artık etki etmiyordu.. hocam farketmiş olacak ki defalarca beni çekti konuşturmaya çalıştı konuşmadım. gittim başka uyku hapları aldım onlara da alıştım.. ve yine büyük hazin son. artık tamemen hissediyordum yatağıma girdiklerini yanımda bulunduklarını. bayılıyor gibi uyuyor rüyada çarpıyorlardı beni defalarca işkence ediyorlardı. ama şunu diyordum hep bu rüya birazdan uyanacağım bitecek dayan”. böyle böyle rüyalarımda kendimi telkin ettim. bir gün ayet-el kürsi’yi rüyamda okumaya çalıştım. duydugum ses şuydu ? ben senden daha iyi okurum bununla korkutacağını mı sanıyorsun ? başladım okumaya.. ve o da okuduğu an yıkıldım !
az kalsın dinden çıkacaktım ! hani gidecekti hani yanacaktı diye sitem ettim haşa haşa.. artık dua da okumaz hale geldim. ağlıyordum sabahlara kadar pc de oturup film dizi müzik chat sitelerinde dolanıyordum.. ezanla uyuyor okula gidemiyordum. okula gittiğim birgün hocaya anlattım bu varlıklar tarafından rahatsız edildiğimi. hoca her insan bunları yaşayabilir dedi. c kuru boyunca seni yok yazmayacağım evden çalış sınavlara gel dedi ve beni idare etti. geceleri uyuyamıyor arada uyku hapı atıyordum. birgün çığlık çığlığa kaldım ama hatırlamıyorum ne olduğunu ailem apar topar beni hocaya götürdü.
gittiğimiz hocaya hiç inanmadım ve güvenmedim. iç çamaşırımın içine muska koyup iç çamaşırımı zeytin ağacının dibine gömmemi istedi. ve buradaki tüm insanlara ders olsun diye anlatacağım bu kısmı.
babamın yanında şu sözleri söylememi istedi…
7 ceddimden gelen döl, iblis vs gibi şeyler vardı bu söylettiği şeyler içerisinde. adamdan çıkar cıkmaz bu adamın yalancı oldugunu ve inanmamamız gerektiğini allah geçen hiçbir cümle kurmadığını çok kötü baktığını yaptığı uygulamalara nasıl inandıklarını sorduğumda çok çok ağir tepkiler aldım ailemden ve ağladım.. sustum… ve her bir kardeşim için akik kurbanı kesmemiz gerektiğini söyledi. biz gittik kurbanları kestik alnımıza sürdüler. sonra hocanın dediği şeyi annem zorla yaptırdı bana iç çamasırımla muskayı gömme işlemini…
gittim gömdüm. o gece çok rahatsız edildim. anladım ki bu adam bana daha çok musallat edecekti. gittim gömdüğüm yerden çıkarttım muskayı açıp yakıp attım. iç çamaşırı da çöpe attım. olaylar durdu bi süre..
üniverste 1 e başladım namaz vs kılıyordum rahattım. üniversite 2 de yine rahatsız edilmeye başlandım sürekli böyle gece sesler korkunç rüyalar kötü insanlar kötü kokular duyuyordum. dolabımda sanki varlıklar var gibi geliyordu. yine dedim başladı anneme.. annem kızdı yine mi ? yeter artık neylerle uğraşıyosun neden normal bir çocuk değilsin dedi sanki suçummuş gibi sustum anneme bir şey demedim.. sürekli karabasan olayları yaşıyordum ve görüyordum karabasanımı dolaplarımı açıp kapatıyordu üstümden yorganımı alıyordu. gecelerim yine zehir olmuştu.
rüyamda her zaman olacak şeyleri görüyordum aynen çıkıyordu.. amcamı gördüm bir pazar..
yanında bir fatma adlı bayanın öldüğünü amcamın uçurumun tepesinde arabada kaldığını gördüm. anneme dedim amcamı arayalım lütfen başına iş gelecek dinlemedi beni. . amcamın eşini aramak istedim aratmadı annem. o akşama kadar ben sıkıldım bunaldım. akşam telefon geldi…
amcam kaza geçirmiş ucurumun tepesinde kalmış ve yanında fatma diye bir kadın ölü halde bulunmuş.. ailem bana dönerek şok oldu ve olay yerine gittiler… sürekli böyle olaylar yaşadıkça çıkma gerçekleşme korkusuyla uyuyamaz hale geldim. rüya görmemek için allaha yalvardığım günler oldu. bir hocaya gidip korunma duası yazdırdım geçti gitti..
biliyorum çok uzun geldi ama doğru tespit yapabilmeniz açısından en detayına yazacağım..
derken böyle namazla kuranla ayetel kürsiyle iyileştim kendim başıma. ara sıra varlıklarını hissettim korktum.. ama üstelemedim. baktım böyle yapınca hiç birşey olmuyor korkmuyorum dedim. dualar ettim bir sürü…
birgün öyle birşey yaşadım ki aklım fikrim başımdan gidecekti
yatarken huzursuzdu içim uyumak istemiyordum ama gözüm kapanıyordu. rüyamda annemi gördüm yanıma oturmuş - kızım diyor artık korkmuyorsun değil mi? + evet anne korkmuyorum, diyorum. tamam korkmuyosan çıkar o muskayı diyor bende diyorum ne gerek var kalsın. yok kızım sen çıkar dediği an rüyada yine düşünebildiğimi farkediyorum ve o anda besmele çektiğim an cin eski evimizdeki odamıza gidiyor. diyorum ki allah’ın laneti üzerinize olur ben size naptım ne istiyorsunuz çocuklugumdan beri ne bu diyorum gülüyor kıs kıs.. diyorum göster yüzünü. görürsen delirirsin diyor. göster diyorum dedim yanımda bitti rüyamda korkuyorum uyanmak istiyorum dedim yüzüne bakmadan. rüyadan uyandım. korkudan ayet-el kürsi okudum. sonra yine yattım uyumuş kalmışım. kapım herzaman kilitli yatarım ben korkudan güvende hissederim kendimi. kapımı kitlediğime eminim hiç unutmam. kapım açılıyor annem ve babam kapıda bana bakıyorlar. ..
m….. uyudun mu kızım diyor annem ? cevap vermiyorum. babam diyor evet uyumuş baksana.. o da diyor muskayı çıkartacak mı sence? o da diyor asla o çıkartmaz onu. bence çıkartacak diyor öbürü çıkartmayacak. sonra kapattılar kapımı. kapı öyle sert kapandı ki sıçradım yataktan kalktım gittim anahtar üstünde ve kilit açık ! ben kitlemiştim diye ağladım anladım annemle babamın olmadığını… geri kitledim.. üzerime karabasan çöktü uyumuşum elektrikler gitti uyandığım an saat 5 ezana 1 saat kala odamın kapısı açıldı karanlık göremiyorum. biri geliyor erkek. sesim içime kaçtıgına yemin ederim.. ağlıyorum sessiz sessiz dua okumaya basladım ama geliyodu yine. bağırdım ne istiyosun yeter artık öldürecek misin gel öldür naptım ben size ne istiyorsunuz benden diye. babam bağırmaya başladı merve sakinleş benim kızım diye yalancısınız yalan söylüyorsunuz diye babama elimden ne varsa fırlattım babam ağladı annem çığlıklar attı.. ve ben o gece hiç olmadığı kadar isyan ettim…
yine hoca yolu gözüktü. hoca dedi evet musallatı var muskanı çıkarma kızım gidecekler inşallah zamanla dedi. niye hemen göndermiyosunuz dedim herşeyi allah bilir o karar verir dedi. buhurla üfledi bir sürü dua okuyarak o gece rahat uyudum sonraki gecelerde uyku hapları da alıyordum gizli gizli..
bunun gibi bir sürü olay oldu ama malesef coğunu hatırlamıyorum o kadar çok ..
sonra birgün sırtıma biri elini değdirdi acıdı gibi oldu tıklatıyor gibi yaptı dönmedim biliyorum dönsem görücem apaçık görünüyordu ışıktan anlamıştım odadaki. ben dönmeyince kızdı ay sonunda yeni bir ev ay sonunda yeni bir ev diye bağırdı durdu kadın. gitti sonra. ama biz bu eve zaten 1 ay olmamıştı taşınalı ? sonra korktum dualar okudum araştırma yaptım.. farkettim ki cinler vela yeuduhü hifzuhüm ve aliyyül azim diyince giderlermiş ayetel kürsinin son cümlesini ezberlemeye başladım. bir gün rüyamda gene korkutulurken bunu söylediğim an kaçtı gittiler. bunu defalarca günlerce okudum durdum iyiydim..
en son 4-5 ay önce.. öyle bir şey yaşadım ki.. bunun ne olduğunu hiçbir zaman çözemedim. artık boyut atladığımı farkettim. artık cinleri görebiliyordum belki kendi şekillerinde değil ama tasvir olarak net görüyordum…
birgün duştan çıktım geldim odamda giyiniyorum sıcak olmasına rağmen üşüdüm ve hissettim izlendiğimi. o an besmele çekip giyindim. saçlarımı taradım ve uyudum.. rüyamda yatağımda bir varlık var ama görünmüyordu yorganımdan süzülüyordu yılan gibi. dur dedim kimsin sen ? ses vermedi devam etti. elleri bedenimde geziyordu. cinsel anlamda tabiki. yeter artık korkmuyorum kimsin göster yüzünü dedim. o anda belirmeye başladı. . erkek bir insan.. kaslı ama gri tenli baya soluk gri tenli gözleri siyah ama beyazlığıda var çok yakışıklı mı yakışıklı birisiydi.. gülümsedi bana. öpmeye başladı. heyecandan kaskatı kesildim. bağırmak istedim güldü ayağım kilitliydi duvara vurup ses cıkarmak istedim olmadı. pc ye baktım dakikalar geçtiğini görünce dedim ki normal hayattayım ben rüya değil !! tam eliyle pijamamı indirecekti ki . hayır istemiyorum dedim. baktı ters ters indirmeye devam etti. ya allah dedim kızdı bana dişlerini gösterdi köpek gibi ama aynı yüz. sonra cinsel anlamda bir erkek gibi hissettim detayı yazamıyorum anlıyosunuzdur tam o şey olurken vela yeuduhu derken boğazıma sarıldı öyle bir sıktı ki dedim ki buraya kadar ölüyorum öldürecek beni.. kelime-i şehadet getirdiğim an beni bıraktı gitti. kalktığımda pijamam inik bir halde ve vucudumda izlerim vardı. sabah ezanı bekledim ve anneme sabah anlattım cevabı şuydu.
gençlerde olur böyle şeyler rüyalanma bu dedi . abinde de olurdu. üstüne düşmedim aslında onun çenesiyle uğraşmak istemedim. bundan baya etkilendim gittim hiç kullanmadıgım bır uyku hapını içtim 1 tane uyuttu beni.
2 gün sonra huzursuzlandım anladım ki gelecek. yattım uyudum yine geldi yatağıma girdi ellemeye başladı uyandırmaya çalıştı beni ben takmadım gitti.
1 hafta sonra rüyamda yatağımda olduğunu gördüm. dedim ki gerçek kendini göster bana seni merak ediyorum. söz veriyorum sana zarar vermicem ayet-el kürsi okumucam sadece benden ne istiyorsun dedim. oda dedi seni seviyorum senden asla vazgeçmem. niye bana dua ederek zarar veriyosun dedi ? o anda o bana tecavüz eden belirdi işte ben dedi. yalan söylüyosun dedim bu sen değilsin. kendini göster. gösterdi buna inanamadım…
1.50 boylarında yeşil tenli gözleri de yeşil beyaz bir varlık koca kafalı kel kafalı çok hızlı hareket eden bir varlık. içimden geçirdim aa yaşlıymış bu.
o bana döndü gülümsedi ne farkeder istediğim bedene bürünebilirim dedi yok böyle kal dedim. ne istiyosun dedim, seni istiyorum sensiz yaşayamıyorum seni görmeden duramıyorum. bir anda boynuna baktım bendeki kolye onda var ama bu kolyenin nerden geldiğine dair en ufak bilgim yok. dedim bu bende de var ! sendeki daha büyük ve ince dedim ! oda dedi onu ben sana verdim. aramızdaki hissi arttırır neden takmıyosun artık dedi muska takıyorum dedim fayda ediyor mu bari dedi güldü. sonra dizime yattı kafasını okşadım. cok yoruldum ben bedenimdeyken burda enerjim bitiyor gitmeliyim dedi. lütfen gitme bırakma beni diye yalvardım öptü beni. pencereme doğru giderken elinden defalarca tutup gitme dedim ve en sonunda gitti. rüyadan kan ter içinde uyandım ! kalktım baktım kolye duruyor aynısı iştee dedim ! ben her zaman rüyalarımı kontrol eden ben nasıl oldu da ona sevgiyle yaklaştım nasıl öptüm nasıl gitme dedim napıyorum ben dedim ! şaşırdım kaldım devam ettim ayet-el kürsi’ye..
sonra karabasan olayları başladı.. yatağımda yatarken uyumadan önce yatağıma girdiğini hissediyordum ellerini, hızlı hareket ediyordu üstelik. diyordum yavaş anlayacaklar ailemler. sürekli böyle onu kızdırmadan içimden konuşuyordum. çünkü kızdırdığımda en son ölüyordum. onu tekrar görme isteği geliyordu içime bilmiyorum neden..
bir daha gelmedi.
taa ki birgün rüyamda gördüm yine rüyamda cinsellik yaşıyorum ama kimse yok yatağımda kendi kendimi görüyorum. diyorum görünsene yaaaa beliriyor yatağımda cok yakışıklı bir erkek. diyorum ses çıkarma bak babamlar duymasın tamam mı ? gülümsüyor hadi gel uyutayım seni diyor yok diyorum kapıyı kitlicem kitliyorum yatıyorum bi anda uyanıyorum ki garip yanımda biri var gibi. burda mısın diyorum cevap yok.
yatıp uyuyorum .
bir daha onu hiç görmedim.. bekledim rüyamda yalan değil ama gelmedi çünkü annem çektiğim vucudumdaki izleri telefonumda görmüştü olanları anlattım. annem memlekete 24 ocakta gittiğimiz bir hocaya anlattı. hoca bana büyü yapıldığını söyledi. resmime 4 saçımı dolayıp yapılmış yapanları tarif etti ama imkan vermedim. 230 tl de alınca dedim bu tam bi sahtekar. anneme dedim alma verdiği muskayı ama aldı. zorla taktırdı geceleri annem gelip kontrol etti takıyor muyum diye? oldu sana 2 muska. o varlık bu yüzden hiç gelemedi biliyorum.
yine rüyamda çarpıldıklarımı görüyorum ailemi görüyorum pis yerler görüyorum. benden hoşlanan erkek arkadaşım beni tek gözlü görüyor rüyasında.. sonra erkek arkadaşımı ayağından çekiyorlar erkek arkadaşımın ailesi bu varlıkları gördü onlar da hocalık oldu. tüm aileye bulaştılar. erkek arkadaşımla skype alarak yatıyorduk ama garip şeyler oluyordu görüntüler atıyorduk. dolabımda duran bir varlığı farkettim ve gittim videoya aldım bana gülüyordu bunu birkaç kişiye yolladım bunun kafir bir cin olduğunu iyi bir hoca bulmam gerektiğini söylediler hepsi. erkek arkadaşım hala onlardan kurtulabilmiş değil. neyse yabancı bir yengem var evimize gelip biyoenerjisi ile kontrol etti ve odamda bir enerjinin olduğunu söyledi. rahatsız olup açıkcası kaçarak gitti. bir ghost olduğunu söyledi benden yardım istiyormuş ! inanmadım. müslümanlık gereği bir ruhun azrailden kurtulup burada kalacağına imkan vermedim ve allah aldığı canı koruyamaz mı kaçar ruh dedim ve inanmadım.
erkek arkadaşımla başbaşa kalmak istediğimiz bir gün ev kiraladık. yemek yiyip sohbet ediyorduk film izliyorduk yatağa uzanmış halde sonra ben erkek arkadaşımın olmadığını anladım cünkü bana cinsel anlamda yaklaşmaya başladı ciddi anlamda rahatsız olduğumu belli ederek devam etti içimden besmele çektiğim an yorganın altına gelmek ister misin dedi ve pat diye yorganı kafamızdan aşağı geçirdi gözlerine baktığımda öyle bir korktum ki tarif edemem hemen yorganın içinden çıktım ve ayet-el kürsi okudum gülerek o da okumaya devam etti. vela yeuduhu dediğim an uzaklaşmaya başladı. sonra yatağa oturup transa geçmiş halde kendimi besmeleyi ve ayet-el kürsi’yi unutmuş bir halde buldum etrafımda kur’an okuyan insanlar arapça böyle duyuyordum. erkek arkadasım ağlıyor ve m…. geçti nolur kendine gel diyordu nasıl unutursun diye bana hatırlatıyordu duaları. o evden kaçarcasına çıktık. sonra arkadaşıma olanları yazdım hala yaşıyor..
yine kötü rüyalar gördüm en son 2 hafta önce rüyamda yine çevremde biri var belli.. diyorum neden ben ? ne istiyorsun ? gördüğüm görüntüyü aynen aktarıyorum.. tacı var bir bayan gibi saçları uzun ama erkek yüzlü dişleri sık ve demir gibi gözleri siyah teni parlak gri. yanımdan uçarak sol tarafımdan sağ tarafımdan diyor ki şeddin şeddin şeddin sürekli bağırıyor çığlık çığlığa !
o günden sonra namaz kılmaya başladım zikir çekmeye başladım…
sonra tam yatacakken odamın içinde bir ışık belirdi. kristal gibi sol gözüm görüyor ama sağ gözümde hiçbir şey yoktu. sol gözüm tamamen o ışıkla kapandı. yatağı göremiyordum sağ gözümü kapatınca o ışık git gide büyüyordu. annemi çığlık çığlıga çağırdım. ayet-el kürsi okudu düzelmedi gözüm.
kafamı suya soktum düzelmedi. gözümün içine elimi soktum bişi mi var diye oda olmadı. annem baktı muskan nerde senin dedi ? bilmiyorum dedim. hemen aradık bulduk muskayı daha geçirirken o ışık kayboldu. korkarak uyudum…
sonra rüyamda bana büyü yapıldığını gösterildi bi kaç yerde. erkek arkadaşımın annesinin evinde otururken yerin yarılıp içinden kara kara hayvanların çıktığını gördüm… rüyamda bir arsada muska buluyorum içine pastırma var ama iyice deşelemiyorum muskayı kadının biri geliyor diyor kıza aşık etme büyüsü yaptırmışlar allah yardım etsin diyor…
sonra dedim ki bende büyü mü var? allah’ıma hergün zikir namaz dua edip bu niyetle yatıyorum… 2 kişiyi görüyorum hep sorduğum sorularda erkek arkadaşımın annesi ve görüşmediğim küs oldugum halam… halam muskacıdır kendi eşine bile yaptı bana mı yapmıcak ? erkek arkadaşımın annesinin eşiyle arası bozuldu destek olmak için gittiğimde kızına şunları dediğini duydum kızım korkma gideriz muska yaptırırız kul köle ederim sana onu dedi. ben 8 yıllık bir ilişkimi bitirdim bundan önce. 1.5 sene bu erkek arkadaşım pesimden koştu intiharlar etti kalbi kaç kere durdu yalvar yakar onunla çıktım 8 senelik ilişkimde sorunlarım vardı ve bitirdim. hala erkek arkadaşımlayım ona da musallat oldular ailesine de. .. düşüncem şu ? acaba bu erkek arkadaşım beni bağlamak için ailesiyle büyü yaptırdı da bana olanlar sonra ona mı döndü ? ne zaman bu niyetle yatsam halamla onun annesini görüyorum başka da bir şey görmüyorum…
bir bu yaşadığım olayı bir de şeddin kelimesinin ne oldugunu merak ediyorum…
hala hazırda onları hissediyor ve korkmamaya çalışıyorum. duşta gözlendiğimi biliyorum. namaz kılıyorum. dua ederek uyuyorum. bunun sebebini öğrenmek istiyorum ama güveneceğim hiçbir kimsem yok. delirmek istemiyorum. erkek arkadaşıma da bulaştı.. bilmiyorum ne çözüm yapacağımı.
birgün çıldırmaktan korkuyorum…
sebebini bilmezdim ama karanlıktan çok korkardım. hayalimde varlıklar görünürdü hissederdim odamda salonda. garip korkunç rüyalar görür odamın kapısını hiçbir şekilde açık bırakıp yatamazdım. ben geceleri çığlık çığlığa kaldığımı hatırlıyorum annemlerle beraber yatmak istediğimde kızardı annem hep bu yüzden bi süre sonra kendi başıma kalmaya karar verdim ve annemden nefret ettim. gecelerim genelde uykusuz korku dolu geçiyordu. duydugum ses görüntü olmasa da hissediyordum. nedense o dönemleri az çok hatırlasam da 10 sene öncesine ait hiçbir bilgi yok hatırladığım. ailem ilgi çekmek için yaptığımı düşünüp benim yalan söylediğimi aslında korkmadığımı söyledi defalarca. ben iyice annemden nefret etmeye başlamıştım gururumdan korktugumdan geceleri ağlıyor yinede bağırmıyodum anne diye. . sonra yine böyle defalarca korkunca annem beni psikologa götürdü “ dediği tek şey ergenlik. annem sagopa kajmer dinlediğimi söyleyince doktor bu gibi insanların insanları duygusal olarak çökmesine neden olacagını dinlemememi tavsiye etti ilaçlar yazdı. eve geldik. ben o haplarla uyumaya başlamıştım. ama çok fazla uyuyordum. artık bu eziyete dayanamayıp intihar ettim bütün doktorun haplarını içtim. çok huzurluydum yatağımda kesin ölüyorum diye annem farkedip geldi beni kusturdu korkusundan acile bile götürmedi beni bizi tutuklarlar bize suc bulur polisler diye. içimden dedim zaten tek suclu sensin diye. . o tek intihar edişimdi..
böyle geçti yıllar. bazen çok iyiydim bazen korkularım artıyordu inanılmaz derecede. cok fazla anımsayamıyorum fakat lise hayatım korkarak geçti geceleri..korkunç cinli rüyalar, garip suretler gülüşmeler sesler..
üniversiteye ilk girdiğimde hazırlık okuyordum. mart ayı sıralarıydı. kardeşim her gece sara krizi gibi epilepsi krizi geçiriyordu. ben korkacağımdan hiç bakmamıştım annemler müdahale ediyordu. gitmedik doktor profesör kalmamıştı. ben kardeşime baktığımda içim ürperiyordu konuşamamaya başlamıştım. kardeşimden rahatsız oluyordum . birgün annem teyzemlerle kuzene istanbul’a kız istemeye gitti. onların gideceği gece abdest alıp uyudum. rüyamda abdest alıp koridorda yürürken kardeşim pc’de donuk kalmış bir şekilde duruyordu. naber kızlara mı bakıyosun yine dedim dalga geçerek. cevap vermedi. rüyamda çok iyi hatırlıyorum işte kardeşim o değil oradaki cin dedim. rüyamda düşünebildiğime şaşırmıştım. o anda kafasını bana çevirdi ve gözleri istemsiz kırpılır açılmaya başladı sonra ağzı yüzü eğildi elleri ters döndü garip sesler çıkardı. abim babam kardeşimi tutup yatağa yatırdıktan sonra beraber uyuduğumuzu gördüm uyandım.
ertesi gün okuldayken içim sıkıldı hocadan izin alıp eve döndüm. evdeyken abdest alıp duştan çıktım su almadan yatmayım dedim giderken kardeşime baktım pc’de hareketsiz duruyor. o an beynimden vurulmuşa döndüm. işte o an dedim.. .. o kelimeler döküldü ağzımdan. napıyosun kızlara mı bakıyosun dedim gülerek ama ağlıyordum. cevap vermedi. yanına yaklaşinca dedim napıyosun ? cevap yok. ağzı yüzü eğilmeye başladı kirpikleri aynen öyle eli ayağı döndü garip sesler çıkarttı . o anda dedim allah’m dayanma gücü ver. çıglık attım babamlar geldi yatağa yatırdık ben açtım annemin ayet-el kürsi fayda ettiğini söylediği aklıma geldi. sağ kulağına 7 kere ayet-el kürsi okudum ve kardeşim bir anda durdu. ben zannettim öldü abim kaçtı gitti.. çok korkmuştum. abim 112 aramış geldiler baktılar bizlik bişey yok eski filmlerine bakarak bir hocaya götürün dediler. ben zaten biliyordum anneme söylediğimde açma o ağzını demişti.. ve biz o gece babam tek yatmamıza izin vermedi. kardeşim ben babam abim aynı odada yattık ve ben o rüyamın aynen çıkmasını hiç unutmadım…
neyse kardeşimi bir hoca ve tabiki allahın izni ile kurtardık.. kardeşimden sonra uyuyamaya başladım ciddi şekilde dürtülüyordum geceleri elleniyordum gidip eczaneden bana uyku hapı vermesini istedim aldım geldim. anneme çocukluğumdan beri korktuğum konuyu söylesem heralde bir de sen mi çıktın başıma derdi. içtim ve huzurlu uyudum .. derken hapa alıştım artık etki etmiyordu.. hocam farketmiş olacak ki defalarca beni çekti konuşturmaya çalıştı konuşmadım. gittim başka uyku hapları aldım onlara da alıştım.. ve yine büyük hazin son. artık tamemen hissediyordum yatağıma girdiklerini yanımda bulunduklarını. bayılıyor gibi uyuyor rüyada çarpıyorlardı beni defalarca işkence ediyorlardı. ama şunu diyordum hep bu rüya birazdan uyanacağım bitecek dayan”. böyle böyle rüyalarımda kendimi telkin ettim. bir gün ayet-el kürsi’yi rüyamda okumaya çalıştım. duydugum ses şuydu ? ben senden daha iyi okurum bununla korkutacağını mı sanıyorsun ? başladım okumaya.. ve o da okuduğu an yıkıldım !
az kalsın dinden çıkacaktım ! hani gidecekti hani yanacaktı diye sitem ettim haşa haşa.. artık dua da okumaz hale geldim. ağlıyordum sabahlara kadar pc de oturup film dizi müzik chat sitelerinde dolanıyordum.. ezanla uyuyor okula gidemiyordum. okula gittiğim birgün hocaya anlattım bu varlıklar tarafından rahatsız edildiğimi. hoca her insan bunları yaşayabilir dedi. c kuru boyunca seni yok yazmayacağım evden çalış sınavlara gel dedi ve beni idare etti. geceleri uyuyamıyor arada uyku hapı atıyordum. birgün çığlık çığlığa kaldım ama hatırlamıyorum ne olduğunu ailem apar topar beni hocaya götürdü.
gittiğimiz hocaya hiç inanmadım ve güvenmedim. iç çamaşırımın içine muska koyup iç çamaşırımı zeytin ağacının dibine gömmemi istedi. ve buradaki tüm insanlara ders olsun diye anlatacağım bu kısmı.
babamın yanında şu sözleri söylememi istedi…
7 ceddimden gelen döl, iblis vs gibi şeyler vardı bu söylettiği şeyler içerisinde. adamdan çıkar cıkmaz bu adamın yalancı oldugunu ve inanmamamız gerektiğini allah geçen hiçbir cümle kurmadığını çok kötü baktığını yaptığı uygulamalara nasıl inandıklarını sorduğumda çok çok ağir tepkiler aldım ailemden ve ağladım.. sustum… ve her bir kardeşim için akik kurbanı kesmemiz gerektiğini söyledi. biz gittik kurbanları kestik alnımıza sürdüler. sonra hocanın dediği şeyi annem zorla yaptırdı bana iç çamasırımla muskayı gömme işlemini…
gittim gömdüm. o gece çok rahatsız edildim. anladım ki bu adam bana daha çok musallat edecekti. gittim gömdüğüm yerden çıkarttım muskayı açıp yakıp attım. iç çamaşırı da çöpe attım. olaylar durdu bi süre..
üniverste 1 e başladım namaz vs kılıyordum rahattım. üniversite 2 de yine rahatsız edilmeye başlandım sürekli böyle gece sesler korkunç rüyalar kötü insanlar kötü kokular duyuyordum. dolabımda sanki varlıklar var gibi geliyordu. yine dedim başladı anneme.. annem kızdı yine mi ? yeter artık neylerle uğraşıyosun neden normal bir çocuk değilsin dedi sanki suçummuş gibi sustum anneme bir şey demedim.. sürekli karabasan olayları yaşıyordum ve görüyordum karabasanımı dolaplarımı açıp kapatıyordu üstümden yorganımı alıyordu. gecelerim yine zehir olmuştu.
rüyamda her zaman olacak şeyleri görüyordum aynen çıkıyordu.. amcamı gördüm bir pazar..
yanında bir fatma adlı bayanın öldüğünü amcamın uçurumun tepesinde arabada kaldığını gördüm. anneme dedim amcamı arayalım lütfen başına iş gelecek dinlemedi beni. . amcamın eşini aramak istedim aratmadı annem. o akşama kadar ben sıkıldım bunaldım. akşam telefon geldi…
amcam kaza geçirmiş ucurumun tepesinde kalmış ve yanında fatma diye bir kadın ölü halde bulunmuş.. ailem bana dönerek şok oldu ve olay yerine gittiler… sürekli böyle olaylar yaşadıkça çıkma gerçekleşme korkusuyla uyuyamaz hale geldim. rüya görmemek için allaha yalvardığım günler oldu. bir hocaya gidip korunma duası yazdırdım geçti gitti..
biliyorum çok uzun geldi ama doğru tespit yapabilmeniz açısından en detayına yazacağım..
derken böyle namazla kuranla ayetel kürsiyle iyileştim kendim başıma. ara sıra varlıklarını hissettim korktum.. ama üstelemedim. baktım böyle yapınca hiç birşey olmuyor korkmuyorum dedim. dualar ettim bir sürü…
birgün öyle birşey yaşadım ki aklım fikrim başımdan gidecekti
yatarken huzursuzdu içim uyumak istemiyordum ama gözüm kapanıyordu. rüyamda annemi gördüm yanıma oturmuş - kızım diyor artık korkmuyorsun değil mi? + evet anne korkmuyorum, diyorum. tamam korkmuyosan çıkar o muskayı diyor bende diyorum ne gerek var kalsın. yok kızım sen çıkar dediği an rüyada yine düşünebildiğimi farkediyorum ve o anda besmele çektiğim an cin eski evimizdeki odamıza gidiyor. diyorum ki allah’ın laneti üzerinize olur ben size naptım ne istiyorsunuz çocuklugumdan beri ne bu diyorum gülüyor kıs kıs.. diyorum göster yüzünü. görürsen delirirsin diyor. göster diyorum dedim yanımda bitti rüyamda korkuyorum uyanmak istiyorum dedim yüzüne bakmadan. rüyadan uyandım. korkudan ayet-el kürsi okudum. sonra yine yattım uyumuş kalmışım. kapım herzaman kilitli yatarım ben korkudan güvende hissederim kendimi. kapımı kitlediğime eminim hiç unutmam. kapım açılıyor annem ve babam kapıda bana bakıyorlar. ..
m….. uyudun mu kızım diyor annem ? cevap vermiyorum. babam diyor evet uyumuş baksana.. o da diyor muskayı çıkartacak mı sence? o da diyor asla o çıkartmaz onu. bence çıkartacak diyor öbürü çıkartmayacak. sonra kapattılar kapımı. kapı öyle sert kapandı ki sıçradım yataktan kalktım gittim anahtar üstünde ve kilit açık ! ben kitlemiştim diye ağladım anladım annemle babamın olmadığını… geri kitledim.. üzerime karabasan çöktü uyumuşum elektrikler gitti uyandığım an saat 5 ezana 1 saat kala odamın kapısı açıldı karanlık göremiyorum. biri geliyor erkek. sesim içime kaçtıgına yemin ederim.. ağlıyorum sessiz sessiz dua okumaya basladım ama geliyodu yine. bağırdım ne istiyosun yeter artık öldürecek misin gel öldür naptım ben size ne istiyorsunuz benden diye. babam bağırmaya başladı merve sakinleş benim kızım diye yalancısınız yalan söylüyorsunuz diye babama elimden ne varsa fırlattım babam ağladı annem çığlıklar attı.. ve ben o gece hiç olmadığı kadar isyan ettim…
yine hoca yolu gözüktü. hoca dedi evet musallatı var muskanı çıkarma kızım gidecekler inşallah zamanla dedi. niye hemen göndermiyosunuz dedim herşeyi allah bilir o karar verir dedi. buhurla üfledi bir sürü dua okuyarak o gece rahat uyudum sonraki gecelerde uyku hapları da alıyordum gizli gizli..
bunun gibi bir sürü olay oldu ama malesef coğunu hatırlamıyorum o kadar çok ..
sonra birgün sırtıma biri elini değdirdi acıdı gibi oldu tıklatıyor gibi yaptı dönmedim biliyorum dönsem görücem apaçık görünüyordu ışıktan anlamıştım odadaki. ben dönmeyince kızdı ay sonunda yeni bir ev ay sonunda yeni bir ev diye bağırdı durdu kadın. gitti sonra. ama biz bu eve zaten 1 ay olmamıştı taşınalı ? sonra korktum dualar okudum araştırma yaptım.. farkettim ki cinler vela yeuduhü hifzuhüm ve aliyyül azim diyince giderlermiş ayetel kürsinin son cümlesini ezberlemeye başladım. bir gün rüyamda gene korkutulurken bunu söylediğim an kaçtı gittiler. bunu defalarca günlerce okudum durdum iyiydim..
en son 4-5 ay önce.. öyle bir şey yaşadım ki.. bunun ne olduğunu hiçbir zaman çözemedim. artık boyut atladığımı farkettim. artık cinleri görebiliyordum belki kendi şekillerinde değil ama tasvir olarak net görüyordum…
birgün duştan çıktım geldim odamda giyiniyorum sıcak olmasına rağmen üşüdüm ve hissettim izlendiğimi. o an besmele çekip giyindim. saçlarımı taradım ve uyudum.. rüyamda yatağımda bir varlık var ama görünmüyordu yorganımdan süzülüyordu yılan gibi. dur dedim kimsin sen ? ses vermedi devam etti. elleri bedenimde geziyordu. cinsel anlamda tabiki. yeter artık korkmuyorum kimsin göster yüzünü dedim. o anda belirmeye başladı. . erkek bir insan.. kaslı ama gri tenli baya soluk gri tenli gözleri siyah ama beyazlığıda var çok yakışıklı mı yakışıklı birisiydi.. gülümsedi bana. öpmeye başladı. heyecandan kaskatı kesildim. bağırmak istedim güldü ayağım kilitliydi duvara vurup ses cıkarmak istedim olmadı. pc ye baktım dakikalar geçtiğini görünce dedim ki normal hayattayım ben rüya değil !! tam eliyle pijamamı indirecekti ki . hayır istemiyorum dedim. baktı ters ters indirmeye devam etti. ya allah dedim kızdı bana dişlerini gösterdi köpek gibi ama aynı yüz. sonra cinsel anlamda bir erkek gibi hissettim detayı yazamıyorum anlıyosunuzdur tam o şey olurken vela yeuduhu derken boğazıma sarıldı öyle bir sıktı ki dedim ki buraya kadar ölüyorum öldürecek beni.. kelime-i şehadet getirdiğim an beni bıraktı gitti. kalktığımda pijamam inik bir halde ve vucudumda izlerim vardı. sabah ezanı bekledim ve anneme sabah anlattım cevabı şuydu.
gençlerde olur böyle şeyler rüyalanma bu dedi . abinde de olurdu. üstüne düşmedim aslında onun çenesiyle uğraşmak istemedim. bundan baya etkilendim gittim hiç kullanmadıgım bır uyku hapını içtim 1 tane uyuttu beni.
2 gün sonra huzursuzlandım anladım ki gelecek. yattım uyudum yine geldi yatağıma girdi ellemeye başladı uyandırmaya çalıştı beni ben takmadım gitti.
1 hafta sonra rüyamda yatağımda olduğunu gördüm. dedim ki gerçek kendini göster bana seni merak ediyorum. söz veriyorum sana zarar vermicem ayet-el kürsi okumucam sadece benden ne istiyorsun dedim. oda dedi seni seviyorum senden asla vazgeçmem. niye bana dua ederek zarar veriyosun dedi ? o anda o bana tecavüz eden belirdi işte ben dedi. yalan söylüyosun dedim bu sen değilsin. kendini göster. gösterdi buna inanamadım…
1.50 boylarında yeşil tenli gözleri de yeşil beyaz bir varlık koca kafalı kel kafalı çok hızlı hareket eden bir varlık. içimden geçirdim aa yaşlıymış bu.
o bana döndü gülümsedi ne farkeder istediğim bedene bürünebilirim dedi yok böyle kal dedim. ne istiyosun dedim, seni istiyorum sensiz yaşayamıyorum seni görmeden duramıyorum. bir anda boynuna baktım bendeki kolye onda var ama bu kolyenin nerden geldiğine dair en ufak bilgim yok. dedim bu bende de var ! sendeki daha büyük ve ince dedim ! oda dedi onu ben sana verdim. aramızdaki hissi arttırır neden takmıyosun artık dedi muska takıyorum dedim fayda ediyor mu bari dedi güldü. sonra dizime yattı kafasını okşadım. cok yoruldum ben bedenimdeyken burda enerjim bitiyor gitmeliyim dedi. lütfen gitme bırakma beni diye yalvardım öptü beni. pencereme doğru giderken elinden defalarca tutup gitme dedim ve en sonunda gitti. rüyadan kan ter içinde uyandım ! kalktım baktım kolye duruyor aynısı iştee dedim ! ben her zaman rüyalarımı kontrol eden ben nasıl oldu da ona sevgiyle yaklaştım nasıl öptüm nasıl gitme dedim napıyorum ben dedim ! şaşırdım kaldım devam ettim ayet-el kürsi’ye..
sonra karabasan olayları başladı.. yatağımda yatarken uyumadan önce yatağıma girdiğini hissediyordum ellerini, hızlı hareket ediyordu üstelik. diyordum yavaş anlayacaklar ailemler. sürekli böyle onu kızdırmadan içimden konuşuyordum. çünkü kızdırdığımda en son ölüyordum. onu tekrar görme isteği geliyordu içime bilmiyorum neden..
bir daha gelmedi.
taa ki birgün rüyamda gördüm yine rüyamda cinsellik yaşıyorum ama kimse yok yatağımda kendi kendimi görüyorum. diyorum görünsene yaaaa beliriyor yatağımda cok yakışıklı bir erkek. diyorum ses çıkarma bak babamlar duymasın tamam mı ? gülümsüyor hadi gel uyutayım seni diyor yok diyorum kapıyı kitlicem kitliyorum yatıyorum bi anda uyanıyorum ki garip yanımda biri var gibi. burda mısın diyorum cevap yok.
yatıp uyuyorum .
bir daha onu hiç görmedim.. bekledim rüyamda yalan değil ama gelmedi çünkü annem çektiğim vucudumdaki izleri telefonumda görmüştü olanları anlattım. annem memlekete 24 ocakta gittiğimiz bir hocaya anlattı. hoca bana büyü yapıldığını söyledi. resmime 4 saçımı dolayıp yapılmış yapanları tarif etti ama imkan vermedim. 230 tl de alınca dedim bu tam bi sahtekar. anneme dedim alma verdiği muskayı ama aldı. zorla taktırdı geceleri annem gelip kontrol etti takıyor muyum diye? oldu sana 2 muska. o varlık bu yüzden hiç gelemedi biliyorum.
yine rüyamda çarpıldıklarımı görüyorum ailemi görüyorum pis yerler görüyorum. benden hoşlanan erkek arkadaşım beni tek gözlü görüyor rüyasında.. sonra erkek arkadaşımı ayağından çekiyorlar erkek arkadaşımın ailesi bu varlıkları gördü onlar da hocalık oldu. tüm aileye bulaştılar. erkek arkadaşımla skype alarak yatıyorduk ama garip şeyler oluyordu görüntüler atıyorduk. dolabımda duran bir varlığı farkettim ve gittim videoya aldım bana gülüyordu bunu birkaç kişiye yolladım bunun kafir bir cin olduğunu iyi bir hoca bulmam gerektiğini söylediler hepsi. erkek arkadaşım hala onlardan kurtulabilmiş değil. neyse yabancı bir yengem var evimize gelip biyoenerjisi ile kontrol etti ve odamda bir enerjinin olduğunu söyledi. rahatsız olup açıkcası kaçarak gitti. bir ghost olduğunu söyledi benden yardım istiyormuş ! inanmadım. müslümanlık gereği bir ruhun azrailden kurtulup burada kalacağına imkan vermedim ve allah aldığı canı koruyamaz mı kaçar ruh dedim ve inanmadım.
erkek arkadaşımla başbaşa kalmak istediğimiz bir gün ev kiraladık. yemek yiyip sohbet ediyorduk film izliyorduk yatağa uzanmış halde sonra ben erkek arkadaşımın olmadığını anladım cünkü bana cinsel anlamda yaklaşmaya başladı ciddi anlamda rahatsız olduğumu belli ederek devam etti içimden besmele çektiğim an yorganın altına gelmek ister misin dedi ve pat diye yorganı kafamızdan aşağı geçirdi gözlerine baktığımda öyle bir korktum ki tarif edemem hemen yorganın içinden çıktım ve ayet-el kürsi okudum gülerek o da okumaya devam etti. vela yeuduhu dediğim an uzaklaşmaya başladı. sonra yatağa oturup transa geçmiş halde kendimi besmeleyi ve ayet-el kürsi’yi unutmuş bir halde buldum etrafımda kur’an okuyan insanlar arapça böyle duyuyordum. erkek arkadasım ağlıyor ve m…. geçti nolur kendine gel diyordu nasıl unutursun diye bana hatırlatıyordu duaları. o evden kaçarcasına çıktık. sonra arkadaşıma olanları yazdım hala yaşıyor..
yine kötü rüyalar gördüm en son 2 hafta önce rüyamda yine çevremde biri var belli.. diyorum neden ben ? ne istiyorsun ? gördüğüm görüntüyü aynen aktarıyorum.. tacı var bir bayan gibi saçları uzun ama erkek yüzlü dişleri sık ve demir gibi gözleri siyah teni parlak gri. yanımdan uçarak sol tarafımdan sağ tarafımdan diyor ki şeddin şeddin şeddin sürekli bağırıyor çığlık çığlığa !
o günden sonra namaz kılmaya başladım zikir çekmeye başladım…
sonra tam yatacakken odamın içinde bir ışık belirdi. kristal gibi sol gözüm görüyor ama sağ gözümde hiçbir şey yoktu. sol gözüm tamamen o ışıkla kapandı. yatağı göremiyordum sağ gözümü kapatınca o ışık git gide büyüyordu. annemi çığlık çığlıga çağırdım. ayet-el kürsi okudu düzelmedi gözüm.
kafamı suya soktum düzelmedi. gözümün içine elimi soktum bişi mi var diye oda olmadı. annem baktı muskan nerde senin dedi ? bilmiyorum dedim. hemen aradık bulduk muskayı daha geçirirken o ışık kayboldu. korkarak uyudum…
sonra rüyamda bana büyü yapıldığını gösterildi bi kaç yerde. erkek arkadaşımın annesinin evinde otururken yerin yarılıp içinden kara kara hayvanların çıktığını gördüm… rüyamda bir arsada muska buluyorum içine pastırma var ama iyice deşelemiyorum muskayı kadının biri geliyor diyor kıza aşık etme büyüsü yaptırmışlar allah yardım etsin diyor…
sonra dedim ki bende büyü mü var? allah’ıma hergün zikir namaz dua edip bu niyetle yatıyorum… 2 kişiyi görüyorum hep sorduğum sorularda erkek arkadaşımın annesi ve görüşmediğim küs oldugum halam… halam muskacıdır kendi eşine bile yaptı bana mı yapmıcak ? erkek arkadaşımın annesinin eşiyle arası bozuldu destek olmak için gittiğimde kızına şunları dediğini duydum kızım korkma gideriz muska yaptırırız kul köle ederim sana onu dedi. ben 8 yıllık bir ilişkimi bitirdim bundan önce. 1.5 sene bu erkek arkadaşım pesimden koştu intiharlar etti kalbi kaç kere durdu yalvar yakar onunla çıktım 8 senelik ilişkimde sorunlarım vardı ve bitirdim. hala erkek arkadaşımlayım ona da musallat oldular ailesine de. .. düşüncem şu ? acaba bu erkek arkadaşım beni bağlamak için ailesiyle büyü yaptırdı da bana olanlar sonra ona mı döndü ? ne zaman bu niyetle yatsam halamla onun annesini görüyorum başka da bir şey görmüyorum…
bir bu yaşadığım olayı bir de şeddin kelimesinin ne oldugunu merak ediyorum…
hala hazırda onları hissediyor ve korkmamaya çalışıyorum. duşta gözlendiğimi biliyorum. namaz kılıyorum. dua ederek uyuyorum. bunun sebebini öğrenmek istiyorum ama güveneceğim hiçbir kimsem yok. delirmek istemiyorum. erkek arkadaşıma da bulaştı.. bilmiyorum ne çözüm yapacağımı.
birgün çıldırmaktan korkuyorum…
devamını gör...
yazarların bugün attığı adım sayısı
arabanın kilometresini yazsam daha gerçekçi olur.
devamını gör...
backgammon
aslında tavla. backgammon ingilizcesi sanıyorum. gerçi almanca da da backgammon diyolar.
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
sözlüklerde flood yapmak da paranormal olay kabul edilmeli. önemli olan gelsin bi okusun başlığı..
devamını gör...
oğlumu tutuklayacak adam daha anasından doğmadı
hukukun üstünlüğü o kadar da üstün değil demek ki türkiye'de...
devamını gör...
yazarların bugün attığı adım sayısı
bi markete sigara almaya gittim. birkaç kere de ketıl düğmesine basmaya. he birkaö kere de tuvalete.
kedinin kumunu temizledim. bir de balkona çıkmıştım bir ara.
oha lan epey adım atmışım.
kedinin kumunu temizledim. bir de balkona çıkmıştım bir ara.
oha lan epey adım atmışım.
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
…“bir gün hayat denen şeyin sadece yanılsamalardan ibaret olduğunu anlayacaksın” o gece bir rüya gördüğümü hatırlamıyorum ama bu cümle sanki beynime monte edilmiş gibi sabah karşımda bütün gizemiyle dikiliyordu . uyanır uyanmaz hemen düşünceler içinde kayboldum . cümlenin ne anlama geldiğini düşünmekten bile uzaktım açıkçası . başımın inatçı ağrısı beni bir an olsun yalnız bırakmıyordu . tabi buna dün ki olayın şaşkınlığı ve merakı da eklenince bütün günümü boş bir odada düşüncelere dalmaktan kendimi alamadım nihayet gece oldu . nedenini bilmiyorum ama geceler benim için çok rahatlatıcı bir olaydı . nasıl söylesem böyle sanki ruhum sadece geceleri nefes alıyordu . sabah ki oynadığım sıradanlık rolünün yükünü atıyordum üzerimden işte bu sebepten ötürü geceleri hep sevmişimdir zaten hayatımı değiştiren her şey geceleri gerçekleşirdi diyebilirdim . ruhumun zincirlerinden kurtuluşu benim o kadar hoşuma giderdi ki çoğu gece neredeyse hiç uyumazdım . o gün de aynen böyle geçti . kahve , müzik ve sigara üçlüsü eşiğinde yaptığım tek şey düşünmekti . zaten düşünmeden durduğum her an benim için önemsiz zaman dilimlerinin başında gelirdi . aradan daha 24 saat bile geçmemişti ki bütün benliğimi sabırsızlığım kapladı . düşündüğüm tek şey oraya tekrar nasıl gidebileceğimdi . ama bunun için uyarılmış olmam bu düşüncemi biraz olsun dizginliyordu . sadece sonrasını merak ediyordum . beklemekten nefret ederim , ve onun konuşmalarına bakacak olursak uzun bir süre bekleyeceğim bu düşünce bile moralimi bozmaya yetiyordu . bir şeyler yapmadan duramazdım . ama onun konuşmasındaki ciddiyet bunun benim için gerçekten kötü sonuçlar doğuracağının habercisi olmuştu . günün ilk ışıklarında yattım . uyandığımda yine beynimin bir köşesinde o cümle varlığını tazelemiş bir biçimde “ben buradayım” dercesine bağrıyordu ve malesef ki yine bir rüya görmemiştim ..
gündelik işlerle kendimi meşgul ederek geceye ulaştım ve gecenin ilk karanlıkları ruhumu yine serbest bırakmıştı . oraya tekrar gitme isteğim dün kinden daha güçlü bir şekilde bana saldırıyor ve malesef ciddi hasarlar vermeyi başarıyordu . gece yarısında sonra bu saldırılara dayanamayıp beyaz bayrak çekmeye karar verdim , merakım bütün benliğimi kuşatmış ve beni kontrol altına almayı başarmıştı . şimdi sadece tek bir soru vardı . oraya tekrar nasıl gideceğim ???
ilk gidişimden biraz kopya çekmek üzere olayları hatırlamaya çalıştım . meditasyon yapıyor ve sadece düşünüyordum . bu uygulamayı tekrar denemek için yerime geçtim ve odaklanmaya çalıştım . 1 saat süren bir çalışmanın ardından elim boş bir şekilde meditasyonu bıraktım . o günki yaptığım her şeyi harfi harfine yapmaya çalışsam da neden olmadığı sorusu beynimi işgal etti . balkona çıkıp sigaramı içerken de bu sorunun cevabını arıyordum . sevdiğim müziğin etkisi ile bir an için bütün bu şeylerden kendimi uzaklaştırmayı başardım . müzik benim için gereğinde fazla öneme sahip olduğu için o anlarımı tam doygunluk yaşamak için kendimi müziğe bıraktığım anlarım çok olmuştur . müzik bitti ve 5 dakika önceki ruh halime tekrar büründüm . aklımdaki soru üzerine düşünürken içeri geçtim ve yatağımın üzerine oturup parmaklarımla kendime şakak masajı yapmaya başladım . böyle geçen 5 - 10 dakikanın ardından sanırım bir şey bulmuştum . evet mantıklı bir şey . o gün ki meditasyonum da düşündüğüm derin konuları gerçekten düşünüyordum yani gerçekten onlara kafa yoruyordum ama bu son denemem de onları gerçekten düşünmemiştim . sadece o gün ki meditasyonumu taklit etmiştim . bu düşünce yüzümde bir anlık bir tebessüme yol açtı . ve yarın bütün konsantremi bu olaya vereceğim diye kendimi şartladım ve uyumaya karar verdim . biraz zorlansam da nihayet düşüncelerimi bir kenara bırakıp uyumayı başardım .
sabah ki durumum dünkinin aynısıydı ve yine hiçbir rüya görmemiştim . aklımda yine yer eden cümle bugünde bütün canlılığıyla karşımda durmaya devam ediyordu . sabırsızca gecenin gelmesini bekliyordum . ama bariz bir sorunu gözümden kaçırmıştım . bu geceki meditasyon sırasında düşüneceğim konu ne olmalıydı ? geceye daha zaman olduğunu ve düşünüp bulmam gerektiği beni hemen bir arayışın ortasına götürdü . öyle bir konu bulmalıydım ki o an aklımdaki diğer bütün düşünceleri rafa koyacak bir konu . uzun bir arayışın ardından ne yazık ki kayda değer hiçbir konu bulamadım son olaylar beni diğer konulardan uzaklaştırmıştı şuanlık aklımda merak perdesini aralıyacak bir konu bulamayışım beni bir anlık umutsuzluğa düşürdü . ne yapacağımı bilemezken dağınık duran defterlerim gözüme çarptı . onları karıştırmak için elime aldım belki bir umut beni bu geceki konuma ulaştırması dileğimle tabiki . hepsini sırasıyla kontrol ettim ama yine bir şey bulamamıştım . en son defter son umut açıyım dedim . bu benim rüya defterimdi . aslında ona çok nadir yazardım ve son bir kaç aydır elime bile almamıştım . karıştırırken hiçbir şey dikkatimi çekmedi umutsuzlukla onuda yerine koyup yatağıma geçip uzandım . rüya defterimin boş olmasının sebebi rüyalara aslında pekte önem vermeyişimden kaynaklanıyordu . bu konu üzerinde düşünürken aklıma son günlerdeki görmediğim rüyalar geldi saçmada olsa birkaç rüya görürdüm genellikle . bu konuyu düşünürken doğal olarak aklıma son birkaç gündür sabah uyandığımda zihnimde canlanan o cümle belirdi .“bir gün hayat denen şeyin sadece yanılsamalardan ibaret olduğunu anlayacaksın” donakalmıştım . şaşkınlığım ve önümde duran gizemli cümle aslında aradığım tek şeydi . burnumun ucundaki şeyi göremeyip uzaklarda onu aramam ne kadar kötü bir durum olduğunu gözlerimin önüne sermişti adeta . o an aradığını bulma mutluluğu yaşadım ve kısa süren bu mutluluk harekete geçme arzumla sonlandı .
uygun saatin gelmesini bekledim . vakit geldiğinde ise hazırlıklarımı yapıp meditasyona başladım bütün bilincimi tek bir konuya yoğunlaştırmak için aklımdaki her şeyi bir kenara bıraktım . evet konumuz “bir gün hayat denen şeyin sadece yanılsamalardan ibaret olduğunu anlayacaksın” diye bir cümleden ibaretti . kendi içimde konuşarak düşünürdüm genellikle . kendime sorular sorarak .
-hayat sadece yanılsamadan ibaret ise bu hayatın aslında bir süre dahilinde olduğunu gösterir sanırım . öyle ise bu başlangıç ve bitiş noktaları doğmak ve ölmek ile bağdaştırılabilir . lakin sadece bunlar olsaydı hayat basit bir düz yaşamdan ibaret olurdu oysaki öyle değil . peki ya daha neler var . yanılsama derken neyin yanılsaması . var olan bir şeyi gizlemek için kurulmuş bir sahne oyunu gibi mi yada iç yüzlerin dışa vuruşundaki giyilen maskeler gibi mi ? yanılgılar için kurulan bu kusursuz varoluşun altında yatan olgu neye dayanıyor ?
gibi soruların cevaplarını kendi zihnimde bulmak için verdiğim savaş hayli hararetli ve süreklilik ile devam ediyordu . uzun bir süre konu hakkında düşündüm , düşündüm ve yine düşündüm ta ki bütün benliğimle bu sorulara yönelinceye kadar . o sıralarda gördüğüm hiçlik karanlığından bazı görüntüler geçmeye başladı ne oldukları idrak edemeyeceğim kadar hızlı olan bu görüntüler de neyin nesiydi acaba ? giderek artan bir bir çınlama sesi ardından kendimi yine o evin önünde buluverdim …
gündelik işlerle kendimi meşgul ederek geceye ulaştım ve gecenin ilk karanlıkları ruhumu yine serbest bırakmıştı . oraya tekrar gitme isteğim dün kinden daha güçlü bir şekilde bana saldırıyor ve malesef ciddi hasarlar vermeyi başarıyordu . gece yarısında sonra bu saldırılara dayanamayıp beyaz bayrak çekmeye karar verdim , merakım bütün benliğimi kuşatmış ve beni kontrol altına almayı başarmıştı . şimdi sadece tek bir soru vardı . oraya tekrar nasıl gideceğim ???
ilk gidişimden biraz kopya çekmek üzere olayları hatırlamaya çalıştım . meditasyon yapıyor ve sadece düşünüyordum . bu uygulamayı tekrar denemek için yerime geçtim ve odaklanmaya çalıştım . 1 saat süren bir çalışmanın ardından elim boş bir şekilde meditasyonu bıraktım . o günki yaptığım her şeyi harfi harfine yapmaya çalışsam da neden olmadığı sorusu beynimi işgal etti . balkona çıkıp sigaramı içerken de bu sorunun cevabını arıyordum . sevdiğim müziğin etkisi ile bir an için bütün bu şeylerden kendimi uzaklaştırmayı başardım . müzik benim için gereğinde fazla öneme sahip olduğu için o anlarımı tam doygunluk yaşamak için kendimi müziğe bıraktığım anlarım çok olmuştur . müzik bitti ve 5 dakika önceki ruh halime tekrar büründüm . aklımdaki soru üzerine düşünürken içeri geçtim ve yatağımın üzerine oturup parmaklarımla kendime şakak masajı yapmaya başladım . böyle geçen 5 - 10 dakikanın ardından sanırım bir şey bulmuştum . evet mantıklı bir şey . o gün ki meditasyonum da düşündüğüm derin konuları gerçekten düşünüyordum yani gerçekten onlara kafa yoruyordum ama bu son denemem de onları gerçekten düşünmemiştim . sadece o gün ki meditasyonumu taklit etmiştim . bu düşünce yüzümde bir anlık bir tebessüme yol açtı . ve yarın bütün konsantremi bu olaya vereceğim diye kendimi şartladım ve uyumaya karar verdim . biraz zorlansam da nihayet düşüncelerimi bir kenara bırakıp uyumayı başardım .
sabah ki durumum dünkinin aynısıydı ve yine hiçbir rüya görmemiştim . aklımda yine yer eden cümle bugünde bütün canlılığıyla karşımda durmaya devam ediyordu . sabırsızca gecenin gelmesini bekliyordum . ama bariz bir sorunu gözümden kaçırmıştım . bu geceki meditasyon sırasında düşüneceğim konu ne olmalıydı ? geceye daha zaman olduğunu ve düşünüp bulmam gerektiği beni hemen bir arayışın ortasına götürdü . öyle bir konu bulmalıydım ki o an aklımdaki diğer bütün düşünceleri rafa koyacak bir konu . uzun bir arayışın ardından ne yazık ki kayda değer hiçbir konu bulamadım son olaylar beni diğer konulardan uzaklaştırmıştı şuanlık aklımda merak perdesini aralıyacak bir konu bulamayışım beni bir anlık umutsuzluğa düşürdü . ne yapacağımı bilemezken dağınık duran defterlerim gözüme çarptı . onları karıştırmak için elime aldım belki bir umut beni bu geceki konuma ulaştırması dileğimle tabiki . hepsini sırasıyla kontrol ettim ama yine bir şey bulamamıştım . en son defter son umut açıyım dedim . bu benim rüya defterimdi . aslında ona çok nadir yazardım ve son bir kaç aydır elime bile almamıştım . karıştırırken hiçbir şey dikkatimi çekmedi umutsuzlukla onuda yerine koyup yatağıma geçip uzandım . rüya defterimin boş olmasının sebebi rüyalara aslında pekte önem vermeyişimden kaynaklanıyordu . bu konu üzerinde düşünürken aklıma son günlerdeki görmediğim rüyalar geldi saçmada olsa birkaç rüya görürdüm genellikle . bu konuyu düşünürken doğal olarak aklıma son birkaç gündür sabah uyandığımda zihnimde canlanan o cümle belirdi .“bir gün hayat denen şeyin sadece yanılsamalardan ibaret olduğunu anlayacaksın” donakalmıştım . şaşkınlığım ve önümde duran gizemli cümle aslında aradığım tek şeydi . burnumun ucundaki şeyi göremeyip uzaklarda onu aramam ne kadar kötü bir durum olduğunu gözlerimin önüne sermişti adeta . o an aradığını bulma mutluluğu yaşadım ve kısa süren bu mutluluk harekete geçme arzumla sonlandı .
uygun saatin gelmesini bekledim . vakit geldiğinde ise hazırlıklarımı yapıp meditasyona başladım bütün bilincimi tek bir konuya yoğunlaştırmak için aklımdaki her şeyi bir kenara bıraktım . evet konumuz “bir gün hayat denen şeyin sadece yanılsamalardan ibaret olduğunu anlayacaksın” diye bir cümleden ibaretti . kendi içimde konuşarak düşünürdüm genellikle . kendime sorular sorarak .
-hayat sadece yanılsamadan ibaret ise bu hayatın aslında bir süre dahilinde olduğunu gösterir sanırım . öyle ise bu başlangıç ve bitiş noktaları doğmak ve ölmek ile bağdaştırılabilir . lakin sadece bunlar olsaydı hayat basit bir düz yaşamdan ibaret olurdu oysaki öyle değil . peki ya daha neler var . yanılsama derken neyin yanılsaması . var olan bir şeyi gizlemek için kurulmuş bir sahne oyunu gibi mi yada iç yüzlerin dışa vuruşundaki giyilen maskeler gibi mi ? yanılgılar için kurulan bu kusursuz varoluşun altında yatan olgu neye dayanıyor ?
gibi soruların cevaplarını kendi zihnimde bulmak için verdiğim savaş hayli hararetli ve süreklilik ile devam ediyordu . uzun bir süre konu hakkında düşündüm , düşündüm ve yine düşündüm ta ki bütün benliğimle bu sorulara yönelinceye kadar . o sıralarda gördüğüm hiçlik karanlığından bazı görüntüler geçmeye başladı ne oldukları idrak edemeyeceğim kadar hızlı olan bu görüntüler de neyin nesiydi acaba ? giderek artan bir bir çınlama sesi ardından kendimi yine o evin önünde buluverdim …
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
… karşımdaki ev bütün gizemiyle yine karşımda duruyordu . bu yerde hissedebildiğim tek şey kalbimin atışıydı . heyecan ve merak duygumun yarattığı atmosferin içinde kayboluşum harekete geçme dürtüm ile sonlandı . ilk olarak evden başlama fikri o an için bana mantıklı gelen tek şeydi . hareket etmedeki acemiliğim sebebi ile biraz zaman alsa da sonunda eve girmeyi başardım . klasik villa görüntüsünde olan bu evin alt katında kayda değer pek bir şey göremedim bunun üzerine yavaş adımlarla üst kata çıktım ilk geldiğim yerdeki oda da bir koltuk ve yanında duran küçük masadan başka bir şey yoktu . diğer odalara da teker teker baktım geriye tek bir oda kaldı . içeri girdiğimde kendimi bir kütüphanenin içinde buldum . her yerde tam dolu kitaplıklar vardı merakımdan elime geçen ilk kitabı aldım hafif koyu yeşil kapağı vardı ve üzerinde hiçbir şey yazmıyordu orta sayfasına doğru açtım bomboştu . diğer sayfaları da kontrol ettim onlarda boştu sadece sayfa sayıları yazıyordu . kitabı yerine koyup hemen yanındaki kitaba el uzattım ve hemen içini açtım buda diğerinin aynısıydı . bu sefer başka bir kitaplığa yöneldim rastgele bir kitap seçtim . onunda diğerlerinden farkı yoktu . böylece diğer kitaplıklardan 5-6 kitap kadar baktım onlarda bomboştu . anlamlandıramadığım bu olayı çok garipsemiştim . üzerinde fazla kafa yormadan evin dışını keşfetmek için dışarı çıktım . yavaş adımlarla sokak lambasının olduğu yere doğru gitmeye başladım .
vardığım da dikkatimi çeken lamba geçen geldiğimdeki gibi yanıp sönmüyordu . sadece yanıyordu , ışığın etrafındaki böceklerin anlamsız gezintilerine dalarken gökyüzündeki bir hareketlenme bütün dikkatimi üzerine toplamıştı . bir grup insan gökyüzü üzerinde yürüyorlardı . bu yerin anormalliği artık sinirlerimi bozmaya başlamıştı . istemsiz olarak bir an onlara seslenmek için bağırdım lakin hiçbiri bu hareketime tepki vermiyorlardı , görüntüleri turkuaz bir saydamlıktan ibaret olan bu kişilerin kim oldukları hakkında en küçük bir fikrimin olmayışı olayın gizemine gizem katıyordu . onları gözden uzaklaşana kadar izledim artan merakım beni bir an olsun yalnız bırakmıyordu . artık göremediğim zaman da derin bir nefes vererek başımı indirdim . uzakta büyük bir taşın üzerine oturan birinin olduğunu gördüm . ürkerek de olsa yanına gitmeye karar verdim . dikkatli bir şekilde ona doğru ilerledim ve yaklaştıkça onun küçük bir kız olduğunu anladım elinde küçük bir çubuk vardı yeri eşeliyordu . onu görmemle tedirginlik duygum yerini meraka bırakarak benden uzaklaştı .
siyah saçlı bu gizemli küçük kız ona yaklaştığımı gördü ve dikkatini çubuğundan alıp bana yoğunlaştırdı . artık aramızda sadece 7-8 metre vardı . insanın içini ısıtan bir gülümseme ile “merhaba” dedi ve yeri eşelemeye kaldığı yerden devam etti . şaşkınlığı bir kenara bırakıp bende karşılık verdim . yüzüme bakıp gülümsedikten sonra tekrar yeri eşelemeye başladı . pek umurunda olmadığım açıktı dikkatini üzerime toplamak için birkaç bir şey söyleme ihtiyacı duydum kendimde .
-adın ne ?
gülümseyerek
-bir adım yok
şaşkınlığımı gizleyemeyip konuşmaya devam ettim.
-peki sana nasıl seslenirler ?
-bilmiyorum
-peki burada ne yapıyorsun ?
-bekliyorum
-neyi bekliyorsun ?
-resmimin bitmesini
-resim mi ?
-evet işte burada bak
diyerek eşelediği yeri gösterdi . orayı öylesine eşelediğini zannediyordum . biraz daha yakınlaşıp baktım tek gördüğüm düz ve oval birbirini kesen çizgilerdi.
pek bir şeye benzemiyordu bu resim yüzümü ona dönup sordum .
-nedir bu ?
-hayalim .
bunu söylerken ki mutluluğu ve o gülüşü gözümden kaçmamıştı . ama yinede resmin hiç bir şeye benzemiyordu . kafamı tekrar resme çevirip bir şeye benzetmeye gayret ettim ama yine bir şeye benzetemedim . duygularım anlar gibi araya girdi .
- daha bitmedi tabi .
kafasını hafifçe yana eğerek birkaç çizgi daha ekledi . sonra bana dönüp devam etti .
-bu resmin en güzel yanı da ne biliyor musun ?
-nedir ?
-onu sadece benim yapıyor olmamam .
anlamadığım her halimden belliydi . açıklama beklercesine bakışlarım onun gülüşüne sebep olmuştu . ama hiçbir açıklama yapmıyordu . sadece resmine odaklanmıştı bende sessizce onu izliyordum . birkaç çizgi daha ekledikten sonra sağına doğru baktı . nereye baktığını merak edip bende baktım . ilerde hiçbir şey yoktu . boşluğa doğru bakışı bir esintinin ardından bitti . bana dönerek manalı bir şekilde gülümsedi ve resmine bakmaya başladı . bende merakla resme kitlendim . rüzgarın etkisiyle toprak hareket ediyor ve resmi değiştiriyordu bazı çizgilerin içi doluyor bazıları ise daha çok belirginleşmeye başlıyordu . tekrar bana döndü sevecen bir ses tonuyla .
-demek istediğimi şimdi anladın mı ?
-evet
gülümsemesi bir an bile yüzünden düşmüyordu . onun mutlu oluşu çok hoşuma gitti bu duygu benimde gülümsememe sebep oldu . esinti bittikten sonra tekrar resmine dönerek çizmeye devam etti . o sırada bende hem onu izliyor hemde ona sorular soruyordum .
-peki resim bitince ne yapacaksın ?
-hiç düşünmedim .
-buraya nereden geldin
-uzaklardan çok uzaklardan
-geldiğin yerin bir ismi var mı ?
-yok
cevapları beni deli ediyordu ama yinede bu küçük kıza sinirlenemiyordum bile . bu sebeple sorular sormaya devam ettim .
-orada yaşayan birileri var mı ?
-evet
-kim onlar
-hiç kimseler aynı benim gibi .
dediklerinden hiçbir şey anlamıyordum . öğrenememek beni yine çileden çıkarıyordu . bu küçük kız ile ilgili sorularım bilinmezliğe kürek çeken bir sandaldan farklı bir şey değildi . ne yapacağımı bilmiyordum tam o sırada hafif bir yağmur başladı . başımı gök yüzüne çevirdim . yüzüme düşen damlacıkları rahatlıkla hissedebiliyordum . bir den aklıma resim geldi . hızlıca başımı indirip resme baktım . yağmur damlaları yere her düşüşünde resimden bir parçayı söküp alıyordu . küçük kızın üzüleceğini düşünüp ona döndüm . küçük kız aksine gülüyordu ve hiçte hisleri bozulmuş gibi durmuyordu . şaşkınlıkla sordum .
-resim bozulduğu halde neden gülüyorsun ?
-hayır resim bozulmadı .
-ne ?
-aslında resim şimdi tamamlandı .
-nasıl yani ?
-evet .. evet işte benim hayalim buydu .
-yani bozuk bir resim mi ?
-hayır . yeniden yapılacak bir resim .
ne anlatmaya çalıştığı hakkında hiçbir fikrim yoktu . sadece anlamsızca ona bakıyordum ve o hala gülümsüyordu . sözüne devam etmeden önce ellerini uzattı ve yağmuru hissetmeye çalıştı . sonra bana dönüp .
-yağmur … işte bu yağmur aslında resmimi yok etmedi sadece bana daha güzelini yapmam için bir fırsat verdi .
şaşırıp kalmıştım söyleyecek tek bir söz bile bulamıyordum . ne kadar istesem de ağzımdan tek bir kelime bile çıkaramıyordum . şaşkın bakışlarım arasında kız oturduğu yerden kalktı . bana doğru bir iki adım attı . tatlı sesiyle konuşmaya başladı .
-artık benim gitmem gerek . sana bir hediye vermek istiyorum kabul eder misin ?
şaşkınlığımla gülümsemem birleşti . evet dercesine kafamı hafifçe salladım . bana elindeki çubuğu uzattı ve hevesli bir şekilde .
-hadi al bunu . eminim seninde resmini çizeceğin hayallerin vardır.
-teşekkür ederim .
gülümsemesi arttı . çubuğu elime aldım ve mutlu olmasına sevindim . meraklı bir şekilde nere gideceğini sordum .
-mükemmel resmimi çizeceğim yere .
dedikten sonra arkasını döndü ve yürümeye başladı ağzına ufak bir ritim tutturup yoluna devam etmeden önce arkasına dönüp “ hoşçakal ” diye seslendi ve uzaklarda kayboldu . bense o gidene kadar onu izleyip ona bol şans diledim…
vardığım da dikkatimi çeken lamba geçen geldiğimdeki gibi yanıp sönmüyordu . sadece yanıyordu , ışığın etrafındaki böceklerin anlamsız gezintilerine dalarken gökyüzündeki bir hareketlenme bütün dikkatimi üzerine toplamıştı . bir grup insan gökyüzü üzerinde yürüyorlardı . bu yerin anormalliği artık sinirlerimi bozmaya başlamıştı . istemsiz olarak bir an onlara seslenmek için bağırdım lakin hiçbiri bu hareketime tepki vermiyorlardı , görüntüleri turkuaz bir saydamlıktan ibaret olan bu kişilerin kim oldukları hakkında en küçük bir fikrimin olmayışı olayın gizemine gizem katıyordu . onları gözden uzaklaşana kadar izledim artan merakım beni bir an olsun yalnız bırakmıyordu . artık göremediğim zaman da derin bir nefes vererek başımı indirdim . uzakta büyük bir taşın üzerine oturan birinin olduğunu gördüm . ürkerek de olsa yanına gitmeye karar verdim . dikkatli bir şekilde ona doğru ilerledim ve yaklaştıkça onun küçük bir kız olduğunu anladım elinde küçük bir çubuk vardı yeri eşeliyordu . onu görmemle tedirginlik duygum yerini meraka bırakarak benden uzaklaştı .
siyah saçlı bu gizemli küçük kız ona yaklaştığımı gördü ve dikkatini çubuğundan alıp bana yoğunlaştırdı . artık aramızda sadece 7-8 metre vardı . insanın içini ısıtan bir gülümseme ile “merhaba” dedi ve yeri eşelemeye kaldığı yerden devam etti . şaşkınlığı bir kenara bırakıp bende karşılık verdim . yüzüme bakıp gülümsedikten sonra tekrar yeri eşelemeye başladı . pek umurunda olmadığım açıktı dikkatini üzerime toplamak için birkaç bir şey söyleme ihtiyacı duydum kendimde .
-adın ne ?
gülümseyerek
-bir adım yok
şaşkınlığımı gizleyemeyip konuşmaya devam ettim.
-peki sana nasıl seslenirler ?
-bilmiyorum
-peki burada ne yapıyorsun ?
-bekliyorum
-neyi bekliyorsun ?
-resmimin bitmesini
-resim mi ?
-evet işte burada bak
diyerek eşelediği yeri gösterdi . orayı öylesine eşelediğini zannediyordum . biraz daha yakınlaşıp baktım tek gördüğüm düz ve oval birbirini kesen çizgilerdi.
pek bir şeye benzemiyordu bu resim yüzümü ona dönup sordum .
-nedir bu ?
-hayalim .
bunu söylerken ki mutluluğu ve o gülüşü gözümden kaçmamıştı . ama yinede resmin hiç bir şeye benzemiyordu . kafamı tekrar resme çevirip bir şeye benzetmeye gayret ettim ama yine bir şeye benzetemedim . duygularım anlar gibi araya girdi .
- daha bitmedi tabi .
kafasını hafifçe yana eğerek birkaç çizgi daha ekledi . sonra bana dönüp devam etti .
-bu resmin en güzel yanı da ne biliyor musun ?
-nedir ?
-onu sadece benim yapıyor olmamam .
anlamadığım her halimden belliydi . açıklama beklercesine bakışlarım onun gülüşüne sebep olmuştu . ama hiçbir açıklama yapmıyordu . sadece resmine odaklanmıştı bende sessizce onu izliyordum . birkaç çizgi daha ekledikten sonra sağına doğru baktı . nereye baktığını merak edip bende baktım . ilerde hiçbir şey yoktu . boşluğa doğru bakışı bir esintinin ardından bitti . bana dönerek manalı bir şekilde gülümsedi ve resmine bakmaya başladı . bende merakla resme kitlendim . rüzgarın etkisiyle toprak hareket ediyor ve resmi değiştiriyordu bazı çizgilerin içi doluyor bazıları ise daha çok belirginleşmeye başlıyordu . tekrar bana döndü sevecen bir ses tonuyla .
-demek istediğimi şimdi anladın mı ?
-evet
gülümsemesi bir an bile yüzünden düşmüyordu . onun mutlu oluşu çok hoşuma gitti bu duygu benimde gülümsememe sebep oldu . esinti bittikten sonra tekrar resmine dönerek çizmeye devam etti . o sırada bende hem onu izliyor hemde ona sorular soruyordum .
-peki resim bitince ne yapacaksın ?
-hiç düşünmedim .
-buraya nereden geldin
-uzaklardan çok uzaklardan
-geldiğin yerin bir ismi var mı ?
-yok
cevapları beni deli ediyordu ama yinede bu küçük kıza sinirlenemiyordum bile . bu sebeple sorular sormaya devam ettim .
-orada yaşayan birileri var mı ?
-evet
-kim onlar
-hiç kimseler aynı benim gibi .
dediklerinden hiçbir şey anlamıyordum . öğrenememek beni yine çileden çıkarıyordu . bu küçük kız ile ilgili sorularım bilinmezliğe kürek çeken bir sandaldan farklı bir şey değildi . ne yapacağımı bilmiyordum tam o sırada hafif bir yağmur başladı . başımı gök yüzüne çevirdim . yüzüme düşen damlacıkları rahatlıkla hissedebiliyordum . bir den aklıma resim geldi . hızlıca başımı indirip resme baktım . yağmur damlaları yere her düşüşünde resimden bir parçayı söküp alıyordu . küçük kızın üzüleceğini düşünüp ona döndüm . küçük kız aksine gülüyordu ve hiçte hisleri bozulmuş gibi durmuyordu . şaşkınlıkla sordum .
-resim bozulduğu halde neden gülüyorsun ?
-hayır resim bozulmadı .
-ne ?
-aslında resim şimdi tamamlandı .
-nasıl yani ?
-evet .. evet işte benim hayalim buydu .
-yani bozuk bir resim mi ?
-hayır . yeniden yapılacak bir resim .
ne anlatmaya çalıştığı hakkında hiçbir fikrim yoktu . sadece anlamsızca ona bakıyordum ve o hala gülümsüyordu . sözüne devam etmeden önce ellerini uzattı ve yağmuru hissetmeye çalıştı . sonra bana dönüp .
-yağmur … işte bu yağmur aslında resmimi yok etmedi sadece bana daha güzelini yapmam için bir fırsat verdi .
şaşırıp kalmıştım söyleyecek tek bir söz bile bulamıyordum . ne kadar istesem de ağzımdan tek bir kelime bile çıkaramıyordum . şaşkın bakışlarım arasında kız oturduğu yerden kalktı . bana doğru bir iki adım attı . tatlı sesiyle konuşmaya başladı .
-artık benim gitmem gerek . sana bir hediye vermek istiyorum kabul eder misin ?
şaşkınlığımla gülümsemem birleşti . evet dercesine kafamı hafifçe salladım . bana elindeki çubuğu uzattı ve hevesli bir şekilde .
-hadi al bunu . eminim seninde resmini çizeceğin hayallerin vardır.
-teşekkür ederim .
gülümsemesi arttı . çubuğu elime aldım ve mutlu olmasına sevindim . meraklı bir şekilde nere gideceğini sordum .
-mükemmel resmimi çizeceğim yere .
dedikten sonra arkasını döndü ve yürümeye başladı ağzına ufak bir ritim tutturup yoluna devam etmeden önce arkasına dönüp “ hoşçakal ” diye seslendi ve uzaklarda kayboldu . bense o gidene kadar onu izleyip ona bol şans diledim…
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
…uzaklarda kaybolan o küçük kızın ardından derin bir nefes alıp verdim . söylediklerini düşündüm bir müddet gülümsemeleri her aklıma geldiğinde hafifçe sırıtıyordum . onu asla unutmayacağıma dair kendime söz verdim ve hatırası olarak verdiği çubuğu saklayacaktım . çubuğu elime aldım ve ona uzun uzun baktım .
hayal çubuğu ‘’eminim seninde resmini çizeceğin hayallerin vardır.’’ cümlesi çok şeye bedeldi aslında . peki ya bir hayalim var mıydı ?
aslında evet bir hayalim vardı . yada en azından ben öyle olduğunu düşündüğüm bir hayal . öyle bir hayale sahip olmalıydım ki bir ömür peşinden koşmalıydım , kolay ulaşılmamalıydı 7 yaşından 70 yaşına kadar uzanabilen bir amaç uğruna yaşamalıydım . ömrümün son nefesinde ulaşamasam bile uğrunda savaşmaktan gurur duyacağım bir savaş olmalıydı .
düşünceler arasında sokak lambasına ulaştım . içimden bir ses düz devam etmemi söylüyordu onu dinlemek mantıklı gelmişti . lambanın altında beklemek anlamsızcaydı ve ayrıca o yöne daha hiç gitmemiş olmamın getirdiği merak beni harekete geçirmeye yetmişti . yavaş adımlarla etrafı süzerek yoluma devam ettim . halen buranın neresi olduğunu bilmiyordum tanıştıklarım kimlerdi ? beynimi kemiren sorular ile boğuşarak yoluma devam ettim etraf ne karanlık nede aydınlıktı ama çok uzağı olmasa da yeterince uzaklıktaki mesafeleri görebiliyordum . biraz daha yürüdükten sonra yolun ikiye ayrıldığını gördüm ve ayrımın başında yaşlı bir adam bekliyordu kısa boylu uzun beyaz sakallıydı . sol elinde kendi boylarında kalın bir sopası vardı . beynimi sorularla dolduracak birini daha görmek beni hem mutlu hem de mutsuz ediyordu ama yine içimde sorularıma cevap bulma umudu hiç sönmüyordu . yaklaştıkça yaşlı adam daha belirginleşti . bakımsız gri bir elbisesi vardı ve sağ elinde parmakları hiç durmadan hareket ediyordu bir şeyi sayar yada tesbih eder gibi biraz daha yaklaşınca beni gördü ve gözlerini bana dikti . çok donuk bir yüz ifadesi vardı biraz korkutucu ve agresifti de . dudakları hareket etmeye başladı kendi kendine bir şeyler söyleniyor gibiydi . biraz daha yaklaştım aramızda 10 metre gibi bir mesafe vardı elindeki sopayı kaldırıp yere sertçe vurdu .sanki yaşadığım heyecan yetmezmiş gibi bir de her adımımda bunu 2 katına çıkaran bu yaşlı adama içimden sitem ediyordum . sopayı yere vurduktan sonra biraz duraksadım sonra derin bir nefes alarak bir adım daha attım bu kez tekrar sopasını kaldırıp yere vurdu ama bu daha şiddetliydi . artık sinirime gitmeye başlamıştı bu durum ama içimdeki tedirginlikte artıyordu . korkarak bir adım daha attım ve ihtiyarı gözümle süzdüm oda aynı şeyi bana yapıyordu ama bu kez sopasını yere vurmadı . biraz doğruldu ve konuşmaya başladı .
- geç kaldın !
- geç mi kaldım ? iyide n..(neye)
-beni takip et yapacak işlerimiz var .
sözümü kesip yol ayrımındaki sol yoldan ilerlemeye başladı . bende neye uğradığımı şaşırarak afalladım ve ona bakakaldım birkaç adım attıktan sonra arkasına baktı ve aval aval beklediğimi görünce :
-genç adam alınma ama tam bir vakit kaybısın .
diyerek yoluna devam etti . benden ne bekliyordu bu adam sinirlendim ve daha bu tür bir cümleye maruz kalmamak adına ona yetişmeye çalıştım yanına vardığımda merakımdan çatlıyordum . fazla dayanamadan sormak için konuşmaya başladım .
-ne ya…(yapacağız)
-sana burada bir müddet göz kulak olacağım ve eğitmeye çalışacağım .
-ne..(ne için)
-çünkü ona söz verdim
-ben da.. (ben daha söylemeden sözlerimi nasıl anlıyorsun)
-ne söyleyeceğini bilmek hiçte zor bir şey değil genç adam
-yan.. (yani tahmin mi ediyorsun)
-belkide
bu sinir bozucu konuşmaya daha ne kadar tahammül edebilirdim bilemiyorum .
-o k… (o kim)
-buraya ilk geldiğinde karşılaştığın kişi.
-te… (tekrar geleceğimi nasıl biliyordu)
-onu aptal mı sandın tabiki geleceğini biliyordu . senin gibi sabırsız biri için bunu tahmin etmekte zor bir şey değil hatta seni dün bekliyordum . sana gönderdiğim mesajı bu kadar geç fark edeceğini hiç düşünmezdim .
-pek… (peki ne öğreteceksin)
-neye ihtiyacın varsa . geç kaldığın için dersi erkenden başlatıyorum . sorularıma cevap ver . zaman nedir ?
-zaman..zaman
-pekala ne kadar zekisin bunu gördük şimdi beni iyi dinle. aslında zaman diye bir şey yoktur . zaman değişim dediğimiz şeyin sayılabilirlik yada çözümlenebilirlik açısından kurgulanmış olduğu matematiksel bir olgudur . burada asıl öğrenmeni istediğim nokta değişim . bana değişim denilince aklına gelen şeyleri söyle .
- yaşam ve ölüm .
-bu kadar mı ? daha geniş bakmayı düşündün mü hiç ?
-varoluş ve yok olma
-bunu kastetmedim . bak.. değişim her şeydir , değişim hayattır değişim yaşamdır . değişim evrendir. değişimin kaynağı maddedir , değişimin kaynağı harekettir . dön bak heryerde bir değişim görebilirsin hatta bunu sana kendi üzerinden açıklamak istiyorum . 1 saniyelik zaman diliminde senin vücudunda milyonlarca hücre ölüp yerine yenileri geliyor bunu saniyenin yüzde biri olan 1 saniselik zamana vurduğumuz zaman bu sayı on binler oluyor bu az bir rakam mı peki bu zamanı öyle bir hassaslığa indirelim ki o zaman diliminde senin bir hücren ölüp yerine yeni bir hücre varolsun sanisenin on binde birinde gerçekleşen olayda bile sen eski sen olmaktan çıkıyorsun işte değişim budur . peki buna dayanarak şunu diyemez miyiz :
nefes almaya başladığın andan itibaren her saniye yaklaşık bir milyon tane farklı sen varken söylesene bana genç adam bunlardan hangisi asıl sensin ?
hayal çubuğu ‘’eminim seninde resmini çizeceğin hayallerin vardır.’’ cümlesi çok şeye bedeldi aslında . peki ya bir hayalim var mıydı ?
aslında evet bir hayalim vardı . yada en azından ben öyle olduğunu düşündüğüm bir hayal . öyle bir hayale sahip olmalıydım ki bir ömür peşinden koşmalıydım , kolay ulaşılmamalıydı 7 yaşından 70 yaşına kadar uzanabilen bir amaç uğruna yaşamalıydım . ömrümün son nefesinde ulaşamasam bile uğrunda savaşmaktan gurur duyacağım bir savaş olmalıydı .
düşünceler arasında sokak lambasına ulaştım . içimden bir ses düz devam etmemi söylüyordu onu dinlemek mantıklı gelmişti . lambanın altında beklemek anlamsızcaydı ve ayrıca o yöne daha hiç gitmemiş olmamın getirdiği merak beni harekete geçirmeye yetmişti . yavaş adımlarla etrafı süzerek yoluma devam ettim . halen buranın neresi olduğunu bilmiyordum tanıştıklarım kimlerdi ? beynimi kemiren sorular ile boğuşarak yoluma devam ettim etraf ne karanlık nede aydınlıktı ama çok uzağı olmasa da yeterince uzaklıktaki mesafeleri görebiliyordum . biraz daha yürüdükten sonra yolun ikiye ayrıldığını gördüm ve ayrımın başında yaşlı bir adam bekliyordu kısa boylu uzun beyaz sakallıydı . sol elinde kendi boylarında kalın bir sopası vardı . beynimi sorularla dolduracak birini daha görmek beni hem mutlu hem de mutsuz ediyordu ama yine içimde sorularıma cevap bulma umudu hiç sönmüyordu . yaklaştıkça yaşlı adam daha belirginleşti . bakımsız gri bir elbisesi vardı ve sağ elinde parmakları hiç durmadan hareket ediyordu bir şeyi sayar yada tesbih eder gibi biraz daha yaklaşınca beni gördü ve gözlerini bana dikti . çok donuk bir yüz ifadesi vardı biraz korkutucu ve agresifti de . dudakları hareket etmeye başladı kendi kendine bir şeyler söyleniyor gibiydi . biraz daha yaklaştım aramızda 10 metre gibi bir mesafe vardı elindeki sopayı kaldırıp yere sertçe vurdu .sanki yaşadığım heyecan yetmezmiş gibi bir de her adımımda bunu 2 katına çıkaran bu yaşlı adama içimden sitem ediyordum . sopayı yere vurduktan sonra biraz duraksadım sonra derin bir nefes alarak bir adım daha attım bu kez tekrar sopasını kaldırıp yere vurdu ama bu daha şiddetliydi . artık sinirime gitmeye başlamıştı bu durum ama içimdeki tedirginlikte artıyordu . korkarak bir adım daha attım ve ihtiyarı gözümle süzdüm oda aynı şeyi bana yapıyordu ama bu kez sopasını yere vurmadı . biraz doğruldu ve konuşmaya başladı .
- geç kaldın !
- geç mi kaldım ? iyide n..(neye)
-beni takip et yapacak işlerimiz var .
sözümü kesip yol ayrımındaki sol yoldan ilerlemeye başladı . bende neye uğradığımı şaşırarak afalladım ve ona bakakaldım birkaç adım attıktan sonra arkasına baktı ve aval aval beklediğimi görünce :
-genç adam alınma ama tam bir vakit kaybısın .
diyerek yoluna devam etti . benden ne bekliyordu bu adam sinirlendim ve daha bu tür bir cümleye maruz kalmamak adına ona yetişmeye çalıştım yanına vardığımda merakımdan çatlıyordum . fazla dayanamadan sormak için konuşmaya başladım .
-ne ya…(yapacağız)
-sana burada bir müddet göz kulak olacağım ve eğitmeye çalışacağım .
-ne..(ne için)
-çünkü ona söz verdim
-ben da.. (ben daha söylemeden sözlerimi nasıl anlıyorsun)
-ne söyleyeceğini bilmek hiçte zor bir şey değil genç adam
-yan.. (yani tahmin mi ediyorsun)
-belkide
bu sinir bozucu konuşmaya daha ne kadar tahammül edebilirdim bilemiyorum .
-o k… (o kim)
-buraya ilk geldiğinde karşılaştığın kişi.
-te… (tekrar geleceğimi nasıl biliyordu)
-onu aptal mı sandın tabiki geleceğini biliyordu . senin gibi sabırsız biri için bunu tahmin etmekte zor bir şey değil hatta seni dün bekliyordum . sana gönderdiğim mesajı bu kadar geç fark edeceğini hiç düşünmezdim .
-pek… (peki ne öğreteceksin)
-neye ihtiyacın varsa . geç kaldığın için dersi erkenden başlatıyorum . sorularıma cevap ver . zaman nedir ?
-zaman..zaman
-pekala ne kadar zekisin bunu gördük şimdi beni iyi dinle. aslında zaman diye bir şey yoktur . zaman değişim dediğimiz şeyin sayılabilirlik yada çözümlenebilirlik açısından kurgulanmış olduğu matematiksel bir olgudur . burada asıl öğrenmeni istediğim nokta değişim . bana değişim denilince aklına gelen şeyleri söyle .
- yaşam ve ölüm .
-bu kadar mı ? daha geniş bakmayı düşündün mü hiç ?
-varoluş ve yok olma
-bunu kastetmedim . bak.. değişim her şeydir , değişim hayattır değişim yaşamdır . değişim evrendir. değişimin kaynağı maddedir , değişimin kaynağı harekettir . dön bak heryerde bir değişim görebilirsin hatta bunu sana kendi üzerinden açıklamak istiyorum . 1 saniyelik zaman diliminde senin vücudunda milyonlarca hücre ölüp yerine yenileri geliyor bunu saniyenin yüzde biri olan 1 saniselik zamana vurduğumuz zaman bu sayı on binler oluyor bu az bir rakam mı peki bu zamanı öyle bir hassaslığa indirelim ki o zaman diliminde senin bir hücren ölüp yerine yeni bir hücre varolsun sanisenin on binde birinde gerçekleşen olayda bile sen eski sen olmaktan çıkıyorsun işte değişim budur . peki buna dayanarak şunu diyemez miyiz :
nefes almaya başladığın andan itibaren her saniye yaklaşık bir milyon tane farklı sen varken söylesene bana genç adam bunlardan hangisi asıl sensin ?
devamını gör...
az rastlanan kız isimleri
nurçıban. hayatımda duyduğum en garip isimdi.
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
arkadaşlar ben evde tek başıma kalma korkusunu yeni yeni atlatan biriyim ve bir senedir yanlız kalıyorum hiç bir sorun yoktu ve yatağımda durup dururken gözlerimi açtım gözlerimi haliyle yeni açtığım için bulanık çapaklıydı ve bir anda her yeri bulanık görmeye başladım yemin ediyorum her yerim tüylerim diken diken oldu vücudumdakı kanın akışını hissetim o anda yazarken bile hala etkisindeyim ufak bir ses duydum alt kattan köpeğimdir dedim sonra merdivenlere geldi ses sonra bir anda odamın kapısında bitti ses daha gelecek gibi hissetim ve o anda iğrenç ve tiz bir sesle sanki titreme gibi bulanık şekilde görmem arttı artık tamamen bulanık görüyordum her yeri ve tiz bir ses aslında tiz değilde böyle zzzzzzz şekilinde titremeler arttı ve o an tüylerim diken diken oldu ense bölgemden kafamın arka kısmı ensemden aşağıya belime kadar soğukluk ve kasılma karıncalanma yaşadım ufak bir şey gördüm görmedim anlık bir süliet gördüm yazamıyorum bile ellerim hala titriyor anlatırken ve düşündüğümde bile her yerim kasılıyo o an yatağıma kasılıp kaldım gözlerimi kapadım ve allah'ın adını zikretmeye başladım allah allah allah allah edasında sonra sübhaneke duasını okudum ve o anda o ses azalıp gitti ve vücudumdaki yanma ürperme azaldı sonra uyandım lütfen ben daha öncelerde açtığım konularda hiç bu kadar korkmamıştım ama bu konu gerçekten gerçek nasıl izah etceğimi bile bilmiyorum çok kötüyüm lütfen yani anlatamıyorum durmadan tedirginim kaç saatir yalvarıyorum bir yardımcı olun bir fikir verin etkisinden kurtulamıyorum gördüğüm yaşadığım neydi telafisi ne bu günde oruçlu değildim normalde tutarım 2 gündür ara vermiştim dün tuttum bu günde tutmadım ve pisim acaba ondan mı bilmiyorum genelde hiç pis olmam ama ilk kez bu gün oldu inandığınız veya düşündüğünüz tanrınız tanrıçanız inancınız aşkına yalvarıyorum yardım edin bir fikir verin şuana kadar kime ne desem geçer kabus görmüşsün diyecek her şeye öyle diyorlar ama çok farklı iliklerime kadar hissetim bir kaç aydır ne ilaç kullanıyorum ne herhangi bir bağımlılık yapıcak madde kullanıyorum film gibi oldu hayatım belalar üzerine bela korkuyorum…
devamını gör...
okuyana kahkaha attıracak komik espriler
- van su ve kanalizasyon işleri müdürlüğünün kısaltması nedir?
+ bilmiyorum, nedir?
- viski
puhahahahah
+ bilmiyorum, nedir?
- viski
puhahahahah
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
yaklaşık bir hafta önce kaldığım yerde bir çocuğun bakışları ile ilgili sorun yaşamış korkup ağlamıştım. kaldığım arkadaşım ile kabus vs görmüştük. o korku ile ağlayıp tüm gün kötü olup birkaç günde çocuğu bende bakışlarım ile rahatsız edip durdum . sonunda bana bakmayı ve korkunç enerjisini vermeyi kesti. tatilden döndüm ve eve geldim ilk gece yattım yaklaşık 3 civarı uyandım ve yerimden kalkamıyordum önce bağırdım ama normal bir kara basan gibi sesim çıkmıyordu sonra bu döngüyü kırıp hafiften ses çıkarabildim ve pagan olmama rağmen islamik , hristiyan ve pagan duaları okudum ben okudukça dilim daha da kitlendi ve dalga geçme , hahaha bak burdayız gibi sesler duymaya başladım . yavaş yavaş ileri gidip geliyordum başta tecavüz olduğunu düşünmedim bak bizi hissedebiliyormuş gibi sesler duymaya başladım hatta bi ara kendimde gülüyorum fakat allah-u ekber diye bağırmaya başladım. ben kalktıkça geri geri yatağa çekip tekrar dalga geçiyorlardı ve durmadan gülme sesleri geliyordu. yaklaşık hava aydınlanması sonrasına kadar saatlerce bu durumda kaldım ve psikolojim bozulmak üzere . uyuyamıyorum. kalkamıyorum. sabah yerimden kalktığımda iç çamaşırımda kan lekesi vardı . annem de rüyasında yatağımda beni görmüş ve o kadar zayıfmışım ki hareket edemiyormuşum ve hastalıklıymışım. yan komşum da beni denizde boğulurken görmüş yardıma gelmiş ama kurtaramamış. çalışma yaptın mı diye sorarsanız aylar önce ruh celsesi yapmıştım ve defetme ritüeli uygulamıştım.
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
uzun zamandır astral seyahat yapmayı deniyordum. nefes sorunum olduğu için kontrolü sağlamak zor oluyor. neredeyse altı aydır deniyordum ve dün gece başardığımı zannediyorum. bütün vücudumda bir uyuşukluk ve karıncalanma hissettim, fiziksel olarak hiçbir harekette bulunmadığım halde vücudumun yükseldiğini hissettim. ama bu his birkaç dakika kadar sonra yerini korkuya bıraktı ve nefes nefese uyandım.
bahsettiğim evrede bir yangının dumanına benzeyen bir şeyin içinde olduğumu gördüm. gördüm derken, net bir görüntü veya halüsinasyon yoktu, gözlerinizi kapadığınızda veya karanlıkta bazı figürler görürsünüz, işte bu şekilde dumanlar vardı. deneyimime yardımcı olması için hint zen müziği dinliyordum, bu ses kulağıma olduğundan farklı gelmeye başladı. sanki birisi sesi kırpıp ondan bir şeyler yaratmaya çalışıyormuş gibi… işin korkutucu kısmı bunlar olurken bedenimde bir ağırlık hissetmem oldu. kısa süre önce hafiflediğimi, vücudumun bu hafifliğin etkisiyle havalandığını hissederken birden üstüme bir şey çökmüş gibi hissettim. bu da pek uzun sürmedi ama korkutucuydu.
daha önceki deneyimlerimde ya odaklanamıyordum ya da odaklandıktan sonra kısa süreli bir karıncalanmadan ileri gidemiyordum. dün geceki olaydan sonra uzun süre bu tür şeylerle uğraşmayı düşünmüyorum. ama bunun sebebini merak ediyorum, belki de tamamen psikolojiktir, yine de burada paylaşmam gerektiğini düşündüm.
bahsettiğim evrede bir yangının dumanına benzeyen bir şeyin içinde olduğumu gördüm. gördüm derken, net bir görüntü veya halüsinasyon yoktu, gözlerinizi kapadığınızda veya karanlıkta bazı figürler görürsünüz, işte bu şekilde dumanlar vardı. deneyimime yardımcı olması için hint zen müziği dinliyordum, bu ses kulağıma olduğundan farklı gelmeye başladı. sanki birisi sesi kırpıp ondan bir şeyler yaratmaya çalışıyormuş gibi… işin korkutucu kısmı bunlar olurken bedenimde bir ağırlık hissetmem oldu. kısa süre önce hafiflediğimi, vücudumun bu hafifliğin etkisiyle havalandığını hissederken birden üstüme bir şey çökmüş gibi hissettim. bu da pek uzun sürmedi ama korkutucuydu.
daha önceki deneyimlerimde ya odaklanamıyordum ya da odaklandıktan sonra kısa süreli bir karıncalanmadan ileri gidemiyordum. dün geceki olaydan sonra uzun süre bu tür şeylerle uğraşmayı düşünmüyorum. ama bunun sebebini merak ediyorum, belki de tamamen psikolojiktir, yine de burada paylaşmam gerektiğini düşündüm.
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
—ne demek bu?
—şu demek sen değişimin ta kendisisin aslında, durum böyleyken ‘’ben’’ dediğin o kavramın saniyede milyon kere değiştiğini yani her ‘’ben’’ dediğinde bir önceki ‘’ben’’ den farklı olduğunu ve böylelikle aslında ‘’ben’’ dediğin o kavramın maddi olarak bütünlüğünü yitirdiğini yani olmadığını dile getirmeye çalışıyorum. bir diğer deyişle et ve kemikten oluşan bedenin senin ‘’ben’’ in olmadığını söylemeye çalışıyorum. anladın mı?
—evet.
—güzel. şimdi cevap ver asıl seni oluşturan şey nedir?
-…ruh mu?
—güzel cevap genç adam ama ne yazık ki doğru cevap değil. ruh da sürekli değişimler içindedir ama onun değişimi beden gibi değildir. ruh duygularla, anılarla, düşüncelerle değişir. yaşamla değişir. buna daha sonra tekrar değineceğim. şimdi bu da olmadığını göre aklında asıl seni oluşturan şeyin ne olduğu hakkında bir şey var mı?
-…sanmıyorum
—pekâlâ, sana biraz ipucu vereyim. bize lazım olan şey hiçbir değişime uğramayan ama her şeyin onun kontrolünde olduğu bir şey. sadece durum gözlem yeteneğine sahip. bak genç adam şimdi muazzam her şeyi dört dörtlük bir araç düşün bu araç sesli komutlar ile hareket etme özelliğine sahip olsun. lakin araç dediğin yakıtı olmadan hareket etmez değil mi? araç sağlam, yakıt var eee ne kaldı geriye?
—sesli komutları verecek bir şoför.
—bunlar sana bir şey anımsatmıyor mu? hadi genç adam düşünmekten aciz değilsin.
—bilinç olabilir mi?
—evet, genç adam doğru cevabı verdin. etrafında duyduğun bazı cümlelerde bunu daha kolay anlayabilirsin. istemsizce hareket eden insanlar için ‘’bilincini kaybetmiş’’ yâda ‘’bilinç dışı’’ gibi. şoförü olmadan hareket eden bir aracın durumu gibi değil mi? yani bilinç dediğimiz şey gözlem yapma ve karar verme yetisine sahiptir.
cümlesi bittikten sonra adımları hızlanmaya başladı. bende demin anlattığı şeyleri düşünerek ona uyum sağlamaya çalışıyordum. biraz daha ilerledikten sonra yoldan çıktı ve sol tarafta duran ormana doğru ilerlemeye başladı.
ağaçların arasından geçiyor tepelerine bakıyor ve bir şeyler mırıldanıyordu. anlayamıyordum sadece takip ediyordum küçük bir ağaç fidanının yanında durdu.
yandaki büyük ağacı göstererek:
—sence bu ağaç kaç yaşındadır?
ağaca baktım hem çok büyük hem de çok kalın bir gövdeye sahipti. kaç yaşında olduğunu bilmiyordum. pekte önemli olduğunu düşünmemiştim aslında. tahminlerime dayanarak cevap verdim:
—15 ya da 20
—peki ya bu küçük fidan
—1 ya da 2 hafta
bu kısa konuşmanın ardından kendimi soru yağmuruna tutum çünkü her şeyin altından bir ders ya da bir bilgi, bir cevap çıkarma umudum vardı. ama ne yazık ki bir şey bulamadım.
bunun ardından yaşlı adama döndüm. bana dik dik baktığını yeni fark etmiştim.
—bitti mi?
şaşkınlığımı gizleyemeden cevap verdim.
-…evet
—pekâlâ, şimdi buraya dikkatini ver genç adam. gördüğün bu fidanın bu ağaca benzemesi için yaklaşık olarak 15 yılı var dedin değil mi? peki ya 15 saniyeye ne dersin?
bu kelimelerin ardından yaşlı adam elindeki sopasını fidana değdirdi. fidan bir anda büyümeye başlamıştı kısa bir süre içinde yanındaki ağaç kadar boyuta sahip oldu. köklerinin yerin altındaki ilerleyişini ayaklarımla hissedebiliyordum. şaşkınlığımı gizleyemiyordum.
ilk defa biraz olsun gülümsediğini gördüm. ama bu da neyin nesiydi sanki bir anda 15 yıl geçivermişti.
—bana öyle bakma evlat ben büyücü değilim, bu sopada büyülü değil.
-…
—demin gördüğün şey değişimin sendeki zaman kavramına meydan okuyuşuydu.
—üzgünüm, anlayamadım.
—ilk konumuza geri döndük neler hatırlıyorsun?
-zaman değişimin ta kendisiydi …
—evet, aynen öyle zaman değişimin ta kendisiydi. şimdi burada olan olay için karşımızdaki seçenekler neler bakalım:
1–15 yıl geçti ama biz bunu 15 saniye gibi algıladık
2-fidanın kendisine ait değişim akışı normalin üzerine çıktı
şimdi şayet 15 yıl geçmiş olsa idi buradaki bütün ağaçlar bu 15 yıl içerisinde değişime uğradıklarını bize sergileyeceklerdi ama baktığımız zaman diğerleri 15 saniye önceki halleri ile aynı bu değişimden sadece fidan etkilendi yani 1. seçeneğimiz iptal.
değişim akışı evrenin her yerinde var olan değişimin standart oranıdır ki buda zamanı oluşturur. ayrıca bir de değişim akışının normalin üstüne çıktığı ve altına indiği durumlarda söz konusu olur tabi ki bu dengesizlik gibi görünen bu olaylar her zaman dengenin korunumu için çalışırlar…
yaşlı adam bir müddet sustu ve ilerlemeye başladı. bende durmaksızın peşine takıldım, suskunluğunu fırsat bilip dediklerini düşünmeye ve anlamaya çalışıyordum. dedikleri hep mantığına uyuyordu ama bir taraftan temkinlik olmak adına söylediklerini hep ölçüp tartıyordum. yeterince anlamamam bir yana bir de güvenilir olup olmadığından şüphe duymak beni rahatsız ediyordu. istemsiz olarak duyduğum garip bir şüphe sürekli olarak temkinli olmamı ve tetikte olmamı resmen emrediyordu.
ağaçların arasından geçerken sonunda bir yere vardık ormanın ortasında içinde hiç ağaç bulunmayan dairesel bir düzlük ve merkezde oduncu kulübesini anımsatan büyük olmayan bir ev vardı. yaşlı adam evi görünce hafifçe gülümsedi.
—işte genç adam burası benim evim eğitimin artık burada sürecek.
diyerek dairesel alanın içine girdi. bende peşinden girdim, ama dairesel alanın etrafını çizen siyah üzerine mor çizgili yaklaşık elim kadar taşlar kaplıyordu…
—şu demek sen değişimin ta kendisisin aslında, durum böyleyken ‘’ben’’ dediğin o kavramın saniyede milyon kere değiştiğini yani her ‘’ben’’ dediğinde bir önceki ‘’ben’’ den farklı olduğunu ve böylelikle aslında ‘’ben’’ dediğin o kavramın maddi olarak bütünlüğünü yitirdiğini yani olmadığını dile getirmeye çalışıyorum. bir diğer deyişle et ve kemikten oluşan bedenin senin ‘’ben’’ in olmadığını söylemeye çalışıyorum. anladın mı?
—evet.
—güzel. şimdi cevap ver asıl seni oluşturan şey nedir?
-…ruh mu?
—güzel cevap genç adam ama ne yazık ki doğru cevap değil. ruh da sürekli değişimler içindedir ama onun değişimi beden gibi değildir. ruh duygularla, anılarla, düşüncelerle değişir. yaşamla değişir. buna daha sonra tekrar değineceğim. şimdi bu da olmadığını göre aklında asıl seni oluşturan şeyin ne olduğu hakkında bir şey var mı?
-…sanmıyorum
—pekâlâ, sana biraz ipucu vereyim. bize lazım olan şey hiçbir değişime uğramayan ama her şeyin onun kontrolünde olduğu bir şey. sadece durum gözlem yeteneğine sahip. bak genç adam şimdi muazzam her şeyi dört dörtlük bir araç düşün bu araç sesli komutlar ile hareket etme özelliğine sahip olsun. lakin araç dediğin yakıtı olmadan hareket etmez değil mi? araç sağlam, yakıt var eee ne kaldı geriye?
—sesli komutları verecek bir şoför.
—bunlar sana bir şey anımsatmıyor mu? hadi genç adam düşünmekten aciz değilsin.
—bilinç olabilir mi?
—evet, genç adam doğru cevabı verdin. etrafında duyduğun bazı cümlelerde bunu daha kolay anlayabilirsin. istemsizce hareket eden insanlar için ‘’bilincini kaybetmiş’’ yâda ‘’bilinç dışı’’ gibi. şoförü olmadan hareket eden bir aracın durumu gibi değil mi? yani bilinç dediğimiz şey gözlem yapma ve karar verme yetisine sahiptir.
cümlesi bittikten sonra adımları hızlanmaya başladı. bende demin anlattığı şeyleri düşünerek ona uyum sağlamaya çalışıyordum. biraz daha ilerledikten sonra yoldan çıktı ve sol tarafta duran ormana doğru ilerlemeye başladı.
ağaçların arasından geçiyor tepelerine bakıyor ve bir şeyler mırıldanıyordu. anlayamıyordum sadece takip ediyordum küçük bir ağaç fidanının yanında durdu.
yandaki büyük ağacı göstererek:
—sence bu ağaç kaç yaşındadır?
ağaca baktım hem çok büyük hem de çok kalın bir gövdeye sahipti. kaç yaşında olduğunu bilmiyordum. pekte önemli olduğunu düşünmemiştim aslında. tahminlerime dayanarak cevap verdim:
—15 ya da 20
—peki ya bu küçük fidan
—1 ya da 2 hafta
bu kısa konuşmanın ardından kendimi soru yağmuruna tutum çünkü her şeyin altından bir ders ya da bir bilgi, bir cevap çıkarma umudum vardı. ama ne yazık ki bir şey bulamadım.
bunun ardından yaşlı adama döndüm. bana dik dik baktığını yeni fark etmiştim.
—bitti mi?
şaşkınlığımı gizleyemeden cevap verdim.
-…evet
—pekâlâ, şimdi buraya dikkatini ver genç adam. gördüğün bu fidanın bu ağaca benzemesi için yaklaşık olarak 15 yılı var dedin değil mi? peki ya 15 saniyeye ne dersin?
bu kelimelerin ardından yaşlı adam elindeki sopasını fidana değdirdi. fidan bir anda büyümeye başlamıştı kısa bir süre içinde yanındaki ağaç kadar boyuta sahip oldu. köklerinin yerin altındaki ilerleyişini ayaklarımla hissedebiliyordum. şaşkınlığımı gizleyemiyordum.
ilk defa biraz olsun gülümsediğini gördüm. ama bu da neyin nesiydi sanki bir anda 15 yıl geçivermişti.
—bana öyle bakma evlat ben büyücü değilim, bu sopada büyülü değil.
-…
—demin gördüğün şey değişimin sendeki zaman kavramına meydan okuyuşuydu.
—üzgünüm, anlayamadım.
—ilk konumuza geri döndük neler hatırlıyorsun?
-zaman değişimin ta kendisiydi …
—evet, aynen öyle zaman değişimin ta kendisiydi. şimdi burada olan olay için karşımızdaki seçenekler neler bakalım:
1–15 yıl geçti ama biz bunu 15 saniye gibi algıladık
2-fidanın kendisine ait değişim akışı normalin üzerine çıktı
şimdi şayet 15 yıl geçmiş olsa idi buradaki bütün ağaçlar bu 15 yıl içerisinde değişime uğradıklarını bize sergileyeceklerdi ama baktığımız zaman diğerleri 15 saniye önceki halleri ile aynı bu değişimden sadece fidan etkilendi yani 1. seçeneğimiz iptal.
değişim akışı evrenin her yerinde var olan değişimin standart oranıdır ki buda zamanı oluşturur. ayrıca bir de değişim akışının normalin üstüne çıktığı ve altına indiği durumlarda söz konusu olur tabi ki bu dengesizlik gibi görünen bu olaylar her zaman dengenin korunumu için çalışırlar…
yaşlı adam bir müddet sustu ve ilerlemeye başladı. bende durmaksızın peşine takıldım, suskunluğunu fırsat bilip dediklerini düşünmeye ve anlamaya çalışıyordum. dedikleri hep mantığına uyuyordu ama bir taraftan temkinlik olmak adına söylediklerini hep ölçüp tartıyordum. yeterince anlamamam bir yana bir de güvenilir olup olmadığından şüphe duymak beni rahatsız ediyordu. istemsiz olarak duyduğum garip bir şüphe sürekli olarak temkinli olmamı ve tetikte olmamı resmen emrediyordu.
ağaçların arasından geçerken sonunda bir yere vardık ormanın ortasında içinde hiç ağaç bulunmayan dairesel bir düzlük ve merkezde oduncu kulübesini anımsatan büyük olmayan bir ev vardı. yaşlı adam evi görünce hafifçe gülümsedi.
—işte genç adam burası benim evim eğitimin artık burada sürecek.
diyerek dairesel alanın içine girdi. bende peşinden girdim, ama dairesel alanın etrafını çizen siyah üzerine mor çizgili yaklaşık elim kadar taşlar kaplıyordu…
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
…bu taşların neyin nesi olduğu bilmek istiyordum sormak mantıklı gelmişti ama daha zamanı olduğunu düşünüp yürümeye devam ettim yaşlı adam evin diğer tarafına geçti bende onu takip ederek arkasından geçtim. evin kapısı gördüm eskimiş tahtalardan bir kapıydı ve kapıdan beş adım ilerde önceden ateş yakılmış bir yer vardı ihtiyar orayı göstererek:
—şurada ateş yak ben birazdan geleceğim.
diyerek evin içine girdi. bende çalı çırpı bulmak için çevreme göz atmaya başladım. evin bulunduğu dairenin dışına çıktım gözüm etrafta birkaç parça odun derdinde düşünceler içinde ilerliyordum. ihtiyarın bana anlatmak istediklerini, anladığım ve anlamadığım her şey geçiyordu o an aklımdan. hoş tabi nerdeyim neyin peşindeyim bilmiyordum sadece ama sadece şuan burada bir şeyler öğrenmek için vardım.
çok geçmeden topladığım birkaç parça odunla eve geri döndüm. ihtiyar ortalarda yoktu odunları ateş yakacağım yere bıraktım ve kapıya doğru ilerledim ateşi nasıl yakacağımı ihtiyara soracaktım. birkaç çıtırtı sesi duydum, arkamı dönüp baktığımda odunların kıvılcım aldığını gördüm. bu neydi şimdi? derin bir nefes aldım tamam sıra dışı bir yerdi lakin her seferinde aynı duyguları yaşamak ya da bunlara alışamamanın yakarışıyla kendime sitem ettim.
ihtiyar dışarı çıktı ve ateşin yanına bağdaş kurup oturdu. sopasını da yanına bıraktı ve ellerini ateşe uzattı. üşümüş gibi bir hali vardı. bana dönerek:
—bütün gün orda dikilmeyeceksin değil mi?
kendime geldiğimi düşünerek ateşe yaklaştım ve yaşlı adamın karşısına oturdum. ateş aynı bildiğim ateşti sıcaklığını hissedebiliyordum, ışığını görebiliyordum ve görüntüsünde de bir farklılık yoktu.
—at… (ateş nasıl oldu da kendi kendine yandı?)
—bunu istememiş miydin?
—istedim ama… ( olması için bir şey yapmadım )
—istemek bütün eylemlerin kaynağında yatar. bir komut gibi, bir emir gibi ne dersen de önemli değil. demin ki verdiği araç şoför örneğinde olduğu gibi şoför sadece ister. tabi ki şuan mekânlar farklı şu an bulunduğumuz yerde şoför sensin buradaki her şey senin isteğine bağlı değişkenler.
—yani sende mi?
—hayır evlat ben buna dâhil değilim. ben sadece senin bu aracı kullanman için bir kılavuzum, bir eğitmenim, bir yol göstericiyim.
—peki, burası tam olarak neresi?
—burası sensin, burası senin iç dünyan, burası varlığının sonsuzlukla buluştuğu yer. burası senin ‘’ben’’ in
—niye istediğim zaman gelemiyorum buraya?
—çünkü eğitimsizsin buraya bizden birinin referansı olmadan girecek duruma gelmedin henüz. buraya gelmek için akıl-kalp-ruh üçlüsünün ahenkli şekilde çalışmaları gerekir. yani ortak titreşimler sergilemeleri gerekir. bunun sonucunda da bilince iç dünyaya giriş kapısı açılır. bizim bir diğer görevimiz de seni burada korumak.
—neyden korumak?
—kendinden
—…?
—zihnini kontrol edemediğin için yararlı ve zararlı bütün duyguların, düşüncelerin burada serbest dolaşırlar. içgüdülerin, dürtülerin, bilinçaltındaki her bir şey gerçek bilincine ulaşmak için yarış içindedirler.
—gerçek bilincim mi?
—yani bu sen oluyorsun…
—…
—hiç düşünmedin mi burada yaşadığın şeylere aşırı tepkiler vermediğini. burada yaşadığın şeyleri dünyada yaşasaydın daha düşünebilir miydin sence?
—aşırı duygusal tepkilerden seni uzak tutmaya çalışıyoruz. alıştıra alıştıra yavaş bir şekilde sürüyor eğitimin. aşırı duygular burada çok tepki çeker. emin ol böyle bir şeyin olmasını istemezsin.
—peki olursa ne olur?
—hiç düşündün mü burada yaşadığın şeyleri en ince ayrıntısına kadar hatırlıyorsun , sebebini hiç düşündün mü?
—hayır
—çünkü sen buradayken bilincin ruhun, kalbin ve aklın ile filtresiz bir şekilde bağlı yani bir dağıtıcı gibi verileri toplayıp onları korunma programlarına göstermeden içeriye alıyor sana burada yaşadığın her şeyi hatırlamanda bilinç-akıl bağının bir göstergesi. şuan hangi verileri toplayacağın konusunda ayırt edici özelliğe sahip değilsin o yüzden seni burada korumak zorundayız. aksi takdirde ‘’nefret’’ gibi saf bir kötülük duygusunun beden bulmuş haliyle karşılaşmak istemezsin. bunun gibi birçok duygu mevcut sende bu sadece bir örnek.
—bunca şeyin amacı nedir?
—korkarım ki evlat, bu sorunun cevabı bende yok…
o an ki bakışları kelimelere dökmekte zorlandığım şeyler arasında. sanki benden bir şey beklercesine ama aynı zamanda umutsuz ve soğuk bakışlar…
—şurada ateş yak ben birazdan geleceğim.
diyerek evin içine girdi. bende çalı çırpı bulmak için çevreme göz atmaya başladım. evin bulunduğu dairenin dışına çıktım gözüm etrafta birkaç parça odun derdinde düşünceler içinde ilerliyordum. ihtiyarın bana anlatmak istediklerini, anladığım ve anlamadığım her şey geçiyordu o an aklımdan. hoş tabi nerdeyim neyin peşindeyim bilmiyordum sadece ama sadece şuan burada bir şeyler öğrenmek için vardım.
çok geçmeden topladığım birkaç parça odunla eve geri döndüm. ihtiyar ortalarda yoktu odunları ateş yakacağım yere bıraktım ve kapıya doğru ilerledim ateşi nasıl yakacağımı ihtiyara soracaktım. birkaç çıtırtı sesi duydum, arkamı dönüp baktığımda odunların kıvılcım aldığını gördüm. bu neydi şimdi? derin bir nefes aldım tamam sıra dışı bir yerdi lakin her seferinde aynı duyguları yaşamak ya da bunlara alışamamanın yakarışıyla kendime sitem ettim.
ihtiyar dışarı çıktı ve ateşin yanına bağdaş kurup oturdu. sopasını da yanına bıraktı ve ellerini ateşe uzattı. üşümüş gibi bir hali vardı. bana dönerek:
—bütün gün orda dikilmeyeceksin değil mi?
kendime geldiğimi düşünerek ateşe yaklaştım ve yaşlı adamın karşısına oturdum. ateş aynı bildiğim ateşti sıcaklığını hissedebiliyordum, ışığını görebiliyordum ve görüntüsünde de bir farklılık yoktu.
—at… (ateş nasıl oldu da kendi kendine yandı?)
—bunu istememiş miydin?
—istedim ama… ( olması için bir şey yapmadım )
—istemek bütün eylemlerin kaynağında yatar. bir komut gibi, bir emir gibi ne dersen de önemli değil. demin ki verdiği araç şoför örneğinde olduğu gibi şoför sadece ister. tabi ki şuan mekânlar farklı şu an bulunduğumuz yerde şoför sensin buradaki her şey senin isteğine bağlı değişkenler.
—yani sende mi?
—hayır evlat ben buna dâhil değilim. ben sadece senin bu aracı kullanman için bir kılavuzum, bir eğitmenim, bir yol göstericiyim.
—peki, burası tam olarak neresi?
—burası sensin, burası senin iç dünyan, burası varlığının sonsuzlukla buluştuğu yer. burası senin ‘’ben’’ in
—niye istediğim zaman gelemiyorum buraya?
—çünkü eğitimsizsin buraya bizden birinin referansı olmadan girecek duruma gelmedin henüz. buraya gelmek için akıl-kalp-ruh üçlüsünün ahenkli şekilde çalışmaları gerekir. yani ortak titreşimler sergilemeleri gerekir. bunun sonucunda da bilince iç dünyaya giriş kapısı açılır. bizim bir diğer görevimiz de seni burada korumak.
—neyden korumak?
—kendinden
—…?
—zihnini kontrol edemediğin için yararlı ve zararlı bütün duyguların, düşüncelerin burada serbest dolaşırlar. içgüdülerin, dürtülerin, bilinçaltındaki her bir şey gerçek bilincine ulaşmak için yarış içindedirler.
—gerçek bilincim mi?
—yani bu sen oluyorsun…
—…
—hiç düşünmedin mi burada yaşadığın şeylere aşırı tepkiler vermediğini. burada yaşadığın şeyleri dünyada yaşasaydın daha düşünebilir miydin sence?
—aşırı duygusal tepkilerden seni uzak tutmaya çalışıyoruz. alıştıra alıştıra yavaş bir şekilde sürüyor eğitimin. aşırı duygular burada çok tepki çeker. emin ol böyle bir şeyin olmasını istemezsin.
—peki olursa ne olur?
—hiç düşündün mü burada yaşadığın şeyleri en ince ayrıntısına kadar hatırlıyorsun , sebebini hiç düşündün mü?
—hayır
—çünkü sen buradayken bilincin ruhun, kalbin ve aklın ile filtresiz bir şekilde bağlı yani bir dağıtıcı gibi verileri toplayıp onları korunma programlarına göstermeden içeriye alıyor sana burada yaşadığın her şeyi hatırlamanda bilinç-akıl bağının bir göstergesi. şuan hangi verileri toplayacağın konusunda ayırt edici özelliğe sahip değilsin o yüzden seni burada korumak zorundayız. aksi takdirde ‘’nefret’’ gibi saf bir kötülük duygusunun beden bulmuş haliyle karşılaşmak istemezsin. bunun gibi birçok duygu mevcut sende bu sadece bir örnek.
—bunca şeyin amacı nedir?
—korkarım ki evlat, bu sorunun cevabı bende yok…
o an ki bakışları kelimelere dökmekte zorlandığım şeyler arasında. sanki benden bir şey beklercesine ama aynı zamanda umutsuz ve soğuk bakışlar…
devamını gör...
paranormal deneyimler günlüğü
astrallerimi falan mi anlatayim burda simdi
devamını gör...
