aklii vaka yazar profili

aklii vaka kapak fotoğrafı
aklii vaka profil fotoğrafı
rozet
karma: 4570 tanım: 552 başlık: 62 takipçi: 106
mümkünse kalp kırmadan yaşayacağım bundan sonra. toprağın ötesi su, herşeyin ardı hüzün ve en hassas yerinden burkulmuş içimde ne varsa. göğün ardı kara ve kirişte bekler sağanak yağmurlar. incinmişlikler içimde kalsın diye dışımda yamadır bu hırçınlıklar.

son tanımları | başucu eserleri


geceye acı ama gerçek bir cümle bırak

bu kadar çok renk varken biz karayı seçtik düşünmek için.
devamını gör...

geceye acı ama gerçek bir cümle bırak

birkaç cümleye sığdırılmış özensiz aforizmalar değildi bizim sevdalarımız eskiden.
az bulunur özenle hazırlanmış düzenli hislerin kağıtlara işlenmesiydi aşklarımız.
eşsiz, narin, az bulunur zor yitilir ve kolay silinmez.
pek de sorgulamıyoruz artık bu kadar kolay yazıya dökülenleri bu kadar kolay silebilirken,
bu kadar çok bulup bu kadar çok kaybedebilirken.
devamını gör...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

renklere aşık olup, karanlıktan korkulmaz. karanlıkla yoğrulup renklerden keyif alınmaz. keyifsiz renklerle rengarenk baharlar kurulmaz. aşk, her rengin her tonudur.
bu aykırı tanrı'nın ressamlığından sual olunmaz
devamını gör...

geceye acı ama gerçek bir cümle bırak

karmaşık görünen tarafında umudun,
bir adım daha ilerlerken deryaya doğru,
boğulduğunu anlayamaz belki şarkı söyleyen kadın.
öyle ya,
bir deli ileriye baktıgında ufuk dikeydir...
dünyada kapladığı alandan ziyade bir kuantumdur deli,
nötrondur aynı zamanda ve her yerde.
bu yüzden belki de,
bir deli gittiginde aklı eksilir dünyanın.
devamını gör...

yalnızlık

nedeninin sadece gidende saklı olduğu gidişler var.
gitmiş olmasından çok,sormuş olduğum sorulara alamadığım cevaplar canımı sıkar...
hiç kimseye sevgi borclusu değilim bu da canımı sıkar
senden sonra senden alacaklı değilim, çok sevdim seni, sana fazla geldi ama gerek yok üstü kalsın sevgili.
üstü kalsın dediğim aşklar canımı çok sıkar.
devamını gör...

yeni bir başlangıç yapmak

mümkünse kalp kırmadan yaşayacağım bundan sonra. toprağın ötesi su, herşeyin ardı hüzün ve en hassas yerinden burkulmuş içimde ne varsa. göğün ardı kara ve kirişte bekler sağanak yağmurlar. incinmişlikler içimde kalsın diye dışımda yamadır bu hırçınlıklar.
devamını gör...

hatun kişiye seni sevdim dünyam sen oldun demek

kokunu tarife yetmeyen kelimeler,
ruhuma esen rüzgâra eş olmayan iklimler,
sadece göğsümde uyurken değişen kıtalar,
deniz aşırı masumiyetin ve sesin ilk defa duyan bir çocuğun heyecanı gibi.
müebbete düşkün bir mahkumun hayali kadar güzel gözlerinin,
saçlarının bulutları küstürecek özgürlüğü.
ve seni tarif etmeye cüret edecek bir meczubun hayata olan umudu gibisin...
delice ve imkansız.
sen bir körün sadece bir saniye görmek isteyeceği,
bütün hayatını bu uğurda hebâ edeceği kadar eşssizsin.
devamını gör...

hiçbir insana güvenmemek

bir şeylere olan inancımı yitirdim.sorsanız ne olduğunu söyleyemem.
her şey beni yordu ama tek tek sayamam.
güvenim yerle bir oldu ama toplamak istemiyorum.
birçok şeyden vazgeçtim ama bu vazgeçmeye neler dahil bilmiyorum.
kimseyi istemiyorum, buna herkesin dahil olduğunu biliyorum.
yoruldum. öyle çok yoruldum ama beni hangi hayat gayesi bu duruma getirdi
bilmiyorum.
uyuyamıyorum,konuşmuyorum,sevmiyorum.
neden böyle olduğumu, bana neden böyle olduklarını bilmiyorum. sorgulamayı
kestim. pay biçiyorum bazen kendime. herkesin yaptığı davranışta bir anlam
arıyorum. bazen korkuyorum. bazen siktir ediyorum. bunun ortası yok çünkü.
birbirine çok değer veren insanların bile acımasız olduğuna şahit oluyorum. ona bunu
yapan, sana neler yapar? soruyorum kendime.
bilmemenin veya öğrenmemenin cahillik olduğunu düşünmüyorum bu sıralar. her
yeni şeyin sana acı katma ihtimali varken, bırak cahil kal diyorum. yeni bir tecrübe
istemiyorum. bildiklerim bana yetsin istiyorum. zihnimde ağırlık yapan şeyleri bedavaya satmak istiyorum.
devamını gör...

yazarların itiraf köşesi

hem iyiyiz hem çok kötü, hem sakiniz hem saldırgan, hem seven hem de aldatan hepsi biziz.
biz artı ile eksinin nötr hali, biz yalan ve doğrunun bencil sentezi, biz biriz. çoğunluğa itham ettiğimiz bireysel özelliklerimizle sadece aynılığın tekdüze renkleriyiz.
aynı göğün altında hem fırtına hem sütlimanız,
eriyen kar kadar temiz, kirleten çamur kadar biziz.
sevmeyi de biliriz, göğsümüzde açan gülleri solarken izlemeyi de,
bir yemine can verir, aynı nefeste o yeminle aldatırız.
herkes benzersiz sanır kendini, oysa hepimiz aynıyız bu kavgada, çoğunluğa fırlattığımız taşlar kendi penceremize düşer, başkasına kızdığımız ne varsa, içimizde sessizce büyür.
biz biriz;
hem şifayız
hem de öldüren zehir.
bırakın bu sahte erdem masallarını! herkes sütten çıkmış ak kaşık gibi davranıyor, oysa parmakla gösterdiğiniz her günahın altında kendi imzanız var. topluma fırlattığınız o ahlak taşları dönüp dolaşıp kendi pencerelerinizi indiriyor aşağıya. hem katilsiniz hem kurban; hem şikayetçisiniz bu düzenden hem de onu besleyen asıl damarsınız. bu iki yüzlü oyunun içinde hepimiz aynı çamura batmış durumdayız.
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın okuyan.
mutluymuş taklidi yapıyor insan.
bu kadar çok gülümsemelerin başka bir anlamı olamaz. hayat verdiği gibi alıyor. kimine vermeden alıyor. kiminden hep alıyor. her şeyi alıp seni bırakmalı.
hayat çok adil değil, çok adi.
uykun varken uyuyamamak gibi, tam oldu derken olmaması gibi, başladı derken bitmesi gibi, başı değil de sonuna yetişmen gibi, yanlışlığa sarılmak gibi.
ne zaman doğru olacak bu yanlışlar. işte bu diyeceksin.
insanlar çoook bekliyor, çok bekledikleri için mi bu acı, için için bir acı bu, için hep acı. koca bir yanlışlık hayat, sarılmaktan başka yoktu şans. sarıldık biliyorsun yanıldık.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının karalama defteri

kelimelerin köleleştirildiği,
hafıza muhafızları’nın her köşe başında nöbet tuttuğu bu diyarda, rejimin en büyük fazileti geçmişin acı-tatlı bütün hatıralarını silmek, yani "unutturmaktı". düzen bu şekilde sağlanıyordu.
kör bir teslimiyetle sahte bir istikbali bekleyen insanlar meydanlarda toplanıp riyakarlık kokan sevgi ve sahte kardeşlik ayinleri düzenliyor, birbirine sarılarak içlerindeki nefreti gizliyorlardı.
bu kolektif trajediyi ve samimiyetsizliği bozmak kimsenin aklına geliyor >ama< işine gelmiyordu.
insanların sosyal medyada, sahnelerde, sokaklarda "ben de buradayım" diye bağırdığı varlık çılgınlığında, yokluğun kara deliğinde kaybolmak ise "akli vaka" sayılıyordu.
devamını gör...

günaydın sözlük

sıkıldı insan artık her sabah uyanmaktan.
güneşe kömür atan kürekçi yazık ona. günaydın sana.
neyse...
aklıma bişey takıldı
hani insan bazen çok daraldığında ölsemde kurtulsam der. ölünce ya kurtulamazsa. ya bütün sıkıntılar aynı kalıyorsa. hemde bu sefer kurtuluşta yok..neyse...
son dua nedir onuda anlamıyorum. zaten az sonra yanında olacaksın ne duası edeceksin. heee şöyle olabilir oraya gidince
​"beni soran olursa, 'geldi' dersiniz."
​"içerisi çok kalabalık mı? sakin bir köşe ayırdınız mı?"
"ateşe odun at yanmaya geliyorum"
"eksik bişey varmı gelirken alayım " gibi olabilir sanki. neyse... günaydın diyorduk. kürekçiye acıyorum ama yapacak bişey yok.
devamını gör...

yazarların itiraf köşesi

hayata katabileceğim hiç bir şey yok elimde avucumda kafamda.
hayatın akışına yön değil sadece yol verebilirim
hiç bir insan benden yararlanamaz, fayda umamaz.
soğuturum bana bulaşanı hayattan
kendime hakaret olsun diye söylemiyorum bunları, hem kendimde yüzmü var ki hakaret alsın bu sözleri.
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın sözlük; sen bizi birer istatistikten ibaret görsen de, bizler her sabah etten, kemikten ve bitmek bilmeyen o tuhaf umuttan yeniden doğuyoruz. sınırlarını çizdiğin bu koca sahnede biz kendi oyunumuzu oynamaya devam ediyoruz. hüznümüzle, öfkemizle, ama en çok da vazgeçmeyişimizle atmosferini titretmeye devam edeceğiz.
devamını gör...

sözlük yazarlarının duaları

güneşi her sabah vaktinde doğuran, galaksileri parmağında oynatan mutlak irade; ne olur bu aralar biraz da buralara bak. yarattığın canlılar, senin adına konuşma yarışına girip yeryüzünü kendi cehennemlerine çevirdi.

bize bağışladığın o muazzam akıl için şükürler olsun: sayesinde atomu parçalamayı başardık, şimdi de birbirimizi en estetik şekilde nasıl yok edeceğimizi hesaplamakla meşgulüz.

bizleri sınırlarla donattığın için minnettarız: kendi yarattığımız görünmez çizgiler uğruna kan dökerken, evrenin sonsuzluğunda ne kadar ufak birer nokta olduğumuzu unutturan o muhteşem kibrimize zeval verme.

adalet duygun için minnettarız: dünyanın yarısı diyet listeleri arasında boğulup obeziteden ölürken, diğer yarısının açlıktan ölmesini sağlayarak yeryüzündeki o muazzam kalori dengesini kusursuzca koruyorsun.

cennet ve cehennem dengen için teşekkürler: iyiliği sevdiğimizden değil, yalnızca senin kırbacından korktuğumuz ya da vaat ettiğin saraylara duyduğumuz açgözlülük yüzünden hizaya giriyoruz. ikiyüzlülüğümüzü en samimi ibadetimiz olarak kabul buyur.
devamını gör...

sözlük yazarlarının söylemek istedikleri şarkılar

ben, günümüzün en sessiz, en tehlikeli ve en görünmez istilasının; yani "beyin yiyici beyinsizler" topluluğunun canlı mağduruyum. hayatım boyunca hep iyi, sabırlı ve her şeye kafa sallayan o bilge dinleyici rolünü üstlendim. etrafımdaki insanlar beni bu yüzden çok sevdiler, yanımdan hiç ayrılmadılar. ancak bu sevginin faturası benim için ağır oldu. ne zaman kendi dünyamdan bir şeyler anlatmak için ağzımı açacak olsam, hemen lafımı ustaca kestiler. ağzıma bir parmak bal çalıp, o uyuşturucu tatla beni susturdular ve hemen ardından kendi bitmek bilmez egolarıyla zihnimi istila ettiler. onlar anlattı, ben eksildim; onlar sömürdü, ben tükendim. adeta zihinsel bir anestezi altındaydım. neticede içimdeki tüm renkli hücreler kurudu, kelimelerim tükendi ve kelimenin tam anlamıyla beyinsizleştim.

​bir süre sonra zihnimin tamamen boşaldığını, artık sadece o tatlı balı bekleyen ve karşı tarafa boş gözlerle bakan bir heykele dönüştüğümü fark ettiklerinde ise arkalarına bakmadan gittiler. çünkü artık sömürülecek bir beyin, bedava ikramlar sunan zihinsel bir açık büfe kalmamıştı. kimse uğramaz oldu beynime, kimse ağzıma o parmak balı çalmadı bir daha. kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyenler, sömürge düzeni bitince beni kendi çölümde yapayalnız bıraktı.

​kendi kurak coğrafyalarında tüketecek bir düşünce, çiğneyecek bir zihin bulamayan bu "beyin yiyici beyinsizler", pılını pırtını toplayıp hemen yeni, taze ve üretken bir dinleyici zihnine doğru yola çıkarlar. buldukları ilk taze beyine yerleşirler.
o güne kadar kullanmayı hiç beceremediği beyninin nihayet bir işe yaradığını sanan yeni kurban ise işe yarar hissetmenin verdiği hazla ağzına çalınan bir parmak balın tadını çıkarır beyni istilaya uğrarken hunharca.
​işte, "beyin yiyici beyinsizler" tarafından gerçekleştirilen bu "yiyip bitirdikleri beyni insafsızca terk etme" ve "yeni kurbanların beynine yerleşme" eylemine "beyin göçü" denir.
peki beynini yiyip bitirdikleri, beyinsiz kalan o zavallı bir zaman sonra ne olur biliyor musunuz ?
"beyin yiyici beyinsiz"
devamını gör...

yazarların evcil hayvanlarının fotoğrafları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazarların çektiği ağaç fotoğrafları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yazarların çektiği gün batımı fotoğrafları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın sözlük

günaydın dünya,
bizi görmezden gelsen de,
gözlerini üzerimizden çeksen de,
biz senin karanlığında kendi ışığını yakanlar olarak,senin sessizliğine karşı varlığımızın gürültüsüyle buradayız, bizi yok sayman, yok olduğumuz anlamına gelmiyor sadece senin körlüğünü simgeliyor, sende bir yer kapladığımızı kabul etmesen bile, nefesimizle atmosferine ortağız buradayız..

"günaydın" senin o devasa çarklarının arasında ezilmeyip, sabahın bu ilk ışığında, mağlubiyeti bir madalya gibi göğsünde taşıyanlar ve her yenilgiden yeni bir zafer çıkaranlar ve her sabah kırık dökük hayallerini yamayıp sokağa çıkanlar..

günaydın dünya; sen bizi birer istatistikten ibaret görsen de, bizler her sabah etten, kemikten ve bitmek bilmeyen o tuhaf umuttan yeniden doğuyoruz. sınırlarını çizdiğin bu koca sahnede biz, sen onaylamasan da kendi oyunumuzu oynamaya devam ediyoruz. hüznümüzle, öfkemizle, ama en çok da vazgeçmeyişimizle atmosferini titretmeye devam edeceğiz, bizi yutmaya çalışsan da, her sabah boğazında kalan o sert gerçek biziz. her sabah bizi aynı döngünün içine hapsetmeye çalışsan da, biz o döngünün dışına taşanlarız. senin gri betonlarına sığmayan, çatlaklarından sızan yabani çiçekleriz. bak yine uyandık buradayız.

günaydın dünya; biz, senin büyük anlatılarının altına düşülmüş o küçük ama inatçı dipnotlarız. sen bizi silmeye çalıştıkça, biz daha koyu harflerle yazılıyoruz, sen bizi birbirinden koparmaya, yalnızlaştırmaya ve rakamlara hapsetmeye çalışsan da; biz el ele tutuşmadan da omuz omuza durabilen o görünmez orduyuz.

bir günaydın da güneşi sadece senin gökyüzünde değil, birbirimizin gözlerinde görenlere. senin büyük zaferlerine, gürültülü alkışlarına ve bitmek bilmeyen hırslarına artık uzaktan bakanlara..

günaydın dünya; bizi yutamadın ama biz seni içimizde sindirdik, bak!, yine uyandık buradayız, görmezden gelinmeyi bir özgürlük, unutulmayı bir lütuf olarak kabul ediyoruz artık. sen bizi fark etmesen de olur; biz birbirimizin nefes alışındaki o yorgun ama tanıdık ritmi duyuyoruz. hâla buradayız ama artık bağırmıyoruz.seninle büyük savaşlarımızı verdik, yaralarımızı sardık ve şimdi bu vakur sessizliğin arkasına çekildik ama sen bakma sessizliğimize, biz artık aslında seninle kavga etmeyi bıraktık, sessizliğimiz bir boyun eğiş değil, senin gürültünden duyduğumuz bir yorgunluktur. sana boyun eğmeye gelmedik, seni olduğun gibi kabul etmeye de. sadece bizi hâlâ yenemediğin için biz buradayız, varlığımızın gürültüsüyle değil, yokluğumuzun o derin boşluğuyla senin atmosferine ortak oluyoruz. sesimizi duyurmak gibi bir derdimiz kalmadı; biz artık sadece kendimize konuşuyoruz..

günaydın; bir köşede sırasını bekleyenlere değil, sırasından vazgeçip kenara çekilenlere. başını omzuna yaslayıp dünyanın kendi etrafında boşuna dönüşünü izleyenlere, her şeyi anlamış olmanın o huzurlu kederiyle uyananlara, kendi içine iltica edenlere, bu devasa tiyatroda artık alkış tutmayanlara, sahne ışıklarından kaçıp gölgelerin hürriyetine sığınanlara.

​günaydın dünya; görmezden gelinmeyi bir zırh gibi giyindik üzerimize. sen bizi fark etmedikçe biz daha da güçlendik, daha da kendimiz olduk. sende bir yer kapladığımızı kabul etmesen de, her nefes alışımızda senin o kibirli atmosferinden bir parça çalmaya devam ediyoruz. bizi yutmaya çalıştığın her an, boğazına batan o keskin ve soğuk hakikat biziz, bize sormadan kurduğun bu sahnede, bizi hâlâ yenemediğin için buradayız günaydın.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim