merhaba dostlar, uzun zaman oldu… herkes nasıl?

normalde çok dua eden bir insanımdır, fakat genelde yaz tatillerinde ederim dualarımı, kışın çalıştığım için pek dua etmeye vaktim olmuyor, ayrıca bu olay sırasında aybaşı zamanımdı. konuya geçmem gerekirse, hayatımda her zaman farklı boyuttaki varlıkların istilasına maruz kaldım, çok fazla kına yakılmış bir şekilde uyandırdım çocukluktan beri ve birkaç kere de varlık gördüğüm oldu, bunlar benim uyguladığım şeylerin sonucu değildi ( bunu söylemekten kastım bu zamana kadar hiç davet yapmadım.) bunları yaşamamış olmama karşın, dün ilk defa bir “karabasan” olayı yaşadım.

gece pek uykum gelmemişti ve uzun zamandır da aklımı kurcalayan bir konuyla ilgili iskambil açmıştım yatmadan önce, sonrasında ise aybaşı olduğum için istihareye yatamadım fakat türkçe bir şekilde allahtan bu konuyla ilgili bana bir işaret göstermesini istedim, yatağıma yattığımda kaç saat geçti hatırlamıyorum vücudumu bir titreme aldı, kalbimi bir titreme aldı ve kalbim adeta bir makinalı tüfek gibi hızlı atıyordu, üzerime bir şeyin cullandigini hissettim annemin yanına gitmek için yataktan kalkamıyordum, bağırmak istedim fakat dilim tutulmuştu ve asla sesim çıkmıyordu. birkaç dakika böylece yatağa çakıldıktan sonra çok enteresan bir vaka yaşandı, ruhum bedenimden ayrıldı ve odanın içinde kendimi görebiliyordum, odadan kaçmak istedim fakat odamı kilitlemiştim ve kilidi elime alamıyordum ve tutamıyordum, çünkü fiziksel bir varlık değil ruhsal bir varlıktım. birkaç dakika boyunca odadan çıkmanın yollarını ararken bedenime geri çekildim. ne olduğunu gerçekten anlayamadım dostlarım, bir fikri olan varsa paylaşırsa çok mutlu olurum, bu tür şeylerden pek korkan biri değilim (çocukluktan beri istilaya maruz kaldığım için) bu yüzden açık olun.
devamını gör...
bundan yaklaşık 7-8 sene önce, yaz aylarında bir olay yaşamıştım, hala anlamlandıramıyorum ne olduğunu.
temmuz - ağustos aylarından biri olsa gerek. uyumak için odama geçtim, odamda da tek değilim, babaannemle birlikteyim. zor bela da olsa uykuya daldım ama gece kulağımın dibinde duyduğum nefes ve çığlık sesleriyle sıçrayarak uyandım. ne olduğunu anlamadım uyku sersemliğiyle, bulunduğum yerden odayı kontrol ettim bir şey yok, babaanneme baktım, hala uyuyor, “kabus görmüşümdür” deyip tekrar uyumaya çalıştım. tam uykuya dalacağım sırada tekrar aynı nefes ve çığlık seslerini duydum, o çığlık da o kadar keskin kimsenin duymamasına imkan yok. bu sefer iyiden iyiye korkmaya başlamıştım, yatakta doğrulup odaya iyice baktım ama görünürde yine bir şey yok, babaannem hala uyuyor, onu uyurken gördükçe iyice korkuyorum. sakinleştikten sonra tekrar uyumayı denedim, yine aynı şey oldu. gece boyu 3-4 kez devam etti çığlık ve nefeslerle uyandırılmam. ve işin daha da garibi, her uyandırıldığımda evin holüne gitme isteği duyuyordum, sanki oraya gitmem gerekiyormuş gibi hissediyordum. ama en sonunda korkuma yenik düştüm ve babaannemi uyandırdım. bazen hala merak ederim “acaba evin holüne gitsem ne olurdu?” diye. bilinçaltımın oynadığı bir oyun olarak düşünüyorum ama o gün gayet normal bir gündü, herhangi bir gerginliğim, üzüntüm vs. yoktu. kısacası, nedenini niçinini bilmediğim bir olay olarak kaldı öyle.
devamını gör...
ben yaklaşık 10-12 yaşlarındayken annem beni bakkala yolladı aksam saat 11 gibi, o saatlerde dışarı çıkmam felan o yaşıma göre tabii ki şaşkın ve korkutucu geliyordu bana.bizim evimizin 2 kapısı var, birincisi normal eve giriş, diğeri ise bahçeye giriş kapısıydı. bisikletimi çıkarttım annemde bahçenin kapısına kadar geldi benimle, bahçe kapısından çıkarttım bisikletimi kaldırımdaydım, annemde tam yanımdaydı tembihliyordu beni. biz kaldırımdayken hemen önümüzde ki yolda 3 metre ilerimizde bir yaşlı amca bisikletinden inmiş eliyle sağ tarafında utarak ilerliyordu, hemen yolun sağındada bir araba vardı.adam yolda ilerliyordu sağ tarafa doğru caddeye doğru yani, bizde nedense annem ile pürdikkat izliyorduk adamı, bisikletiyle ilerlerken arabanın arkasına geçti, yani daha doğrusu ilerlediğinden dolayı araba vardı arabanın arkasındaydı adam görünmüyordu, 1-2 saniye sonra arabanın sağından çıkıp yoluan devam etmesi gerekiyordu. 10-15 saniye boyunca baktık adam hala ilerlemiyor, göremiyoruzda zaten çoktan ilerlemiş olmaı lazımdı, korkarak hemen yola gittim ve baktığımda adamın olmadığını gördüm. yani önümüzde ki arabadan dolayı o an onu göremedik, arabanın solundan girdi sağından çıkmadı amcacığımız. sanırım tek anlatabileceğim en net anımdır bu heralde.
devamını gör...
üniversitede okurken , 4444 duasına başladım ..
bununla birlikte tam anlamıyla inzivaya çekildim , 1 hafta boyunca evden çıkmadan ve kimse ile görüşmeden 3 - 5 saat uyku ile aralıksız dua okudum.
biraz nefes almak , arınmaktı istediğim , zor bir dönemdi benim için ..
4444 duasına başladığım anda birşeyler beni etkilemeye başladı , bir şeyin varlığını çok net hissediyordum .
bir gece sırt üstü uyurken bir sesle uyandım , üstümde bir tane erkek ,sol yanımda 2 kadın , hepsi küçük küçük minik insanlar ama nasıl çrkinler dişler sivri , erkeğin kafada sivri bir şey , kadınlrın başları kapalı ..
bir şeyler yapmaya çalışıyorlar , beni daraltmak , korkutmak için ..ellerimi kollarımı tutup gögsüme bastırıyorlar ..
korktum tabi ilk etapta ama sonra kuratırıcı duam ayetel kürsiye başladım .. hızlı hızlı 2 - 3 tane okudum , kayboldular ..
kendimi bildim bileli etrafımda bir garip enerji hissederim ama beni korkutmaz , aksine huzur güven verir ..
ilk defa bu kadar net ve açık bir deneyim yaşadım o da son oldu zaten bir daha olmadı ..
korunma çemberi yapmadan , büyük ve güçlü işlere kalkışmanın sonu bu olur tabi.
devamını gör...
2 veya 3 yaşımdayken abimle gece odada yatıyorduk ,ben gece yarısı uyandım ve tam karşımda bir kedi gördüm gözlerimin içine odaklanmıştı resmen çılgınlar gibi ağlaya ağlaya koştum annemlerin yanına işin garibi o kadar bağırmama rağmen abim uyanmamıştı ve aslında odada kedi yokmuş ve cam falan sıkı sıkıya kapatılmış.

yine küçüğüm ama sanırım ilkokul çağlarımdayım yaşı net hatırlamıyorum biz ailecek cuma gecesinden hazırlık yapar pikniğe giderdik uzun yıllar da devam etti bu alışkanlık neyse evdeki herkes arabaya gidip geliyor falan en sonunda ışıkları kapattılar ben kaldım evde , kapı açık iki tane gölge koşa koşa eve girdiler güle oynaya saklambaç oynuyorlardı hadi gel sende yanımıza saklan dediler karanlığın içinde ben yine ağlaya ağlaya kaçmıştım.

bir keresinde 8-9 yaşlarımda falanım banyoda diz kapağımın az altı kendiliğinden kesildi ama böyle biri jiletle bilerek yapmış gibiydi baya kan aktı ama artık alışmıştım sanırım hiç sesim çıkmadı
küçükken tek zararları bu olmuştu sanırım büyüdükçe bela da büyüdü.

orta okul zamanlarımda apartmana taşınmıştık abim evlenmiş bizle beraber yaşıyorlar bir de kız çocukları oldu 2 bilemedin üç yaşında . 9. katta oturuyoruz , gece rüyamda koridordan odama koşa koşa yiğenim boylarda bişey geliyor bende camdan dışarıyı seyrediyorum ama arkamdan geldiğini de hissediyorum geldi bacaklarıma bir yapıştı eşekten düşmüşe döndüm resmen çarpılmış gibi oldum ve o rüyadan bir gün sonra gerçek hayatta aynı şekilde yiğenim koşa koşa geldi ve aynı senaryo oldu çıldırdım resmen vurdum iki tane ağzına.


bu olaydan bir kaç ay sonrası da rüyamda kalktım evin içinde yürümeye çalışıyorum ama evde dehşet verici bir enerji var ve her adımımda mükemmel bir acıyla sarsılıyorum , arka planda sürekli bir ses ayetel kürsi oku yoksa bırakmayacak falan diyor ama okuyamıyorum salona gitmeye çalışıyorum . benim odamdan salon 10-15 adım falan ama resmen her adımda bir şey çarpıyor en son salona girdim ayetel kürsi okudum oda bembeyaz bir ışıkla doldu ve rahatladım.

küçüklüğümde daha hatırlayamadığım bir sürü olay var böyle büyüyünce geçer sandım muska falan takıyorum . üniversitenin ilk senesi kyk da kalıyorum . yine rüyamda kocaman dev gibi adamların evine girdim çingene evi falan zannediyordum meğerse onların inine girmişim bir güzel üstüme çullandılar dayak da yedik.

büyüdükçe daha çok acı vermeye başladı her şey gözle görmüyordum ama uyku sırasında yaşadıklarım gündüz uyur gezer gezmeme sebep oluyordu. bunlardan bir kurtuluş olarak zararlı maddelere başlamıştım bir nebze ayrı kaldık ama sonra intihara kadar gitti yol ama başarısız oldu . ondan sonra artık iyice bıkmıştım hoca hoca dolaşıyoruz ama muska kesinlikle istemiyorum falan baya baya kurtuldum şu anda sadece ara ara yokluyorlar.

öğrenci evimizde geldi en son suratsız uzun boylu tiksinç bir kadın yanında bir bebekle yatıyordu (aslında rüyam bambaşka bir şeyken oraya döndü birden)kadın sonra kalktı yatağından ve ben köşe bucak kaçıyorum ama kadının nefesi ensemde sonra bu beni köşeye sıkıştırdı ve çok sinirli bir şekilde “daha net olan kim !!! dedi” allaaaah !!! diye uyandığımı hatırlıyorum en sonu buydu ve bu olaydan sonra korkumu yenmiştim sanki şu anda korku denen bir şey kalmadı içimde. umursamıyorum.

şimdilerde enerjimi kontrol etmeye çalışıyorum , dinime daha düşkün oldum ve kendi gücümün farkına vardım diyebilirim belki de o yüzden bir şey olmuyor artık . baya uzun yazdım yanlışım olduysa affola , selam ve dua ile.
devamını gör...
geleceğe dair bazı olaylar görüyorum ve tamamen gördüğüm şekilde gerçekleşiyor çok detaya inip seni yormayacağım. her gece allah ile konuşmayı deniyorum bir gün bile aksatmadan ailemde ki her bireyde cin vardı bende de dahil fakat ben halen nasıl kontrol edeceğimi bilmezken evden muskalar çıkartabiliyorum ama bu benim elimde olmuyor. bir his beliriyor ve o hissi dinlediğim takdirde bir çoğumuza anlatsalar gözle görmeden inanmıycağımız şeyler gerçekleşiyor. çok olayım var ve çok anlatmayı denedim ama boyumdan büyük şeyleri anlatırken elbette zorlanıp sıkılıp normal hayatıma dönmeye çalıştığım zamanlar da oluyor fakat gündelik hayatıma engel olmaya başladı artık doğa üstü olaylar. sürekli karşımdaki insanları tanıyor olmaktan yanılmamaktan onlara dair geçmiş yada gelecek hakkında öngörüler görmekten çok iyi bir falcı olabilicekken bunu anla paraya dökmekten yana olmadığım için şu an açıkçası koca bir karamsarlık içerisindeyim. sürekli halsizlik baş ağrıları gerçek dünyadan uzaklaşmak benim için de artık inanın can sıkıcı olmaya başladı. bir kaç işin ehli hoca ile konuşucam çünkü artık cinleri toplamam gerektiğini düşünüyorum çünkü onlara sormam gereken bazı şeyler var hayatımda insanlardan cevap alamadığım konuları onlara sormak istiyorum. çevremdeki bir çok insan, hoca ya da cinlerle gerçekten irtibat kuran insanlarda hep bir korku gördüm. fakat bende asla korku olmadı. cinleri gördüğümde de onlarla konuştuğumda da. işin benim de anlam veremediğim tek yanı hayatımda gerçekleşen anlam veremediğim çünkü tam olarak halen daha bilgi sahibi değilim şuan yaşadığım her bir konuda. geleceği gördüğümü iddaa etmiyorum görüyorum. bir görüntü gördüğümde yanımda kim varsa anlatıyorum böyle böyle şeyler gördüm diye 1-2 gün içerisinde birlikte oluşunu izliyoruz. blog takipçilerine sorum ise: bu anlattıklarımın gerçek olduğunu ve yaşadığınızı düşünün ne yapardınız? ben cevap bulamadığım için sizlere sormak istedim.
devamını gör...
direkt olayları sırasıyla anlatmak istiyorum size. ben 6-7 yaşlarındayken annemle beraber yolun karşısına geçerken bir araba çarptı bana ve kaçtı. ambulans geldi, hastaneye gittik röntgenler falan çekildi bir sürü test yapıldı hiç bir sorun olmadığını söylediler. üstünden 1-2 saat geçti bana çarpan arabayı bulmuşlar kadın hastaneye gelmiş korkmuş kaçmış. annem babamın haberi olmasın diye bende bir sorun olmadığını için şikayetçi olmadı. neyse burayı geçelim. arabayı gördüm hastaneden çıkarken sağ ön farı paramparça olmuş resmen içeri göçmüş. bana hiç bir şey olmamasının imkanı yok ama olmadı. neyse bunun üstünden yıllar geçti hiç bir sorun yoktu. ta ki geceleri uyanıp evden çıkmaya başlayana kadar. başta uyurgezer sanıyordum kendimi herkes gibi ama sorun şu bu olayların olduğu geceler kendimi yorgun hissediyordum hiç bir şey hatırlamıyordum. ve ailemle gayet düzgün konuşuyormuşum (ben küçükken ileri düzeyde bir kekemelik yaşıyordum). bu şey yavaş yavaş azaldı. en son yaklaşık 5 yıl önce oldu. bir diğer şey de benim ailem sürekli şehir dışına çıkar. onların evde olmadığı bazı geceler elektrik kesilir ardından yıllardır aynı yerde duran eşyalar yere düşmeye başlar. ve benim kaldığım odanın lambası sürekli patlar yada kesik kesik yanar. tesisattan olduğunu düşünüyordum başta ama yeni yapılmış bir bina ve binadaki kimsenin evinde böyle bir sorun yok. yaklaşık 2-3 ay önce daha önce hiç olmamış bir şey oldu. gece birden bire kendimi yerde buldum burnum kanıyordu kolumda bir iki çizik vardı. ailem yanımdaydı ne oldu dedim birden bağırdığımı geldiklerinde beni bu şekilde bulduklarını söylediler. kendimi bir yerlere vurdum desem yatağımın yanında koltuk var her yeri yumuşaktır bu kadar zarar veremez diğer tarafında da atılacak yorganlar vardı. en son 2 hafta önce yine evde kimse yokken mutfaktan tıkırtı geldi. (gece yaşanan olaylar saat 3 civarında oluyor. hepsi böyle oldu.) hırsız sandım elime bir şey aldım sessizce mutfağa gittim. cam kapalı mutfak kapısı kapalıydı balkon kapısı kapalıydı içeride birisi olsaydı çıkması gerekiyordu bir yerden, içeri girdim arkasından dolaplar açıldı bütün her şey yere düştü tabaklar tencereler vs. 1-2 parça bir şey aldım hemen taksiye atladım arkadaşımda kaldım 2-3 gün. şimdi paranormal deneyimler blogunun takipçilerine soruyorum: bir fikri olan var mı? çoğu kişiye göre hepsi rastlantı. ben artık çözemiyorum..
devamını gör...
uhrevi varlıklar üzerine bir rehber çalışması yapıyorum. bunun için de elime geçen tüm fırsatları değerlendirmeye çalışıyorum. yakın zamanda şeytanî varlıklar ile ilgilenen ve bunları çağırdığını; bilgi aldığını söyleyen bir hoca ile tanıştım. açıkçası her ben çağırıyorum diyene ciddi şüphelerle yaklaşıyorum, zira o kadar kolay bir şey değil.


bu hoca beni bir çağırma seansına davet etti, dilersem gözlem yapabilir ve varlığı çıplak gözle görebilirmişim. hadi bakalım dedik yanımda bir arkadaşımla bu hocanın evine gittik.

adamın evi bir gecekonduydu ve 3 odası olan, kireç duvarlı bir ev. evde hiç koltuk veya yatak yoktu. adama nedenini sordum, meğer burayı sadece çağırma ve seanslar için kullanıyormuş. kafamda ilk parlayan fikir, bu mekanın sahibi olan veya sahiplenen varlıklar oldu. böylece adam da çağırdığını zannediyor olabilirdi başka boyuttan.

odalardan en büyüğüne girdik. biraz demonoloji biraz pagan seansına benzer şekilde ritüel yapmaya başladı. biraz hayvan kanı, kemik, ateş, semboller ve ökse otu. sembolleri bitirdikten sonra latinceye benzeyen ama biraz da gırtlaktan kelimelere sahip olan bir dilde (arapça veya farsça kesinlikle değildi) zaman zaman yükselen tonda sözlerini söylemeye veya duasını etmeye başladı.

gecenin bir yarısı, karanlık bir gecekonduda deli bir adamın yanında ateş başında oturup kan ve kemik kokusu alıyorduk. bir 10 dakika kadar sözleri devam etti. içimden “şizofren olabilir mi acaba” diye geçirirken, ateşte kıvılcımlanmalar oldu. muhtemelen odundur diye düşündüm sonra ateş başında bir ürperti duymaya başladım. yanımdaki arkadaşım da aynı şekilde üşümeye başladı.

takip eden sürede duvarda kazınma sesleri, hafif tıkırtılar, kapıların hafifçe oynaması gibi standart cin ve varlık seanslarında olabilecek etkiler gördüm ancak bundan sonrası oldukça ilginçleşti. ve çıplak gözle daha önce hiç görmediğim veya kendisine benzer tanımlamalar duymadığım bir varlık gördüm. daha doğrusu arkadaşımın beni dehşetle dürtüp kafamı çevirmesiyle bu varlıkla karşılaştım.

hocanın tam arkasında muhtemelen 170- 180 boylarında ve hafifçe havada süzülen, çok garip, çirkin, bağırsaklardan oluşmuş bir uzantısı varmış gibi görünen bir varlık. herhangi bildiğim bir demon veya cin tanımına uyan bir şey değildi. hayal gücüm ile oluşturduğumu veya bu hocanın bir ateşe bir şey koyduğunu ve kafamızı güzel yaptığını düşündüm. ancak bana bunu gösteren yine arkadaşımdı.

ortamda sadece ateş çıtırtısı, trans halinde bir hoca, bizim nefes alış verişlerimizin duyulduğu bir odada yaklaşık 1 dakika boyunca etrafa bakınan garip bir varlık mevcuttu. varlık sadece sağa sola bakındı bize doğrudan bakmadı bile. ateşe dikkatlice baktı sonra havaya karışan bir duman gibi yok oldu gitti.

korkmadım desem cidden yalan söylemiş olurum. hayranlık ve korku arası ilginç bir his vardı içimde. hemen oradan uzaklaşmak istiyordum hem de bu konuda arkadaşımla biraz kafa yormayı düşünüyordum. hoca varlık gittikten bi 5-6 dakika sonra açtı gözlerini, terlemişti, yorgun görünüyordu.
hayırdır hoca bu ne dedik, bize şeytani bir varlık olduğunu, cinlerle aynı boyuttan olduğunu fakat cin olmadığını söyledi.


bu varlıklar leşçil hayvanlar gibi uzaktan izleyen sadece bulduklarını yiyen veya elde eden, saldırmayan tiptelermiş ve insanlarla iletişime geçmeyi sevmezlermiş. hoca bu tarz varlıkları çağırmayı fas’ta tanıştığı birinden öğrenmiş ve söylediğine göre arap yarımadasında bu tarz işlerle uğraşan bir topluluk/tarikat mevcutmuş.

biz hocaya teşekkür ettik, evden çıktık ve ayrıldık. arkadaşımla hemen benim ofisime geldik. öncelikle bu varlığı resmetmek istiyordum ve gözden kaçırdığım detaylar var mı diye arkadaşımla ayrı ayrı gördüğümüz varlığın tanımlarını ve görebildiğimiz şeyi çizdik. ikimiz de aynı şeyi görmüştük ve ikimizin de dikkatini çeken şey bu varlığın çok parmağı olduğu ve bir yüzük taktığıydı.

bu varlığı tanımlamak istiyorum, habitatı konusunda da daha fazla bilgi almaya çalışacağım. muhtemelen bu hocayla daha çok takılıcam ben. aşağıda görmüş olduğum varlığın bir eskizi ile yüzüğün ve üzerindeki sembolün şeklini çizdim. bu tarz veya benzer bir varlığı gören veya bilen varsa da bildiklerini duymayı çok isterim.
devamını gör...
definecilikle hobi olarak uğraşıyorum,bu güne kadar görmediğim makina,tanımadığım hoca adı altında insanlar kalmadı.bir ara arkadaşlarımla konuşurken birinden bahsettiler.yerin altını görebildiğini,çok ilim sahibi olduğunu ve daha akıl almaz onlarca olay anlattılar.tabi ben daha önce çok kişiler gördüğüm için inanmadım.neyse gün geldi tanıştık kendisiyle,kesinlikle hocalık yapmıyor normal bi işe girip çalışmakla yetiniyor define bulmasına yardımcı olduğu kişiler ise 3-5 bişeyler verirse alıyor vermezlerse hiç tenezzül etmiyor.sonra kendisi ben,makinayla arkadaşlar ve cinleri olduğunu idaa eden birisi bilgiye göre bi eve girdik.ev belgelere ve yapısına göre papazın evi olduğunu biliyoruz.makinayı açtılar yerde altın gösteriyor,cinleri olduğunu idaa eden kişide var diyor.hoca hayır yerde bi şey yok demir,kemik ve az bi boşluk var o kadar dedi.arkadaşlar kazmaya başladı hoca öteki arkadaşla gitti.1-2 saat sonra telefonum çaldı arayan arkadaşımdı.bana birazdan kemikler çıkacak dedi hoca yanındaymış,ve gerçekten baya bi kemik parçaları çıktı.sonra tekrar telefonum çaldı bu sefer demir çıkacak dedi ve dediği gibi oldu.sonuçta bi şey olmadığını makinanın sinyal vermemesinden anladık.büroda aynı ekip toplandık.cinleri olduğunu idaa kişi hocayla dalga geçmeye başladı.1-2-3 derken hoca gel azıcık konuşalım diye yan odaya geçtiler.hoca kapıyı kapattı ve kapının önünde durdu,bende meraktan yaklaştım dinlemeye başladım.hoca kişiye cinleri nasıl gördüğünü kendisinin bile birden görünce ürperdiğini anlattı.kişi alaylı cevaplar vermeye devam edince hoca dayanamayıp daha önce hiç duymadığım bir dua etmeye başladı.sonra kişiye madem bu kadar rahat görüyorsun görmeye hazırmısın dedi.kişi yok dedi,hoca tekrar sordu başucunda görmek istersen perdeyi kaldırıcam dedi.kişinin sesi baya incelerek yok dedi.son kez soruyorum görmek istermisin dedi kişi yine yok deyince hoca başka bir dua etmeye başladı ben yan odaya geçtim.kişi yanımıza bir geldi yüzü bildiğiniz kireç gibi,elleri ayakları titriyor zar zor karşıma oturdu.ne oldu diye sordum,söylediniz inanmamıştım ama ben böyle birini görmedim dedi.duayı edince hocanın gözleri beyaz kalmamak üzere simsiyah olmuş.kişi bu işlere tövbe ettiğini söyledi ve gitti.şimdi nerde görsem hocanın selamı var seni çağırıyo diyince kaçıyor neyse hocaya ne yaptığını sordum,sadece bana siyah ve elinde azrailin elindeki gibi bir orak olan cin çağırdığını söyledi.neden göstermedin dedim 3 kere sormam gerek dedi.ilmi olmayan birisi onları 1 saniyeliğinede olsa görürse kalbi durup ölür ve ben bunun vebalini alamam dedi.ama eğer isteseydi tam başucundaydı dedi.bu ilk tanışmamızdı ve en küçük şahit olduğum bir olaydı.bayadır beraberiz öteki olayları zaman buldukça paylaşacağım,inanması zor,olması imkansız şeyler.
devamını gör...
geçen hafta arkdaşın köyüne gittik gezmek için. evlerine girdik oturduk çay içecez, küçük kardeşi geldi abi koşun kadının biri deli gibi bağrıyo diye, bir gittik biraz kalabalık var hava bulanık akşam oldu olacak. kadının gözleri adeta üzüntüden, korkudan çökmüş iskelet gibi olmuş göz çukurları ne. evine girdi kadın, peşinden yardım edelim dedik, demir kapıdan girdik evin kapısını açacaz tam kapı bi kapandı böyle, hani üfff dersiniz ya onun yankılanmış bir sesiyle çığlıkla böyle, pencereden bi baktık kadının etrafında siyah gölgeler o kadar hızlı ki ilk defa cinleri öyle gördüm kafir oldukları belli, hatta ifrit diye şüphem vardı ki öyleymiş! arkadaşın yüzüne baktım bembeyaz oldu korkudan bende tık yok alışık olduğum için, hafif ses tonuyla hadi gidelim dedim, dizlerim tutmuyo dedi, ayet-el kürsi'yi okudum nas ,felak okdum sonra koluna girdim gidiyoz. dedim ki sakın korkma ben varım gelirse ben seni korurum dedim de beni kim koruyacak. sonra çıktık eve gittik, gece oldu usta yok böyle bi çığlık iliklerime işledi yaa..kadın bir bağrıyo bir kalktım yataktan pencereye koştuk arkadaşla, kadın yardım edin diyor bize doğru, lakin kadının yüzü simsiyah gölge düşmüş gibi meğersem cin efendi bizi tuzağa çağırıyomuş! girdim abdest aldım kafa attı benim. sinirlendim beni karabasan felan çok rahatsız ettiği için ruhani varlıkları görünce korku değil sinir basıyo neyse kuranı da aldık elimize çıktık, kadın kaybolmuş tabi evine doğru gidiyoz, imamın evinin önünden geçiyoz pencereden adam dua okuyomuş bi yandan da dışarıyı gözetliyomuş uyuyamamış imam, “hşş”, dedi evinize gidin çocuklar dedi, amca rahat ol dedim. adama ayıp oldu tersler gibi ama gecenin bir vakti kadının evine girdik odaya ışığı yaktım “erkeksen gel lan buraya”, dedim “seni boğazlamasam adam değilim”, diye cine bağırıyorum, oda bir sallandı aha bu ifrit dedim, arkadaş bayıldı gitti. yalnızım bir de bu blogtaki olaylar aklıma gelince güven eksikliği oldu olacak. kuran’ı kalbime doğru bastım sıkıca,yarabbi şeytanın ve cinlerin şerrinden sana sığınırım dedim, “korkmuyor musun?”, diye bi fısıltı geldi kulağıma, dedim “korksam buraya gelmezdim,acıyorum”, dedim, “neden”, diye cevap geldi, ben de cin öldürme duasını biliyorum tabi, “seni öldürmemem için bi sebep söyle”, dedim, “istemediğin kadar zengin olursun”, dedi, “istemiyorum zaten sadece buradan tayfanı al ve git”, dedim, ufak bir korksam beni büklüm büklüm ederdi öldürürdü. ayet-el kürsi'yi okudum, bir ferahlama geldi nas felak gene okudum ve kur’an okuyamıyorum ama yanıma aldım.! kendi kendime madem bir ifrite yaklaştım bu kadar, emrime alıyım dedim geri durdum durdum yok olmaz oyuncudur bu dedim. ve dehşet anı, usta yok böyle bir şey karşımda bir belirdiler boyları kocaman bana vursa çivi gibi çakarlar yere. ama beni göreceksiniz sanki cesaret hapı var, “allah yardımcımdır, sizden korkmuyorum, ölüme gelmiş cinlerden neden korkuyum”, dedim. ses yok tabi. ayak ucumla arkadaşın beline dürtüyorum uyansın diye, mülk suresinden bi ayet okudum ,kayboldular gittiler o sırada. arkadaşı uyandırdım ama tedirginim tabi, kadın girdi içeriye meğersem ifrit oymuş yani kılığına girmiş, yardım et dedi, tipe bir baktım öyle çirkin ki, bu blogda okurdum başıma geleceği aklımın ucundan geçmezdi ben çocukken yaşamıştım böyle bir şey. sonra baktım kadına allah yardım etsin sana dedim. böğürme sesi olur ya kulağımda çınlama oldu böyle… “yeterrrrrr”, diye bağırdım “ben insanım sen cin ben senden üstünüm”, dedim, “git burdan neden geldin”, dedim, “o çağırdı”, dedi, “tamam bak seni öldürmek istemem ama zorlarsan öldürürüm”, dedim “arkadaşımı alıyım gidiyim”, dedim, kayboldu duman gibi, aldım arkadaşı, gidiyoruz uyandı ama sarhoş gibi koluna girdim hoca çıktı karşımıza “evlat allah yardım etmiş yoksa ölüydünüz”, diye elimi dudağıma koydum “hşş”, dedim hocaya, yola devam ettim. sabah oldu kalabalık var gene evin orda dua felan okuyo millet, hocaya dedim ki “ne oldu”, “ifriti kadın çağırmış ibranice yazılarla bişeyler yazmış kimse anlamadı”, dedi, hocam bana musallat olur mu dedim, dediği laf şu “en son isteyeceği şey”, dedi, “nasıl yani” ,”delikanlı sende bu yürek varken allah a sığındıktan sonra bi milim kımıldatamaz seni”, dedi, “gitti mi peki”, dedim, “kadını almadan gitmez öldürmeden”, dedi “kurtuluş yok mu?”, dedim, “kim kurtuldu ki ifritin elinden bu zamana kadar”, dedi, “ben”, dedim, “o ayrı”, dedi “kadın kendi razılığıyla çağırmış yönetememiş ifriti musallat olmuş”, dedi. “evin etrafına muska felan yazmışlar dışardan birine musallat olmasın”, diye. arkadaşlar ben aklıma gelmeyecek hayalime gelmeyecek bi olayı yaşadım iliklerimde hissetim. demem o ki sakın çağırmayın!!
devamını gör...
3 yıl önce evlenmek istediğim bir erkek arkadaşım vardı ailesi ve kendisi ile bayağı kötü şeyler yaşadım bir gün düşündüm ve anladım ki benim kendi hayatımda hiç bir sorun yoktu ben intihar etme eşiğine gelmiştim ve bunu anlayınca kendime kızdım ve o insanı hayatımdan çıkardım ve bana iftira attı abilerimi babamı arayarak ahlaksızca iftira attı ve ben o sıra neyi öğrendim.. ( sabretmeyi, ne olursa olsun ah ve beddua etmemeyi ayrıca benim için bir sınav da olabilirdi belki de ceza belki de bir ders belki de hepsi)

o sıralar cinlerden tarafından yoğun şekilde rahatsız edilmeye başladım daha öncesinde 3 yıl kadar 2-3 ayda bir beni boğup gidiyorlardı ama aşırı yoğunlaşmaya başlamıştı bu 3 ay sürdü ben geceleri uyumuyor sabah ezanından sonra yatıyordum 1.5 ay geçti onları kabullendim ve beni rahatsız etmeyi bırakmışlardı 1.5 ayda böyle sürdü mutluydum keyifliydim neşeli ve huzurluydum ve gene bir gün kendime şunu dedim “ bu işte bir terslik var hayatımda hiç bu kadar huzurlu olmadım ben topraktan o ateşten yaratıldı bu doğru değil bunun icabına bakmalıyım dedim ” üzülerek bir arkadaşıma bahsettim bunu halletireceği söyledi ve vucudumun bazı bolgelerine toplu iğne takmamı rica etti taktım ve durdu olaylar ve arkadaşım o cini yaktırdığını söyledi inanmadım çünkü bunu kendimin yarattığını düşünüp beni rahatlatmak istediğini hissettim..

çok dualar ettim iğnelerle gezdim kur’an-ı kerim’i yastığımın altına koydum bıçak koydum babamın ceketini koydum herkesin her söylediğini yaptım ama nafile gene de her bir geldiklerinde daha ileri boyutta rahatsız ediyorlardı..

gene bir gün kendime şunu dedim “ sen en üstün varlıksın azazil dışında melekler veya her ne varlıklar varsa biz insanoğluna atamız hz.adem’e secde etmiştir sen kimden korkup nelere sığınıyorsun” allah’a ve kendime şu sözü verdim, “senden başka hiç bir şeyden korkmayacagım ve asla boyun eğmeyeceğim”, dedim ve bunun için dua ettim.ne mi oldu dersiniz? bana daha çok saldırmaya başladılar yılmadım korkmadım gerek onları iterek tehdit ederek dua ederek kurtuldum her bir rahatsız edilmemde ben fark ettim ki daha çok güçleniyor daha çok cesaretleniyor daha çok huzur doluyordum.. eskiden bir sürü ayet okur kurtulamazdım şimdi bir allah demem yeterli ve onlar beni çekiştirdikçe dönüp arkamı yatıyorum..

ben eskiden korkak endişeli melankolik saf aciz biriydim şimdi sınırsız bir güce sahibim hiç bir şeyden korkmuyorum endişelenmiyorum daha zeki daha bilgili daha çekici güçlere sahibim.. kazandıklarımı anlatmama sayfalar yetmez en önemlisi allah’a daha yakınım o benim her şeyim…
devamını gör...
uzun zaman önce başıma gelen bir olaydı bu çok fazla kimseye anlatmadım bigün köydeyken tuvalete gittim malum tuvalet evin dışında ve karanlık. neyse tam tuvaletten çıkarken ortam birden aydınlandı ve içeri yeşil kocaman çirkin bişey girdi direk üstüme geliyodu. o korkuyla anında içinden geçip çıktım eve girerken deli gibi adımı bağırıyolardı beynimin içinde eve girip odaya girince kesildi. ben tabi korkudan kendimden geçmişim naparsam yapayım bir türlü unutamadım bu olayı.

bir keresinde de gündüzden kuzenimle anlaştık yarın buluşalım gel beni al diye neyse akşam oldu uyudum ben. sonra uyurken sesler duymaya başladım uyanıp pencereye baktığımda kuzenim kapıya gelmiş beni çağırıyor. herşeyi o kadar net hatırlıyorum ki kalktım el salladım oda bana salladı ben tabi uyku sersemiyim. tam geliyorum diyip kapıdan çıkarken annem yakaladı kolumu ‘nereye gidiyosun sen gecenin bu saati’ diye beni sarstı baksana kuzenim geldi ben gidiyorum diyorum kuzenim hala bana bakıyor ama annem inatla durduruyor .o kadar çok sarstı ki kendime bi geldim her yer karanlık gerçekten de gecenin bi yarısı uyanmışım.

bu gecenin bir vakti çağırıp gitme olayları eskiden çok oluyormuş bir keresinde ananemin kardeşini aynı böyle çağırıp götürmüşler kız çok uzaklaşmadan olayı anlayıp kendine gelmiş kaçmış eve gelmiş. şimdi bu olayları yazdım diye sanki varlıklarını arkamda hissediyorum şuan bu olayları sanırım son kez burda anlatıcam bu korku bana çok fazla geliyor.
devamını gör...
bunları geç.
gotik tacettin’in anal günlüğüne gel.
devamını gör...
…yaratık ayağa kalktı, hırıltıları içime ürperti tohumları atıyordu ama karşımdaki bu kişi bunlara öfkeden başka bir tepki vermiyordu. şaşkın bakışlarım arasında birbirlerini bir müddet süzdüler. birbirlerini inceledikten sonra yavaşça daire çizmeye başladılar hafif adımlara beni ortalarına alana kadar devam ettiler. ikisinin de gözü arada bana kayıyordu. bu savaşın amacı bendim bunu anlamıştım ve buradan uzaklaşmam gerektiğini düşündüm. yaratığın gökyüzüne dönerek attığı çığlık bu düşüncemi daha da ateşlendirdi. çığlıktan sonra birbirlerine hücum ettiler silahlarının çarpışma sesleri arasında hareket kabiliyetimi sorguladım. biraz zorlansam da hareket etmeyi başardım ikisinin de birbirlerine odaklanmışlardı bu kaçmak için en uygun zamandı. bir anda arkamı dönüp kaçmaya başladım olabildiğince hızlı koşmaya gayret ediyordum. çarpışma sesleri hala çok sert bir şekilde geliyordu. bu karanlıkta ancak önümü zor görüyordum olabildiğince uzaklaştığımı düşündüm birazda yorulmuştum bir ağacın arkasına girip sırtımı dayadım nefesimi toplamaya gayret ediyordum. sesler hala kulağımı tırmalıyordu. ağacın kenarından çarpışmanın olduğu yere doğru baktım pek bir şey görünmüyordu ama seslerden olanları tahmin edebiliyordum.




tekrar ağacın gövdesine sırtımı verip nefesimi biraz daha toplamaya gayret ettim. biraz daha dinlendikten sonra koşmaya devam ettim sesler giderek azalıyordu. arada arkama dönüp bakıyordum lakin hiçbir şey göremiyordum. bir müddet böyle devam ettikten sonra bir patikaya ulaştım, soğuk esintilerin haricinde boş olan bu patika en azından biraz aydınlık bir bölgeydi. hiç olmasa ormanın karanlığından kurtulmanın sevinciyle patikada kalmaya karar verdim. fazla beklemenin iyi bir fikir olmayacağı düşüncesiyle patikanın sağ tarafından ilerlemeye karar verdim. başıma gelenlerin stresinden biraz olsun uzaklaşmanın verdiği mutlulukla rahat bir nefes alıp yoluma devam ettim. ilerlerken aklım çarpışanlardaydı. gözleri tuhaf olan varlık iyi bir şey değildi bunu biliyordum ama diğeri hakkında bir fikrim yoktu. iki seçenek vardı aklımda ya beni kurtarmak için oradaydı ya da beni kendisi için istiyordu. hangi seçeneğin doğru olabileceği konusunda pek fikrim yoktu yinede dikkatli olmam gerektiğini kendi kendime öğütlüyordum. bir müddet yürüdükten sonra bir şey fark ettim.


etraf olması gerektiğinden daha sessizdi hatta esintilerin o ağaçları ve bitkileri salladığı ses bile yoktu ortalıklarda, bu durum beni rahatsız etmişti adımlarımı daha dikkatli atmaya gayret ediyordum ortamdaki tek ses kaynağı bendim ve her an bir şeyler olabileceği hissi çok yoğundu. sakin ve dikkatli adımlarla yoluma devam ediyordum, etrafımı sürekli kolaçan ediyordum en ufak bir çıtırtıyı bile kaçırmak istemiyordum. arada bir arkama dönüp bakıyor etrafı izliyordum. birkaç adım sonra tuhaf bir psikolojiye girmiştim, sanki biri beni izliyordu. adımlarımı hızlandırdım, yaklaşık iki üç adım da bir arkama bakıyordum. bir süre böyle devam ettikten sonra çıtırtı sesleri gelmeye başladı iyice tedirgin olmuştum. daha hızlı bir şekilde ilerlemeye başladım seslerde buna göre artıyordu. kalp atışlarım hızlandı, sakin kalmaya çalışıyordum tehlikeli bir durumda tekrar kaçmak için gücümü toplamaya gayret ediyordum. bir iki adım daha atıp durdum ve arkamı döndüm. sesin geldiği noktaya odaklanmaya çalışıyordum lakin ben durunca seslerde kesilmişti. tehlikeli bir durum olmadığına kendimi inandırmaya çalışıyordum. durmak pekte mantıklı bir fikir olmasa da durumun açıklığa kavuşturmak için gerekliydi. ses kesilmişti bende biraz olsun rahatlamıştım. rahat bir nefes alıp yoluma devam etmeye karar verdim. arkamı dönüp yürümeye başladım, birkaç adım attıktan sonra ormanın içinden bir şey önüme doğru fırlayıverdi.





bu o yaratıktı! daha korkutucu bir görüntüsü vardı, vücudunun çoğu yerinde yara izleri belli oluyordu. göğsündeki tuhaf işaretler hala kendilerini koruyorlardı. yüz ifadesi daha farklıydı artık duygusuz değildi bir ifadeye bürünmüştü. hiç şüphesiz bu öfkeydi, ifadesinden beni artık daha fazla istediğini anladım. elindeki bıçak dikkatimi çekti, kırmızı kanla lekelenmiş bu bıçak hiç şüphesiz biraz önce savaştığı kişinin kanıydı ve buda çarpışmanın galibini gösteriyordu.


gözlerini bana dikmiş öylece bakıyordu. bende korkumdan ve şaşkınlığımdan hareket edemiyordum. kaçmalıydım, olabildiğince hızlı koşmalıydım. peki, buna gücüm var mıydı? denemeliydim, derin bir nefes alıp vermeden dönüp koşmaya başladım. var gücümle koşuyordum, hemen bir bağırış sesiyle peşimden gelmeye başladı. elimden geldiğince hızlı koşmaya çalışıyordum oda aynı şekilde beni tüm gücüyle kovalıyordu. nefesim yettiğince elimden geldiği tüm kuvvetimle koşsam da yorulmuştum birkaç adım sonra sendelemeye başladım ve yüz üstü yere kapaklandım. koşmayı bırakmış ve sakin adımlarla arkamdan geliyordu. zorla nefes alıyordum, iyice yaklaşmıştı artık son bir gayret kollarımdan destek alarak kalmaya çalıştım. aniden sırtımda onun ayağını hissettim, darbeyle olduğum yerde kaldım. ayağı sırtımda iken tekrar tüm gücüyle bağırmaya başladı. gözlerim kararmıştı, her nefes alıp verişimde topraktan kalkan o hafif tozları bile zor seçer olmuştum.

bağırtısı bittikten sonra ayağını sırtımdan çekti ve sağ kolumdan tutup beni yüz üstü çevirdi. enerjim tükenmişti. ne yapacağımı bilmiyordum çaresizdim, üzerime oturdu elindeki bıçağı yan tarafına bıraktı. elleriyle kafamı tutup yere çarptı, artık tamamen sersemlemiştim buda yetmezmiş gibi suratıma üst üste iki yumruk darbesiyle beni etkisiz hale getirmişti. berbat bir haldeydim acı çekiyordum, korkuyordum daha da kötüsü bu gizemli yerdeki yolculuğum belki de başlamadan bitecekti. belki de onun sözünü dinleyip sabırsız olmasaydım bunlar başıma gelmezdi. keşke… keşke onu dinleseydim.





üzerimdeki giysiyi yırtarak göğsümü açtı. bıçağı tekrar eline alarak göğsüme sürmeye başladı. ne yaptığını bilmiyordum sadece acı çekiyordum. dayanamıyordum elimden geldiğince bağırıyordum. acının etkisiyle karşı koymaya çalışsam da gücüm onun karşısında bir işe yaramıyordu. bu son olamazdı olmamalıydı bir şeyler yapmalıydım. ona engel olmalıydım ama elimden hiçbir şey gelmiyordu.




sonunda göğsüme yaptığı şey bitti büyük ihtimalle kendininki gibi bir işaretti ne anlama geldiğini bilmiyordum. aslında bunun bir önemi yoktu kurtulmalıydım ona engel olmalıydım ama güçsüzdüm. işi bittikten sonra başını gökyüzüne doğru çevirip bir şeyler fısıldamaya başladı. giderek sesini arttırıyordu, fısıltıları normal konuşma sesine döndü ama hala bir şey anlamıyordum hangi dilde konuşuyordu. giderek sesini arttırdı artık bağırıyordu hem de gücü yettiği kadar durum giderek kötüye gidiyordu. ellerini bıçağın sapında birleştirdi ve yavaşça yukarı doğru kaldırdı. yüzünü bana çevirdi. bağırmayı bıraktı olmayan gözlerini gözlerime dikti. o bıçağı göğsüme indirdiği zaman her şey bitecekti bu çok barizdi. son fırsat artık buydu benim için bunun olmasına izin veremezdim ne pahasına olursa olsun o bıçağın göğsümde yeri yoktu. burayı bulmak için hayatım boyunca bekledim bu kadar çabuk vazgeçemezdim.





o son hamleyi durdurmam lazımdı, bu kadar erken veda edemezdim buraya hayır! bıçağı indirişiyle varlığın bileklerinden tutuşum bir oldu. var gücümle itiyordum oda aynı şeyi yapıyordu, bıçak sabitti ama gücüm giderek azalıyordu. fazla dayanamazdım biliyordum. var gücümüzle bağırıyorduk ikimizde, dayanmam uzun sürmedi bıçak göğsüme doğru giderek yaklaşıyordu. her saniye umudumu yiyip bitiriyordu. vazgeçmek istemiyordum bunu hiç düşünmemiştim, teslim olamazdım umudum bitse bile yerini mucize arayışına çeviriyordu. bir şeyler olmalıydı beni bu durumdan kurtaracak bir şeyler.

bıçakla tenim arasında artık çok az bir mesafe vardı. kötü sona belki de olabildiğinde daha da yakındım sadece bir iki saniye kadar. varlık bir anda yüzünü sağ tarafa çevirdi, çevirir çevirmez yüzüne aldığı bir darbeyle savruldu. bu o adamdı ikinci kez beni kurtarmıştı. vücudunun çoğu yeri kanlar içerisindeydi. saçları dağılmış, kaşı yarılmış ve çok yorgun görünüyordu. yaratıkla olan çarpışmasından geriye kalan gücüyle yine karşımda dikiliyordu. tekrar bana aynı bakışı attı, nefesi kesilmişti sanırım bizi bulması zor oldu. biraz olsun rahatlamıştım, artık onun iyi biri olduğuna kendimce karar verdim. elini uzattı ve beni kaldırdı. elini omzuma koydu ve hızlı nefes alıp verişiyle iki kelime sarf etti.




—iyi misin?


kendimi toparlamaya çalışarak başımı hafif sallayabildim.


—tamam. şimdi geri çekil ve şu ucubeyle işimin bitmesini bekle…
devamını gör...
ateş kıvılcımları arasında gördüğüm yüzünün soğukluğu ateşin verdiği tüm sıcaklığa galip geliyordu. benden ne beklediğini bilmesem de o şey için artık şimdiden bir umutsuzluğa kapıldığımı hissetmiştim. bir an önce ortamın havasını değiştirmek istiyordum. umut benim yegâne güç kaynağımdı ve şuan bulunduğum durum umuduma sert darbeler indirirken bir şeyler yapmam gerekiyordu bu bilinmezlik hali canımı sıkıyordu. kendimi tutamayıp bir anda soru verdim:

—benden ne bekliyorsun?

—bu soruyu kendine sormalısın evlat asıl sen kendiden ne bekliyorsun?

yeniden cümleleriyle beni nakavt etmeyi başarmıştı beni kendimle konuşmaya götüren bu cümlenin akışına bıraktım kendimi çaresizle.

gerçekten kendimden ne bekliyordum? bu hayat ne içindi? peki ya burası? hayatım boyunca aradığım o amaç niye halen ortalarda yoktu. bunların cevabı bende yoktu. hayat denilen bu yanılsamada da aradığım cevap olmadığı aşikârdı. hep sıradanlıktan nefret etmemin sebebi neydi? sürekli bir umut bekledim beni bu sıradanlıktan çekip çıkaracak bir şey gelsin diye. ama zaten orada değil miydim? işte! işte burası sıradanlık çukurumdan beni kurtaracak merdiven. o halde yana döne aradığım amaç buralarda bir yerde olmalıydı. aradığım tek gerçek benim içimde.

o an kendime olan uzaklığımı bütün gerçekliğimle anladım. ‘’ben’’ dediğim şeyi aslında hiç tanımıyormuşum. ne kadar kötü bir durum kendimden bir haber geçirdiğim o kadar zaman boşa giden onca yıllar ama artık bir kırıntı var elimde. gözle görünmeyecek kadar olsa bile yine bir parça. binlerce kilometrelik yolda bir adım atabilmek… işte umut budur.

bulunduğum durumdan ihtiyarın soğuk sesiyle çıkıverdim. ateşe doğru bakarak:

—cevabını bulabildin mi?

—evet

—neymiş?

—umut ve inanç, işte bunlar kendimden beklediğim yegâne şeyler.

—neye umut ve neye inanç?

—sonunda pişman olmayacağım bir amacı bulacağıma…

kendimden en çok emin olduğum an, hayatım süresince en kararlı olduğum an işte tam bu andı aradığım sadece bir amaçtı. tüm umudum ve tüm inancım o amacı bir gün bulacağıma dairdi.

yaşlı adamın göz kapakları açılmıştı. şaşırdığını her halinden belliydi. gözlerini benden çevirip ateşe bakmaya başladı. dudakları hareket ediyordu bir şeyler söylüyordu ama duyamıyordum. gözlerini kapattı ve dudaklarını hareket ettirmeye devam etti. birden ateş kıvılcımlar içinde yükseldi ve aynı hızla söndü. ihtiyar gözlerini açtı telaşlı bir şeklide sopasını aldı ve ayağı kalktı.

—hadi gidiyoruz!

nereye diye soramadan arkasını döndü ve hızlı adımlarla ilerlemeye başladı. ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu hemen kalkıp peşine düştüm. evin etrafındaki daireden çıktık etraf eskisinden daha karanlıktı. ihtiyar giderek hızlanıyordu yetişmekte zorluk çekiyordum.
etraf giderek kararıyordu ihtiyarda aynı oranla karanlığında arasında kayboluyordu. birkaç adım sonra ihtiyarı gözden kaybettim. ne kadar seslensem de karşılık bulamadım. koca ormanda bir başıma kalakalmıştım.

etraf soğuk ve karanlıktı, ürperdiğimi ve korktuğumu hissettim. soğuk rüzgârlar arasında titriyordum. giderek soğuyordu ortalık bir anda böyle bir hava değişikliği normal değildi ters bir şeyler olduğu belliydi. bu fikirde aynı soğuk rüzgârlar gibi içimi soğutuyordu. ortalığı basan sert karanlıkta önümü görmekte zorluk çekiyordum. ihtiyarın bu ani hareketi nedendi ki ateşin bir anda coşup sönmesi de pek hayra alamet değildi. düşünceler arasında ağır ağır ilerleyişime devam ettim. ilerlerken bir taş parçasına takılıp yüz üstü yere düştüm. kafamı kaldırıp hafif doğrulmaya çalıştığımda çıtırtı sesleri duydum. biri yakınımda bir yerlerde yürüyordu. sesin geldiği yönü tayin etmeye çalışıyordum, biraz daha odaklanınca sağ tarafımdan geldiğini öğrendim. başımı kaldırıp o yöne doğru baktım evet karanlığın içinden biri geliyordu ama bu ihtiyar değildi. uzun boylu ve yapılı birine benziyordu. yüz hatları karanlıkta belli olmuyordu.

az biraz daha doğrulmak için elimi toprağın üzerine bastırdım ayaklarımı kendime doğru çekerken çalılardan çıkardığım sesle o şeyin dikkatini üzerime çektim. bana doğru döndüğünü gördüğümde hemen başımı eğip olduğum yerde hareketsiz kalmaya çalıştım. sesler giderek artıyordu bana doğru geliyordu. bir gariplik vardı. onun bana attığı her adımda etraf biraz daha soğuyordu. kalp atışlarım ortamdaki sessizliği bozuyordu ve o giderek bana yaklaşıyordu. ne yapacağımı bilmiyordum korkuyordum. bana yaklaşırken ezip geçtiği çalı çırpının sesleri beynimin içinde yankılanıyordu. ses iyice artmıştı artık aramızda birkaç adım vardı. bir adım daha attık ve durdu.
evet durdu. gözlerimi kapatıp hafif nefes alarak sakinleşmeye çalıştım ama nafile. kalbimin sesi beni ele verecekti neredeyse. gözlerimi açtım ve gizlendiğim çalının boşluklarından ona bakmaya çalıştım. belinde kuru kafa motifleriyle süslenmiş garip bir bıçak vardı. vücudunu saran sıfır kollu bir giysi vardı üzerinde. güçlü bir yapısı vardı. yüzüne bakmaya çalıştım sol tarafıma doğru bakıyordu. neredeyse omuzlarına kadar gelen saçları vardı. yüzünü bana doğru yaklaştırdı. o an gördüklerim nefesimi kesmişti.


gözleri! gözleri simsiyahtı yani göz akı yoktu aslında göz diyebileceğim bir şey bile yoktu sadece simsiyahtı. öylece kalakaldım o an tek bir şey düşünebiliyordum. bu şey her ne ise iyi bir şey değildi. içimi saran korku ve ürperti öncekinin iki katıydı. o an çalının yaprakları dikkatimi çekti. hızlı bir şekilde çürüyorlardı. iyide bu nasıl olabilirdi? buradan çıkmanın bir yolunu bulmalıydım hızlıca etrafımı inceledim ne yapabilirdim? tekrardan ona bakmak için başımı çevirdim. oda bana bakıyordu göz göze gelişimiz kalbimi durdurmuştu sanki , hareket edemiyordum. felç geçirdiğimi hissettim ne yaparsam yapayım gözlerimi bile oynatamıyordum. bana doğru yaklaşmaya başladı. adımlarının sesi kulaklarımı tırmalıyordu. bağırmak istiyordum ama yapamıyordum. koşup kaçmak istiyordum ama yapamıyordum. dibime geldi yüz ifadesi hala değişmemişti. beni ense tarafımdan yakalayıp arkasına doğru fırlattı. 6-7 metre ilerdeki ağacın gövdesine çarpıp yere yığıldım. sırtımdaki acıdan doğrulmam biraz zaman aldı. kafamı kaldırıp ona baktım hemen önümde duruyordu. hala eski tavrıyla bana bakıyordu. bana biraz daha baktıktan sonra ağzını hafif açtı bir şeyler fısıldamaya başladı. duyamıyordum bile felçli halim halen devam ediyordu.


biraz daha böyle devam etti sonra ani bir şekilde başını gökyüzüne doğru çevirip bağırmaya başladı. savaş narası gibi bağırıyordu, avuçlarını sıkıp kollarını yukarı doğru kaldırdı. sesi giderek artıyordu sağır olmak üzereydim. zorlukla ellerimi kulaklarıma götürdüm. sesin baskısıyla ağzımı sonuna kadar açtım. sonra bir anda ses kesildi. kafamı ona çevirdim bana bakıyordu. belindeki garip bıçağı çıkardı. sol elinin avuç içine bıçağı sürdü. kan akmıyordu, simsiyah yoğun bir sıvının aktığını gördüm. bıçağı tekrar beline yerleştirdi. üzerinde kıyafeti çıkardı. sağ elinin orta ve işaret parmağıyla sol elinden akan siyah kana sürüp göğsüne bazı şekiller çizmeye başladı. şekilleri daha önce hiç görmemiştim ne anlama geldikleri hakkında da hiçbir düşüncem yoktu.


o an ihtiyarın bazı sözleri aklıma geldi. ‘’ zihnini kontrol edemediğin için yararlı ve zararlı bütün duyguların, düşüncelerin burada serbest dolaşırlar. içgüdülerin, dürtülerin, bilinçaltındaki her bir şey gerçek bilincine ulaşmak için yarış içindedirler.’’
karşımdaki bu şey gerçek bilincime mi ulaşmaya çalışıyordu? buna engel olmalıydım ama ne yapabilirdim ki hareket dahi edemiyordum.

vücuduna yaptığı şekli bitirip gözlerini bana dikti. bana doğru adım attı. tam o sırada arka tarafındaki çalılar hareketlenmeye başladı. kafasını hemen kızgın bir şekilde o yöne çevirdi. biraz baktıktan sonra tüm vücuduyla arkasına döndü. garip sesler çıkarıyordu. kafasına sağa ve sola çeviriyordu. hızlıca yanımda biri çıkıp önümdeki şeyin sırtına tekme attı. yüz üstü yere düştüğünü gördüm. bu da kimdi? hemen hemen o şeyin boylarında iri yapılı biriydi. bana arkası dönüktü. sırtındaki kılıç ve kalkan dikkatimi çekti. asıl dikkatimi çeken kalkanın üzerindeki güneş simgesiydi. şaşkınlıkla gelişen olayları izliyordum. kafasını sağa doğru çevirdi ve göz ucuyla bana baktı. gözleri diğeri gibi siyah değil normaldi. sinirli bir hali vardı sanki beni azarlıyordu. yerdeki yaratık hafif doğruldu. karşımdaki adam yüzünü ona çevirdi yumruklarını sıktı ve sırtındaki kılıcı kınından çıkardı…
devamını gör...
astrallerimi falan mi anlatayim burda simdi
devamını gör...
…bu taşların neyin nesi olduğu bilmek istiyordum sormak mantıklı gelmişti ama daha zamanı olduğunu düşünüp yürümeye devam ettim yaşlı adam evin diğer tarafına geçti bende onu takip ederek arkasından geçtim. evin kapısı gördüm eskimiş tahtalardan bir kapıydı ve kapıdan beş adım ilerde önceden ateş yakılmış bir yer vardı ihtiyar orayı göstererek:

—şurada ateş yak ben birazdan geleceğim.

diyerek evin içine girdi. bende çalı çırpı bulmak için çevreme göz atmaya başladım. evin bulunduğu dairenin dışına çıktım gözüm etrafta birkaç parça odun derdinde düşünceler içinde ilerliyordum. ihtiyarın bana anlatmak istediklerini, anladığım ve anlamadığım her şey geçiyordu o an aklımdan. hoş tabi nerdeyim neyin peşindeyim bilmiyordum sadece ama sadece şuan burada bir şeyler öğrenmek için vardım.

çok geçmeden topladığım birkaç parça odunla eve geri döndüm. ihtiyar ortalarda yoktu odunları ateş yakacağım yere bıraktım ve kapıya doğru ilerledim ateşi nasıl yakacağımı ihtiyara soracaktım. birkaç çıtırtı sesi duydum, arkamı dönüp baktığımda odunların kıvılcım aldığını gördüm. bu neydi şimdi? derin bir nefes aldım tamam sıra dışı bir yerdi lakin her seferinde aynı duyguları yaşamak ya da bunlara alışamamanın yakarışıyla kendime sitem ettim.

ihtiyar dışarı çıktı ve ateşin yanına bağdaş kurup oturdu. sopasını da yanına bıraktı ve ellerini ateşe uzattı. üşümüş gibi bir hali vardı. bana dönerek:

—bütün gün orda dikilmeyeceksin değil mi?

kendime geldiğimi düşünerek ateşe yaklaştım ve yaşlı adamın karşısına oturdum. ateş aynı bildiğim ateşti sıcaklığını hissedebiliyordum, ışığını görebiliyordum ve görüntüsünde de bir farklılık yoktu.

—at… (ateş nasıl oldu da kendi kendine yandı?)

—bunu istememiş miydin?

—istedim ama… ( olması için bir şey yapmadım )

—istemek bütün eylemlerin kaynağında yatar. bir komut gibi, bir emir gibi ne dersen de önemli değil. demin ki verdiği araç şoför örneğinde olduğu gibi şoför sadece ister. tabi ki şuan mekânlar farklı şu an bulunduğumuz yerde şoför sensin buradaki her şey senin isteğine bağlı değişkenler.

—yani sende mi?

—hayır evlat ben buna dâhil değilim. ben sadece senin bu aracı kullanman için bir kılavuzum, bir eğitmenim, bir yol göstericiyim.

—peki, burası tam olarak neresi?

—burası sensin, burası senin iç dünyan, burası varlığının sonsuzlukla buluştuğu yer. burası senin ‘’ben’’ in

—niye istediğim zaman gelemiyorum buraya?

—çünkü eğitimsizsin buraya bizden birinin referansı olmadan girecek duruma gelmedin henüz. buraya gelmek için akıl-kalp-ruh üçlüsünün ahenkli şekilde çalışmaları gerekir. yani ortak titreşimler sergilemeleri gerekir. bunun sonucunda da bilince iç dünyaya giriş kapısı açılır. bizim bir diğer görevimiz de seni burada korumak.

—neyden korumak?

—kendinden

—…?

—zihnini kontrol edemediğin için yararlı ve zararlı bütün duyguların, düşüncelerin burada serbest dolaşırlar. içgüdülerin, dürtülerin, bilinçaltındaki her bir şey gerçek bilincine ulaşmak için yarış içindedirler.

—gerçek bilincim mi?

—yani bu sen oluyorsun…

—…

—hiç düşünmedin mi burada yaşadığın şeylere aşırı tepkiler vermediğini. burada yaşadığın şeyleri dünyada yaşasaydın daha düşünebilir miydin sence?

—aşırı duygusal tepkilerden seni uzak tutmaya çalışıyoruz. alıştıra alıştıra yavaş bir şekilde sürüyor eğitimin. aşırı duygular burada çok tepki çeker. emin ol böyle bir şeyin olmasını istemezsin.

—peki olursa ne olur?

—hiç düşündün mü burada yaşadığın şeyleri en ince ayrıntısına kadar hatırlıyorsun , sebebini hiç düşündün mü?

—hayır

—çünkü sen buradayken bilincin ruhun, kalbin ve aklın ile filtresiz bir şekilde bağlı yani bir dağıtıcı gibi verileri toplayıp onları korunma programlarına göstermeden içeriye alıyor sana burada yaşadığın her şeyi hatırlamanda bilinç-akıl bağının bir göstergesi. şuan hangi verileri toplayacağın konusunda ayırt edici özelliğe sahip değilsin o yüzden seni burada korumak zorundayız. aksi takdirde ‘’nefret’’ gibi saf bir kötülük duygusunun beden bulmuş haliyle karşılaşmak istemezsin. bunun gibi birçok duygu mevcut sende bu sadece bir örnek.

—bunca şeyin amacı nedir?

—korkarım ki evlat, bu sorunun cevabı bende yok…

o an ki bakışları kelimelere dökmekte zorlandığım şeyler arasında. sanki benden bir şey beklercesine ama aynı zamanda umutsuz ve soğuk bakışlar…
devamını gör...
—ne demek bu?

—şu demek sen değişimin ta kendisisin aslında, durum böyleyken ‘’ben’’ dediğin o kavramın saniyede milyon kere değiştiğini yani her ‘’ben’’ dediğinde bir önceki ‘’ben’’ den farklı olduğunu ve böylelikle aslında ‘’ben’’ dediğin o kavramın maddi olarak bütünlüğünü yitirdiğini yani olmadığını dile getirmeye çalışıyorum. bir diğer deyişle et ve kemikten oluşan bedenin senin ‘’ben’’ in olmadığını söylemeye çalışıyorum. anladın mı?

—evet.

—güzel. şimdi cevap ver asıl seni oluşturan şey nedir?

-…ruh mu?

—güzel cevap genç adam ama ne yazık ki doğru cevap değil. ruh da sürekli değişimler içindedir ama onun değişimi beden gibi değildir. ruh duygularla, anılarla, düşüncelerle değişir. yaşamla değişir. buna daha sonra tekrar değineceğim. şimdi bu da olmadığını göre aklında asıl seni oluşturan şeyin ne olduğu hakkında bir şey var mı?

-…sanmıyorum

—pekâlâ, sana biraz ipucu vereyim. bize lazım olan şey hiçbir değişime uğramayan ama her şeyin onun kontrolünde olduğu bir şey. sadece durum gözlem yeteneğine sahip. bak genç adam şimdi muazzam her şeyi dört dörtlük bir araç düşün bu araç sesli komutlar ile hareket etme özelliğine sahip olsun. lakin araç dediğin yakıtı olmadan hareket etmez değil mi? araç sağlam, yakıt var eee ne kaldı geriye?

—sesli komutları verecek bir şoför.

—bunlar sana bir şey anımsatmıyor mu? hadi genç adam düşünmekten aciz değilsin.

—bilinç olabilir mi?

—evet, genç adam doğru cevabı verdin. etrafında duyduğun bazı cümlelerde bunu daha kolay anlayabilirsin. istemsizce hareket eden insanlar için ‘’bilincini kaybetmiş’’ yâda ‘’bilinç dışı’’ gibi. şoförü olmadan hareket eden bir aracın durumu gibi değil mi? yani bilinç dediğimiz şey gözlem yapma ve karar verme yetisine sahiptir.

cümlesi bittikten sonra adımları hızlanmaya başladı. bende demin anlattığı şeyleri düşünerek ona uyum sağlamaya çalışıyordum. biraz daha ilerledikten sonra yoldan çıktı ve sol tarafta duran ormana doğru ilerlemeye başladı.
ağaçların arasından geçiyor tepelerine bakıyor ve bir şeyler mırıldanıyordu. anlayamıyordum sadece takip ediyordum küçük bir ağaç fidanının yanında durdu.
yandaki büyük ağacı göstererek:
—sence bu ağaç kaç yaşındadır?

ağaca baktım hem çok büyük hem de çok kalın bir gövdeye sahipti. kaç yaşında olduğunu bilmiyordum. pekte önemli olduğunu düşünmemiştim aslında. tahminlerime dayanarak cevap verdim:

—15 ya da 20

—peki ya bu küçük fidan

—1 ya da 2 hafta

bu kısa konuşmanın ardından kendimi soru yağmuruna tutum çünkü her şeyin altından bir ders ya da bir bilgi, bir cevap çıkarma umudum vardı. ama ne yazık ki bir şey bulamadım.
bunun ardından yaşlı adama döndüm. bana dik dik baktığını yeni fark etmiştim.

—bitti mi?

şaşkınlığımı gizleyemeden cevap verdim.

-…evet

—pekâlâ, şimdi buraya dikkatini ver genç adam. gördüğün bu fidanın bu ağaca benzemesi için yaklaşık olarak 15 yılı var dedin değil mi? peki ya 15 saniyeye ne dersin?

bu kelimelerin ardından yaşlı adam elindeki sopasını fidana değdirdi. fidan bir anda büyümeye başlamıştı kısa bir süre içinde yanındaki ağaç kadar boyuta sahip oldu. köklerinin yerin altındaki ilerleyişini ayaklarımla hissedebiliyordum. şaşkınlığımı gizleyemiyordum.
ilk defa biraz olsun gülümsediğini gördüm. ama bu da neyin nesiydi sanki bir anda 15 yıl geçivermişti.

—bana öyle bakma evlat ben büyücü değilim, bu sopada büyülü değil.

-…

—demin gördüğün şey değişimin sendeki zaman kavramına meydan okuyuşuydu.

—üzgünüm, anlayamadım.

—ilk konumuza geri döndük neler hatırlıyorsun?

-zaman değişimin ta kendisiydi …

—evet, aynen öyle zaman değişimin ta kendisiydi. şimdi burada olan olay için karşımızdaki seçenekler neler bakalım:

1–15 yıl geçti ama biz bunu 15 saniye gibi algıladık

2-fidanın kendisine ait değişim akışı normalin üzerine çıktı

şimdi şayet 15 yıl geçmiş olsa idi buradaki bütün ağaçlar bu 15 yıl içerisinde değişime uğradıklarını bize sergileyeceklerdi ama baktığımız zaman diğerleri 15 saniye önceki halleri ile aynı bu değişimden sadece fidan etkilendi yani 1. seçeneğimiz iptal.

değişim akışı evrenin her yerinde var olan değişimin standart oranıdır ki buda zamanı oluşturur. ayrıca bir de değişim akışının normalin üstüne çıktığı ve altına indiği durumlarda söz konusu olur tabi ki bu dengesizlik gibi görünen bu olaylar her zaman dengenin korunumu için çalışırlar…

yaşlı adam bir müddet sustu ve ilerlemeye başladı. bende durmaksızın peşine takıldım, suskunluğunu fırsat bilip dediklerini düşünmeye ve anlamaya çalışıyordum. dedikleri hep mantığına uyuyordu ama bir taraftan temkinlik olmak adına söylediklerini hep ölçüp tartıyordum. yeterince anlamamam bir yana bir de güvenilir olup olmadığından şüphe duymak beni rahatsız ediyordu. istemsiz olarak duyduğum garip bir şüphe sürekli olarak temkinli olmamı ve tetikte olmamı resmen emrediyordu.

ağaçların arasından geçerken sonunda bir yere vardık ormanın ortasında içinde hiç ağaç bulunmayan dairesel bir düzlük ve merkezde oduncu kulübesini anımsatan büyük olmayan bir ev vardı. yaşlı adam evi görünce hafifçe gülümsedi.

—işte genç adam burası benim evim eğitimin artık burada sürecek.

diyerek dairesel alanın içine girdi. bende peşinden girdim, ama dairesel alanın etrafını çizen siyah üzerine mor çizgili yaklaşık elim kadar taşlar kaplıyordu…
devamını gör...
uzun zamandır astral seyahat yapmayı deniyordum. nefes sorunum olduğu için kontrolü sağlamak zor oluyor. neredeyse altı aydır deniyordum ve dün gece başardığımı zannediyorum. bütün vücudumda bir uyuşukluk ve karıncalanma hissettim, fiziksel olarak hiçbir harekette bulunmadığım halde vücudumun yükseldiğini hissettim. ama bu his birkaç dakika kadar sonra yerini korkuya bıraktı ve nefes nefese uyandım.
bahsettiğim evrede bir yangının dumanına benzeyen bir şeyin içinde olduğumu gördüm. gördüm derken, net bir görüntü veya halüsinasyon yoktu, gözlerinizi kapadığınızda veya karanlıkta bazı figürler görürsünüz, işte bu şekilde dumanlar vardı. deneyimime yardımcı olması için hint zen müziği dinliyordum, bu ses kulağıma olduğundan farklı gelmeye başladı. sanki birisi sesi kırpıp ondan bir şeyler yaratmaya çalışıyormuş gibi… işin korkutucu kısmı bunlar olurken bedenimde bir ağırlık hissetmem oldu. kısa süre önce hafiflediğimi, vücudumun bu hafifliğin etkisiyle havalandığını hissederken birden üstüme bir şey çökmüş gibi hissettim. bu da pek uzun sürmedi ama korkutucuydu.

daha önceki deneyimlerimde ya odaklanamıyordum ya da odaklandıktan sonra kısa süreli bir karıncalanmadan ileri gidemiyordum. dün geceki olaydan sonra uzun süre bu tür şeylerle uğraşmayı düşünmüyorum. ama bunun sebebini merak ediyorum, belki de tamamen psikolojiktir, yine de burada paylaşmam gerektiğini düşündüm.
devamını gör...
yaklaşık bir hafta önce kaldığım yerde bir çocuğun bakışları ile ilgili sorun yaşamış korkup ağlamıştım. kaldığım arkadaşım ile kabus vs görmüştük. o korku ile ağlayıp tüm gün kötü olup birkaç günde çocuğu bende bakışlarım ile rahatsız edip durdum . sonunda bana bakmayı ve korkunç enerjisini vermeyi kesti. tatilden döndüm ve eve geldim ilk gece yattım yaklaşık 3 civarı uyandım ve yerimden kalkamıyordum önce bağırdım ama normal bir kara basan gibi sesim çıkmıyordu sonra bu döngüyü kırıp hafiften ses çıkarabildim ve pagan olmama rağmen islamik , hristiyan ve pagan duaları okudum ben okudukça dilim daha da kitlendi ve dalga geçme , hahaha bak burdayız gibi sesler duymaya başladım . yavaş yavaş ileri gidip geliyordum başta tecavüz olduğunu düşünmedim bak bizi hissedebiliyormuş gibi sesler duymaya başladım hatta bi ara kendimde gülüyorum fakat allah-u ekber diye bağırmaya başladım. ben kalktıkça geri geri yatağa çekip tekrar dalga geçiyorlardı ve durmadan gülme sesleri geliyordu. yaklaşık hava aydınlanması sonrasına kadar saatlerce bu durumda kaldım ve psikolojim bozulmak üzere . uyuyamıyorum. kalkamıyorum. sabah yerimden kalktığımda iç çamaşırımda kan lekesi vardı . annem de rüyasında yatağımda beni görmüş ve o kadar zayıfmışım ki hareket edemiyormuşum ve hastalıklıymışım. yan komşum da beni denizde boğulurken görmüş yardıma gelmiş ama kurtaramamış. çalışma yaptın mı diye sorarsanız aylar önce ruh celsesi yapmıştım ve defetme ritüeli uygulamıştım.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"paranormal deneyimler günlüğü" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim