çocukluğumda her 2 hafta da bir mahallemize gezici kütüphane gelirdi. o kadar kitap arasından rastgele aldığım kitap şeker portakalı oldu.. hiç unutmuyorum , ilk önce kapağı dikkatimi çekmişti aslında ama eve gidip bir kaç sayfasını okuduktan sonra hemen içine almış olacak ki bir solukta bitirmiştim. bana kitap okumayı sevdirdiği için bende yeri çok ayrıdır..
sesli kitap uygulaması sayesinde bütün rus edebiyatını bitirdim, oblomov ile de noktayı koydum.
aslında tembelliği dışında son derece saf ve iyi niyetli bir karakter.çevresi tarafından sürekli dışarı çıkmaya ve sosyalleşmeye zorlanan oblomov aslında kendi haline bırakılsa uşağı zahar’la (sürekli atışmalar olsa da )gayet mutlu bir hayat sürer..angarya işlerden hazzetmez ve sürekli ertelemenin yollarını arar..bu yüzden de başına gelmedik kalmaz..neyse ki onu seven insanlar vardır etrafında da çekip çevirirler hayatını..
pandemi ve yasaklar sayesinde sürekli evde olmanın getirdiği o miskinlik ve dışarı çıkmaktan pek de mutlu olmayanlar kervanına katılmaya ramak kaldığı için , zaman zaman oblomov’da kendimden bişeyler bulduğum ve empati yaptığım zamanlar oldu. çok doğru zamanda karşılaştığım bir kitap oldu.. eğer siz de rus edebiyatını sevenlerdenseniz mutlaka okuyun yada vaktim yok diyorsanız siz de çalışırken benim gibi bir taraftan dinleyin.
alışverişe gitmek.. bu yüzden artık herşeyi internetten sipariş veriyorum. bir beden büyük yada küçük gelse de hiç önemli değil giyerim her türlü. şimdi kim kargoya gidip iade edecek değil mi?
yakın zamanda dizi olarak da uyarlanmaya çalışılmış, son derece ironik distopik bir dünyayı anlatan, teknolojinin ileri seviyeye ulaşmasına rağmen, toplum düzeni ve ahlaki değerlerin deformasyona uğradığı, kitabın adı “cesur yeni dünya” olarak çevrilmiş olsa da aslında “güzel yeni dünya” olan ve zamanına göre ileri seviyede yazılmış tavsiye edilesi bir kitaptır
bazen bir film izlerken oradaki karakter sana çok yakın gelir, hemen bir bağ kurarsın, keşke gerçek hayatta bu kişi olsa ne iyi arkadaşım olurdu dersin.. yada onun hüznüne de sevincine de istemsiz ortak olursun..” mary ve max”de her iki karakterde de aynı duygular canlandı bende.
ayrıca bazen aradaki yaş ve mesafenin dostluk kurmak için engel olmadığını çok güzel anlatır..
oldukça hüzünlü ve duygu yüklü bir hikaye..
izlediğim ender güzel stop motion animasyonlarından biri olup, tavsiye ettiğim bir filmdir..
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.