günaydın dünya,
bizi görmezden gelsen de,
gözlerini üzerimizden çeksen de,
biz senin karanlığında kendi ışığını yakanlar olarak,senin sessizliğine karşı varlığımızın gürültüsüyle buradayız, bizi yok sayman, yok olduğumuz anlamına gelmiyor sadece senin körlüğünü simgeliyor, sende bir yer kapladığımızı kabul etmesen bile, nefesimizle atmosferine ortağız buradayız..
"günaydın" senin o devasa çarklarının arasında ezilmeyip, sabahın bu ilk ışığında, mağlubiyeti bir madalya gibi göğsünde taşıyanlar ve her yenilgiden yeni bir zafer çıkaranlar ve her sabah kırık dökük hayallerini yamayıp sokağa çıkanlar..
günaydın dünya; sen bizi birer istatistikten ibaret görsen de, bizler her sabah etten, kemikten ve bitmek bilmeyen o tuhaf umuttan yeniden doğuyoruz. sınırlarını çizdiğin bu koca sahnede biz, sen onaylamasan da kendi oyunumuzu oynamaya devam ediyoruz. hüznümüzle, öfkemizle, ama en çok da vazgeçmeyişimizle atmosferini titretmeye devam edeceğiz, bizi yutmaya çalışsan da, her sabah boğazında kalan o sert gerçek biziz. her sabah bizi aynı döngünün içine hapsetmeye çalışsan da, biz o döngünün dışına taşanlarız. senin gri betonlarına sığmayan, çatlaklarından sızan yabani çiçekleriz. bak yine uyandık buradayız.
günaydın dünya; biz, senin büyük anlatılarının altına düşülmüş o küçük ama inatçı dipnotlarız. sen bizi silmeye çalıştıkça, biz daha koyu harflerle yazılıyoruz, sen bizi birbirinden koparmaya, yalnızlaştırmaya ve rakamlara hapsetmeye çalışsan da; biz el ele tutuşmadan da omuz omuza durabilen o görünmez orduyuz.
bir günaydın da güneşi sadece senin gökyüzünde değil, birbirimizin gözlerinde görenlere. senin büyük zaferlerine, gürültülü alkışlarına ve bitmek bilmeyen hırslarına artık uzaktan bakanlara..
günaydın dünya; bizi yutamadın ama biz seni içimizde sindirdik, bak!, yine uyandık buradayız, görmezden gelinmeyi bir özgürlük, unutulmayı bir lütuf olarak kabul ediyoruz artık. sen bizi fark etmesen de olur; biz birbirimizin nefes alışındaki o yorgun ama tanıdık ritmi duyuyoruz. hâla buradayız ama artık bağırmıyoruz.seninle büyük savaşlarımızı verdik, yaralarımızı sardık ve şimdi bu vakur sessizliğin arkasına çekildik ama sen bakma sessizliğimize, biz artık aslında seninle kavga etmeyi bıraktık, sessizliğimiz bir boyun eğiş değil, senin gürültünden duyduğumuz bir yorgunluktur. sana boyun eğmeye gelmedik, seni olduğun gibi kabul etmeye de. sadece bizi hâlâ yenemediğin için biz buradayız, varlığımızın gürültüsüyle değil, yokluğumuzun o derin boşluğuyla senin atmosferine ortak oluyoruz. sesimizi duyurmak gibi bir derdimiz kalmadı; biz artık sadece kendimize konuşuyoruz..
günaydın; bir köşede sırasını bekleyenlere değil, sırasından vazgeçip kenara çekilenlere. başını omzuna yaslayıp dünyanın kendi etrafında boşuna dönüşünü izleyenlere, her şeyi anlamış olmanın o huzurlu kederiyle uyananlara, kendi içine iltica edenlere, bu devasa tiyatroda artık alkış tutmayanlara, sahne ışıklarından kaçıp gölgelerin hürriyetine sığınanlara.
günaydın dünya; görmezden gelinmeyi bir zırh gibi giyindik üzerimize. sen bizi fark etmedikçe biz daha da güçlendik, daha da kendimiz olduk. sende bir yer kapladığımızı kabul etmesen de, her nefes alışımızda senin o kibirli atmosferinden bir parça çalmaya devam ediyoruz. bizi yutmaya çalıştığın her an, boğazına batan o keskin ve soğuk hakikat biziz, bize sormadan kurduğun bu sahnede, bizi hâlâ yenemediğin için buradayız günaydın.
devamını gör...